Aptal puma sendromu...
Pumayı bilirsiniz. Hani vahşi kedilerin uzak atalarından. Oldukça yırtıcı bir et oburdur. Birçok özelliğiyle ünlüdür ormanların bu harika kedisi. Ama en çok da hızlı ve kıvrak koşusu ile tanınır. Avının peşine düştüğü andan itibaren giderek hızlanan ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya koyan hareketlerini seyretmek bir zevktir. Bu ölüm koşusu bazen pumanın, bazen ise hayatı için koşan avın zaferi ile sonuçlanır.
Puma avının peşinde sürdürdüğü 'ölüm koşusunu' her zaman avının cüssesine göre ayarlar. Yani bir ceylanı ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden koştuğu süre aynı olmaz. Çünkü pumanın genlerinde deneyimlerinden elde ettiği içgüdüsel akıl onu uyarır. Koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip başka av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden çok daha az koşar. İşte ormanların vahşi avcısı pumayı uygarlıkların kurucusu insana örnek eden bu özelliğidir.
‘Aptal puma’ sendromu bunun tersini yapan insanların ruh halini ifade etmek için, yani bir tavşanın peşinden yıllarca koşan, sonra da yakaladığı tavşanı bir öğünde bitiren insanlar için kullanılır. Başarının sırrı pumalıktan, yani harcanan emek sonunda ulaşılacak sonucun değer ilişkisini iyi saptamaktan geçiyor.
Sizin de yıllarca peşinden koştuğunuz bir tavşan varmı?