PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : BEN KEKLİK OLSAYDIMIN ARDINDAN SEMAZEN KEKLİK - ANILARIM 15



03.Ekim.2012, 19:49
Yıl 1993. Çandarlı’da çok zevkli avlar yaptığımız yıllar. Kekliğe mi gitsek, balığa mı gitsek diye kararsızlık içinde kalıyoruz. Ancak Çandarlı’da ikisi de var. Sabah keklik avı yapıyoruz, öğleden sonra balığa gidiyoruz. Gerçi çok yorucu oluyor ;ama bunlardan müthiş keyif alıyoruz. Keyif olduktan sonra da ne yorgunluk kalıyor ne de başka bir şey.
İlla ki bu avlar, eşe dosta da ballandıra ballandıra anlatılıyor tabi. Suat Abi’nin komşusu Kubilay Abi de bunları duyunca, bizimle ava gelmek istemiş. Hafta içinden program yapıp cumartesi akşamı yola koyulduk. Gece orda yattık, sabahına meradayız. Ötüş dinlemek üzere erkenden vardık meraya. Hava henüz aydınlanmadığı için arabadan çıkmadık. Oturduk, bekliyoruz. Suat Abi her zamanki gibi dedi ki “Ben bir s….çayım.” Koltuğun altındaki taharet şişesini alıp karanlıkta kayboldu. Derken ortalık yavaş yavaş aydınlanmaya başladı. Ancak daha alacakaranlık, her şey net değil. Arabanın önünden bir kuşun yukarı doğru uçtuğunu gördük. Sonra bir tane daha. Çıktık arabadan. Ana! Her taraftan keklik fırlıyor. Seslerini duyuyoruz, karaltılarını görüyoruz ama sonra simsiyah bir boşlukta kayboluyorlar. Derken Suat Abi çıktı aşağıdan. “Ağa olmaz böyle bir şey!” Sorduk, ne oldu diye. Anlatıyor:“Abi oturdum büyük abdestimi yapıyorum afedersin. Önce hiçbir şey yoktu. Sonra sağımdan solumdan bık, bık, bık sesler gelmeye başladı. Sonra dört bir yanımdan çalılar çıtırdayınca acaba domuz mu diye korktum. Sonra bir baktım çalının içinden çıkıp beni gören balonluyor. Ortalık bir karıştı. Ulen içine girmişim kekliklerin haberim yok. Ağızlarına …..çacam neredeyse. Kalkmamışlar namuzsuzlar…” :) :) :)
Tabi Suat Abi kekliklerin içine edince bizim av düzeni bozuldu. :) :) :) Nereye gittiklerini göremeyince yer değiştirdik mecburen.
Başka bir yere gittik. Ancak bu yerde arazi çok geniş keklik kim bilir nerde? İçime temiz havayı teneffüs ederek bir an aklımdan şu soruyu geçirdim. “Ben keklik olsaydım, nereye giderdim?”
Keklik, sabah erkenden suyunu içer, geniş düzlük bir yerde yayılmak ister. Baktım arazinin pek çok yeri engebeli. Gözüme düzlük bir alan ilişti. İçine kaçıp gizlenebileceği güzel meşe palamutları da var. .. Onlar yukarı çıktılar. Dedim ki “Ben aşağıdan gidecem.” Linda da benimle geldi. 250-300 metre yürüdük. Linda’nın kuyruk kamçı gibi sallanmaya başladı. Kokuda gidiyor ama boş. Hızlı hızlı arkasından yürüyorum. 50 metre ilerde keklikleri yerde gördüm. Toplu olarak bir kaktılar. FARRRR! Sağımda bir kaya var. Onun üstüne çıkabilirsem nereye gittiklerini görebilirim diye düşündüm. Sıçrayıp üstüne çıktım. Hafifçe sola kıvrılıp aşağıdaki ağaçların arkasına attılar kendilerini.
Hemen Suat Abileri çağırdım. İndikleri yeri gösterdim. Ağaçların arkasına indiklerini söylememe rağmen yukarıda kaldılar. Ben alta indim, sola doğru yürümeye başladım. Bir yandan köpeğe “ Hadi kızım bak buradalar. Ha kızım göreyim seni.” diyorum. Köpek kokuyu alıyor ama bir numara yok. Derken önünden bir tane keklik kendini aşağı saldı. Gözüme aldım ama baktım köpekle bir gidiyor. Atmadım.
Köpek yanıma geldi. Deli gibi aranıyor ama bulamıyor. Aşağıdaki ağacın altına girdi. 5 tane fırladı. Ağaçtan atamadım. Öyle bir yerdeyim ki sağım bir sıra ağaç, solum bir sıra ağaç. Ortası bulvar yolu gibi. Sağımdan solumdan keklik fırlıyor ama ağaçlardan göremiyorum. Aksi gibi hiçbiri de karşımdaki geniş boşluğa doğru kalkmıyor. Delirecem . Sen o kadar kekliğin içine gir, tek tüfek atama. Sabır sabır. Soldan köpek yukarı çıktı. Yukardan yürürken ağaçlara doğru bir daldı. Koca horoz keklik ağaçların arasından güçlükle kalktı. Bir sıkı çektim boşa… İkincisini atmadım, bekliyorum. Ağaçlardan kurtulup o boşluk alana çıksın diye. Ancak mesafe de gittikçe uzuyor. 50 metreden aşağı değil. Ağaçlardan çıkar çıkmaz sağ tarafına önleme verip ikinci tetiğe dokundum. DAN!
Keklik saçmalandı, dimdik göğe yükselmeye başladı. Hem yükseliyor hem de kendi çevresinde dönüyor. İstiyorum ki Suat Abi, Kubilay Abi biri biri görse de atsa… Onlardan tık yok. Keklik havada asılı bir pozisyonda kendi etrafında adeta bir semazen gibi dönüyordu. Müthiş bir olaydı, adeta düğümlendim kaldım. Sonra gücünü kaybetti ama yine kendi etrafında döne döne, yavaş yavaş irtifa kaybedip yere inmeye başladı. 2-3- metre kala kendini bıraktı.
Suat Abiler sık bir çalıdan geçemedikleri için biraz yukarıya kaymışlar, haliyle uzak kalmışlar. Ancak tüfek seslerini duyunca kayanın üstünden bakmışlar, olanları görmüşler. Koştura koştura kekliğin başına geldik. Baktık yerde duruyor, başı kanıyor, saçmalanmış.
Bu yaşıma geldim. Her keklik vuruşumda havalara uçarım, çok sevinirim ama o kekliği vurduğuma hiç sevinemedim. Bekledim köpek gelsin de alsın diye. Ancak olur şey değil. Linda kekliğin üstünden atlayıp geçti.. “Allah Allah!” diyoruz. “Köpeğe ne oldu?” iki kez üstünden geçti, kokusunu almıyor. En sonunda Suat Abi eliyle gösterdi. Köpeğin kekliği aportlamasıyla bu sıkıcı sahne sona erdi.
http://imageshack.us/a/img141/5859/lindaaksaray.jpg
(Bir keklik avı sonrası Linda ve Suat Abi)
Kekliği Suat Abi aldı. Benim tadım tuzum kaçtı. Köpekte bir acayiplik olduğunu Suat Abi de fark etti. Hatta birkaç kere kekliği attı. Köpek yine almadan üstünden geçip gitti.
Benim keklikten, Suat Abi’nin köpekten tadı tuzu kaçınca avı bırakıp geri döndük.
Evde Suat Abi dedi ki “Hoca, kuşu Kubilay Abi’ye verelim mi?” Hiç ikiletmeden “Tamam!” dedim. Vurduğumuz tek kekliği alan Kubilay Abi “Oğlum siz var ya valla cennetliksiniz.” “ Neden?” “Çok kuş vursanız hadi anlıyacam. Vurduğunuz tek kuşu bile veriyorsunuz ya helal olsun. Bizim kulüpte adam 5 tane vursa, birini bile vermez…”
O sırada kim ne söylemiş, umrumda değil. Kekliğin o havada dönerkenki hali gözümün önünden gitmiyor. Suat Abi’ye dönüp dedim ki “Semazen gibi döndü değil mi hayvancık?” … :( :( :(

İşte, “Ben keklik olsaydım”ın cevabı …

Dedem Korkut geldi boy boyladı, soy soyladı günün anlam ve önemini belirten şu maniyi düzdü.
Güneşin yanında daim ay değildir
Av her zaman şenlik, olay değildir.
Yaradanım canı vermiş mahlukata
Canın teslimi o kadar kolay değildir.

Linda’nın burnu garip bir şekilde hasta olmuştu. Hayvan koku almıyor, almadığı için de av yapmıyordu. Bari eşleştirip bir yavru alalım dedik. Suat Abiyle kekliğe gidemez olmuştuk. Av kapanmadan geriye tek seçeneğimiz kalıyordu. Ördek Avı…
Yavlum Mithat’la yaptığımız o ördek avı unutulmayacak bir serüvendi… Onu da anlatırız. Ancak o başka bir hikaye…
Şimdilik kalın sağlıcakla…
Devam edecek…

çetin ekren
03.Ekim.2012, 20:26
valla Oğuz abim ördek avı anlatımını dört gözle bekliyorum ona göre...
ama bu kadar hüzünlü olmasın..azıcık neşeli olanlardan anlat...
benzer bir olayda ben yaşadım,yazını okurken o anı tekrar yaşar gibi oldum...
bu avdır abicim insan herşeyle karşı karşıya gelebilir...
ama avcınında bir vicdanı olduğu,avcınında merhameti olduğu bu yazından ortaya çıkıyor...
teşekkürler ustam bu güzel hikayen için...

Burhan KESKİN
03.Ekim.2012, 22:23
yaşanmış gerçek av anıları zevkle okuyor ve izliyorum devamında bekliyorum beni eski av anılarıma götürüyor Oğuz hocam tekrar teşekkürler iyiki varsınız!

gsahiner
04.Ekim.2012, 05:41
abi yine güzel bir anlatım yapmışsın tebrik ederim ayrıca bize bu anılarını paylaşma şansı verdiğin için teşekkür ederim

dadak_e
04.Ekim.2012, 05:53
oğuz abi eline diline sağlık
bidahaki paylaşımı dört gözle bekliyorum
erzurumdan slm lar

Hüseyin ORHAN
04.Ekim.2012, 06:08
içim bi acayip oldu

geçen sene tavşan avında hemen önümüzdeki çalıdan fırlayan tavşana arkadaşımın attığı saçmalar arka sağ ayağını kalçasından kopardı ama tavşan o haliyle yaklaşık 10 metre daha gitti ve sonra köpek aportladı

aport esnasında tavşanın bağırması hala kulaklarımda

bu ne biçim bir iş dedim o zaman bir an avı bırakasım geldi

ama çetin abimin dediği gibi insan herşeyle karşılaşıyor

semazen keklik te sizin aklınızdan silinmeyecek bir anı olarak kalacak elbette

yeni semazen kekliklerin ve buna benzer acı anıların olmadığı bereketli nice avlar dilerim

her zaman ki gibi sürükleyici bir hikayeydi ve sabırsızlıkla ördek avınızın hikayesini bekliyoruz

denizli den selamlar....

Recep DÖNMEZ
04.Ekim.2012, 06:53
Dostum yine döktürmüşsün gerçekten.
Bu güzel anlatım için teşekkürler...
Selamlar...

Yıldıray İNCE
04.Ekim.2012, 08:31
Oğuz ustam eline diline sağlık yine harika bir anlatım olmuş........

Ufuk Evci
04.Ekim.2012, 09:02
Oğuz hocam gene güzel bir yaşanmışlık hikayesi okuttun bizlere, sağol, varol inşallah.

bizlerinde çoğu zaman abdest bozem derken başına gelir garanlıkta ya bi davşan gelir oturur garşına, yada keklekler ciyak ciyak uçgun yapar :) :) avcılığın cilveleri işte :)

senin kekleğen havada döne döne yükselmesine bizler burda gandilledi ( kandilledi ) deriz, kafasından tek saçma alan keklekler genelde yere 90 derece açıyla bilinçsizse ganat çırparak göğe doğru yükselir, fişekler, bi zaman sonra havada ruhunu teslim eder ve aynı açıyla yere düşer.dedim ya hocam avcılığın cilveleri işte.rasgele..

veysibor
04.Ekim.2012, 09:34
Oğuz abi eline , emeğine , yüreğine sağlık abicim.

Önemli olan bu güzel anıyı senden akıcı bir anlatımla dinlemekti.emek vermişin okadar güzel

anlatmışın ki okurken çok zevk aldım valla.Bizlerede değer verip konuyu paylaştığın içinde ayrı

teşekkür ederim.

Niğde dem kucak dolusu selamlar.

ALPEREN
04.Ekim.2012, 22:42
Oğuz Kardeşime bu güzel anlatım ve paylaşım için teşekkür ediyorum.

Selamlar...

Oktay AKÇAKMAK
05.Ekim.2012, 05:03
eline diline yüreğine sağlık kardeş

Osman KARATEPE
05.Ekim.2012, 07:29
Abim döktürmüşsün gene..Seninle beraber yaptım sanki o avı yüreğine sağlık...

İBRAHİM AKKAYA
05.Ekim.2012, 08:37
Oğuz Hocam Senin Anlatığın Tepelere Ev Yapmışlarmı şimdi .
Çandarlı Yetitepe Üstünde İstanbul gibi oldu.
Harika anlatım harika Uslup Paylaşım için sağol.http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gif

05.Ekim.2012, 10:56
yaşanmış gerçek av anıları zevkle okuyor ve izliyorum devamında bekliyorum beni eski av anılarıma götürüyor Oğuz hocam tekrar teşekkürler iyiki varsınız!

09.Ekim.2012, 17:41
valla Oğuz abim ördek avı anlatımını dört gözle bekliyorum ona göre...
ama bu kadar hüzünlü olmasın..azıcık neşeli olanlardan anlat...
benzer bir olayda ben yaşadım,yazını okurken o anı tekrar yaşar gibi oldum...
bu avdır abicim insan herşeyle karşı karşıya gelebilir...
ama avcınında bir vicdanı olduğu,avcınında merhameti olduğu bu yazından ortaya çıkıyor...
teşekkürler ustam bu güzel hikayen için...


Hayatta böyle değil mi iki güler bir ağlarız... ;)

Hepinize ben teşekkür ederim. Diğer hikayede görüşmek dileğiyle...

osmanturka
09.Ekim.2012, 19:16
Oğuz abi Ferdi tayfur filmi gibiydi bu kadar acıklı olmasın mümkünse :)
Biraz avcı palavrası,birazda neşeli olsun lokantadan yemek söyler gibi oldu ama kusuruma bakma abi :) sonra lindanın akıbeti ne oldu onu merak ettim.
Paylaşım ve güzel anlatımın için çok teşekkürler. ördek hikayesini bekliyoruz.