MAK’ TA ALINAN KARARLAR
(Sakar Mekeyi Koru, Kekliğimi Yok Et! )
- Sevgili okurlarım aşağı yukarı 46 yıllık avcılık yaşamımın yanı sıra 20 yıla yakın avcılık için ulusal ve yerel basında yazılar yazarım. 4 yıl üst üste Merkez Av Komisyonu toplantılarına katıldım ve o toplantılarda nasıl mücadele ettiğimi başta avdoğa dergisi sahibi Kamil Üçbaş, TAF Avcılık Asbaşkanı Atilla Tankut ve dava arkadaşlarım iyi bilirler.
Merkez Av Komisyonuna seçilmiş bölgesel avcı üye arkadaşlar!
Bu yıl Merkez Av Komisyonunda alınan kararlar beni ve başkanı olduğum derneğimin binlerce üyesini memnun etmedi…
Sizler Ankara’ya gövde gösterisine, popüler olmaya, Yaban Televizyonunda görüntülenmeye gitmiyorsunuz, baktınız alınan kararlar hatalı ve içinize sinmiyor, kabul etmeyin kardeşim!
Ege Bölgesi MAK avcı üyesine tek bir sorum var: Sen oraya ege bölgesini temsilen gittin peki 29 Ocak’ta vurduğun kekliğin içinden çıkan yumurta ile omlet mi yoksa menemen mi yapacaksın?..
Bu sözlerim MAK’ a avcıları temsilen giden bölge temsilcilerine.
Birde avcı kimliğine bürünüp 2007-2008 MAK toplantısında yaptığı gibi avcıları sırtından vuran Kahraman Maraş- Elbistan Av Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ali Haydar Doğan’a ne demeli?
Derneğin adı içinde avcılık kelimesi bile geçmeyen bir sivil toplum örgütünü başkanının, avcıları ilgilendiren en önemli toplantıya nasıl olup ta
seçilip katılabiliyor ben 2007 yılından beri anlamış değilim!..
Tahmin edebiliyorum ülkemizdeki bir çok yasal avcı dostumuzda anlayamamıştır!..
Bu kişi 2007 de yaptığı gibi gene yapacağı yapmış oylamalarda avcı üyeleri ve toplantıya TAF ’ı temsilen katılan Atilla Tankut ’u adeta sırtlarından vurmuş.
Dikkat ettiyseniz son üç yıldır bölgesel seçimlerine bile katılmıyorum çünkü iş havanda su dövmeye benziyor...
Biz avcıların adeta yol haritası olan Merkez Av Komisyonu kararlarını ülke avcıları olarak sabırsızlıkla bekledik. Bu yıl genel seçim dolayısıyla bir ay gecikerek toplanan Merkez Av Komisyonu geçmiş yıllara göre değişiklik keklik avının açılış ve kapanış tarihleri ve limitlerde oldu. Buna göre avcılar bu yıl bir av gününde 4 keklik ve 12 adet bıldırcın vurabilecek. Göçmen kuşlardan olan ve sayıca en fazla popülasyona sahip sakar mekenin günlük limiti üç!
Bizim yerli kuşumuz kınalı kekliğin günlük limiti dört!
Gerçekten anlamak zor!
Tüm bunlardan sonra insana;
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Diye sormazlar mı?
Alınan kararlar iç Anadolu ve doğu bölgeleri avcılarını sevindirirken Biz Ege bölgesi avcılarını üzdü. Geçmiş yıllarda İl Av Komisyonlarının gönderdiği raporlar doğrultunda alınan kararlar, bu yıl adeta amacından saptırıldı.
“Her yer aynı tarihte açılsın yoksa bölgelere yığılma olur” düşüncesiyle
Keklik avının açılış ve kapanış tarihleri tam evlere şenlik oldu! Diğer bölgeler için bu iyi bir düşünce ancak Ege Bölgesinin hava şartları dolayısıyla kınalı keklik avının Eylül ayı ortalarında açılıp ( 15.10.2011 açılış.) en geç Ocak ayının 2. haftasın sonunda kapanması gerekirken bu tarih ayın sonunu ( 29.01.2012 kapanış.) buldu. Halbuki Kınalı Keklik bu bölgede 15 Ocak’tan sonra çiftleşmeye başlar!..
Bir diğer anlaşılmaz karar bıldırcın avının kapanış tarihi oldu. Bu Av Döneminde 1. Grup av kuşlarından olan bıldırcının avcılığı 27 Kasım 2011 tarihinde sona erecek. Yani göçmen kuşları koru, Kekliği yok et! Bu tarih Ege Bölgesinde genellikle pamuk tarlalarında yapılan bıldırcın avcılığı pamuk
hasadı sonuna denk geliyor…
-Bu ülkede avcılığın sorumlusu eski adı ile Çevre ve Orman yeni adı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı.
Geçen yıllarda Bakanlıktan bölgelere gönderilen görevli arkadaşlar hemen, hemen her bölgeye gittiler.
Biz avcı dernekleri olarak kendi bölgelerimizdeki sıkıntıları dile getirdik, onlarda not aldılar ve gereğini yapma sözü verdiler.
Peki aradan bunca zaman geçmesine rağmen yapılan olumlu bir şey var mı?..
Ben her şeyden vazgeçtim av koruma diye her il ve ilçede bir ekip kurulmuş.
Sizler hiç korunan bir şey gördünüz mü?..
Nisan ayında üveyikler yeni geldiği zaman Milas'ta üveyiklerin kökünü kazdılar!
Geceleri projektörle tavşanları katlediyorlar!
Bir Allahın kulu çıkıp; “Ya sen ne yapıyorsun arkadaş” diyen olmadı!
Milas’a bağlı Sakarkaya, Narhisar, Göldere, Karacahisar ve Kılavuz köylerinde av dönemi açık olsun olmasın her hafta sonu domuz ve tavşan avı yapılıyor!
Denetimde yok, korumada yok, dur diyende yok!
Devletimizden her ay maaşını alıp bu parayı hak ederek çoluk çocuğu ile gönül rahatlığı ile yiyen! Bu işin sorumlularını arıyoruz, adam tamam deyip telefonu kapatıyor ama sözde
AV KORUMAYI gören yok...
Olan bizim telefondan giden kontura oluyor!..
Ha onların da haklı tarafı yok mu? Elbette var. Koskoca bir alana iki tane koruma memuru verilmiş! Birde bu kişiler başka ilçeden, adamlar her gün yol parası vermekten helak olmuş, hangi birisine yetişecekler?..
Ülkemizin dört bir yanından aldığım duyumlara göre Av Koruma her yerde aynıymış.
Yani yaban hayatını koruyan sadece gelecek nesilleri de düşünen vicdan sahibi yasal avcılar...
Arabanın koltuğundan inmeden gezmeyle, gece zahmetsiz bıldırcın teybi toplamakla ve sulak alanların çıkış yerlerinde beklemekle av koruma olmaz! Koruyacaksan benim öz değerimden olan kınalı kekliğimi ve tavşanımı koru!..
Aslında bu aksaklıkları yazacak olsam sayfalar almaz.
Laf başı geldi mi bende dahil bir çoğumuz avcılığın haftada 7 güne çıkmasını yıllardır dilimize dolarız.
Öncelikle biz elimizdeki üç günü sıkı tutalım!
Günlerin artması ile uğraşacağımıza, gün be gün avcılığa kapatılan veya kapatılması planlanan yerleri savunalım.
Bizim ülkede en kolay şey yasak koymak! Nerde sulak alan varsa bir, bir ava kapatılmakta, bu gidişle yasaklanmadık sulak alan kalmayacak!!!!!
Yaban televizyonuna serzenişlere gelince, orada konuşulanları inanın bakanlıktakiler bir kez olsun açıp izlemiyorlardır bile...
Bir kaç kez katıldığım programlarında hiç dikkate alınmadığı gibi!..
Yıllardır avcılık için yapmadığım şey kalmadı. Birliktelikten dostluktan bahsedenlerin çoğu bir şekilde çıkar peşinde, bu yüzden bir çok kez kazık yedim!
Baktım bir şey olacağı yok bu yüzden burnumu 3 yıldır hiç bir şeye sokmuyorum...
Hoşçakalın.
Linklerin Görülmesine İzin VerilmiyorLinki Görebilmek İçin ÜYE OL veya GİRİŞ YAP
Not: avdoğa dergisi eylül ayı sayısında yayımlanmıştır.