PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Canım Benim Işıklar İçinde Uyu!



02.Mart.2012, 14:17
90'lı Yılların ortalarıydı. Rahmetli dedemle giderdim ava o zamanlar. Hem zeytinlerimizi toplar hem de av yapardık. Kimi zaman karatavuk kimi zaman lökeşe kimi zaman da keklik avlardık beraberce. O zamanlar bana avcı denmezdi karavanacı derlerdi.
O gün de erkenden kalkmış ve dedemin yeşil Wolskwagen!i (tosbağa) ile köyümüze gelmiştik. kuru soğuk bir hava vardı. Bir müddet zeytin topladık. Dalaganlar (Isırgan otu) elimi daladıkça veriyordum yaygarayı zeytine...
Dedem bir yandan gülüyor bir yandan da zeytinin günahı ne diye azarlıyordu şakayla.
Dedemin nasırlı elleri kadifeyi okşar gibi geziyordu dalaganların içinde. Bense arabadan bağ eldivenini almış zeytinleri kıstıra bozdura topluyordum.
Güç bela doldurdum bir çuval zeytini bir "ohhh" çekmişim ki anladı dedem halimi.
Biraz tahin helvası, biraz zeytin ve soğan... Aman tanrım ne güzel geliyordu o açlığın ve yorgunluğun üstüne .
Öğleden sonra aldık elimize tüfekleri. O zaman bende tek kırma çakar almaz... Dedemde şimdilerde benim kullandığım Üzümlü Koop. çift kırma. Bir iki karatavuk ve ardından bir iki batak almıştık. Çamlı Çayı'nın kıyısındaki hayıtlar ve böğürtlenlerden uçuşan karatavuklara bakınırken, "papapaaa" lökeşe havalandı. Dedem tüfeğini kaldırmadı bile ben atayım diye. Hemen aldım yüzüme tüfeği ve aynı babamın öğrettiği gibi yattım üstüne. Acele etmeden gördüm lökeşe veee çıt !
Çaktırmıştı benim çakar almaz tüfeğim ve o anda patladı tok bir sesle dedemin çiftesi. Lökeşe düştüğü yerde kaldı. Ben koşa koşa lökeşeyi alırken yerden dedem uzattı çifteyi bana ve "Al bakalım bu tüfek senin artık. O çakar almazın hakkından ben gelirim." dedi.
Yıllarca kullandığı Saint Ettiene Bergeron tüfeğini babama vermişti. Bu çiftesini de bana...
Önce istemedim, utandım. Zaten kendi tüfeğini uzun yıllar önce babama vermişti. Köyde efsaneydi o tüfek.
Dedeme sorarsanız efsane olan tüfek değildi. Av çoktu. Biri olmazsa biri oluyordu illa. Asıl iş fişeği güzel yapmaktı. Doğru sıkmaktı kovanı. Öğretmişti bana da "Bir dirhem bir denk barut, bir buçuk dirhem saçma yaz sıkısı; bir dirhem bir denk barut bir dirhem üç denk silme saçma kış sıkısı"...
Israr edince, içimde sevinç fırtınaları koparak aldım o gün çifteyi elime.
Aradan yarım saat geçti geçmedi, orman kenarında bir lökeşe daha "papapaa" diyerek havalandı. Yattım tüfeğin üstüne tauvv tauvv iki el ezdim tetiği ama ikinci sanki çift patlamış gibi gürültülüydü, korkutucuydu, kulaklarım çınlamıştı. Lökeşe düştü az ileriye. Koştum aldım. Dedemin tüfekten de duman çıkıyordu. Anlamıştım dedem vurmuştu lökeşeyi. "Sen vurdun değil mi?" diye sordum. Yelekten çıkardığı bir karatavuğu tutuyordu elinde. "Hayır bak ben buna attım!"
İnanmıştım ben saf oğlan. Dedem kendime güvenimi getirmeye çalışıyordu. Vurabileceğime inandırıyordu beni.
O gün çok önemli bir gündü benim için. Son kalkan lökeşeyi tek ve net atışla düşürdüm. İşte bunu ben vurmuştum. Dedem sayesinde o gün avcı olmuştum.
Seneler sonra hastalığının daha doğrusu cennete yolculuğunun başlangıç günlerinden birinde sordum dedeme: "O gün lökeşeyi sen vurmuştun değil mi?"
Gözlerinde bir kaç damla yaş ile; "Ben karatavuğu vurdum lökeşeyi sen vurdun" dedi kaçırarak gözlerini gözlerimden.
Öğretmendi, Kızılçullu Köy Enstitüsü mezunuydu. Ben bayrağı ondan aldım. Hem avda hem de meslekte.
Şimdi hayalim, yollarını beraber arşınladığımız, dağlarını meralarını beraber avladığımız, çalısına çayına beraber taş attığımız, dedemin uzun yıllar görev yaptığı köyde öğretmenlik yapmak.
Ah dedeciğim; eğer görüyor ya da duyuyorsan beni;
Seni çok özledim.

Burhan KESKİN
02.Mart.2012, 14:30
Yazını okuduktan sonra çok duygulandım tolga kardeşim Rahmetli dedemle at arabasının üstünde ava gittiğimiz günleri hiç unutamadım bende avcılığı dedemden öğrendim onun bana öğrettikleriyle bu günlere geldim inşallah bizden sonra gelecek nesillerede bizler öğreticeğiz Mekanları cennet olsun Allah nur içinde yatırsın !!

İBRAHİM AKKAYA
02.Mart.2012, 14:38
Tolga Hocam Tüyleerim Dikken diken oldu Akıcı uslup Usta Elinden bir edabiyat Yaşanmış bir hikaye.
Ellerine Dillerine sağlık Sanki bende yanınızdaydım Rahmetli Dedenle senin.
Dedenin Yatığı yer Nur Mekanı Cennet olsun.
Sanada Meslek hayatına Başarılar.
Benim İlk Öğretmenim Kızılçulluda yetişmiş İyitmendi oda avcıydı.
İşte Usta Çırak Felsefesi ile yetişmenin Güzelliği.
Daha Güzel Avlar ve Paylaşımlarla aramızda Kal.
Gölmarmaradan Kuçak dolusu selamlar.http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gif
RASTGELE.http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gif

sukru sunar
02.Mart.2012, 15:08
abi ellerine emeğine sağlık benim deden avcı değildi ama dedemi kaybedeli 2 ay olmadı daha ve cok duygulandım eline saglık abı nur içinde yatsın dedelerimiz İNŞALLAH MEKANLARI CENNET OLSUN...

02.Mart.2012, 17:01
Yazını okuduktan sonra çok duygulandım tolga kardeşim Rahmetli dedemle at arabasının üstünde ava gittiğimiz günleri hiç unutamadım bende avcılığı dedemden öğrendim onun bana öğrettikleriyle bu günlere geldim inşallah bizden sonra gelecek nesillerede bizler öğreticeğiz Mekanları cennet olsun Allah nur içinde yatırsın !!


Burhan Ağabey;
Büyüklerimizin kıymetini onlar yaşarken bilmezsek hata ederiz. Onların tecrübeleri ve dersleri hayatımızın en önemli mihenk taşlarıdır. Güzel mesajın için teşekkür ederim. Bana hep "hoşgörülü ol " derdi. Zaten dedeme KRAL derlerdi. Hareketleri, vicdanı, insan sevgisi bambaşkaydı. Eminim ki ışıklar içinde yatıyor.

Saygı ve sevgi ile selamlar

02.Mart.2012, 17:06
Tolga Hocam Tüyleerim Dikken diken oldu Akıcı uslup Usta Elinden bir edabiyat Yaşanmış bir hikaye.
Ellerine Dillerine sağlık Sanki bende yanınızdaydım Rahmetli Dedenle senin.
Dedenin Yatığı yer Nur Mekanı Cennet olsun.
Sanada Meslek hayatına Başarılar.
Benim İlk Öğretmenim Kızılçulluda yetişmiş İyitmendi oda avcıydı.
İşte Usta Çırak Felsefesi ile yetişmenin Güzelliği.
Daha Güzel Avlar ve Paylaşımlarla aramızda Kal.
Gölmarmaradan Kuçak dolusu selamlar.http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gif
RASTGELE.http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gif


İbrahim Ağabey;
Sıcak ve yüreğinden yazdığın güzel mesajın için çok teşekkür ederim. Onlar harbi öğretmenlerdi. Benim ailemde üç tane Kızılçullu mezunu emekli öğretmen var. Rahmetli dedem, rahmetli babaannem ve hala yanımızda canım büyükbabam...
Ben mesleğimi onlardan öğrendim ama onların yarısı kadar bile yapamıyorum.
Allah sağlık verdikçe onların vasiyetlerini mesleğim aracılığı ile yerine getirmeye çalışacağım.
Saygı ile ellerinden öpüyorum ağabeyim.
Gölmarmara'ya ve senin güzel yüreğine Balçova'dan kucak dolusu selamlar.

02.Mart.2012, 17:15
abi ellerine emeğine sağlık benim deden avcı değildi ama dedemi kaybedeli 2 ay olmadı daha ve cok duygulandım eline saglık abı nur içinde yatsın dedelerimiz İNŞALLAH MEKANLARI CENNET OLSUN...


Kardeşim başın sağ olsun. Allah rahmet eylesin. Onlar çok değerli kardeşim. Ve inanıyorum ki bir yerlerden bizi görüyorlar ve duyuyorlar. Dualarımzı eksik etmeyelim. Güzel ve sıcak mesajın için teşekkür ederim.
Selamlar kardeşim.

02.Mart.2012, 18:34
tolga hocam dedeniz rahmetli muhtemelen sizi hem görüyor hemde duyuyordur allah gani gani rahmet eylesin mekanı cennet olsun hem mütevaziliği hemde size vermiş olduğu tecrübe sayesinde hem size değer kazandırdı hem bizlerde hayır ve rahmetle yaad ettik dedenizi.ruhu şaad olsun.

02.Mart.2012, 18:51
tolga hocam dedeniz rahmetli muhtemelen sizi hem görüyor hemde duyuyordur allah gani gani rahmet eylesin mekanı cennet olsun hem mütevaziliği hemde size vermiş olduğu tecrübe sayesinde hem size değer kazandırdı hem bizlerde hayır ve rahmetle yaad ettik dedenizi.ruhu şaad olsun.


Uğur Kardeşim;
Güzel mesajın için teşekkür ederim. Dualarınız için teşekkür ederim. İnşallah ona yakışır öğretmen olarak devam edebiliriz hayatımıza.
Selamlar ve sevgiler.

02.Mart.2012, 19:42
Çok güzel ve duygulu bir anlatım olmuş. Eline diline yüreğine sağlık. Dedene allah gani gani rahmet eylesin.

02.Mart.2012, 20:12
Çok güzel ve duygulu bir anlatım olmuş. Eline diline yüreğine sağlık. Dedene allah gani gani rahmet eylesin.


Teşekkür ederim Ağabey. Dualarınız için teşekkür ederim. Allah hepimize sağlık ve uzun ömürler nasip etsin. İnşallah bizler de torunlarımıza nasihatler ve vasiyetler bırakabiliriz.
Selamlar ve saygılar

Kemal_Uygur
02.Mart.2012, 22:50
Ne mutlu size en azından böyle güzel paylaşımlarınız olmuş ve anılarınızda yerini almış.
Benim ailemde hiç avcı yoktu. Babamı küçük yaşta kaybettim. Avcılığa kendi kendime başladım ve 8-10 yıldır elimden geldiğince kendi kendimi yetiştirmeye çalışıyorum :) Merhum dedenizi saygı ile yad edip, Allah'tan rahmet diliyorum.

03.Mart.2012, 12:23
Ne mutlu size en azından böyle güzel paylaşımlarınız olmuş ve anılarınızda yerini almış.
Benim ailemde hiç avcı yoktu. Babamı küçük yaşta kaybettim. Avcılığa kendi kendime başladım ve 8-10 yıldır elimden geldiğince kendi kendimi yetiştirmeye çalışıyorum :) Merhum dedenizi saygı ile yad edip, Allah'tan rahmet diliyorum.


Kemal Bey;
Sıcak mesajınız ve dualarınız için teşekkür ederim. Sizleri ve sevdiklerinizi de saygı ile selamlıyorum. Allah sağlıkla ve sevdiklerinizle beraber uzun ömürler nasip etsin inşallah.
Selamlar

Oktay AKÇAKMAK
08.Mart.2012, 15:29
4 üncü kuşak bir avcı ve dededen yetişme biri olarak duygularını çok iyi anlıyorum kardeş ellerine sağlık

08.Mart.2012, 16:21
Teşekkür ederim Oktay Bey. Ben de 4. kuşağım. Babamdan ve rahmetli dedemden çok şey öğrendim. Ki babam sol el işaret parmağını bir avda kaybettiği için lakabı "Parmaksız" diye kalmıştır.
Aslında ALAYLI denilebilir bize. Tezgahtan çıktık diyelim.
Saygılar sağlıklı ve neşe dolu görevler dilerim.

fevzi dursun
08.Mart.2012, 17:11
Tolga kardeşim manidar paylaşımınızı okuyupta duygulanmamak elde değil teşekkür ederim, yazınızı okurken daldım 25 sene öncesine, bilmiyorum banamı öyle geliyor ama o zamanların havası bir başkaydı yaw, yerli köpeklerimizle yapılan avcılığın tadı tuzu bir başka, çoğunu ıskaladığımız avlarımızın arkadasından zamanın çakar almazların patlattığı barut kokusu bile bir başkaydı, o zamanların eski usta ile çantacı ilişkileri ve sonrasında avcı kulüplerine taşınan o güzelim avcı sohbetlerini özlüyor insan,

kopaycı bir babanın çantacısıyım, 2011 ağustos başlangıcında ustamı kaybettim, yazınızdaki duygularınızı yürekten paylaşıyorum, bu güzel paylaşımların devamını bekleriz selamlar

imported_avkolik
09.Mart.2012, 12:39
Tolga Hocam konuyu dün akşam geç saatlerde cep telefonumdan okudum.Ne yazık ki telefon ayaralarından kaynaklanan bir sebeple o anda yazmak nasip olmuyor. O kadar hoşuma gitti ki anlatamam. Mekanı cennet olsun kendi dedemle olan yaşadıklarım geçti gözümün önünden, tüylerim diken diken oldu. İnşallah mekanları cennet olsun hocam.


Müthiş bir anlatım tarzı olan aynı anda edebi bir üslupla yazılmış bu yazı için size tüm kalbimle teşekkür ediyorum.


Paylaşımlarınızın devamını dilerim. Selamlar İzmir'e...

14.Mart.2012, 17:36
Tolga kardeşim manidar paylaşımınızı okuyupta duygulanmamak elde değil teşekkür ederim, yazınızı okurken daldım 25 sene öncesine, bilmiyorum banamı öyle geliyor ama o zamanların havası bir başkaydı yaw, yerli köpeklerimizle yapılan avcılığın tadı tuzu bir başka, çoğunu ıskaladığımız avlarımızın arkadasından zamanın çakar almazların patlattığı barut kokusu bile bir başkaydı, o zamanların eski usta ile çantacı ilişkileri ve sonrasında avcı kulüplerine taşınan o güzelim avcı sohbetlerini özlüyor insan,

kopaycı bir babanın çantacısıyım, 2011 ağustos başlangıcında ustamı kaybettim, yazınızdaki duygularınızı yürekten paylaşıyorum, bu güzel paylaşımların devamını bekleriz selamlar

Fevzi Bey;
Acınızı paylaşıyorum. Eskiler çok çok güzeldi. İlişkiler çıkarsız ve candandı. Maalesef günümüz öyle değil.
Kaybettiklerimize Allah'tan rahmet dilerim.
Saygı ve sevgiler.

14.Mart.2012, 17:41
Tolga Hocam konuyu dün akşam geç saatlerde cep telefonumdan okudum.Ne yazık ki telefon ayaralarından kaynaklanan bir sebeple o anda yazmak nasip olmuyor. O kadar hoşuma gitti ki anlatamam. Mekanı cennet olsun kendi dedemle olan yaşadıklarım geçti gözümün önünden, tüylerim diken diken oldu. İnşallah mekanları cennet olsun hocam.


Müthiş bir anlatım tarzı olan aynı anda edebi bir üslupla yazılmış bu yazı için size tüm kalbimle teşekkür ediyorum.


Paylaşımlarınızın devamını dilerim. Selamlar İzmir'e...

Ali Bey;
Asıl ben bu sıcacık mesajınız ve gönülden dualarınız için çok teşekkür ederim. Allah sağlık verdikçe, böyle değerli insanların sanal ortamda da olsa buluşup duygularını paylaştıkları bir forumda paylaşımda bulunmak hele de gönüldaşlarımca yazılarımın beğenilmesi bana onur veriyor.
Cevap yazan tüm gönüldaşlarıma çok teşekkür ederim.

4x4cemal
14.Mart.2012, 19:02
Tolga bey öncelikle bu büyük insanın ruhu şaad mekanı cennet olsun.
Şanlı ecdat'tan bi örnek daha gözümüzde canlardınız, Rabbim bizlerede böyle büyüklükler yapmak nasip eylesin.
Paylaşım için teşekkürler, selam ve saygılar.

14.Mart.2012, 19:37
Çok güzel ve duygulu bir anlatım olmuş. Eline diline yüreğine sağlık. Dedene allah gani gani rahmet eylesin.

Osman KARATEPE
15.Mart.2012, 06:09
Tolga hocam duygusal denizlere attın bizi sandal da vermedin....bir kaç ay önce yazmıştım bu hoşuna gideceğini düşündüm....




AVCI RIZA

Tanıdık bir kokuyla ürperdi kocakulak,akkuş’un boynundaki çıngırağın sesinden önce kokusu gelmişti tanıyordu bu kokuyu iç güdüleri ona saklanmasını kımıldamamasını söylüyordu,belki geçip giderdi yanından kulaklarını yapıştırdı boz sırtına kafasını çekti ayaklarının üzerine.5 sene geçirmişti bu kırlarda geniş bi alanı vardı kuzeydeki çoban çeşmesinden güneydeki ağıla kadar onun bölgesiydi üreme mevsimi geçmiş yavrular büyümüştü ,dişi aramak için bol vakti vardı daha.Sabahın çiği kalkmamıştı kekiklerin üstünen gün ağarırken otlamış mis gibi kekiklerin yeni çıkan filizlerinden yemişti yapraklardaki çiğ susuzluğunu almıştı tam dinlenecekken nereden çıktı şimdi bu koku.Çıngırağın sesinide duymaya başlamıştı iyice toplandı yere biraz daha yatırdı kendini, akkuş’un hızlı hızlı soluyuşunu duyar olmuştu çok yaklaşmıştı başka seslerde geliyordu kulağına ,korkutucu kokular insan kokusu.Köpek yaklaştı yaklaştı bir anda durdu sanki nefes bile almıyordu çıngırak seside kesilmişti kalbinin yerinden çıkacağını sandı kocakulak bütün kasları gerildi arka bacakları şimdi çat diye kırılıverecekti gerginlikten.Daaha fazla dayanamadı var gücüyle zıpladı yattığı yerden daha birkaç zıplamadan sonra büyük bir patlama duydu böğründe büyük bir acıyla yuvarlandı yamadan aşağı aniden bir soğukluk kapladı bedenini doğduğu bütün gün gezdiği ürediği kırlarda son bulmuştu yaşamı.
Akkuş hemen bitiverdi kocakulağın yanında hoyratça aldı ağızına dişlerini geçirmemek için zor tutuyordu kendini taze ete ,kanın tadı yayılıyordu dilinden damağına ama dönmeliydi hemen sahibine götürmeliydi kocakulağı.Kimin torunuydu Memet, akkuşun fermasını gördüğünde öleceğini sandı ellerinin titremesine hakim olarak yüzledi çift kartal tak kırmayı dedesinden öğrendiği gibi yüzlerken çekmişti horozu.Kocakulağın fırlamasıyla aynı dedesinin yaptığı gibi parmak uçlarında yükselerek çekti tetiği devirmişti işte zevkle seyretti akkuş’un aportunu ayaklarının yanına gelince bırakıverdi akkuş kocakulağı kuyru kopacaktı dibinden sallamaktan ama farkında bile değildi sahibin okşamasını onu kucaklamasını hiçbir şeye değişmezdi.Memet sarıldı çakısına ava çıkmadan bilemişti kılı bile ikiye bölerdi besmele çekip kesti kocakulağın şah damarlarını dedesi iyi öğretmişti omuriliğini keserken kocakulak son kez titredi…
Mezarlık köyün çıkışında küçük bir tepede idi gözleri hemen buldu aradığını beyez mermerler daha bi güzel parlıyordu sanki.Kocakulağı yatırdı mezarın üstüne bir iki damla kan damladı toprağa pet şişesini çıkarıp kalan suyunu döktü çiçeklere.Akkuş yatmıştı yanında ince ince inliyordu .Memet okşadı toprağı yabani otları yoldu, kırdaki yamalardan kekik toplamıştı kaba toprağa diker gibi koydu kekikleri ,---Dedem ben geldim. Dedi çatallı çıkıyordu sesi çok özlemişti avcı Rıza’yı ağlamamak için kaçırdı gözlerini yukarılara kırla bakıyordu ama her baktığı yerde dedesi geliyordu gözünün önüne ilk vurduğu tavşanı dedesi kesmişti.Zar zor doğrulabildi ayakları uyuşmuştu kocakulağı beline takıp köyün yolunu tuttu akkuş hala mezarın başında yatıyordu neler anlatıyor kimbilir diye geçirdi içinden köye vardığında yanmış tezek kokusu doldurdu ciğerlerini iki gün sonra okullar açılıyordu yarı yıl tatili bitmiş dönüş vakti gelmişti beton blokların arasına, otra üçte başarılı bir öğrenciğdi AVCI MEMET………..

not:tamamen içimden gelerek yazdım olaylar ve kişile hayalidir.Umarım beğenirsiniz.
[/quote]

cemalreis
15.Mart.2012, 11:36
Öğretmenim dedemizin mekanı cennetolsun Rabbim herkese
böyle dede nasip etsin inşaallah.


Dedeme mektup

Bir mektup da ben yazayım dedeme
Dert bir iken yüze döndü dede can
Dediklerim doğru olur mu deme
Şimdi rağbet caza döndü dede can

Sizde yalan yoktu şimdi pek çoktur
Evladın babaya faydası yoktur
Yatırdı masaya sağ olsun doktor
Koca nine kıza döndü dede can

Ehliyet verdiler çolak emmiye
Torpil yaptı kaptan oldu gemiye
Papa tövbe etti girdi camiye
İman etti bize döndü dede can

Bir zamanlar bela musallat oldu
Sağcı solcu diye bizleri böldü
Lenin gözden düştü Mao da öldü
Şükür her kes öze döndü dede can

Vurgun vurdu yurt dışına kaçanlar
Aslanlara kafa tuttu sıçanlar
Kahramanca direndiler Çeçenler
Koca Rusya dize döndü dede can

Eydis peyda oldu yoktur dermanı
Bir elnino çıktı yaktı her yanı
Yakıp yok ettiler koca ormanı
Dağlar taşlar boza döndü dede can

Canavar enflasyon aşağı inmez
Mutfakta yangın var bir türlü sönmez
Cimri fabrikatör varı var yemez
Yalın ayak size döndü dede can

Biri vardı karga derdi martıya
Hasbelkader başkan oldu partiye
Adam kafasını takmış örtüye
İlim irfan yoza döndü dede can

İşte budur burda olan manzara
Bendenizde ozan oldum kazara
Girmek istiyoruz ortak pazara
Adamlarda naza döndü dede can

Enver Gürkani yim kalmışım gamda
Yarı çıplak geziyorlar tamamda
Birde göbek atıyorlar hamamda
Edep haya aza döndü dede can


Âşık Gürkani

Enver Gürkan

ibrahim ozel
17.Mart.2012, 14:05
Kaçıncıya okuyorum bu konuyu ve her seferinde düğüm oluyor yazacaklarım. Sözün bittiği yer olsa gerek bende dedemin tüfeği ile avcı oldum sonrasında babam tüfek hediye etti. Yarabbim kaybettiklerimizi cennetine kabul etsin yattığı yerde dinlendirsin. Sağolasın tolga bu güzel paylaşım için...

18.Mart.2012, 08:53
Tolga bey öncelikle bu büyük insanın ruhu şaad mekanı cennet olsun.
Şanlı ecdat'tan bi örnek daha gözümüzde canlardınız, Rabbim bizlerede böyle büyüklükler yapmak nasip eylesin.
Paylaşım için teşekkürler, selam ve saygılar.

Cemal Bey;
Sıcak mesajınız ve dualarınız için çok teşekkür ederim.
Umarım biz de torunlarımıza aynı eğitimi verebiliriz.
Selamlar

18.Mart.2012, 08:54
Çok güzel ve duygulu bir anlatım olmuş. Eline diline yüreğine sağlık. Dedene allah gani gani rahmet eylesin.


Naci Bey;
Mesajınız ve dualarınız için teşekkür ederiz.
Selamlar

18.Mart.2012, 08:59
Tolga hocam duygusal denizlere attın bizi sandal da vermedin....bir kaç ay önce yazmıştım bu hoşuna gideceğini düşündüm....




AVCI RIZA

Tanıdık bir kokuyla ürperdi kocakulak,akkuş�un boynundaki çıngırağın sesinden önce kokusu gelmişti tanıyordu bu kokuyu iç güdüleri ona saklanmasını kımıldamamasını söylüyordu,belki geçip giderdi yanından kulaklarını yapıştırdı boz sırtına kafasını çekti ayaklarının üzerine.5 sene geçirmişti bu kırlarda geniş bi alanı vardı kuzeydeki çoban çeşmesinden güneydeki ağıla kadar onun bölgesiydi üreme mevsimi geçmiş yavrular büyümüştü ,dişi aramak için bol vakti vardı daha.Sabahın çiği kalkmamıştı kekiklerin üstünen gün ağarırken otlamış mis gibi kekiklerin yeni çıkan filizlerinden yemişti yapraklardaki çiğ susuzluğunu almıştı tam dinlenecekken nereden çıktı şimdi bu koku.Çıngırağın sesinide duymaya başlamıştı iyice toplandı yere biraz daha yatırdı kendini, akkuş�un hızlı hızlı soluyuşunu duyar olmuştu çok yaklaşmıştı başka seslerde geliyordu kulağına ,korkutucu kokular insan kokusu.Köpek yaklaştı yaklaştı bir anda durdu sanki nefes bile almıyordu çıngırak seside kesilmişti kalbinin yerinden çıkacağını sandı kocakulak bütün kasları gerildi arka bacakları şimdi çat diye kırılıverecekti gerginlikten.Daaha fazla dayanamadı var gücüyle zıpladı yattığı yerden daha birkaç zıplamadan sonra büyük bir patlama duydu böğründe büyük bir acıyla yuvarlandı yamadan aşağı aniden bir soğukluk kapladı bedenini doğduğu bütün gün gezdiği ürediği kırlarda son bulmuştu yaşamı.
Akkuş hemen bitiverdi kocakulağın yanında hoyratça aldı ağızına dişlerini geçirmemek için zor tutuyordu kendini taze ete ,kanın tadı yayılıyordu dilinden damağına ama dönmeliydi hemen sahibine götürmeliydi kocakulağı.Kimin torunuydu Memet, akkuşun fermasını gördüğünde öleceğini sandı ellerinin titremesine hakim olarak yüzledi çift kartal tak kırmayı dedesinden öğrendiği gibi yüzlerken çekmişti horozu.Kocakulağın fırlamasıyla aynı dedesinin yaptığı gibi parmak uçlarında yükselerek çekti tetiği devirmişti işte zevkle seyretti akkuş�un aportunu ayaklarının yanına gelince bırakıverdi akkuş kocakulağı kuyru kopacaktı dibinden sallamaktan ama farkında bile değildi sahibin okşamasını onu kucaklamasını hiçbir şeye değişmezdi.Memet sarıldı çakısına ava çıkmadan bilemişti kılı bile ikiye bölerdi besmele çekip kesti kocakulağın şah damarlarını dedesi iyi öğretmişti omuriliğini keserken kocakulak son kez titredi�
Mezarlık köyün çıkışında küçük bir tepede idi gözleri hemen buldu aradığını beyez mermerler daha bi güzel parlıyordu sanki.Kocakulağı yatırdı mezarın üstüne bir iki damla kan damladı toprağa pet şişesini çıkarıp kalan suyunu döktü çiçeklere.Akkuş yatmıştı yanında ince ince inliyordu .Memet okşadı toprağı yabani otları yoldu, kırdaki yamalardan kekik toplamıştı kaba toprağa diker gibi koydu kekikleri ,---Dedem ben geldim. Dedi çatallı çıkıyordu sesi çok özlemişti avcı Rıza�yı ağlamamak için kaçırdı gözlerini yukarılara kırla bakıyordu ama her baktığı yerde dedesi geliyordu gözünün önüne ilk vurduğu tavşanı dedesi kesmişti.Zar zor doğrulabildi ayakları uyuşmuştu kocakulağı beline takıp köyün yolunu tuttu akkuş hala mezarın başında yatıyordu neler anlatıyor kimbilir diye geçirdi içinden köye vardığında yanmış tezek kokusu doldurdu ciğerlerini iki gün sonra okullar açılıyordu yarı yıl tatili bitmiş dönüş vakti gelmişti beton blokların arasına, otra üçte başarılı bir öğrenciğdi AVCI MEMET���..

not:tamamen içimden gelerek yazdım olaylar ve kişile hayalidir.Umarım beğenirsiniz.

[/quote]

Öncelikle edebi anlatım ve tasvirler konusunda beni yolda bırakacak kadar iyisiniz. Uzun zamandır, bir olayın tüm kahramanlarının bakış açısından yazılmış bir yazı okumamıştım. Harika bir anlatım ve duygunun en güzel işleniş biçimlerinden biri. Okuyanı her tümcede ayrı bir duygu seline bırakıyor. Ve siz asıl bize bir sandal vermediniz.
Hele de MEMET'in dedesinin mezarındaki ruh hali benim çok çok iyi tanıdığım bir ruh hali.
Ağlattınız beni.
Teşekkür ederim.
Saygılarımla

18.Mart.2012, 09:15
Öğretmenim dedemizin mekanı cennetolsun Rabbim herkese
böyle dede nasip etsin inşaallah.


Dedeme mektup

Bir mektup da ben yazayım dedeme
Dert bir iken yüze döndü dede can
Dediklerim doğru olur mu deme
Şimdi rağbet caza döndü dede can

Sizde yalan yoktu şimdi pek çoktur
Evladın babaya faydası yoktur
Yatırdı masaya sağ olsun doktor
Koca nine kıza döndü dede can

Ehliyet verdiler çolak emmiye
Torpil yaptı kaptan oldu gemiye
Papa tövbe etti girdi camiye
İman etti bize döndü dede can

Bir zamanlar bela musallat oldu
Sağcı solcu diye bizleri böldü
Lenin gözden düştü Mao da öldü
Şükür her kes öze döndü dede can

Vurgun vurdu yurt dışına kaçanlar
Aslanlara kafa tuttu sıçanlar
Kahramanca direndiler Çeçenler
Koca Rusya dize döndü dede can

Eydis peyda oldu yoktur dermanı
Bir elnino çıktı yaktı her yanı
Yakıp yok ettiler koca ormanı
Dağlar taşlar boza döndü dede can

Canavar enflasyon aşağı inmez
Mutfakta yangın var bir türlü sönmez
Cimri fabrikatör varı var yemez
Yalın ayak size döndü dede can

Biri vardı karga derdi martıya
Hasbelkader başkan oldu partiye
Adam kafasını takmış örtüye
İlim irfan yoza döndü dede can

İşte budur burda olan manzara
Bendenizde ozan oldum kazara
Girmek istiyoruz ortak pazara
Adamlarda naza döndü dede can

Enver Gürkani yim kalmışım gamda
Yarı çıplak geziyorlar tamamda
Birde göbek atıyorlar hamamda
Edep haya aza döndü dede can


Âşık Gürkani

Enver Gürkan


Cemal Ağabey;
Gerek dualarınız gerekse paylaştığınız siir için çok teşekkür ederim. Özellikle günümüzü önceki kuşaklara ne güzel anlatmış.
Saygılar ve selamlar.

18.Mart.2012, 09:18
Kaçıncıya okuyorum bu konuyu ve her seferinde düğüm oluyor yazacaklarım. Sözün bittiği yer olsa gerek bende dedemin tüfeği ile avcı oldum sonrasında babam tüfek hediye etti. Yarabbim kaybettiklerimizi cennetine kabul etsin yattığı yerde dinlendirsin. Sağolasın tolga bu güzel paylaşım için...


İbrahim Bey;
İşte o düğümü çözmek istedim . Yaşarken onlara kaç kere "Seni Çok Seviyorum" diyebildik. Ben şimdi mezarları başında söylüyorum ve bir kıymetinin olmadığını biliyorum. Sizinle aynı yollardan ve derslerden başlamışız avcılık dürtüsüne. Umarım biz de torunlarımıza anlatabiliriz.
Selamlar ve saygılar

Hüseyin ORHAN
19.Mart.2012, 17:54
tolga kardeşim ellerin dert görmesin bir çırpıda hiç sıkılmadan okuyuverdim onca satırı

eee mürekkep yalamış adamın hali başka oluyor hani :))))

mekanı cennet olsun hep özledik kaybettiklerimizi ama onlar hep bizimle ne zaman sıkılsak yanı başımızda