Ağustos 14...... Çankırı Atkaracalar. Saat öğlenden sonra 13:00 suları. Alev vuruyor anızlardan insanın yüzüne. Sezonun ilk günü, acıkmışız ava, akşama kadar gezmek istiyorum tepedeki ateş topuna aldırmadan. Diğerleri lokomotif hızıyla çalışan göğüsler ve yerlerde sürünen dilli köpeklerle çoktan arabalara dönmüşler.Kuş seyrek ama eğlendiriyor, sıcaktan sınırlara atmış kendini. Bulmak daha kolay artık. Önümdeki köpek robotlaşmış adeta, sıcağa aldırış etmeden öyle ahenkli geziyor ki ha durdu ha duracak diye heyecanla dolaştırıyor arkasındaki avcıyı. Nitekim çok geçmiyor ve duruyor iki tarla arasındaki sık dikenlikte. Çirkinleşen bir surat gergin yay gibi bir vücut, yere paralel kamçı gibi kuyruk, titreyen kaslar inip kalkan derin bir göğüs. Arkadaki panoramayla bütünleşmiş inanılmaz bir göz ziyafetinin ardından “tut” komutuyla kalkan bıldırcın............Pointer üniversal bir köpektir ve tüm dünyada yerden havalanan kuşların avcılığında kalitesi tartışılmaz. İngiliz Pointerde 3 belirgin özellik vardır. Bunlar, bazen dezavantajda olabilen SÜRAT, her avcıyı şaşırtan müthiş KOKU alma kabiliyeti ve eleştirilemeyecek en büyük özelliği STİL’dir. Gerçektende bir Pointerin ferma sırasında verdiği enstanteneleri, gözlere sunduğu ziyafeti başka hiçbir ırk veremez. Yanlış olarak İngiliz Pointeri de denir, ancak bu adlandırma ırkı diğer Pointer çeşitlerinden ayırdığından dolayı yaygınlaşmıştır.
Bir çok kuş köpeği gibi pointerin orijini İspanyadır. 1713 yılında İngiltere’ye Utrech barışından sonra dönen askerler tarafından sokulmuşlardı İri ve yavaştılar ama muazzam bir koku kabiliyetleri vardı. Yavaşlık 1700’lü yıllarda dezavantaj değildi ancak av tüfeklerindeki gelişmeler ve avcılığın yaygınlaşıp aristokratların ve asillerin hobisi olması doğrultusunda, 1800’lü yıllarda av tüm İngiltere ve İskoçya’da son derece popüler bir hal aldı. Öyle ki toprak sahibi asiller daha fazla av vurup yerel gazetelerde haber olabilmek için birbiriyle yarışır oldular (pointerde oluşan getirme sorunları bu yıllara dayanır, çünkü o yıllarda bol olan mihmandarlar köpeklerden daha ucuzdu ve zamana karşı yarış vardı. Dolayısıyla asilzadeler vurulan avı köpeğin getirmesiyle vakit kaybetmeyip bu işi özel kiralanmış çantacılara yada retrieverlara yaptırıyorlardı. Sonuçta Flat Earth denilen sendrom ortaya çıktı, yani pointerler vurulan avı getirmezler. Elbette getirmezlerdi çünkü bunun için hiç eğitilmemişlerdi). Rekabet beraberinde daha hızlı pointerleri bulmak için genetik arayışı getirdi. William Arkwright’ın the pointer and his predeccesors (pointer ve ataları) adlı kitabında yazdığına göre, her toprak sahibinin kendi özel pointer ırkı oluşmaya başladı. Bu süreci kısaca özetlemek gerekli zira 1800’lü yıllarda, en randımanlı ve kaliteli pointer ırkları hakkında bilgi sahibi olan William Arkwright’in genetik çalışmalar hakkındaki yazıları bile sayfaları doldurur. Eldeki köpeklerin arasında en hızlı yavrular alındı bunlar agresiflik ve avı bulmaya yönelik hırs kazanmaları için bullterrier, sürat ve canlılık kazanmak içinde foxhound denilen suratli ırklarla çaprazlandılar. Ancak bu sefer de ortaya çıkan köpekler çok sert ve dikbaşlı oldular, ve zaman içerisinde ırk yumuşatılarak, en iyi huylu yavrular damızlık kullanılarak günümüz çağdaş pointerine ulaşıldı.
Pointerler genellikle setterlerden çok daha zor köpeklerdir, öyle ki işler eğitim sırasında ters gitmeye başlayınca uzun bir süre ara vermenin büyük faydası vardır. Ara verme yönteminin öğrenme çağında olan köpeğe zararı fazla olmaz. Çünkü pointer, seterlerin aksine ileri ki yaşlarda kavrama ve öğrenme kabiliyetlerini kaybetmezler.
Pointer sahibi olmak isteyen avcı mutlaka otorite sahibi, sabırlı, ve eğitim konusunda bilgili olmalıdır. Pointerlerdeki bazı psikolojik sorunlar yavru dönemindeki sosyal eğitim yetersizliğinden dolayı da olur. Bazılarınınsa doğasında vardır. Köpek eğitmeni ve avcı John Nash, pointerle setter arasındaki farkı şöyle tanımlar; “Seter sizin gözlerinizin içine bakarken pointerin gözleri dağlardadır” Pointeri olanlar bilirler ki av sırasında bir pointeri sevmek için bile yanınıza çağıramazsınız, onun tek amacı avı bulmaktır. İngiltere ve İskoçya’daki köpek yetiştiricileri arasında bir fıkra vardır “Profesyonel bir eğitimci oğluna köpekleri dövmeden ve hor kullanmadan sabırla ve güzellikle yetiştirmek hakkında bilgiler veriyormuş. Sonra bir gün çocuk babasının pointerini kırbaçladığını görmüş ve sormuş, baba hani köpeklerimizi dövmeden eğitecektik? baba cevap vermiş, evet oğlum doğru ancak bu bir pointer ve ben onun dikkatini çekmeye çalışıyorum”. Gerçektende pointerler zor eğitilen dik başlı ve fazla kıvrak zekası olmayan hayvanlardır. İnsanlara seterlerden çok daha uzaktırlar. Bir setere kalkan kuşu kovalamamayı öğretmek ancak bir av gününüzü alır. Pointer belki daha çabuk öğrenir ancak uygulamaya gelince bile bile gene o avı kovalar. Ünlü iskoç pointer ve seter eğitmeni ve yetiştiricisi Derriy Argue kitabında şöyle diyor “Seterimi tavuklarla dolu bir kümesin önünde bırakabilirim ancak pointerime asla güvenmem
Genel olarak fiziksel özelliklere değinmek gerekirse;
Renk: Puanterler tri color hariç her renkte olabilirler. Liver (ciğer rengi), limon, portakal yada siyah ve ender olarak self color denilen tek renk olanlara da rastlanır.Köpekte ki göz ve deri pigmentasyonu rengi tüydeki baskın renk ile uyumlu olmalıdır.Yani siyah paftalı bir pointerde açık renk göz fauldür..
Kafa: Eminim her avcı gerçek bir pointerin kafasının nasıl olduğun bilir. Kesme bir burun, alın ile doksan derece oluşturan derin stop ve avurtlu somak, yuvarlak gözler ve göz hizasından dökülen üçgen kulaklar.Stop ve burun ucu arasındaki somak mesafesi ne kadar uzun olursa o kada makbul kabul edilir.Doğru ölçü köpeğin okiptal ve stop arasında ki mesafesi ile stop ve burun ucu mesafesinin eşit olmasıdır
Vücut: Pointerler kısa tüylü köpekler oldukları için kusurlarını saklayamazlar. Bu sebeple mükemmel pointeri bulmak gerçekten çok zordur.Atletik vücut yapısı pointerin en büyük özelliklerinden biridir.Derin ve geniş göğüs kafesini tamamlayan ince bel, kısa olmayan bir boyun ve uzun olmayan kuyrukla tamamlandığında ortaya son derece güzel bir manzara çıkar. Kuyruk, tulumba kolu tabir ettiğimiz şekilde kavisli ancak kıvrık olmamalıdır. Köpek kuyruğunu alttan vurmalı ve uzunluğu arka diz eklemini geçmemelidir.
Bacaklar: Sağlam, orantılı ve dengeli olmalı, köpek yere mutlaka bir balerin gibi düz ve parmak uçlarında basmalıdır. Seterlerde sıkça raslanan hip displesiya-kalça çıkığı hastalığı pointerlerde de sıkça görülür. Bu sebeple yakın akraba çiftleştirilmeleri çok sık tekrarlanmamalıdır.
Karakter: Ev halkıyla ve çocuklarla kolay uyum sağlar. Tutkuları olan dominant köpeklerdir. Dolayısıyla dikbaşlıdırlar. Efendinin kim olduğunun biran önce gösterilmesi gerekir.
Amerika’daki pointerlerle Avrupa orijinli pointerler arasında gözle görülebilir bir fark vardır. Bunun sebebi Amerikalı avcıların fiziksel güzelliğe İngilizler kadar değer vermemesinden kaynaklanır, onlar için sonuç önemlidir. İngilizler içinse stil her zaman önceliklidir. 1890-1963 yılları arasında İngiltere’de yaşayan, ünlü köpek yetiştiricisi William Humphrey aradaki farkı şöyle tanımlıyor, “Amerikalı bir avcı et bulucu köpeği, stilli ve mesafeli arayan kaliteli bir köpeğe tercih eder” Amerika’daki puanterlerin fiziksel olarak Avrupa orijinli pointerlerden farklı olmasının sebebi ırkın genetik özellikleri henüz tam olarak oturmamış olan bireylerinin 2. Dünya savaşı sırasında Amerika’ya sokulmasıdır. Düşük burunlu, kıvrık ve dik kuyruklu, heykel gibi duruşlardan yoksun bu acayip köpekler gerçek bir pointer sahibi için onlara da pointer dendiğinden dolayı utanç kaynağıdır.
Uç noktaların köpeğidir pointer. Ya çok sevilir ya hiç sevilmez. Sevmeyenlerin nedenleri hep aynıdır. Çok hızlı, laf dinlemez, asi ruhlu ve zeka yoksunu. Oysa hatayı köpekte değil kendinizde aramalısınız. Yeni ehliyet almış bir sürücü Ferrari’yi ne kadar sürerse, otoritesiz ve işinin ehli olmayan bir avcıda pointeri o kadar idare eder. Biraz reklam sloganı gibi de olsa kontrolsüz sürat güç değildir.
Uzun lafın kısası, pointer sahibi olmak bir ayrıcalıktır, ama sırf bu ayrıcalığa sahip olacağım diye de kendinizi harap etmeyin, eğer gerçekten kendinize güveniyorsanız bir pointer sahibi olmaya soyunun, ama önce sabırlı olun.Aksi taktirde sonunuz bağırmaktan yıpranmış ses telleri ve depresyondur.
M.Uğur Barutçu