11.Eylül.2012, 07:49
Sevgili dostlar,
Akşamdan keyifsiz olduğum için ayrıca ava gitmekte isteksiz olduğum için kimseyi aramamıştım. Ancak bıldırcın göçünü hasretle beklediğimiz şu günlerde av açıkken evde durabilmek ne mümkün. Sabah arabayı aldığım gibi doğru en yakın meraya. Köpeği saldım, tüfeği aldım yeleği kuşandım. Yalnız başına da av çekilmiyor be! Keşke akşamdan arkadaşları arasaydım… keşke yanımda biri bulunsa… :( :( :( Yar bana bir eğlence medeeeet!
Tam meraya girdim 200 metre gitmedim. Sabah güneşiyle karışık koyu renkli bir cip bana doğru geliyor. Kesin milli parkçı diye düşündüm. Şimdi yürüyüp gidecem hadi tekrar geri dönmek olmasın diye bekleyeyim dedim.
Araba sallana sallana geliyor , ben bekliyorum. Ana ama araba milli parkçıların arabası değil! Sürpriiiiz: Bizim Mehmet Emin ağabeyin arabası. İçinde Bayram Başkan, Ali, Serdar, ve Mehmet Emin Ağabey bir de günün büyük sürprizi Halil Başkan… Neredeyse üç yıldır ava gitmeyen Halil Başkan’ı ilk kez merada görmek beni gerçekten çok sevindirdi. “Selamün Aleyküm A.S. Hocam nereye?” diye soruyor hemen gülümseyerek. “Avaaa….” dedim. “Nereye olacak?” “Dur gitme, kahvaltı yapalım öyle girelim.” “Olur.” Dedim. Kırdım tüfeği.
Araba kaputunun üstüne öyle güzel bir sabah kahvaltısı hazırladılar ki adamlar çok tedarikli canım sofrada yok yok… :) :) :) Yi bubam yi :) :)
Ancak Halil Başkan dedi ki. “Üç yıldır şöyle doya doya bir bıldırcın yiyemedim. Kuş vurursam mesele yok. Ancak vuramazsam bu gün bana çalışacaksınız ona göre.” . Dedim ki “Halil Abi bıldırcının lafı mı olur? Bizim evde av etine pek rağbet yok. Sen yeter ki yiyecek ol, ben sana her hafta vurduğumu getiririm.” Halil Başkan’ın yüzünde güller açtı… :)
Yemek biter bitmez itleri saldık çayıra mevlam bizi kayıra .
Sezon açılalı baya zaman geçtiği için yerli Abdurrahman Çelebilerden pek ümidim yok. Maksat köpek dolaşsın, garibim stres atsın.
Daha ilk dikenliğe girdik köpeği takibederken Bayram başkandan DAN! İlk sıkı patladı İlk bıldırcın yerde ama canlı… Neyse hayır olsun, devamı bereketli olsun dedik.
Derken Serdar’la Bayram’ın arasından kalkan bıldırcın benim arkamdan geçince atamadılar. Yıldız’ın tetiğine tek dokunuş yetti. TAK! Bıldırcın nakavt! Kuşu köpeğe göstermeden Halil Başkan’a verdim. Yoksa küsüyor it oğlu it. :) :) :)
Halil Başkan’la aramızdan fırlayan bıldırcına aynı anda atış yapıyoruz. Köpekler alıp getiriyor. Halil Başkan’ın torbanın durumu hiç fena değil. :)
Kanallar kurumuş küçük göletimiz takır takır kuruyunca biraz moralimiz bozuldu. İşin kötüsü her taraf toz, köpekler çalışmıyor. Koşturan köpeğin ardından Nevada Çölünde giden atlar gibi kendinden büyük bir toz kütlesi kalkıyor.
Kanalın karşısına geçelim dedik. Bayram Başkan, M. Emin Ağabey önden, ben arkadan sola gittik; diğerleri sağ tarafı arıyorlar.
http://img528.imageshack.us/img528/5575/resim4010.jpg
(Kanalı geçerken Bayram Başkan)
Derken Bayram Başkanla M. Emin Ağabey bıldırcınların içine girmişler. 4 bıldırcın fırladı. İkisini bayram başkan birini M. Emin Ağabey indirdi. Kuşları topladık. Ancak birisi canlı düştü. Canlı bıldırcın etti ikii . Kattık torbaya. Halil Ağabeylerden birkaç tüfek atıldı. Derken Bayram Başkan’ın tüfek patladı ancak düşen bıldırcını çok aramamıza rağmen bulamadık. Ardından gez dolaş başka numara yok.
http://img593.imageshack.us/img593/1870/resim4011.jpg
Mehmet Emin Ağabey dinlenirken.
Arabanın yanına geldik. Hadi dedim günün anısı olsun verin bakalım bıldırcınları. Ancak Serdar’ın vurduğu bıldırcın ve Ali’nin vurduğu bıldırcınla birlikte 4 canlı bıldırcın var torbalarda. Kaçırırım diye canlıları almadım. 6 ölü 4 diri bıldırcınla avımızı bitirdik.
http://img19.imageshack.us/img19/8660/resim4012.jpg
Peki sonuçta ne oldu? Bıldırcınların hepsini Halil Başkan’a verdik. Keşke göç olsaydı da herkes Rus güzellerinin etine doysaydı. Eee ne yapalım en azından safi taban eti yemedik, kuş gördük. Rus güzellerinin olmadığı yerde yerlilere Abdurrahman Çelebi derler ya, aynen öyle oldu. Zaten büyük bir mutfak üstadı olan Halil Başkan, bizim yerli Abdurrahman Çelebileri torbaya atınca iyice keyiflendi.
Onları arabaya bindirip yolcu ederken gözüme bir diken tarlasını kestirdim. Burayı gezmeden gitmeyeyim diye düşündüm. Girdim tarlayı arıyorum. Köpekte hareketler değişti. Aniden hızlanıp çalıya dalıvermesiyle bıldırcın frink! Fırladı ancak köpekle bir gidiyor kerata. Atmadım. İleriye kanala kondu. Geziyorum ama çalılar çok yüksek hava çok sıcak. Köpeğin değil kuş kaldırması nefes alması bile mümkün değil. Dedim ki “Oğlum Oğuz iş sana kaldı, göster bakalım marifetini.” Girdim çalıların içine haşır huşur gittim geldim. Kanalda S ler çiziyorum. Frink! Fırladı TAK! Aşağıda Al gel kızım… :) :)
Av bitti. Doğru Halil Başkanın eve bahçeden girer girmez daha bıldırcın temizliğine yeni başladığını fark ettim. Diğer kuşu da vererek “Al” dedim. “Bak bunlar da senin nasibinmiş.” Çakır gözleriyle tatlı tatlı gülümseyerek. “Sağol” dedi. Bahçeden kendi elleriyle yetiştirdiği organik domateslerden vermek istedi ama hanımla alışverişi yeni yaptığımız için “Evde bol bol var başka zaman inşallah.” diyerek müsaade istedim.
İşte kapak resmimle birlikte bir av günümüz de böyle geçti.
http://img69.imageshack.us/img69/811/resim4013.jpg
Dedem Korkut geldi boy boyladı soy soyladı günün anlam ve önemini belirten şu maniyi düzdü.
Ovanızdan Abdurrahman Çelebiler
Eksik olmasın, daima gülsün yüzler
Allah bu gününüzü aratmasın.
Halil Başkan yesin güzel göveçler
Bir başka av macerasına kadar şimdilik kalın sağlıcakla…
DEVAM EDECEK… ;)
Akşamdan keyifsiz olduğum için ayrıca ava gitmekte isteksiz olduğum için kimseyi aramamıştım. Ancak bıldırcın göçünü hasretle beklediğimiz şu günlerde av açıkken evde durabilmek ne mümkün. Sabah arabayı aldığım gibi doğru en yakın meraya. Köpeği saldım, tüfeği aldım yeleği kuşandım. Yalnız başına da av çekilmiyor be! Keşke akşamdan arkadaşları arasaydım… keşke yanımda biri bulunsa… :( :( :( Yar bana bir eğlence medeeeet!
Tam meraya girdim 200 metre gitmedim. Sabah güneşiyle karışık koyu renkli bir cip bana doğru geliyor. Kesin milli parkçı diye düşündüm. Şimdi yürüyüp gidecem hadi tekrar geri dönmek olmasın diye bekleyeyim dedim.
Araba sallana sallana geliyor , ben bekliyorum. Ana ama araba milli parkçıların arabası değil! Sürpriiiiz: Bizim Mehmet Emin ağabeyin arabası. İçinde Bayram Başkan, Ali, Serdar, ve Mehmet Emin Ağabey bir de günün büyük sürprizi Halil Başkan… Neredeyse üç yıldır ava gitmeyen Halil Başkan’ı ilk kez merada görmek beni gerçekten çok sevindirdi. “Selamün Aleyküm A.S. Hocam nereye?” diye soruyor hemen gülümseyerek. “Avaaa….” dedim. “Nereye olacak?” “Dur gitme, kahvaltı yapalım öyle girelim.” “Olur.” Dedim. Kırdım tüfeği.
Araba kaputunun üstüne öyle güzel bir sabah kahvaltısı hazırladılar ki adamlar çok tedarikli canım sofrada yok yok… :) :) :) Yi bubam yi :) :)
Ancak Halil Başkan dedi ki. “Üç yıldır şöyle doya doya bir bıldırcın yiyemedim. Kuş vurursam mesele yok. Ancak vuramazsam bu gün bana çalışacaksınız ona göre.” . Dedim ki “Halil Abi bıldırcının lafı mı olur? Bizim evde av etine pek rağbet yok. Sen yeter ki yiyecek ol, ben sana her hafta vurduğumu getiririm.” Halil Başkan’ın yüzünde güller açtı… :)
Yemek biter bitmez itleri saldık çayıra mevlam bizi kayıra .
Sezon açılalı baya zaman geçtiği için yerli Abdurrahman Çelebilerden pek ümidim yok. Maksat köpek dolaşsın, garibim stres atsın.
Daha ilk dikenliğe girdik köpeği takibederken Bayram başkandan DAN! İlk sıkı patladı İlk bıldırcın yerde ama canlı… Neyse hayır olsun, devamı bereketli olsun dedik.
Derken Serdar’la Bayram’ın arasından kalkan bıldırcın benim arkamdan geçince atamadılar. Yıldız’ın tetiğine tek dokunuş yetti. TAK! Bıldırcın nakavt! Kuşu köpeğe göstermeden Halil Başkan’a verdim. Yoksa küsüyor it oğlu it. :) :) :)
Halil Başkan’la aramızdan fırlayan bıldırcına aynı anda atış yapıyoruz. Köpekler alıp getiriyor. Halil Başkan’ın torbanın durumu hiç fena değil. :)
Kanallar kurumuş küçük göletimiz takır takır kuruyunca biraz moralimiz bozuldu. İşin kötüsü her taraf toz, köpekler çalışmıyor. Koşturan köpeğin ardından Nevada Çölünde giden atlar gibi kendinden büyük bir toz kütlesi kalkıyor.
Kanalın karşısına geçelim dedik. Bayram Başkan, M. Emin Ağabey önden, ben arkadan sola gittik; diğerleri sağ tarafı arıyorlar.
http://img528.imageshack.us/img528/5575/resim4010.jpg
(Kanalı geçerken Bayram Başkan)
Derken Bayram Başkanla M. Emin Ağabey bıldırcınların içine girmişler. 4 bıldırcın fırladı. İkisini bayram başkan birini M. Emin Ağabey indirdi. Kuşları topladık. Ancak birisi canlı düştü. Canlı bıldırcın etti ikii . Kattık torbaya. Halil Ağabeylerden birkaç tüfek atıldı. Derken Bayram Başkan’ın tüfek patladı ancak düşen bıldırcını çok aramamıza rağmen bulamadık. Ardından gez dolaş başka numara yok.
http://img593.imageshack.us/img593/1870/resim4011.jpg
Mehmet Emin Ağabey dinlenirken.
Arabanın yanına geldik. Hadi dedim günün anısı olsun verin bakalım bıldırcınları. Ancak Serdar’ın vurduğu bıldırcın ve Ali’nin vurduğu bıldırcınla birlikte 4 canlı bıldırcın var torbalarda. Kaçırırım diye canlıları almadım. 6 ölü 4 diri bıldırcınla avımızı bitirdik.
http://img19.imageshack.us/img19/8660/resim4012.jpg
Peki sonuçta ne oldu? Bıldırcınların hepsini Halil Başkan’a verdik. Keşke göç olsaydı da herkes Rus güzellerinin etine doysaydı. Eee ne yapalım en azından safi taban eti yemedik, kuş gördük. Rus güzellerinin olmadığı yerde yerlilere Abdurrahman Çelebi derler ya, aynen öyle oldu. Zaten büyük bir mutfak üstadı olan Halil Başkan, bizim yerli Abdurrahman Çelebileri torbaya atınca iyice keyiflendi.
Onları arabaya bindirip yolcu ederken gözüme bir diken tarlasını kestirdim. Burayı gezmeden gitmeyeyim diye düşündüm. Girdim tarlayı arıyorum. Köpekte hareketler değişti. Aniden hızlanıp çalıya dalıvermesiyle bıldırcın frink! Fırladı ancak köpekle bir gidiyor kerata. Atmadım. İleriye kanala kondu. Geziyorum ama çalılar çok yüksek hava çok sıcak. Köpeğin değil kuş kaldırması nefes alması bile mümkün değil. Dedim ki “Oğlum Oğuz iş sana kaldı, göster bakalım marifetini.” Girdim çalıların içine haşır huşur gittim geldim. Kanalda S ler çiziyorum. Frink! Fırladı TAK! Aşağıda Al gel kızım… :) :)
Av bitti. Doğru Halil Başkanın eve bahçeden girer girmez daha bıldırcın temizliğine yeni başladığını fark ettim. Diğer kuşu da vererek “Al” dedim. “Bak bunlar da senin nasibinmiş.” Çakır gözleriyle tatlı tatlı gülümseyerek. “Sağol” dedi. Bahçeden kendi elleriyle yetiştirdiği organik domateslerden vermek istedi ama hanımla alışverişi yeni yaptığımız için “Evde bol bol var başka zaman inşallah.” diyerek müsaade istedim.
İşte kapak resmimle birlikte bir av günümüz de böyle geçti.
http://img69.imageshack.us/img69/811/resim4013.jpg
Dedem Korkut geldi boy boyladı soy soyladı günün anlam ve önemini belirten şu maniyi düzdü.
Ovanızdan Abdurrahman Çelebiler
Eksik olmasın, daima gülsün yüzler
Allah bu gününüzü aratmasın.
Halil Başkan yesin güzel göveçler
Bir başka av macerasına kadar şimdilik kalın sağlıcakla…
DEVAM EDECEK… ;)