PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : MEMLEKETİMİZİ TANITALIM!! MEMLEKETLERİ TANIYALIM!!! (B.KESKİN)



Burhan KESKİN
23.Haziran.2012, 21:53
Şu sıralar duyduğumuz her haber karşısında sinirlerimiz bozuluyor artık haber almaya dinlemeye korkar olduk televizyonu açıyoruz şehit haberi radyoyu açıyoruz İstanbul'da köprülerde tadilat nedeniyle trafik kargaşası interneti açıyoruz avlanma dekontlarına zam gelmiş daha neler neler hep sinir bozucu olaylar!!Biraz stresten uzaklaşmak birazda nefes almak için forumda bulunan memleketimi tanıtalım bölümüne baktım bir kaç konu dışında açılan başka tanıtım göremedim orayı canlandırmak amacıyla birazda stresten uzaklaşmak daha çokta başka memleketleri tanımak için konu açmak istedim umarım desteklersiniz! kendi memleketim Bilecik'ten bazı kareleri sizlerle paylaşıyorum! sizlerde kendi memleketinizin güzelliklerini paylaşırsanız gördüğümüz her güzellikler karşısında şaşıracağımıza eminin!! hadi bakalım kolay gelsin! arkadaşlar Cennetin güzelliklerini bekliyoruz paylaşalım!


BİLECİK’İN TARİHÇESİ


Bilecik Adı
MÖ 2000’liyıllarda Anadolu’da hüküm sürmüş uygarlıklardan biri olan Hititler, Bilecik’e Şirin köy anlamına gelen “Belekoma” ismini vermişlerdir. Şehrin Hamsu ve Debbağhane deresi arasında Belekoma adlı bir kalenin varlığı da bilinmektedir.Bu tarihten sonra da şehir uzun süre Belekome olarak anılmaya devam etti.Yaygın olmamakla beraber bazı kaynaklarda şehir “Melançiya” ve “Agrilion”olarak da yer almaktadır.
Bilecik daha sonraki dönemlerde “Justiniano Polis Mela” ya da Gordon’un şehri anlamına gelen“Justiniano Polis Gordi” olarak da adlandırıldı. Nitekim 553 yılında yapılan Konsülde bölge bu şekilde isimlendirildi. Genel itibarıyla “Justiniano PolisMela” olarak adlandırılan Bilecik daha sonraki dönemlerde “Malagina” olarak da anılmıştır.
Eski çağlar,Roma ve Bizans Dönemlerinde Bilecik
İstanbul’un Anadolu yakası, Kocaeli, Adapazarı, Bolu, Bursa ve Bilecik illerinin kuzey kesimlerini içine alan ve “Bithynia” olarak adlandırılan bölge, ismini bir Thrak boyu olan Thynler’den almıştır. Bithynia bölgesi, Mısır firavunlarındanII. Amozis döneminde bir süre Mısır’ın egemenliğinde kaldı. Hititlerin ihtişamlı dönemlerinde ise Bithynia Hitit hâkimiyetine girdi. MÖ 1190 yıllarında Hititlerin tarih sahnesinden çekilmesi ile Trakya ve Balkanlardan göç eden Frigler ön Asya’ya gelerek Bithynia bölgesine hâkim oldular.
Firiglerin toplu olarak oturdukları yerler Bilecik-Belekoma, İzmit, Bolu civarlarıdır. MÖ676’da Kimmerler, Frig egemenliğine son vererek Anadolu’nun birçok şehirleri ile birlikte Bithynia bölgesinde bulunan Bilecik şehrini de yağmaladılar. MÖ553 senesinde Bithynia bölgesi Lidyalıların egemenliğine geçti. MÖ 546 yılında ise bu kez Persler bölgeye hâkim oldular. Persler Anadolu’da Yuana, Çaparda,Helespont ve Kilikya adlarıyla dört büyük satraplık (yönetim bölgesi)kurmuşlardı. Helespont, Bitinya, Paflagonya, Frigya gibi bölgeleri ihtiva ediyordu. Bilecik, Bitinya ve Frigya’nın komşu kesimleri içinde yer alıyordu.
MÖ 344 ’teşehir İskender İmparatorluğu’nun bir parçası hâline geldi. İskender’in ölümü ile birlikte komutanlarından Antigone’nin eline geçti. Sonrasında İskender’in komutanlarından Lizimahos ve Nikomed 32 yıl boyunca Bithynia hükümdarlığı yaptılar. Bithynia MÖ 74 yılında Romalıların hâkimiyetine girdi. Uzun yıllar Romalılar tarafından yönetilen bu topraklar MS 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla Bizans yönetimine girdi.
Bithynia bölgesi içinde bulunan Bilecik, Müslümanların Anadolu’ya gelmelerine kadarBizans hâkimiyetinde kaldı. Muaviye döneminde (673-678) Müslümanlar Bithynia’yı aldılar. Bundan sonra başta Bilecik olmak üzere Söğüt ve Bozüyük, Müslümanların İstanbul önlerinde Bizanslılara yenilmelerine kadar Emevilerin elinde kaldı.Halife Harun Reşit döneminde Bithynia’nın diğer şehirleri gibi Bilecik de Abbasi yönetimine geçti. Bizans yönetimi ile Harun Reşit’in anlaşması ileBilecik bir kez daha Bizans himayesine verildi. Bilecik’in Romalılar ve Bizanslılar zamanında küçük bir yer olduğu düşünülmektedir. Fakat İstanbul şosesi olarak anılan İstanbul-Bağdat kervan yolu üzerinde bulunması adının çok eskiden beri bilinmesini sağlamıştır.
Selçuklu Döneminde Bilecik
Bizans’ın doğu sınırlarını tehdit eden Selçuklu Devletini Anadolu’dan çıkarmak amacıyla Bizans imparatoru Romen Diojen, doğuya giderken Bilecik’e gelmiş ve buradan Eskişehir’e geçmiştir. 26 Ağustos 1071 yılında Bizans’ın Selçuklular tarafından yenilmesiyle birlikte Anadolu’da fetih hareketleri hızlanmış, Anadolu’nun diğer şehirleri gibi Bilecik de Selçuklu egemenliğine girmiştir.Selçuk Türkleri mahalli kuvvetlerle savaşarak Batı Anadolu’ya kadar ilerlediler. Nihayet merkezi İznik olmak üzere 1078’de tarihlerin Rum devleti Selçukiyesi diye kayıt ettikleri imparatorluğu kurdular. Bu imparatorluk hududu içinde Bilecik de(Bellekoma) bulunuyordu.
1097’deHaçlı orduları İznik önlerine kadar geldiler, İznik hükümdarı Kılıçarslan Eskişehir’e doğru çekilmek zorunda kaldı. 19 Haziran 1097 tarihinde Haçlılar İznik’i aldılar. 28 Haziran 1097’de Bilecik’ten geçip Eskişehir’e ulaştılar.Böylelikle İznik, Bilecik ve Yenişehir tekrar Bizanslıların eline geçti.Bilecik bu tarihten itibaren Osman Bey’in Bilecik’i fethine kadar Bizans egemenliğinde kaldı.
Osmanlı Döneminde Bilecik
Osmanlı Devleti’nin kurucuları Oğuzların Kayı boyundandır. Ertuğrul Gazi’nin babası Süleyman Şah, Caber kalesi yakınında Fırat nehrinden geçerken boğularak vefat etti. Bunun üzerine oğullarından ikisi maiyetindekilerle birlikte geri döndüler. Ertuğrul Bey ile kardeşi Dündar Bey yaklaşık 400–500 kadar aileyleberaber Anadolu Selçuklularına katılmak üzere Sivas taraflarına geldiler.Burada Selçuklu güçleriyle Moğol güçleri arasında bir muharebede Ertuğrul Bey,Selçuklulara yardım etti. Bunun üzerine Sultan Alâeddin, Ertuğrul Bey’e hil’at(kaftan) göndermiş ve Ertuğrul Gazi maiyetindekilerle Ankara yakınındaki Karadağlar arasına yerleşti. Bir müddet sonra Ertuğrul Bey kendisi ve halkına münasip bir yer tahsis edilmesi isteğiyle oğlu Savcı Bey’i bazı hediyelerle birlikte Konya’ya gönderdi. Bunun üzerine Ertuğrul Bey’e, Domaniç yaylak,Söğüt ile Karacaşehir de kışlak olarak verildi.
Ertuğrul Gazi ve Osman Bey, bir yandan Selçuklulara bağlılıklarını sürdürürken diğer yandan da gaza faaliyetlerine devam ettiler. Ertuğrul Gazi’nin vefatından sonra Osman Bey tarafından İnegöl ve Karacahisar alındı. Bunun üzerine Selçuklu Sultanı II. Alaeddin, Osman Gazi’ye Beylik alameti olarak kabul edilen davul ve bayrak yolladı. Osman Bey de 1299 yılında bir hutbe okutarak bölgesinde bağısızlığını ilan etti. Bu fetihleri 1299’da Bilecik’in alınması takip etti.Osman Gazi burada bir mescit yaptırdı. Bilecik’in gelirlerini ailesine tahsis edip küçük oğlu Ali’yi annesiyle birlikte burada bırakarak Şeyh Edebalı’yı emin tayin etti. Şeyh Edebalı ve kızı vefatlarına kadar Bilecik'te yaşadılar veburaya defnedildiler.
Ayrıca Orhan Gazi’nin asker için ilk defa ak börk yaptırttığı yer de burasıdır. Şehir, daha önceki dönemlerde olduğu gibi Osmanlılar zamanında da Bursa-Eskişehir güzergâhında önemli bir konaklama yeri olma özelliğini sürdürdü. Ancak Bilecik arazinin müsait olmaması sebebiyle büyük bir gelişme gösteremedi. XVI. Yüzyıl başlarında, Kadı Emir, Dere, Pazar, Hisar, Börkçüler adında altı Müslüman mahalle ile bir gayri müslim cemaatten meydana gelen küçük bir kasaba konumundaydı. En kalabalık mahalleleri ise, Pazar ve Kadı mahallesiydi. Kasabanın nüfusu 700 dolayında olup bunun yetmiş kadarını Hıristiyan nüfus oluşturuyordu.
Bilecik,Klasik dönemde Eskişehir ve çevresinden oluşan Sultanönü Sancağının bir kazası durumundaydı. Tanzimat’tan sonra Muhassaslıkların kurulması üzerine Hüdavendigar Vilayeti’nin Eskişehir Muhassalığı’na bağlı bir kaza oldu. 1840 tarihinde ise Bilecik Muhassıllığı lağvedilerek Eskişehir’e ilhak edildi. Fakat1847 tarihinde, Sancak merkezi olan Eskişehir’in bağlı kazaların ortasında olmaması ve bu durumun zorluklara sebebiyet vermesi nedeniyle sancak merkezi Bilecik’e taşındı.
25 Ağustos 1885’te (H.14 Zilkade 1302) Bilecik, Söğüt, İnegöl ve Yenişehir kazalarının Bursa Sancağı’ndan ayrılması ve Bilecik merkez olmak üzere“Ertuğrul” adıyla üçüncü sınıf bir mutasarrıflık teşkil edilmesi padişaha arzedildi. 30 Ağustos 1885 (H.19 Zilkade 1302) tarihli iradeyle Osmanlı Devleti’nin kurulduğu yer olması ve Ertuğrul Gazi’nin burada medfun bulunmasın edeniyle Bilecik’in mutasarrıflığa dönüştürülmesi ve bu mutasarrıflığa Ertuğrul Gazi’nin adının verilmesi uygun görüldü. Aynı zamanda burada bir cami inşası bunun gibi hayır binalarının tesisiyle ve eski eserlerin resimlerini çekmek üzere buraya bir fotoğrafçı gönderilmesi emredildi.

1907–1908 yıllarında Ertuğrul Sancağı’nın merkezi olan Bilecik’in 76.899 nüfusu vardı.Küplü Yarhisar, Pazarcık Lefke ve Gölpazarı adlı beş nahiyesi ve 193 köyü bulunuyordu. Bu dönemde Bilecik merkezinde bir hükûmet dairesi, bir zabıta dairesi, dört yüz - beş yüz kişilik bir hapishane, bir belediye dairesi, biraskerî daire, bir depo-yı hümayun, bir miri ambar, Ticaret Odasına ait birsilahhane, bir belediye bahçesi, bir buçuk dönüm çamlık, kırklar adlı mevki de yeni inşa idilmiş bir köşk, Belediyeye ait bir gazhane, vakfa ait büyük bir koza hanı, inşa edilmekte olan bir bedesten çarşısı ve istasyon yolu caddesinde inşa edilmekte olan bir idadi-i mülki mektebi ve bunun yakınında on beş metre yüksekliğinde bir saat kulesi, bir kız ve üç ibtidai (İlkokul) mektebi bulunuyordu.
Aynı zamanda Sultan Osman, Sultan Orhan ile Süleyman ve Şerif Paşaların birer cami, hükümet avlusu, Ak Mescit Mahallesi ve Emirler Mahallesi’nde birer cami ve Ak kaldırım mevkiinde bir mescit vardı. Osman Gazi Mahallesi’nde Uşşaki Dergâhı ve Sultan Osman Gazi’nin kayınpederleri Şeyh Edebalı’nın türbesi ve Katolik ve Ermenilerin birer mektepleri, Katolik ve Ermeni cemaatlerine ait iki kilise mevcuttur. Bilecik merkezde 6 hamam, 2 eczane, 3 sarraf, 1 dikiş makinesidükkânı, 2 kıraathane, 3 otel, 80 kahvehane, 20 terzi dükkanı, 2 bonmarşa,ipekli mendil ve baş örtüsü imaline mahsus 3 tezgâh, 390 bakkal ve saire dükkanı, 6 ekmek fırını, 11 ipek fabrikası, 8 han, aşağı mahallede 1 imarethane ve hamsu deresinde 1 un değirmeni ile 16 de bağhane ve karasu boyunda12 un değirmeni vardır.
Bilecik şehri Millî Mücadele yıllarında büyük felaketlere maruz kaldı. Üç defa Yunanişgali altında kalan şehir, ekonomik ve sosyal yönden büyük sarsıntı geçirdi.Yunanlıların 1920 Haziranından itibaren Batı Anadolu’da ilerleyişleri, Bursa ve Balıkesir'i işgallerinden sonra 5 Aralık’ta Ankara hükümetiyle Tevfik Paşa’nınbaşında bulunduğu İstanbul hükûmeti arasındaki ilk görüşmeler Bilecik’te yapıldı. Mustafa Kemal Paşa ile İsmet Paşa’nın Ankara hükümetini, Ahmet İzzet Paşa ile Salih Paşa’nın İstanbul hükümetini temsil ettiği görüşmeler Bilecik'te istasyon binasında gerçekleştirildi. 8 Ocak 1921’de şehir Yunan kuvvetle rita-rafından işgal edildi ama I. İnönü Savaşı neticesinde Yunanlılar geriçekilmek zorunda kaldılar. İkinci işgal 13 Temmuz’da oldu ve çok kısa sürdü;ancak hemen sonra 22 Temmuz’daki üçüncü işgal 6 Eylül 1922'ye kadar devam etti.Yunan kuvvetleri şehri boşaltırken büyük bir yangın çıkardılar. 1956 ev, 331 dükkân, 18 han, fabrikalar, hükûmet konağı, camiler tamamıyla yandı. Cumhuriyet döneminde il merkezi durumuna getirilen Bilecik, yeniden fakat yavaş birşekilde gelişmeye başladı.
Cumhuriyet Döneminde Bilecik
Savaşlardan yıkılarak çıkan Bilecik devletin yardımları ve halkın çalışmaları sonucu bugünkü yerinde yeniden kuruldu. Bu devrede Bilecik’in gelişmesi tarım alanındaoldu ama İpekçilik ve kadifecilik eski durumuna getirilemedi. Bilecik, Planlı döneme girişe kadar büyük ve hızlı gelişen iller arasında yer alması, iş sahasıve müteşebbislerin azlığı gibi nedenlerle hızlı bir gelişme gösteremedi.
http://www.bidepo.com/images/1823181015.jpg
http://www.bidepo.com/images/1glg.jpg
http://www.bidepo.com/images/2mrm.jpg
http://www.bidepo.com/images/3mfm.jpg
http://www.bidepo.com/images/4jkj.jpg
http://www.bidepo.com/images/5eze.jpg
http://www.bidepo.com/images/6cyc.jpg
http://www.bidepo.com/images/7odo.jpg
http://www.bidepo.com/images/8sds.jpg
http://www.bidepo.com/images/9lzl.jpg
http://www.bidepo.com/images/5604941015.jpg
http://www.bidepo.com/images/7283010150.jpg
http://www.bidepo.com/images/156552ehe.jpg
http://www.bidepo.com/images/1961271015.jpg
http://www.bidepo.com/images/2836651015.jpg
http://www.bidepo.com/images/2929581015.jpg
http://www.bidepo.com/images/3061971015.jpg
http://www.bidepo.com/images/3793711015.jpg
http://www.bidepo.com/images/3896511015.jpg
http://www.bidepo.com/images/4035561015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5811521015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5805921015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5366011015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5238771015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5298131015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5299111015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5375601015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5381471015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5407741015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5451051015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5561301015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5649631015.jpg
http://www.bidepo.com/images/3856921015.jpg
http://www.bidepo.com/images/6009711015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5746851015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5766661015.jpg
http://www.bidepo.com/images/5986111015.jpg
http://www.bidepo.com/images/2509001015.jpg

İBRAHİM AKKAYA
24.Haziran.2012, 12:51
Burhan Kardeşim Ellerine sağlık Harika Bir Paylaşım Herkes İlini İlçesini Tanıtırsa Bedavadan Gezmiş oluruz.
Kuru Fasulyeye Bayılıtım Bilgin olsun.http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/smiley.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/smiley.gif
Bir Devletin Doğduğu Bilecik e Selam olsun.http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gif

Burhan KESKİN
24.Haziran.2012, 18:54
teşekkürler dayı!!

Hüseyin ORHAN
25.Haziran.2012, 07:40
gezip görmüş kadar oldum nerdeyse harika bir paylaşım olmuş bu paylaşımı ayakta tutmak için

imkanı olanlar dakendi memleketini bu paylaşım da paylaşırlar sa daha da güzel olur diye düşünüyorum.

Burhan KESKİN
25.Haziran.2012, 07:49
Duyarlı olmandan dolayı teşekkürler Orhan kardeşim! keşke herkes senin gibi düşünse Siteden bilgileri kapan kaybolup gidiyor!!

ibrahim ozel
25.Haziran.2012, 13:06
Harika paylaşım bakalım kimler kendi memleketlerini bize tanıtacakalar merakla bekliyorum...

Burhan KESKİN
25.Haziran.2012, 13:25
Harika paylaşım bakalım kimler kendi memleketlerini bize tanıtacakalar merakla bekliyorum...



Senin memleketin yokmudur?? Kemal paşa,karacabey,Gemlik,Adanahttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/cheesy.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/cheesy.gif

osmanturka
25.Haziran.2012, 14:05
Tamam başlık ve paylaşım güzel onu anladıkda,bunu yazılı dile getirmek yerine herkes memleketini tanıtsa aslında daha çok makbule geçer diye düşünüyorum.
Ayrıca Bu tür başlıklara yorum yazmak yerine başılğın konusuna göre başlığa katkıda bulunmak ve destek verilmesinden yanayım.

Memleket: NEVŞEHİR-(Kapadokya)



GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 5.467 km²
Nüfus: 157.462
il Trafik No: 50
Nevşehir, tarih ve doğanın iç içe geçerek, bütünsel bir güzellik sergilediği beldeleri ve bölgede yaşamış uygarlıkların zenginleştirdiği kültürel birikimi ile Türkiye’nin eşsiz turizm cennetlerinden biridir.
Nevşehir, ilk dönemlerde “Nyssa”, daha sonraki dönemlerde “Soandos Nisa” ve “Muşkera” adları ile anılmıştır. Osmanlı döneminde, Nevşehirli Damat ibrahim Paşa sadrazam olduğunda “Muşkera” adını değiştirerek kente “Yenişehir” anlamına gelen Nevşehir adını vermiştir.
Bölgede yapılan az sayıdaki prehistorik araştırmalardan Neolitik (M.Ö. 7 bin) dönemine ait yerleşmeler saptanmıştır. M.Ö.1600’lerde Hitit Krallığı’nın egemenliği altında olan kente, M.Ö. 12 yüzyılda göç kavimlerinin, M.Ö. 7. yüzyılda Kimmer ve iskitlerin saldırıları yaşanmıştır. Nevşehir, M.Ö. 680 – 610 yıllarında Asur ve M.Ö. 610 – 550 yıllarında Med egemenliğinin ardından Perslerin yönetimine girerek Kappadokia Satraplığı içinde yer almıştır. M.Ö. 332 yılında Pers soylularından I. Ariarathes bağımsız Kappadokia Krallığı’nı kurmuştur. M.S.17 yılında Roma imparatorluğu’na katılan Nevşehir sonra, Persler, Sasaniler daha sonra da Anadolu Selçuklu Devleti yönetimine girmiştir. Bölge 1097 yılında Haçlıların eline geçmiştir. Daha sonra ilhanlı ve 1398’de Karamanoğulları yöreye egemen olmuşsa da aynı yıl Sultan I. Bayezit Nevşehir’i Osmanlı topraklarına katmıştır. 1402 yılında Bayezit’in Timur’a yenilmesiyle bölge Karamanoğulları yönetimine geçmiş 1466’da da kesin olarak Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1954 yılında da il olmuştur.
Günümüzde bölge, birbirinden güzel kaya kiliseleri, doğal güzellikleri, vadileri ve yeraltı şehirleriyle bir açık hava müzesi durumundadır.
Dünyaca ünlü Türk düşünürü Hacı Bektaş-ı Veli ile Osmanlı döneminin ünlü sadrazamlarından Damat ibrahim Paşa’nın bu bölgede yaşamış olmaları da kültür ve turizm hareketlerinin olumlu yönde gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.

COĞRAFİ KONUMU
Nevşehir ilinin doğusunda Kayseri, kuzeyinde Yozgat ve Kırşehir, batısında Aksaray, güneyinde Niğde bulunmaktadır.


İKLİMİ
Nevşehir, yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve yağışlı geçen tipik karasal iklim özelliğine sahiptir.



YÖRE MUTFAĞI
Nevşehir ve yöresi yemeklerinin malzemeleri pek fazla olmamakla birlikte bölgesel denebilecek yemekleri vardır. Genellikle et tüketimi fazladır. Yörede sebzeciliğe de önem verildiğinden birçok sebzeyi kendileri yetiştirmekte ve yemeklerinde kullanmaktadırlar. Bölge, şarapları ile de ünlüdür. Yöre mutfağından bazı örnekler aşağıdadır:
Çorbalar; tarhana, düşü, kesme, sütlü, patates çorbaları ve katma aşı.
Yemekler; aşpakla (fasulye, kemikli et) , soğanlama, dıvıl (patates ve bulgur), cacık, ayva dolması, çanak (et ve sebze) , Nevşehir tavası (et) , zerdi pilavı, sızgıt (kışlık et kavurma), kömbe (bazlama) , kışlık ekmek (yufka), pastırma, sucuk.
Tatlılar; bulama (un, pekmez, ceviz) , aşure, irmik tatlısı, dalaz (yumurta, süt, un, yağ, bal veya şeker), aside (un, pekmez veya şeker), hoşaf. Yörede kaliteli şarap üretimi de yapılmaktadır.

KAPADOKYADAN RESİMLER


http://www.beyazlaleturizm.com/public/ugaleri/89.jpg

http://www.trek.com.tr/wp-content/uploads/2012/04/kapadokya-balon-turu.jpg

http://www.kapadokyaturu.com/images/peri-bacalari2.jpg

http://images.nationalgeographic.com/wpf/media-live/photos/000/280/cache/cappadocia-tuff-hills-and-cave-dwellings_28005_600x450.jpg

http://1.bp.blogspot.com/_Cb2ag7CWchw/TT1Jhmqsv0I/AAAAAAAAARs/6JypjRzvaLU/s1600/kapadokya-turist+24012011.jpg

http://turizmfirsati.com/Reklam/410kapadokya-paytur01.jpg

http://img56.imageshack.us/img56/9589/comlekci1x9sb.jpg

http://redvalleytours.com/tr/img/galeri/AVANOS%20__ANAKCI.jpg

http://www.urgup.tk/wp-content/uploads/2011/10/testi.jpg

Burhan KESKİN
25.Haziran.2012, 18:25
teşekkürler Osman kardeşim eline emeğine sağlık!

imported_avkolik
25.Haziran.2012, 21:17
Valla çok çok güzel olmuş... Emeğinize sağlık gitmiş gibi oluyor insan ...

Hemen bende bir Kütahya hazırlayayım :)

imported_avkolik
25.Haziran.2012, 21:23
KÜTAHYA


Genel Bilgi :
Ege Bölgesi’nin İçbatı Anadolu Bölümünde,Yukarı Sakarya ve Güney Marmara bölümlerinin kavşağında yeralan Kütahya’nın, doğusunda Eskişehir, güneydoğusunda Afyonkarahisar, güneyinde Uşak, güneybatısında Manisa, batısında Balıkesir, kuzeyinde de Bursa ve Bilecik illeri bulunmaktadır. İl topraklarını güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda uzanan dağlar engebelendirir. Bu dağlar; güneyde Murat Dağı (Kartaltepe’de 2.309 m.), güneybatıda Şaphane Dağı (Ulugedik tepesi’nde 2.120 m.), Simav Dağı (Damrık Ziyaret Tepesi 1.800 m.), batıda Alaçam Dağlarından Akdağ (2.089 m.) ve Eğrigöz sınırı dışında kalan Domaniç Dağı ile Yirce Dağı , Yellice Dağı (İncebel Tepesinde 1.764 m.) ve Yeşildağ (Kiraz Oymağı tepesinde 1.496 m.)’dır.

İl sınırları içerisindeki alçak düzlükler, tektonik çöküntü alanlarından oluşur. Bu çöküntü alanları, Ege Bölgesi’nin İçbatı Anadolu Bölümündeki, güneydoğu-kuzeybatı doğrultulu dağ dizileri arasında kalan, 93km2.lik bir alanı kaplayan Kütahya Ovası ile Örencik, Simav, Tavşanlı, Gediz ve Altıntaş Ovalardır. Kütahya, bazı kırık çizgileriyle kesilen bir deprem kuşağı üzerindedir.

İl topraklarından kaynaklanan sular çeşitli akarsularla üç ayrı denize dökülür. Porsuk Çayı Karadeniz’e, Adırnaz ve Emet çaylarının birleşerek il sınırları dışında oluşturdukları Kirmasti Suyu ve ana kolu Simav Çayı olan Susurluk (Sususrlu) Çayı Marmara Denizi’ne, Gediz Irmağı da Ege Denizi’ne dökülür. Kütahya sınırları içerisinde Simav Gölü ile Enne Baraj Gölü bulunmaktadır. Porsuk Baraj Gölü’nün batı kesimi il sınırları içerisindedir.

Bitki örtüsü bakımından ormanlarla kaplıdır. Alçak kesimlerde meşe ve ardıç, yüksek kesimlerde kızılçam, sarıçam ve karaçam ormanları vardır. Domaniç ormanlarında ise kayın bulunmaktadır.

Kütahya, İç Anadolu’nun karasal, iklimi ile Ege ve Marmara’nın ılıman iklimi arasında geçiş özellikli bir iklime sahiptir. İlimizin doğu kesimlerinde yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçerken, batı kesimlerinde daha yumuşak deniz iklimi etkisi egemendir. Yüzölçümü 11.875 Km2. , 2000 yılı sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 715.375’tir.

İlin ekonomisi seramik ve çinicilik, dokumacılık, turizm, tarım, hayvancılık ve sanayie dayalıdır. Ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanmakta olup, yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler; buğday, şeker pancarı, arpa, patates, domates, baklagiller, elma, soğan, kavun, karpuz, ayçiçeği, vişne, kenevirdir. Hayvancılıkta ise sığır, koyun, ve kıl keçisi besiciliği yapılır. Ankara keçisine dayanan tiftik üretimi önemlidir.

Kütahya’da, şeker, un, konserve, yem, porselen, çini, tuğla ve kiremit, kalorifer kazanı, akaryakıt tankı, inşaat ve tarım makineleri, gübre üreten ve orman ürünlerini işleyen fabrikalar bulunmaktadır. Ayrıca il topraklarında gümüş, kaolin, magnezit, linyit, bitümlü şist, kurşun, demir, bor mineralleri, çimento hammaddesi, antimon, feldispat, krom, alunit, flüorit yatakları vardır.

Geleneksel uğraşlardan olan dokumacılık ve halıcılık ile seramik ve çinicilik de önemli gelir kaynağıdır. İlin çeşitli yörelerinde iplik, dokuma ve halı fabrikaları bulunmaktadır. Kütahya çinisi XIV.yüzyıldan günümüze kadar üretilmekte olup, İznik çiniciliğinin başkente ve saraya yönelik üstün nitelikli üretimine karşılık, Kütahya çinisi halkın ihtiyacını karşılamak üzere üretilmiş ve Anadolu çini geleneğini sürdürmüştür. Günümüzde Kütahya, Türk çini sanatının canlandırılması yönündeki çabaların en önemli merkezi durumundadır.

İl topraklarında yaşayan geyikler için Türkmenbaba ile şaphane Dağı’nda av koruma ve üretme alanları kurulmuştur. Ayrıca Merkez ilçedeki Çamlıca, Gediz ilçesindeki Murat Dağı, Emet’teki Hisarlıktepe, Domaniç’te Ebem Çamlığı, Simav’da Gölcük Yaylası ve Nafia Pınarı orman içi dinlenme yerleri ilin başlıca mesireleridir. İl topraklarında çıkan şifalı madensuları kaplıca turizmi açısından önem taşımakta olup, bunların başlıcaları Merkezdeki Harlek ve Yoncalı, Simav’da Naşa ve Eynal, Tavşanlı’da Göbel ile Gediz ilçesindeki Gediz ve Murat Dağı kaplıcalarıdır.

Antik kaynaklara göre Ezop’un doğum yeri olan Kütahya’nın o dönemlerdeki adı Kotiaeion’dur. Katiaeion, Hititler döneminde M.Ö.1550’lerde kurulmuştur. Strabon’a göre bu ad “Kotys’in Kenti” anlamına gelmektedir. Kotiaeion adı temel sözcük aynı kalmak şartı ile, farklı dönem ve yazılışlara göre “Kotiaion”, “Cotyaeum” ve “Cotyaium” olarak da kullanılmıştır.

Katiaeion’un kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, ilin tarihi MÖ VI. yüzyıla dayanmaktadır. İl toprakları içinde yerleşen en eski halk Frigler’dir. MÖ 1200 yıllarında, Anadolu’ya gelen Frigler, Hitit İmparatorluğu’nun topraklarına girmişler, MÖ 676’da Kimmerler Frigya Kralı III. Midas’ı yenerek, Kütahya ve çevresine egemen olmuşlardır. Alyattes’in Lydia kralı olduğu dönemde Lydialıların eline geçen yöre, MÖ 546’da Perslerin daha sonra da Makedonyalıların hakimiyetine girmiştir. MÖ.333 yıllarında Makedonya Kralı Büyük İskender Anadolu’nun büyük bir kısmı ile Kütahya ve yöresine de hakim olan Persleri yenerek Makedonya Krallığını burada egemen kılmıştır. Büyük İskender’in ölümünden sonra imparatorluğu generalleri arasında bölüşülmüş, Kütahya ve yöresi de kumandanlarından Antigonos’un yönetimine geçmiş, ardından MÖ.278’de Bithynia Krallığının sınırları içerisinde kalmıştır. Pergamon Krallığı buraya egemen olmuş, Pergamon Kralı III.Attalos’un MÖ.133 yılında ölümü ile de Kütahya ve yöresi vasiyet yolu ile Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. MÖ.II.yüzyılın ikinci yarısında Pergamon Krallığı’nın çöküşü ile Romalıların eline geçen Kütahya ve çevresi önemli bir Hıristiyanlık merkezi olmuştur. Roma döneminde Galatia Eyaletinin, Bizans döneminde de Anatolikan Theması’nın sınırları içerisinde kalmıştır.

Malazgirt Savaşı’nda (1071) Alparslan’a yenilen Bizans İmparatoru IV.Romanos Diogenes daha sonra Kütahya’ya getirilerek cezalandırılmıştır. Anadolu Selçuklu Devletini (1078) kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Kütahya’yı da ele geçirmiş, 1097’de Haçlıların saldırılarına uğramıştır. Daha sonra Anadolu Selçukluları ve Bizanslılar arasında sürekli el değiştirmiştir. Ardından 1300-1429 yılları arasında yöreye egemen olan Germiyanoğulları tarafından merkez seçilmiştir. 1277’de III. Gıyaseddin Keyhusrev Kütahya yöresini Germiyanoğullarına vermiş, Germiyanoğulları ise; Yıldırım Beyazıt’la evlenen Süleyman Bey’in kızı Devlet Hatun’un çeyizi olarak Osmanlılara vermiştir. Şehzade Beyazıt 1381 - 1389 yılları arasında Kütahya Valisi olarak görev yapmıştır. Ankara Savaşı’nda (1402) Yıldırım Beyazıt’ı ağır bir yenilgiye uğratan Timur, Kütahya’yı alarak Germiyanoğullarından Yakup Bey’e vermiştir. Kütahya, Yakup Bey’in ölümüyle vasiyeti üzerine, 1429’da tekrar Osmanlıların eline geçmiş ve sancak merkezi olmuştur.

XVI. ve XVII.yüzyıllarda Celali Ayaklanmalarından önemli ölçüde etkilenmiştir. 1833’te, osmanlı Devletine karşı ayaklanan Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa tarafından işgal edilmiştir. Aynı yıl imzalanan Kütahya Antlaşması ile yeniden Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. 1849’da Osmanlı Devletine sığınan Lajos Kossouth önderliğindeki bazı Macar ulusal hareketinin önde gelenleri yerleştirildikleri Kütahya’da 1815’e değin kaldılar. 1867’de Hüdavendigâr (Bursa) Vilayetine bağlı bir sancak merkezi olan Kütahya, II. Meşrutiyetten sonra bağımsız bir sancak oldu.

Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918) sonrasında demiryolunu koruma gerekçesi ile Kütahya’ya gönderilen İngiliz askerleri, Kuvay-ı Milliye kuvvetlerinin Kütahya’ya girmesi üzerine Eskişehir’e çekilmiştir. Kurtuluş Savaşı sırasında Çerkes Ethem ile düzenli ordu birlikleri Kütahya çevresinde çatışmıştır. Milli mücadele yıllarında, 17 Temmuz 1921 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilen Kütahya’ya 28 Temmuz 1921’de gelen Yunan Kralı I.Konstantinos, burada toplanan Savaş konseyinin başkanlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında önemli bazı savaşlar, günümüzde ilçe merkezi olan Dumlupınar kasabasının çevresinde yapılmıştır. Büyük Taarruza kadar işgal altında kalan Kütahya, 30 Ağustos 1922’de bu işgalden kurtarılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra 8 Ekim 1923’de il konumuna getirilmiştir.

Kütahya’da günümüze gelebilen tarihi eserler arasında Bizans döneminde yapılan Kütahya Kalesi, Molla Bey Külliyesi (XIX.yüzyıl), Kütahya Ulu Camisi(XIV.yüzyıl), Balıklı Camisi (XIII.yüzyıl), Vacidiye Medresesi ve Kurşunlu Cami (XIV.yüzyıl), II.Yakup Bey Külliyesi, İshak Fatih Külliyesi, Timurtaş Paşa Camisi (1389-1402), Dönenler Camisi (Mevlevihane) (XIV.yüzyıl), Arslan Bey (Maydan Camisi) Camisi, Saray Camisi (Hisar Bey oğlu Mustafa Camisi) (XV.yüzyıl), Takvacılar Camisi, Karagöz Ahmet Paşa Camisi, Lala Hüseyin Paşa Camisi (XVI.yüzyıl), Ali Paşa Camisi (XVIII.yüzyıl), Hatuniye Camisi (1573), Özbek Camisi (XVIII.yüzyıl), Sadettin Camisi (XIII.yüzyıl), Bülbül Mescidi (Yakup Çavuş mescidi (XIX.yüzyıl), Hezar Dinarı Mescidi (XIII.yüzyıl), Hıdırlık Mescidi (XIII.yüzyıl), Pekmezpazarı Mescidi (XIV.yüzyıl), Süleyman Bey Mescidi (XIV.yüzyıl), Küçük Bedesten Hamamı, Büyük Bedesten (XV.yüzyıl), Ahi Evran Mescidi (XVI.yüzyıl), Şeyh Buhari Türbesi (Gümüşeşik Tekkesi (XVI.yüzyıl), Karagöz Ahmet Paşa Türbesi (1511), Ahi Evren Türbesi (XVI.yüzyıl), Küçük Hamam, Lala Hüseyin Paşa Hamamı bulunmaktadır. Ayrıca ilde Türk sivil mimari örneklerinden evler, Hükümet Konağı (1907) ve Başkomutan Meydan Savaşının geçtiği mekandaki Zafertepe Çalköy’de Zafer Anıtı, Şehit Sancaktar (Meçhul Asker) Anıtı, Yüzbaşı Şekip Efendi Anıtı bulunmaktadır.

imported_avkolik
25.Haziran.2012, 21:28
Kütahya Kalesi şehre hâkim bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Kalenin bulunduğu alanın antik çağdan itibaren ilk yerleşmenin başladığı yer olduğu sanılmaktadır. Kaynaklara göre buradaki ilk kaleyi Bizanslılar yapmıştır. Malazgirt Savaşı (1071) sonrası Alparslan’a yenilen Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’in gözlerine bu kalede mil çekilmiştir. Daha sonra 1080 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından kale ele geçirilmiştir. Germiyanoğulları ve Osmanlı dönemlerinde de kullanılmıştır. Fatih Sultan Mehmet kaleyi onarmış, genişletmiştir. Sultan III.Selim zamanında da kalenin muhafızları Nizamı Cedid örgütünün Selimiye Ocağına bağlanmıştır. Bu dönemlerde kale bir süre cezaevi olarak kullanılmıştır.

Eski kaynaklar ve gezginlerin seyahatnamelerinde de kale ile ilgili bir bilgiye rastlanmamıştır. Kalede Türk devri öncesine ait herhangi bir yapı ile karşılaşılmamıştır. Bununla beraber kale burçları, bazı sarnıçlar ve depolar ile buna benzer kalıntılar kesinlik kazanamamakla beraber önceki dönemlere ait bazı ipuçları vermektedir. Evliya Çelebi’nin 70 burcunun olduğuna değindiği kalenin burçları iyi durumda olmasına karşılık, şehre bakan doğu tarafında çok az burç günümüze gelebilmiştir. Kalenin batı ucuna küçük bir içkale veya şato yerleştirilmiştir. Bunun kuzeyine de Osmanlı döneminde yeni bir bölüm eklenmiştir.

Kale İç Kale ve Yukarı Kale olmak üzere iki bölümden meydana gelmiş, moloz, kesme taş ve tuğla hatıllarla yapılmıştır. Duvar örgüleri arasında çok sayıda devşirme malzeme ile karşılaşılmıştır. Sur duvarlarına burçlar sık aralıklarla yerleştirilmiştir. İç Kale’nin bulunduğu tarafta birbirine bitişik burçlar da dikkati çekmektedir. Burçlar yuvarlak olup, yalnızca güneydeki bir burç kare planlı yapılmıştır. İç Kale içerisinde sarnıçlar, odalar, iki cephanelik ve iki de tophane bulunmaktadır. Bugün bu kalenin içerisindeki meydana Ebed Bahçesi denilmektedir. Aşağı Kalede ise burçlar tamamen kare planlıdır. Doğu yönündeki giriş kaplamaları sökülmüş olmasına rağmen yine de iki burcun arasında olduğunu göstermektedir.

İç Kale’nin doğuya açılan bir giriş kapısı vardır. Evliya Çelebi bu kapının ahşap ve üzerinin camız derisi ile kaplı olduğunu belirtmiştir. Şehre inen doğu kapılarından da üç kat demir kapı olarak söz etmiştir. Ayrıca bu kapının iki tarafında beyaz mermerden aslan heykelleri olduğuna da değinmiştir. C.Texier bu aslanlardan bir tanesinden söz etmiştir. Bazı kaynaklarda kalenin hendeklerle çevrili olduğu yazılmışsa da bununla ilgili bir ize rastlanmamıştır.

Yukarı Kale’de Germiyanoğlu Süleyman Şah’ın 1378’de yaptırdığı Yukarı Kale (Süleyman Şah) Camisi, Aşağı Kale’de de Ulupınar Mescidi Osmanlı döneminde yapılmıştır. Ayrıca şehirden kaleye çıkan yol üzerinde de iki çeşme kalıntısı bulunmaktadır. Kaba taştan yapılmış bir suyolu izlerine de yine kaleye çıkış yolu üzerinde rastlanmıştır.

Günümüzde İç Kale içerisinde kendi ekseni etrafında dönen turistik bir gazino yapılmıştır.



http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/arkeolaji_mzesi.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2951.htm)
Kütahya - Arkeoloji Müzesi (http://www.kaliteliresimler.com/img2951.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/baba_oul_ant.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2958.htm)
Kütahya - Baba Oğul Anıtı (http://www.kaliteliresimler.com/img2958.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/inili_cami.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2953.htm)
Kütahya - Çinili Cami (http://www.kaliteliresimler.com/img2953.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/corafisi.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2960.htm)
Kütahya - Coğrafi Yapısı (http://www.kaliteliresimler.com/img2960.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/dumlupnar_ehitlii.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2955.htm)
Kütahya - Dumlupınar Şehitliği (http://www.kaliteliresimler.com/img2955.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/dnenler_cami.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2952.htm)
Kütahya - Dönenler Cami (http://www.kaliteliresimler.com/img2952.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/enne_baraj.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2954.htm)
Kütahya - Enne Barajı (http://www.kaliteliresimler.com/img2954.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/frig_vadisi.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2947.htm)
Kütahya - Frig Vadisi (http://www.kaliteliresimler.com/img2947.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/mehmetik_ant.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2957.htm)
Kütahya - Mehmetçik Anıtı (http://www.kaliteliresimler.com/img2957.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/milisler_ant.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2956.htm)
Kütahya - Milisler Anıtı (http://www.kaliteliresimler.com/img2956.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/tarihi.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2959.htm)
Kütahya - Tarihi (http://www.kaliteliresimler.com/img2959.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/ulu_cami.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2949.htm)
Kütahya - Ulu Cami (http://www.kaliteliresimler.com/img2949.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/zuus_tapna.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2948.htm)
Kütahya - Zeus Tapınağı (http://www.kaliteliresimler.com/img2948.htm)


http://www.kaliteliresimler.com/data/thumbnails/343/ktahya_kalesi.jpg (http://www.kaliteliresimler.com/img2950.htm)
Kütahya Kalesi (http://www.kaliteliresimler.com/img2950.htm)

Burhan KESKİN
25.Haziran.2012, 22:14
Eline emeğine sağlık Ali kardeşim 3 yıldır Kütahyadayım ama bir türlü her yerini gezmek nasip olmamıştı gezmiş kadar oldum teşekkürler!!

imported_avkolik
25.Haziran.2012, 22:39
Abi komutan kadar olamadın yaa :)

Emetteyiz gelcen vurcaz muhabbetin dibine gali :) (buda şivesiydi :) )

Mesut BÜLBÜL
26.Haziran.2012, 08:53
burhan kardeşi maşşallah bu ne güzellik böyle ellerine vede emeklerine sağlık paylaşım icin teşekkür ederim

Burhan KESKİN
26.Haziran.2012, 09:11
burhan kardeşi maşşallah bu ne güzellik böyle ellerine vede emeklerine sağlık paylaşım icin teşekkür ederim



Abi çok teşekkür ederim 2 yıldır iş güç yüzünden bir taraflar gidemedik bunlarla teselli buluyoruz! abi bize deniz uzak biraz poşete deniz suyu yollayıver bari kokusunu koklayalım http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/cheesy.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/cheesy.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/cheesy.gif

26.Haziran.2012, 17:34
Vallahi ben memleketimi anlatsam. Avkolik çöker.. Ama gelen olursa gezdiririm.. Nasreddin Hoca ve Seyid Mahmut diyarı Kültür ve Sanayi kenti AKşehir....

Burhan KESKİN
26.Haziran.2012, 19:54
Vallahi ben memleketimi anlatsam. Avkolik çöker.. Ama gelen olursa gezdiririm.. Nasreddin Hoca ve Seyid Mahmut diyarı Kültür ve Sanayi kenti AKşehir....



Gelemesek bile resimlerine bakalım Naci kardeşim katkıda bulunursan sevinirim!

28.Haziran.2012, 06:25
http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gif


Hemşerim sana ve klavyene sağlık çok güzel olmuş tebrik ediyorum senihttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/smiley.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/smiley.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/smiley.gif

28.Haziran.2012, 10:26
Eline sağlık şef çok güzel bir konu açmışsın!! http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gif

28.Haziran.2012, 12:54
Görsel medya ile Muğla Milas
http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/smiley.gif
http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/smiley.gif



http://www.youtube.com/v/YO-7kMKIDso&feature=related

http://www.youtube.com/v/fCCjkVD437w&feature=related

http://www.youtube.com/v/B-3Pd7ZrwP8&feature=relmfu,

http://www.youtube.com/v/uSnt0B5iNJg&feature=relmfu

http://www.youtube.com/v/CbItUbenGDM&feature=relmfu

http://www.youtube.com/v/bZ8sAf6mehQ&feature=relmfu

http://www.youtube.com/v/ZoELVb-Odus&feature=relmfu

http://www.youtube.com/v/od4viRNpmEk&feature=relmfu

http://www.youtube.com/v/0c_qjn1bZm8&feature=relmfu

http://www.youtube.com/v/hLJcf4w4wMs

Burhan KESKİN
29.Haziran.2012, 07:35
http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gif


Hemşerim sana ve klavyene sağlık çok güzel olmuş tebrik ediyorum senihttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/smiley.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/smiley.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/smiley.gif



Sağol hemşerim teşekkürlerhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/smiley.gif

ibrahim ozel
29.Haziran.2012, 12:57
Burhan abi ben Adana'lıyım. Ha inanmayan varsa buyursun ben kanıtlarım :)
Ali benim kadar olmadı sen 2 defa geldinde noldu sanki ateş aldın gittin gari (Buda şive) :)

imported_avkolik
02.Temmuz.2012, 19:06
Komutan sen Adana şivesi yap daa :)

imported_avkolik
02.Temmuz.2012, 19:09
Vallahi ben memleketimi anlatsam. Avkolik çöker.. Ama gelen olursa gezdiririm.. Nasreddin Hoca ve Seyid Mahmut diyarı Kültür ve Sanayi kenti AKşehir....



Yok öyle güzel kardeşim :) Elbet yolumuz düşerse nasipse gelir çayını içer muhabbetimizi eder misafirin oluruz... Ama sen biraz bize ucundan bi göstersen fena olmaz hani :) Nereleri meşhur fotolarını filan at yaz ki görelim...

Selamlar

imported_avkolik
03.Temmuz.2012, 19:57
Evet arkadaşlar memleket tanıtımlarını bekliyoruz...