PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : MC GYVER'İN ZOR GÜNÜ - ANILARIM 12



13.Ağustos.2012, 03:54
Sevgili Dostlar,
Avın açılmasını sabırsızlıkla beklediğimiz şu sıcak günlerde soğuk bir kış günü hikayesi iyi gider diye düşündüm. Hastalığım sebebiyle uzun süredir yazamamıştım. Uzatmadan gelelim hikayemize.
1991 yılı, soğuk bir kış günü. Kar, buz, hava raporları tüm yurdun karla kaplı olduğunu duyuruyordu. Ancak Ege’de her zamanki gibi kar yok, buz çok. Avcıların ava gitmek için kanının kızıştığı günlerdi.
Babam hep şöyle der: “Kış gelince yakacak odun kömüre verecek paramız yoktur cebimizde, ama soğuklar gelse de lökeşe avlasak diye dua ederiz.” Eh ne demişler “İnsanın akıllısına savcı derler, aptalına avcı.” :) :) :)
Hava nasıl olursa olsun o gün dualarımızın kabul olduğu gündü. Apo Abi , ben, Suat Abi, Mehmet Binbaşı, Egsozcu Engin Abi ve bagajda iki köpekle bizim yaşlı 51 model Hilman’a dolduk Söke’ye gidiyoruz. Aldığımız habere göre tarla arasındaki kanalların sazlıklarına müthiş lökeşe atmış. Benzinlikte mola verdik erkenden. Rüzgar kulaklarımıza zımpara çekiyor.
Uzatmayalım vardık Söke’de Menderes kenarındaki meramıza. Durduk. Suat Abi dedi ki “Acele etmeyin arabayı bir yanaştırayım.” Manevra yaparak geri geri gelirken arkadaki bir çukuru görmemiş. Çukura girer girmez TRAK! Diye bir ses. Araba çöktü kaldı.
İndik aşağıya bakıyoruz acaba ne oldu diye. Arabanın sol arka lastiği çamurluğa dayanmış şekilde araba komple çökmüş durumda. Neyse krikoyu vurup kaldırdık. Amanın! Olacak şey değil! Arabanın makası tam ortadan kırılmış. Herkes büyük bir şok içinde… Ne yaparız, ne ederiz, arabayı nasıl çektiririz diye kara kara düşünüyoruz. Tabi hepimiz Suat Abi’den tarafa dönüp “ Ne yapacağız?” dedik. Elleri ceplerinde şöyle uzun uzun uzaklara bakıp düşündü. “Ben bir cuğara içeyim. Siz tüfekleri alın.Köpekleri indirin. Önce avımızı yapalım. Sonra ne yapacağımıza karar veririz.” dedi. Tüfek elde setten setten düşünceli düşünceli yürümeye başladı. Aldık tüfekleri biz de arkasından…
Tarlaların çoğu sürülmüş ama kanalların içindeki sazlıklardan bıldırcınlar fırlamaya başladı. DAN; DUN! Düşen düşüyor, kaçabilen kaçıyor.
Kalabalık ördek alayları geziyor ama bize yaklaşmıyorlar. Suat Abi dedi ki “Kanalın etrafında 5 kişi olmuyor. Onlar 3 kişi kanalları gezsinler, gel biz Menderes’in kenarına gidelim. Mutlaka ördek vardır.”dedi.
Nehrin kenarına gelir gelmez bir ördek alayı kalktı ama yeşilin bir tanesi güzel balonlama yaptı. DAN DUN! O kadar ördeğin içinden ikimiz de aynı ördeğe atmışız. Bir tane daha kalktı onu da indirdik. Ancak karşıya düştü alamadık. Sıkıları değiştirdik. Ufak ördek sürüsü bindirdi üstümüze. TAN, TUN! İki tanesini kıvırdık. Setten yürürken Linda başladı kokulara, bir ferma Papapap! Lökeşe bir sıkı çektim düştü.
Kuş nasıl sıska, sade kemik. Hava şartlarından beslenememiş hayvancağız.
Bu arada kuş vuruyoruz, av güzel ama aklım fikrim arabada. “Ağa iyi avlanıyoruz da Araba ne olacak?” dedim. Gülümseyerek “Sen takma kafana Hoca! Ben onu kafamda hallettim bile.” Dedi. Öğle oldu, rüzgara kuytu bir çukur bulduk, girdik içine. Yemek yedik. Bizim elemanlar veriyor dumanı. Patlayan tüfeğin haddi hesabı yok. O kadar çok tüfek attılar ki hatta bir ara “Keşke ayrılmasaydık yanlarından.” dedik. Yemek bitti. Bir tane pamuk tarlası bulduk. İçi bıldırcın dolu. Frink Prink” Veriyoruz dumanı ama saat 2 oldu. Araba arızalı olunca istemeye istemeye avı bırakıp geri döndük.
Diğerleriyle arabada karşılaştık. Dedik ki “Kırdınız kuşları be. Ne tüfek attınız öyle!” Onlar da ne dese beğenirsiniz. “Siz gittikten sonra biz bir şey vuramadık ki” :( :( “Yuh! O zaman Neye atıyordunuz öyle mısır patlatır gibi?” diye sorduk. Dediler ki “Yüksek geçen ördekler sağ olsun hepsini bıldırcın sıkılarıyla gıdıkladık.” :) :) :) Meğer Suat Ağabeyle onlardan fazla kuş vurmuşuz. :) :) :)
http://img580.imageshack.us/img580/1069/suatabi.jpg
Bir ördek avı sonrası Suat Abi
Ancak asıl önemli sorun : Araba ne olacak? Suat Abi bagajı açıp cıvata kutusunu döktü yere. İçinden 10 cm uzunluğunda kalın iki civata çıkarttı. Krikoyu arabanın kasasından vurarak kaldırdı. Makasla şasinin arasını iyice açtırdı. Elindeki uzun iki civatayı makas saçının deliklerinden karşılıklı olarak yerleştirip şasiyle makasın arasına sıkışmasını sağladı. Böylece hani insanın kırılmış kolunu sağdan soldan tahtayla destekler gibi kırık kısmın yükünü civatalara bindirdi. Tek sorun vardı aklımızda; esneme, hoplama sonucu civatalar yerinden kayar da düşer mi? Krikoyu indirdik, baktık ki çökme falan yok.. Suat Abi “Bir de kalite kontrol yapalım.” dedi. Bir kişi arka koltuğun ortasına, bir kişi sol arka koltuğa, bir kişi sol arka eşiğe bir kişi de şoför mahalinin eşiğine binerek zıplamak suretiyle arabayı esnetmeye başladık. “Düşecekse burada düşsün, kırılırsa burada kırılsın.” dedik. Suat Abi baktı ve dedi ki “Bir numara yok. Civatalar cuk diye yerine oturdu. Kıpırdama yok. Arabanın yükü de iyice üstüne bindi. Hayatta yerinden oynamaz artık.”
Bindik arabaya, önce 60-70 km gidiyoruz ki herhangi bir durumda takla atmayalım. Sonra kar bir başladı, tipi şeklinde yağıyor. Suat Abi gazladı. O külüstür arabayla 100- 120 basıyor.Suat Abi’nin amacı kar kapatmadan Ortaklar’ı geçip tepeye varmak. Çünkü lastikler kabak, zincir mincir hak getire… Süratle gidiyoruz, kelle koltukta. Apo Ağabey. ‘’Yahu hacının duası tutar da avcının duası tutmaz mı ?’’ Diye başladı dua etmeye. :) :) :) Gerilime rağmen arabanın içinde espriler yapmaktan geri durmuyoruz, kıkır kıkır gülüyoruz. Tepeyi aşıp aşağı doğru inmeye başlayınca rahatladık. Dualarla salavatlarla İzmir’e vardık çok şükür.
Aradan 15 gün geçti. Balıkesir’den İzmir’e Geldim. Suat ağabey’e Arabayı ne yaptığını sordum. Babam duymasın diye beni kenara çekerek bana ne dese beğenirsiniz. ‘’Hoca, İşler çok yoğundu. Araba da lazımdı. Daha üç gün önce yaptırdık babana çaktırma.’’ Hasılı kelam araba kırık makasla ve idareten iki civatayla 12 gün İzmir’de gezmiş bir şey olmamış. Eh ne yapalım fakirliğin gözü kör olsun. :) :) :)
Dedem Korkut geldi. Boy boyladı soy soyladı. Günün anlam ve önemini belirten şu maniyi düzdü.
Soğuk günde yaşamışsınız macera
Suat Abi desen her zaman harika
Şu arabayı ne olur artık değiştirin
Başınıza getirecek olmadık bela

Pekiiii şimdi size bir soru. Önünüzden kırk kadar bir keklik alayı kalkıp çok kolay bir dereye konuyor. Yürüyüp tam derenin yanına varıyorsunuz, köpek kuşları kaldırdı kaldıracak. Keklikler derenin içinde ötüşüyor. Önünüzden sıpa gibi bir tavşan nanik yaparak fırlıyor. Atar mısınız ? Yoksa atmayıp kekliklerin kalkmasını mı beklersiniz.? Çünkü ben böyle bir durumla karşılaştım. Tartışma konusu oldu. Size bol bol süre…
Ne mi yaptım? Onu da anlatacağım ancak o başka bir hikaye şimdilik kalın sağlıcakla…
Not: Yeni sezonda tüm avcı arkadaşların kazasız belasız bir sezon geçirmesi dileklerimle. Hepinize rasgele …

dadak_e
13.Ağustos.2012, 05:27
güzel bi paylaşım emeğiniz için tşk ler

13.Ağustos.2012, 08:46
Elinize sağlık.soruya gelince fişeğin biri tavşana biri bir kekliğe biri diğer kekliğe limit tamam döner gelirim. http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/wink.gif

çetin ekren
13.Ağustos.2012, 09:29
tek solukta okudum...
ağzınıza sağlık...
arada kullandığınız ''insanın akıllısına savcı,aptalına avcı derler'',''hacının duası tutarda,avcının tutmazmı''
gibi sözlere bayıldım..
ben o durumda sanırım seçimim tavşanda yana olurdu..ilk nasibi geri çevirmek olmaz sanırım...

ibrahim ozel
13.Ağustos.2012, 16:43
Oğuz abi öncelikle geçmiş olsun abi hayırdır rahatsızlığın neydi.
Yine harika bir serüven abi bu arada kitaplar noldu abim bitmedimi :)

13.Ağustos.2012, 19:01
Abi öncelikle geçmiş olsun harika bir anlatım kitap yaz sen bence kitap tutar abi ilk müşterin de ben olurum
soruna gelince tabi ki öncelikle tavşan abi keklikleri köpek nasılsa tekrar bulur :)

13.Ağustos.2012, 20:52
Oğuz abi öncelikle geçmiş olsun abi hayırdır rahatsızlığın neydi.
Yine harika bir serüven abi bu arada kitaplar noldu abim bitmedimi :)

Teşekkür ediyorum.
OSAS diye geçiyor. Uyku apnesi diye de biliniyor. Küçük dil kesildi. Büyük dil geri çekildi. Bademcikler alındı. Burun kanalları açıldı. KBB' da en büyük operasyon diye biliniyor. İyileşmesi de zaman alıyor. Atlattık çok şükür. Çoğu gitti azı kaldı. Allah herkese öncelikle sağlık versin.
Kitap matbaaya takıldı çıkamıyor bir türlü. İyileşip ayağa kalkayım en yakın zamanda hallediceğim onu. ;)

osmanturka
13.Ağustos.2012, 21:00
Oğuz abim öncelikle rahatsızlığın için geçmiş olsun ellerine,yüreğine sağlık harika bir anlatım olmuş. 1 alay keklikmi? tavşanmı? sorunuza gelince o sezonun limitleri çok önemli :) mesela bu sezon keklik limiti 2 geçen yıl 4 tü
bu sezon böyle bir olayla karşılaşırsam 2 keklik vurmaktansa tavşanı tercih ederim... yada şu anki düşüncem öyle o duruma düşünce herşey değişebilir bunuda belirtmek isterim :)

Burhan KESKİN
13.Ağustos.2012, 21:14
elinize sağlık Oğuz bey! geçmiş olsun Allah sağlık sıhhat versin!

dadak_e
14.Ağustos.2012, 05:52
oğuz abi geçmiş olsun en kısa zamanda eski sağlığına varırsın inş

veysibor
14.Ağustos.2012, 08:14
Oğuz abi güzel bir paylaşım.avda macerada tadı , tuzu , biberi olsa gerek.tavşan keklik konusunda sanırım bende tavşanı seçerdim sanırım.ama kekliğide unutamazdım sanırım.zor karar be abi.ama karar verdim tavşana atardım.sebebi bende kalsın.

Ufuk Evci
14.Ağustos.2012, 08:26
Oğuz abi, ilk önce geçmiş olsun dileklerimi sunar, acil tarafından şifalar dilerim.

En son 2004-2005 sezonunda gitmiştik herhalde Söke'ye çok bıldırcın var diye , pamuk tarlalarının ucu bucağı görünmüyodu ama bi o gadar da avcı vardı :) :) 3-5 bıldırcın tekletip attık torbalarımıza :)

gene de o gadar avcı arkadaş arasında nasibimizi alıp Çine'ye dönmüştük.ama o pamuk tarlaları azaldı gari, her yer darı oldu.pamuk olan tarlalara da yabani ot çıkmasın deye zirai ilaç attıklarından tarlaların içinde çakal üzümleri, siğken otlarıyla beraber bıldırcınlarda gaybolup gitti.

eskiye dair gene çok güzel bi anını zevkle bi solukta okudum, arada hiç duymadığım özlü sözlerde yanıma kar galdı :D :D

sorunun cevabına gelince ; keklek avcısı olmama rağmen herhalde bende önümde nanik yapan davşana sıkı atmadan geçmez, hakkımı davşandan yana gullanırdım herhalde ;) ;)

selamlar, saygılar..

Cengiz KUTLU
15.Ağustos.2012, 08:17
itina ile okudum elinize emeğinize sağlık!

dadak_e
15.Ağustos.2012, 10:22
oğuz bey güzel bi macera olmuş bi merakla okudum
ne yazıkki bu tür olaylar hep böle umulmadık yerlerde oluyor ve çözümü sizin bulmanız gerekiyor
bizide bi av günü karteli delmiştik ve yapıcak tek şey o deliği bi şekilde kapatıp erzuruma gelmekti
o delinen kısıma bi ağaç parçası çaktık ve üstünü iran 404 ü ile doldurduk ve erzuruma sanayiye geldik ustaya gittik ama usta o yapıştırıcıyı sökemedi dediki bu benim yapıcağım kaynaktan daha sağlam olmuş o kartel o arabanın üstünde öle kaldı

ismail aksu
15.Ağustos.2012, 15:17
çok güzel bir anı olmuş acısıyla tatlısıyla severek okudum soruya gelince avda gözüm kınalıdan başkasını görmez ayı geçse bakmam abi selamlar sağlıcakla

İBRAHİM AKKAYA
15.Ağustos.2012, 17:14
Oğuz Hocam Ağzına sağlık Kalemine sağlık.Ben Hep derim Malın bol olması değil Pazarlıyanın olması derim.
Akıçı Bir uslup Seviyeli anlatım sürükleyiçi bir konu.
Hani Eskiden arkası yarınlar vardı Görmeden dinlerdiik Bittimi arkası yarın dedimi yakın Dostları kaybetmiş gibi üzülürdük.
Senin konularıda Bekler olduk sağol Hocam .

ibrahim ozel
16.Ağustos.2012, 23:05
Ben önce tavşana sonra kekliğe atarım zaman yönünden çünkü alay ise keklik mutlaka sona 1-2 kalıyor sonucunda nasılsa her iki cinside vuramam karavanacıyım farkeden bişi yok yani :)
Burhan abim iyi bilir karavanacı olduğumu Gaziantep avımızdan :)