13.Aralık.2012, 17:05
Günlerden bir gün Oğuz Hoca derler, yiğit bir er kişi var idi. Her nasılsa üzerine bir uğursuzluk çökmüştü. Av açılalı tam dokuz haftadır ava gider idi, ancak önünden bir tek keklik kalkmamış idi. “Bu ne uğursuzluktur, ne yaptım, ne ettim ki Allah bana böyle bir nasipsizliği münasip kıldı.” diye hayıflanır durur idi.
Uzaktaki arkadaşlarına telefonlar açtı ve sordu “Acep var mıdır bunun bir çaresi. Nasipsizlikten kuruduk kaldık. Daha bir tek keklik vuramadık. Söyleyin bana bir hal çaresi...”
Arkadaşlarında fikir bol, neler demediler ki… :) :) :)
Hani derler ya “Yaraya merhem olacak avcı, aklında taşır ilacı.” Ağzı olan konuştu.
Biri dedi: “Tüfeği okunup üflenmiş suyla yıkayacaksın. Sonra bir güzel yağlayacaksın geçer.”
Diğeri dedi “Cuma günü yattığın odanın kapısına tüfeği koyup yedi kez üstünden atlayacaksın. O vakit geçer.”
Ötekisi dedi: “Yeni alınmış süpürgeyi banyoda yere koyup üstüne çıkacaksın ve boy abdesti alacaksın. Hiçbir şeyin kalmaz.”
Bir başkası dedi: “Bir tane roman bulacan…” neyse gerisini anlatmayalım, uygulamaya pek müsait değil zaten… :) :) :)
Derken Dedem Korkut gelir oldu. Gelir gelmez şaplağı Oğuz’un ensesine yapıştırdı. “Bre kavat! Sen kimsin ki yaradan rabbinin işine karışırsın. Nasibi veren de o, vermeyen de o. Her sabah erkenden hanımcığını namaza kaldırıp yatar, uyursun. Niçün bir kez olsun namazını kılıp Yüce Mevla’ya dua edip ondan yardım dilemezsin. Yürü var git! Böyle boş işlerle uğraşma. Benim de kafamın tasını attırma!” deyip postayı koydu gitti.
Şaplağı yiyen Oğuz “Dedem Korkut doğru söyler.” deyip ava gideceği günün sabahı namazını kılıp Yüce Mevla’ya, üzerindeki her türlü beladan musibetten kendisini koruması ve nasibini bol eylemesi için dua eyledi.
Ekürisi Ahmet’le akşamdan anlaşmışlar idi. Bir de Ahmet’in akrabası da ava dahil olacak idi. Ramazan Dayının oğlancığı. Bu oğlancığın adı da : Mehmet.
Bayram Başkan’dan aldıkları yer tarifi üzerine kara kara karlı dağları aştılar, iki düz bir dere aştılar.
http://img12.imageshack.us/img12/7275/dscf2090v.jpg
http://img197.imageshack.us/img197/5430/dscf2092i.jpg
Derken dağın tepesindeki meraya ulaştılar. Ahmet dedi ki “Hoca! Sağa doğru gidelim, orada keklik oluyor.” Oğuz Hoca dedi ki: “Bayram Başkan sola gitmemizi sıkı sıkıya tembih etti ama gidelim madem senin eşeğin kancık olsun.” Nitekim gezdikleri yerde keklikten eser olmadığı çıktı meydana. Sonunda 3-4 keklik kalktı ama onların ardından gitmek doğru olmazdı.
http://img405.imageshack.us/img405/2682/dscf2096p.jpg
Oğuz, Mehmet’le ekürisi Ahmet’i ısrarla yanına çağırdı ve dağın ardına yöneldiler. Derken Oğuz Hoca’nın pointer iti Megi’nin kuyruğu bozuk saat sarkacı gibi tik tak oynamaya başladı ve ardından tırıs kaldırdı. “Dur bekle!” demeye fırsat kalmadan köpek keklikleri tek tek kaldırdı. Bunun üzerine Oğuz Hoca hiddetlendi. İtini çağırıp kulağını çekerek onu uyardı. “Ulen niye beklemezsin it oğlu it, neden kaldırdın keklikleri…” diye bir temiz fırça kaydıktan sonra it artık fazla açılmadı. Bu olaylar olurken pusmuş kekliklerden biri Farrr! Kalkıvermesin mi “Dan, Dun!” Gitti…
Keklikler ileriye doğru yayılmışlar idi, 10-12 kadar var idi. Oğuz yürüdü üstlerine koşaraktan Derken önündeki çalıya Megi dalıverdi. Dan Dun! Acele ile iki sıkı patlattı Oğuz. Keklik havada bir S çizerek ve adeta kanadını burnuna getirerek Oğuz’a nanik yaptı ve savulup gitti. :) :) :)
“Tüüüh yazıklar olsun! Kurban Bayramında kemiksiz kalasın! Atmaya atmaya keklik vurmayı unutmuşum, heyecanla telaşlı atış yapıyorum.” diye aklından geçirdi. Az ilerde Mehmet’in önünden fırlayan keklik iki ağaç arasından göründü. Dan, Dun! O da gitti.
Ahmet’in kurzhaar iti Tarçın beriden kokuyla geldi. Ahmet, yüksek bir kayanın başına çıkar çıkmaz keklik altından fırlayıverdi. Dan, Dun! Sıkıyı alan kekliğin havada tüyleri savruldu ; ancak keklikten eser yok idi. İki itin aramasına rağmen keklik köpecikleri atlatmış, kanlar içinde vadi aşağı izini kaybettirmiş idi.
Oğuz dedi “Hele bir dinlenelim.” Bir Yıldız tüfeğe baktı, bir de Remington fişeğe ve Ahmet’e dedi ki “Bir daha kalkarsa acele etmeyecem. Hele bir kalksın. Ahan da bu fişeği kekliğin …. ne sokacam.”
Bayram Başkan “Keklikler kalktı mı, çok aşağı iniyor dağ eteğinin ucuna kadar ineceksin Hoca!” demiş idi. Onun sözleri kulağına küpe idi. En uçtaki meşe palamutlarından keklik Farrr! Diye parlayıverdi. Tüfeği iyice gözüne alan Oğuz tetiğe dokundu. Dan! Keklik taklayı attı. Ancak çok sık bir yere düşmüş idi, öte yandan Pointer iti Megi Hoca’ya çok küsmüş idi. Kekliği aramadı. Oğuz kekliği buldu. Köpeğe dedi :”İt oğlu it bak ben buldum kekliği, utan utan şecerenden, soyundan sopundan utan!” eliyle kekliği gösterirken Pointer iti Megi mahçup mahçup bakmakta idi.
Aylar sonra vurduğu ilk kekliğin tüylerini severek ve temiz yerinden öperek yaradan rabbine şükretti, kekliği torbasına attı.
Oğuz, pointer iti Megi’nin hareketlenmeye başladığını gördü. Keklik burada bir yerlerde olmalı idi. Köpek heyecanlı heyecanlı iz takibine başladı. Fakat Oğuz’un telefonu ısrarla çalıyordu. Önemli bir şey olabilir diye düşünerek telefonu açtı. Telefondaki Ahmet idi. “Hoca nediyon?” dedi. “Aşağıdayım.” Cevabını verir vermez. Keklik Megi’nin önünden fırladı. Haliyle atamadı. Ahmet’e “ Ah abisi telefon etmesen keklik kalktı ya. Kapat ben seni ararım sonra.” deyip telefonu kapattı. Kekliği gözledi. 200 metre ileride tarla sınırına konduğunu gördü. Megi ile birlikte olay yerine doğru seyirtti. Megi’nin kuyruğunun hareketlenmediğini gören Oğuz, kekliğin daha ilerideki yayvan çalıya konduğu tahmin etti ve tahmininde yanılmamış idi. İtin kuyruğu tin tin tin hareketlendi. Oğuz tümsek bir yere geçerek kuşun kalkışını bekler oldu. Nereye çıksa indirecekti.
Çalının içini karıştıran Megi Farrrr! Kekliği sola doğru kaldırdı. Oğuz acele etmedi. Gez, göz, arpacık DAN! Keklik havada kıvrıldı bir karışlık seyrek otla kaplı bir alana düştü. Oğuz “Nasılsa açığa düştü, kolaylıkla bulurum. Çalıların arasına düşen kekliği bulan adam bunu mu bulamayacak? "diye düşündü. Ara tara nah bulursun! Keklik yok oldu. Anlaşılan tüfek sesiyle deliren Megi’ye kalmıştı iş.
Aldı Oğuz:
Canım Megi’m bir tanem benim
Ben ettim sen eyleme nideyim
Aradım bulamadım bu ikinci kekliğim
Ne olur buluver de seni bir öpeyim
Aldı Megi:
Hoca,Allah senin müstahakını versin emi
Hırsıma yenik düştüm kaldırdım keklikleri
Bunun için kulağımı çektin gururumu incittin
Bak düşürdün kekliği bensiz bulunmuyor demi
Derken barıştılar ve Megi fermaya çakılıverdi. Bir bastı boş, 3-4 metre geriye kaydı hop. Keklik ağzında. “Gel len öpem seni. Mucksss!” :) :) :) Artık değmeyin Oğuz’un keyfine.
http://img571.imageshack.us/img571/6518/dscf2097d.jpg
http://img90.imageshack.us/img90/5376/dscf2098.jpg
Ahmet’e telefon ediverdi. “Buluşup yemek yiyelim.Sırtımızda duracağına midemizde dursun.” dedi. Telefonu kapatır kapatmaz Ahmet’ten Dan,Dun! İki sıkı. İki dakika sonra Dan,Dan, Dan! Üç sıkı. Öğrendiler ki Ahmet üstüne gelen koca domuzu yıkmış idi. Ancak uçurumdan dereye yuvarlanan meşe danasının fotoğrafını çekemediler. Çünkü hiçbirinin mecali kalmamış idi. Aşağıdaki çobana koordinatlar verildi ve yemeğe oturuldu.
http://img29.imageshack.us/img29/365/dscf2100d.jpg
http://img690.imageshack.us/img690/8330/dscf2101l.jpg
Şeytanın bacağının ve kekliğin kanadının kırıldığının kapak resmidir.
http://img853.imageshack.us/img853/961/dscf2118h.jpg
Ardından dönüşe geçildi.
Ahmet ve ekürileri pek güzel av avlamışlar, kuş kuşlamışlar idi. Dedem Korkut gelir oldu. Boy boyladı soy soyladı yaradan Mevla’nın rızası için günün anlam ve önemini belirten şu maniyi düzdü.
Uğursuzluk dedin, çıktın yoldan
Gördün ses çıktı her bir kafadan
Fala, büyüye, tılsıma inanma
Yeter ki dua et, iste yaradandan
Aşağıdaki adamı gören veya duyan varsa ödül kuvvetlidir … :) :) :)
http://img138.imageshack.us/img138/7835/deadoralve.jpg
Bir başka av hikayesinde görüşmek dileğiyle şimdilik, kalın sağlıcakla… ;)
Uzaktaki arkadaşlarına telefonlar açtı ve sordu “Acep var mıdır bunun bir çaresi. Nasipsizlikten kuruduk kaldık. Daha bir tek keklik vuramadık. Söyleyin bana bir hal çaresi...”
Arkadaşlarında fikir bol, neler demediler ki… :) :) :)
Hani derler ya “Yaraya merhem olacak avcı, aklında taşır ilacı.” Ağzı olan konuştu.
Biri dedi: “Tüfeği okunup üflenmiş suyla yıkayacaksın. Sonra bir güzel yağlayacaksın geçer.”
Diğeri dedi “Cuma günü yattığın odanın kapısına tüfeği koyup yedi kez üstünden atlayacaksın. O vakit geçer.”
Ötekisi dedi: “Yeni alınmış süpürgeyi banyoda yere koyup üstüne çıkacaksın ve boy abdesti alacaksın. Hiçbir şeyin kalmaz.”
Bir başkası dedi: “Bir tane roman bulacan…” neyse gerisini anlatmayalım, uygulamaya pek müsait değil zaten… :) :) :)
Derken Dedem Korkut gelir oldu. Gelir gelmez şaplağı Oğuz’un ensesine yapıştırdı. “Bre kavat! Sen kimsin ki yaradan rabbinin işine karışırsın. Nasibi veren de o, vermeyen de o. Her sabah erkenden hanımcığını namaza kaldırıp yatar, uyursun. Niçün bir kez olsun namazını kılıp Yüce Mevla’ya dua edip ondan yardım dilemezsin. Yürü var git! Böyle boş işlerle uğraşma. Benim de kafamın tasını attırma!” deyip postayı koydu gitti.
Şaplağı yiyen Oğuz “Dedem Korkut doğru söyler.” deyip ava gideceği günün sabahı namazını kılıp Yüce Mevla’ya, üzerindeki her türlü beladan musibetten kendisini koruması ve nasibini bol eylemesi için dua eyledi.
Ekürisi Ahmet’le akşamdan anlaşmışlar idi. Bir de Ahmet’in akrabası da ava dahil olacak idi. Ramazan Dayının oğlancığı. Bu oğlancığın adı da : Mehmet.
Bayram Başkan’dan aldıkları yer tarifi üzerine kara kara karlı dağları aştılar, iki düz bir dere aştılar.
http://img12.imageshack.us/img12/7275/dscf2090v.jpg
http://img197.imageshack.us/img197/5430/dscf2092i.jpg
Derken dağın tepesindeki meraya ulaştılar. Ahmet dedi ki “Hoca! Sağa doğru gidelim, orada keklik oluyor.” Oğuz Hoca dedi ki: “Bayram Başkan sola gitmemizi sıkı sıkıya tembih etti ama gidelim madem senin eşeğin kancık olsun.” Nitekim gezdikleri yerde keklikten eser olmadığı çıktı meydana. Sonunda 3-4 keklik kalktı ama onların ardından gitmek doğru olmazdı.
http://img405.imageshack.us/img405/2682/dscf2096p.jpg
Oğuz, Mehmet’le ekürisi Ahmet’i ısrarla yanına çağırdı ve dağın ardına yöneldiler. Derken Oğuz Hoca’nın pointer iti Megi’nin kuyruğu bozuk saat sarkacı gibi tik tak oynamaya başladı ve ardından tırıs kaldırdı. “Dur bekle!” demeye fırsat kalmadan köpek keklikleri tek tek kaldırdı. Bunun üzerine Oğuz Hoca hiddetlendi. İtini çağırıp kulağını çekerek onu uyardı. “Ulen niye beklemezsin it oğlu it, neden kaldırdın keklikleri…” diye bir temiz fırça kaydıktan sonra it artık fazla açılmadı. Bu olaylar olurken pusmuş kekliklerden biri Farrr! Kalkıvermesin mi “Dan, Dun!” Gitti…
Keklikler ileriye doğru yayılmışlar idi, 10-12 kadar var idi. Oğuz yürüdü üstlerine koşaraktan Derken önündeki çalıya Megi dalıverdi. Dan Dun! Acele ile iki sıkı patlattı Oğuz. Keklik havada bir S çizerek ve adeta kanadını burnuna getirerek Oğuz’a nanik yaptı ve savulup gitti. :) :) :)
“Tüüüh yazıklar olsun! Kurban Bayramında kemiksiz kalasın! Atmaya atmaya keklik vurmayı unutmuşum, heyecanla telaşlı atış yapıyorum.” diye aklından geçirdi. Az ilerde Mehmet’in önünden fırlayan keklik iki ağaç arasından göründü. Dan, Dun! O da gitti.
Ahmet’in kurzhaar iti Tarçın beriden kokuyla geldi. Ahmet, yüksek bir kayanın başına çıkar çıkmaz keklik altından fırlayıverdi. Dan, Dun! Sıkıyı alan kekliğin havada tüyleri savruldu ; ancak keklikten eser yok idi. İki itin aramasına rağmen keklik köpecikleri atlatmış, kanlar içinde vadi aşağı izini kaybettirmiş idi.
Oğuz dedi “Hele bir dinlenelim.” Bir Yıldız tüfeğe baktı, bir de Remington fişeğe ve Ahmet’e dedi ki “Bir daha kalkarsa acele etmeyecem. Hele bir kalksın. Ahan da bu fişeği kekliğin …. ne sokacam.”
Bayram Başkan “Keklikler kalktı mı, çok aşağı iniyor dağ eteğinin ucuna kadar ineceksin Hoca!” demiş idi. Onun sözleri kulağına küpe idi. En uçtaki meşe palamutlarından keklik Farrr! Diye parlayıverdi. Tüfeği iyice gözüne alan Oğuz tetiğe dokundu. Dan! Keklik taklayı attı. Ancak çok sık bir yere düşmüş idi, öte yandan Pointer iti Megi Hoca’ya çok küsmüş idi. Kekliği aramadı. Oğuz kekliği buldu. Köpeğe dedi :”İt oğlu it bak ben buldum kekliği, utan utan şecerenden, soyundan sopundan utan!” eliyle kekliği gösterirken Pointer iti Megi mahçup mahçup bakmakta idi.
Aylar sonra vurduğu ilk kekliğin tüylerini severek ve temiz yerinden öperek yaradan rabbine şükretti, kekliği torbasına attı.
Oğuz, pointer iti Megi’nin hareketlenmeye başladığını gördü. Keklik burada bir yerlerde olmalı idi. Köpek heyecanlı heyecanlı iz takibine başladı. Fakat Oğuz’un telefonu ısrarla çalıyordu. Önemli bir şey olabilir diye düşünerek telefonu açtı. Telefondaki Ahmet idi. “Hoca nediyon?” dedi. “Aşağıdayım.” Cevabını verir vermez. Keklik Megi’nin önünden fırladı. Haliyle atamadı. Ahmet’e “ Ah abisi telefon etmesen keklik kalktı ya. Kapat ben seni ararım sonra.” deyip telefonu kapattı. Kekliği gözledi. 200 metre ileride tarla sınırına konduğunu gördü. Megi ile birlikte olay yerine doğru seyirtti. Megi’nin kuyruğunun hareketlenmediğini gören Oğuz, kekliğin daha ilerideki yayvan çalıya konduğu tahmin etti ve tahmininde yanılmamış idi. İtin kuyruğu tin tin tin hareketlendi. Oğuz tümsek bir yere geçerek kuşun kalkışını bekler oldu. Nereye çıksa indirecekti.
Çalının içini karıştıran Megi Farrrr! Kekliği sola doğru kaldırdı. Oğuz acele etmedi. Gez, göz, arpacık DAN! Keklik havada kıvrıldı bir karışlık seyrek otla kaplı bir alana düştü. Oğuz “Nasılsa açığa düştü, kolaylıkla bulurum. Çalıların arasına düşen kekliği bulan adam bunu mu bulamayacak? "diye düşündü. Ara tara nah bulursun! Keklik yok oldu. Anlaşılan tüfek sesiyle deliren Megi’ye kalmıştı iş.
Aldı Oğuz:
Canım Megi’m bir tanem benim
Ben ettim sen eyleme nideyim
Aradım bulamadım bu ikinci kekliğim
Ne olur buluver de seni bir öpeyim
Aldı Megi:
Hoca,Allah senin müstahakını versin emi
Hırsıma yenik düştüm kaldırdım keklikleri
Bunun için kulağımı çektin gururumu incittin
Bak düşürdün kekliği bensiz bulunmuyor demi
Derken barıştılar ve Megi fermaya çakılıverdi. Bir bastı boş, 3-4 metre geriye kaydı hop. Keklik ağzında. “Gel len öpem seni. Mucksss!” :) :) :) Artık değmeyin Oğuz’un keyfine.
http://img571.imageshack.us/img571/6518/dscf2097d.jpg
http://img90.imageshack.us/img90/5376/dscf2098.jpg
Ahmet’e telefon ediverdi. “Buluşup yemek yiyelim.Sırtımızda duracağına midemizde dursun.” dedi. Telefonu kapatır kapatmaz Ahmet’ten Dan,Dun! İki sıkı. İki dakika sonra Dan,Dan, Dan! Üç sıkı. Öğrendiler ki Ahmet üstüne gelen koca domuzu yıkmış idi. Ancak uçurumdan dereye yuvarlanan meşe danasının fotoğrafını çekemediler. Çünkü hiçbirinin mecali kalmamış idi. Aşağıdaki çobana koordinatlar verildi ve yemeğe oturuldu.
http://img29.imageshack.us/img29/365/dscf2100d.jpg
http://img690.imageshack.us/img690/8330/dscf2101l.jpg
Şeytanın bacağının ve kekliğin kanadının kırıldığının kapak resmidir.
http://img853.imageshack.us/img853/961/dscf2118h.jpg
Ardından dönüşe geçildi.
Ahmet ve ekürileri pek güzel av avlamışlar, kuş kuşlamışlar idi. Dedem Korkut gelir oldu. Boy boyladı soy soyladı yaradan Mevla’nın rızası için günün anlam ve önemini belirten şu maniyi düzdü.
Uğursuzluk dedin, çıktın yoldan
Gördün ses çıktı her bir kafadan
Fala, büyüye, tılsıma inanma
Yeter ki dua et, iste yaradandan
Aşağıdaki adamı gören veya duyan varsa ödül kuvvetlidir … :) :) :)
http://img138.imageshack.us/img138/7835/deadoralve.jpg
Bir başka av hikayesinde görüşmek dileğiyle şimdilik, kalın sağlıcakla… ;)