|
|
 |
« : Haziran 26, 2009, 02:30:20 ÖS » |
|
TAKILIR GÖNLÜM KINALI’MIN KANADINA…!!Yine gelmişti zaman, hazırlıklar tamamdı. Arkadaşlarımla son kontrolleri yapmış ve önümüzdeki kilometrelerce uzayıp gidecek hasret yoluna doğru yola çıkarken dualarla ardımızdan dökülen suların serinliği yüreğimize yansımaktaydı. Zaman geçmek bilmiyor, uzadıkça uzuyordu yollar önümüz sıra, hasretin ateşi doruğa çıktığında. Ben ve arkadaşlarım 1600 km yolun ardından Hasan kardeşimin ocağına vardığımızda sevinçten gözlerimiz ışıldıyordu, hasretle kucaklaştık. Ağrı dağının o muhteşem görüntüsü her zaman olduğu gibi yüreklerimizi fethetti. Ne de güzel duruyor, var mı benden yükseği dercesine. Hasan kardeşim, tavşan kanı çayı demlemiş bile. Doldurduk hasret çayından bardak bardak. Bir yandan çaylarımızı yudumlarken, bir yandan da ertesi gün çıkacağımız kınalı avının planlarını yapıyorduk. Planlar yapılırken bir taraftan da gecen yıl yapmış olduğumuz avın anılarına takılmadan edemiyoruz. Bütün sataşmalar Çakır ağabeyimin üzerinden yola çıkıyor ve dönüp dolaşıp yine kendisinde son buluyor. Çakır ağabeyim yapmayın, etmeyin eylemeyin dedikçe muhabbetin ateşine bir parça odun daha atılıyor, gülüşmeler uzadıkça uzuyor. Vakit akşam olduğunda Hasan kardeşimin o gani gönlü yemek sofrasına yansımış, önümüzde krallara layık bir menü. Ben her seferinde ne gerek var bu kadarına diyorum ama Hasan bu hep böyle. Ne yaptım ki, deyip yüzüme bakıyor o kendine has gülümsemesiyle. Akşam yemeği son bulduğunda yeni demlenmiş taze tavşan kanı çaylar geliyor ve av muhabbetleri kaldığı yerden devam etmeye başlıyor. Bir yandan da, sabah hazırlıkları yapılıyor. Tüfekler, fişekler, giyeceğimiz kıyafetler ve yanımıza alacağımız malzemeler. Bu arada sataşmalar diz boyu, herkes birbirine posta koyuyor. Tam o sırada pof diye bir patlama sesi ile irkildik. Ne olduğunu anlamaya çalışırken sobanın fırlayan üst kapağını fark ettik. Hepimiz şaşırmış bir halde kendimizi sorgularken Hasan kardeşimin küçük oğlu Fırat kapının aralığından muzipçe bize gülümsüyordu. Fırat, hazırlık yaptığımız bir anda nereden eline geçirdiyse bir fişeği kaşla göz arasında yanan sobanın içine atmış. Tabii bunu anlayan Hasan bir hışımla yerinden kalkıp bre namussuz gel çabuk buraya dese de, Fırat gelir mi..? Bu patırtı gürültüde son bardak çaylarımızı yudumladıktan sonra yatma vakti geldi çattı. Yere serilmiş yataklara uzanıp, saten yorganları üzerimize çekerken avın heyecanı doruğa çıkmıştı bile. Sabah, 05.00 de kalkılacaktı. Beyler herkese Allah rahatlık versin. Tatlı rüyalar derken Çakır ağabeyimin horultusu gelmeye başlamıştı bile. Üzerimize çöken yol yorgunluğunun baskısı ile bende daha fazla dayanamadım, dalıp gitmişim. Sabah 05.00 de saatin alarmı çalmasıyla birlikte herkes namlunun ucundaki kurşun misali yataklarından fırlarken Çakır ağabeyim yatağın içinde saten yorganın içerisinden başını çıkarmış gözünün biri açık, diğeri kapalı bir halde gür ve telaşlı bir sesle soruyor…!! Naim, keklikler nereye kondular..!? Ben bu fırsatı kaçırır mıyım hiç. Hemen yapıştırdım cevabı tuvaletin kapısını göstererek. Kahkahalar odayı çınlatırken sabah kahvaltısı da hazırdı. Bir kuş sütümüz eksikti. Bunun içinde üzülmedik. Dışarıya çıktığımızda köpeklerimizi saldık, onlar bizden daha heyecanlıydılar. Durdukları yerde duramıyorlardı. Arabaya binip yola koyulduk. Avlanacağımız bölgeye vardığımızda gün doğmak üzereydi. Hazırlıklar tamamdı, tüfeklerimizi kılıflarından çıkardık ve besmele ile doldurduk. Yavaş yavaş tırmanmaya başladık, keklik dağına doğru. Güneş doğduğunda dağlar inliyordu keklik sesleriyle. Bir an durdum, tertemiz havayı derin bir şekilde içime çekerken sesleri dinlemeye koyuldum. Ne güzelde ötüyorlardı... Heyecanım had safhaya ulaşmıştı. Tam o sırada o sırada dağları inleten tüfek sesleri ile irkildim. Şans bu ya arkadaşların önünden kalkan keklik alayı benim önümdeki boğaza yamanmıştı. Arkadaşlar karşı yamadan sesleniyorlar önüne kondular dikkat et diye. Bende gördüğümü ifade ettim. O bölgeye yaklaştığımızda kızım Cola kokuyu almıştı bile heyecanlı bir şekilde aramalarını sıklaştırmış, daha detaycı davranmaya başlamıştı ki, işte o muhteşem ferma. Sabah güneşi arkamdan vurmaktaydı, Cola fermada ve benim kalbim dışarıya çıkacak bir halde öylece pür dikkat pozisyon aldım. Senenin ilk keklik avı ve ilk ferma. Dikkatli olmam gerekiyordu. O ne kızım fermayı bozdu, başladı emeklemeye, amansız takip başlamıştı. Fermalar birbirini kovalıyordu. Öyle bir yere geldik ki, oradan ötesi yürünecek bir yer değildi ve Cola mıh gibi çakılmış buraya kadar der gibi duruyordu. Tüm dikkatimle nereye uçacakların hesabını yaparken bir gürültü koptu ki, sormayın gitsin. Kalabalık bir alay kınalı öyle bir harladılar ki, ortalık toz duman oldu. Tüfeğe yapışmam ile birlikte alaydan ayrılmış bir horoza yöneldim ve tetiğe bastım. Müthiş bir patlama sesi ve havada uçuşan tüyler. Ne var ki, kızım fermayı bozmamış hala bekliyordu. Hemen tüfeğimi kırıp, fişeği yeniledim. Sürü kalkmıştı ama demek ki, kalan vardı. Colanın hemen ardına sokuldum ve dikkatli bir şekilde önünü kontrol etmeye başladım. Bir türlü kekliği göremiyordum. O sırada kızım tedirginleşti hafifçe hareket etti ve tam o sırada koca bir horoz daha o muhteşem sesiyle havalandı. Öylesine güzel uçuyordu ki, tüfeğimi yüzlemedim bile onun o asil uçuşunu seyretmek her şeye bedeldi. O sırada Cola vurmuş olduğum kekliği aport etmiş bana doğru gelmekteydi. Aldıktan sonra kınalımın tüylerini düzelttim, sevdim okşadım ve kuşluğuma astım. O sırada tüfek sesleri bir biri ardına gelmeye başlamıştı. Önümdeki sert vadiyi geçtikten sonra arkadaşlarım ile bir araya geldik. Hemen hemen herkes nasibini almıştı. Çakır ağabeyim hariç. Ne oldu diye sordum, sormaz olaydım. Vay anam vay dağlar inliyor. Bir tüfeğe söyleniyor, bir fişeklere. Bu arada köpeği Dost'da nasibini alıyor garibim. Dedim bu köpek, tüfek ve fişekler kötü. Sen en iyisi bunların hepsini Hasan’a ver Çakır ağabey. Hasan başını geriye atıp, yüzünde muzipçe bir gülümsemeyle ne yapacağım ben onları işe yaramıyor ki, deyince ben ardından hemen ekledim o zaman sana Çakır ağabeyi verelim. Gülüşmelerden dağlar inliyor, arkadaşlar birbirinden mendil istiyor gözlerindeki yaşları silmek için. Bu muhabbetler eşliğinde molamıza son verip tekrardan kınalıların peşine koyulduk. Önümde derin bir vadi vardı, onun yamacından gitmeyi planladım. Kekliklerin o vadiye girmiş olma ihtimali yüksekti. Zor arazi şartlarında yürümeye çalışırken, önümden tek bir kınalı fırladı ama dengemi bulup ateş edemedim. Tahminim tutmuştu buradaydılar daha dikkatli olmam gerekiyordu. Vadinin üst yamacında Mehmet ile Seyfullah birlikte yürüyorlar, Aziz ise biraz daha yukarıda. Bana dikkatli olmam konusunda uyarılarda bulunuyorlar. Cola, yirmi metre kadar üzerimde aramalarını sürdürmekteydi, heyecanına bakılırsa kınalılar önümüzde sekiyorlardı. Derken kızım fermayı bastı ve bende zor arazi yapısında ilerleyerek usulca yanına sokuldum. Kızım hafifçe başını bana doğru çevirip baba geldin mi dercesine baktı. Zemin öyle kötüydü ki, dengede durmak bir mesele neyse sabit bir kayanın üzerine çıkıp pozisyon aldım. Dikkatli bir şekilde bekliyordum kınalım nereden kalkacaktı acaba. Birkaç dakika böylece kaldık ve o sırada Seyfullah önünden kalkan bir kınalıya tüfek atınca, o anda önümüzdeki kınalı fırladı ve tüfeğimi yüzleyip tetiğe peş peşe asıldım. Eyvah kötü bir atış, keklik parça kanat oldu ve bir hayli öteye düştü. Kızım peşine takılırken, bende kötü zeminde yavaşça ilerleyerek o tarafa doğru yöneldim. Birde baktım ki, Cola kınalıyı yakalamış bana doğru gelmekte. Eh be kızım ben sana ne diyeyim, benden esaslı bir kemiği hak ettin şimdi diye söylenirken o da görevini yapmanın sevinci ile kuyruğunu bir oyana, bir bu yana sallamaktaydı. Çok geçmedi arkadaşlar ile bir araya geldik, herkes neşeli, çakır ağabey başka bir neşeli. Hayrolsun deyip, ne olduğunu sorgulayacak oldum ki, sırtından koca kulağı çıkardı. Vay dedim Çakır ağabeyim gene yapmışsın avını. Biraz mola verdik. O ana kadar yapılan avın anlatımları ile gönül sohbetleri birbirine karışırken, takılmalar ve gülüşmeler eşliğinde arabaya doğru dönüşe geçtik, vakit daralmıştı. Bu arada Çakır ağabeyim benimle uğraşmadan edemiyor. İkide bir bana tavşanın kulaklarını gösteriyor. Çakır ağabey avcılık bu rastgele diyorum. Bakarsın bana da denk gelir, bellimi olur diye söylenirken benim kızım bir telaşlandı ki, ne oluyor demeye kalmadan koca kulak fırladı. Tüfeğimi yüzledim ve tetiğe asılmam ile koca kulağın devrilmesi bir oldu. Çakır ağabeyim söyleniyor ne ballısın diye. Ben altta kalırsam olmaz tabii ki, lafı gediğine koyuyorum. Yahu Çakır ağabey; sana olunca av, bana olunca bal mı oluyor yani diye. Kahkahalardan koca dağlar inliyor. Bu avcılık, nasıl bir duygudur, nasıl bir sevdadır ki, bizi alıp götürür yüreğimizin takıldığı deryalara. Bu duygular içerisinde yol alırken, karşılıklı atışmalar sürmekte. Herkes ortak bir noktada buluşmuş birbirimize şakalar yapıyoruz. Arabaya oldukça yaklaşmıştım ki, o sırada kızım pek heyecanlandı ve sağ tarafıma doğru yöneldi. Tepeye doğru çıkmaya başladı. Bende ardında takipteyim, yetişmekte zorlanıyorum bir hayli yorulmuşum. Tepeye vardığımda kızım fermada öylece duruyordu, her zaman olduğu gibi hafifçe bana bakıp geldiğimi sorguladı. Heyecan doruktaydı, sokuldum ve pozisyon aldım her şey tamamdı. Tüfeğimi kırdım ve omzuma astım. Beklemeye başladım. Heyecanım doruktaydı. Biliyordum az sonra kalkacaktı kınalım ve öylede oldu. Koca bir horoz o muhteşem sesiyle harladı. Dağın yamacından aşağıya doğru süzülürken GÖNLÜM TAKILIP GİTTİ KINALI’MIN KANADINA..!! Bu güzel duygular içerisinde günü tamamlayıp, bir av gününü daha kazasız belasız tamamlamanın huzuru içerisinde eve dönüş yolculuğuna başladık, bir dahaki av zamanının heyecanı içerisinde. Rastgele…
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 26, 2009, 02:45:08 ÖS Gönderen: Naim ÖZAVCI »
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
WwW.aVKoLiK.NeT [ Av Keyfiniz ]
|
 |
« : Haziran 26, 2009, 02:30:20 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #1 : Haziran 26, 2009, 04:28:59 ÖS » |
|
Ordaymış gibi yaşattın abi...Ayrıca başlık harika ..Bu yazıyı bekliyordum senden ne zamandır..Bölümünde sabitledim abi konuyu..Teşekkürler
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #2 : Haziran 26, 2009, 04:45:19 ÖS » |
|
Saygı ve sevgiler Naim beycim, özletmiştiniz kendinizi ama bu güzel anınızla yine çoşturdunuz yüreklerimizi, çok teşekkürler.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #3 : Haziran 26, 2009, 08:27:53 ÖS » |
|
Naim Abi! eline,emeğine vede yüreğine sağlık.... Gerçekten çok güzel anlatmışşın abi.... Daha doğrusu sanki bizde oradaymışız hissi yarattın bizde..... Eeeee,usta avcı avcılığı kadar anlatmayı,paylaşmayıda becermeli değilmi? Yoksa nerde kalır ustalık... Bize niye usta demiyorlar şimdi anlıyorum...... Sevgili abim! inşallah en kıs zamanda yine o can dostlarının yanına gidip yine o neşeli muhabbetlerle bereketli avlar yapmanız dileklerimle..... Saygılar.....
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #4 : Haziran 26, 2009, 11:50:26 ÖS » |
|
Naim bey elinize yüreğinize sağlık.anlatım harika çok akıcı.teşekkürler....
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #5 : Haziran 26, 2009, 11:55:18 ÖS » |
|
Kardeşim harika anlatım mükemmel paylaşım yine aldın götürdün beni farklı dünyalara farklı meralara ne keklik kaldı ne tavşan hepsinden nasibimi aldım gitmesemde vurmasamda o avlar meralar benim tek kelimeyle süpersin Manisada selam.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #6 : Haziran 27, 2009, 09:15:53 ÖS » |
|
ömrümüz yettiği sürece allah izin verir ise sizin gibi güzel anılarımız ve dostluklarımız ile güzel vakitlerimiz anılarımız anlatımlarımız olur inşallah Naim abi uzun süredir tatilde idiniz sanırım özlemişiz galiba sizi Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin ÜYE OL veya GİRİŞ YAP saygı ve sevgiler
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #7 : Haziran 27, 2009, 10:44:31 ÖS » |
|
Naim kardeşim! Gönlüne, yüreğine sağlık. İşte bukadar olur...Adına (Özavcı) yakışır bir av ve sohbet olmuş. Teşekkürler...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #8 : Haziran 27, 2009, 11:27:04 ÖS » |
|
abi, ağzına, yüreğine ve emeğine sağlık, Allah muhabbetinizi bozmasın, böyle ekiplerde av yapmanın nasibide duygusuda başkadır. bir ömür av yapıpta böyle dostluk yaşamamış avcıyım diyenler gördüm. Dostluğunuz daim olsun. Afyondan selamlar.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #9 : Haziran 28, 2009, 12:19:25 ÖÖ » |
|
naim abi eline yüreğine sağlık bu kadar güzel anlatılmazki ...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #10 : Haziran 28, 2009, 06:59:47 ÖS » |
|
EVET NAİM USTA TÜM AVCI DOSTLARIMIZIN ÖRNEK ALMASI GEREKEN TAVIR VE DAVRANIŞINIZDAN DOLAYI SİZİ KUTLARIM.SAĞOLUN VAR OLUN RASTGELE
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #11 : Haziran 29, 2009, 08:48:01 ÖS » |
|
Bu sevdaya şapka çıkartılır.Ağzına yüreğine sağlık Naim ağabey.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #12 : Haziran 29, 2009, 09:34:03 ÖS » |
|
EVET NAİM USTA TÜM AVCI DOSTLARIMIZIN ÖRNEK ALMASI GEREKEN TAVIR VE DAVRANIŞINIZDAN DOLAYI SİZİ KUTLARIM.SAĞOLUN VAR OLUN RASTGELE
Evet Naim abi, bende Cemal Reis gibi aynı duygu ve düşünceleri paylaşıyorum. Develiden selamlar.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #13 : Haziran 30, 2009, 10:41:29 ÖÖ » |
|
Sevgili Naim abim harikasın vallahi.... İnan o muhteşem av gününü seninle birlikte yaşadım desem yeri var... Hele o Ağrı dağının endamlı duruşundan bahsettiğin yer beni resmen bitirdi...Ağrı dağını görmeyen arkadaşlarımız varsa onlardan ricam bir yaz tatilinizden birkaç günü ayırmanız ve o muhteşem doğa harikası,o bulutların üztünde kalan zirvesini eteklerinden izlemeniz...inanın bana değecektir buna....zaten her tarafı tarih dolu... Naim abicim; çok güzel bir av günü geçirmişsiniz ama yazını okurken yine aklıma şu limit olayı takılıverdi... sen koca yolu git ve 2 tüfek at geri dön...aklım almıyor bunu...bu bir avcı için resmen bir zulüm değilmi abicim...tamam herşeyi anlıyorum avın güzelliği dostlarla geçirilen güzel bir gün,akıllarda kalan hep anılar,kınalının kanadına takılan gönüller ama.....ama... neyse değerli abicim bunlar ayrı konular bunlarla bu güzel anılarla dolu yazınızın büyüsünü bozmak istemem...inanın bana gerçekten çok güzel ve büyüleyici bir anlatım şekliyle beni okurken sürükleyip taaa Ağrı'ya kadar götürdünüz ağzınıza,yüreğinize ve kaleminize sağlık...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #14 : Haziran 30, 2009, 01:57:14 ÖS » |
|
EVET NAİM USTA TÜM AVCI DOSTLARIMIZIN ÖRNEK ALMASI GEREKEN TAVIR VE DAVRANIŞINIZDAN DOLAYI SİZİ KUTLARIM.SAĞOLUN VAR OLUN RASTGELE
Evet Naim abi, bende Cemal Reis gibi aynı duygu ve düşünceleri paylaşıyorum. Develiden selamlar. Linklerin Görülmesine İzin VerilmiyorLinki Görebilmek İçin ÜYE OL veya GİRİŞ YAP
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
WwW.aVKoLiK.NeT [ Av Keyfiniz ]
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|