21.Şubat.2013, 20:11
Standart bir haftanın rutin bir günü. Haftanın diğer sıradan günlerinden tek farkı her yıl okulda yaptığımız dönem başı Öğretmenler Kurulu Toplantısı. Toplantıya yeni başlamıştık ki sessize aldığım telefon deli gibi titremeye başladı. Bu sanki hareketli geçecek günlerin habercisi gibiydi.
Müsaade ,isteyip telefona bakmak üzere dışarı çıktım. Baktım Cahit aramış.
- Alo, hayırdır Cahit?
- Bayram’ın ordayız, hemen gel Hocam!
- Valla toplantıdayım, ayrılmam mümkün değil.
- Vahdet ağabeyler geliyor, hazırlık yapıyoruz.
- Tamam siz ne gerekiyorsa yapın, gerisi hallederiz ok…
Toplantı bitti, doğru Bayram Başkanın yanına. Amanın Vahdet Bubam’ın yanında Antalya’dan Ethem Abi de geliyormuş… Ne sevinç ne sevinç…!
Cuma günü akşamı onları görmek için koşa koşa Bayram Başkanın av bayiine gittim. Baktım yoklar. E nerde bunlar?
Bizde öyle boş durmak pek yoktur. Bayram, adamlar gurbet ele gelmişler, misafirin eli boş durmasın, çalışsınlar diye hemen onları Cahit’in av köşküne göndermiş. Onlar da boş durmayıp hali hazırdaki kuzuya girişmişler…
Şartlar namüsait mahiyette tezahür etmekte. Kar yağışı bir yandan, sular donmuş öte yandan. Tahareti bile karla yapıyorlar düşünün artık! :) :) :)
http://img407.imageshack.us/img407/6937/2013021617023.jpg
Biz de eksik bir takım zerzevat ve de atadan kalma Anzorot (rakı) tedarikiyle köşke intikal eyledik.
Bir de geçen sefer bizi aç bıraktılar, bari bu sefer aç kalmayalım diye yanlarında da balık getirmişler.
O kadar kar kış kıyamette sıcacık yandı soba. Her ne kadar biraz tıkalıysa da bol bol tütse de fark etmez. Üzerine balık tavasını koyup pişmesini beklemeye başladık. Bu arada aldığımız Anzorot zıkkımından birer kadeh, ucun ucun demlenmeye başladık Vahdet Bubamla ve dahi Ethem Ağabeyyle.
Malum gurbet el çok zor çoook!
http://img21.imageshack.us/img21/415/avcisayfamizdscf2124.jpg
http://img109.imageshack.us/img109/492/2013021617029.jpg
Ethem Ağabeyin getirdiği balıklar güzelce pişti, adamlar memleketlerinden ayrı düşmüşler; dile kolay. Biri 160 km, diğeri 800 küsür kilometre öteden gurbet ele gelmişlerdi.
http://img341.imageshack.us/img341/4066/avcisayfamizdscf2159.jpg
Vahdet Bubamın yaptığı tarhana mükemmeldi. Bir de acı yemediğimi bildiği için önce içine acı atmamış. Bana biraz çorba ayırdıktan sonra acıyı kattı çorbanın içine. Alkışlanacak bir davranış… ^-^
Bilen bilir şekerim, gurbet el çok zor, çok!
http://img20.imageshack.us/img20/8425/avcisayfamizdscf2126.jpg
Gece yarısına kadar av muhabbetleri, komiklik , eğlence şakalar…
Domuz avını pek sevmeme rağmen misafirlere bir av yaptırmamak olmaz. Domuz köpeği de yok aksi gibi. Hepsi hepsi 3 tane. Dedim “Pointer iti Megi’yi alayım bari, yanımda gezse fayda faydadır.”
Cumartesi sabahı erkenden kahvede buluştuk. Evden sürek için bir kutu trap fişeği, Bayram başkandan da bol miktarda patlayıcı madde tedarik ettikten sonra doğru meraya.
Traktörün kasasında gitmek bin bela. Binen çamurdan adama dönüyor. Av için olmasa katlanılmaz.
http://img14.imageshack.us/img14/9139/avcisayfamizdscf2157.jpg
İndik meraya ekürimle birlikte süreğe başlayarak yeri göğü inletmeye başladık. Ancak cumartesi olduğu için pek az kişiyiz. Sürekçi de az, bekçi de… Canımızı dişimize taktık ama nafile tek domuz püskürtemedik, misafirin üstüne.
Avın en güzel yönlerinden bir tanesi de son ana kadar ne olacağının bilinmemesidir. O gün av yapmadan geri döneceğiz diye düşünürken, Ahmet’in Ramazan Dayısı maküs talihimizi tersine çevirdi.
Ramazan Dayı iki büyük domuzu sık meşelerle dolu bir tepeye girerken görmüş ve tam girdiği yere bir su şişesiyle işaret koymuş. Eski kurt bizi çok güzel organize ederek tepeyi çembere aldırdı. Ardından iki kişi, sık meşeliğe dalar dalmaz köpekler deli gibi havlamaya başladı. Derken içeriden tüfek sesleri gelmeye başladı. Sol tarafımdaki yolda Ahmet, sağ tarafımdaki derenin bitimindeki yolda Bedri Abi var… Köpeklerin sesi iyice yaklaşıyor ve de domuzun dere içindeki sık çalıların içerisinde çıkardığı çatırtılar daha net duyulmaya başlamıştı. Kalpler güp güp atıyor, çünkü domuz geliyor.
http://img339.imageshack.us/img339/8271/avcisayfamizdscf2139.jpg
Domuz Bedri ağabeyin 15 metre üstünde açığa çıkmak üzereydi. Bedri Abi her nedense yere çöküverdi. Domuz açığa çıktı. Maşallah bahçe duvarı gibi heybetli bir domuz. Bekliyorum atsın. Göze aldım, tam atacam ama centilmenliğe aykırı bir hareket. Çünkü ilk atış hakkı Bedri ağabeyye ait. Kapı gibi gidiyor domuz ama Bedri Abi her nedense atmıyor. Çıldıracam… Ben namluda gezdiriyorum. Domuzu iyice geçirdi ama domuz sık çalılıklara girdi. Ben de o da bir anda görüşü kaybettik. Derken Dan! Bir tüfek patladı Bedri Abiden “Yaralı gitti Hoca!” dedi. “Sen domuz bahçe duvarı gibi yanından geçerken atma da uzaklaşınca at, ondan sonra da yaralı gitti, de Mundar ettin hayvanı.” dedim.
Yoldan hızla domuzun gittiği yere doğru yürüdük. Köpekler bulunduğumuz yolun sağ aşağısından yine kıyametleri koparıyorlar. Domuz yaralıydı ama gözümüz kara, daldık arkasına. Bedri Abi hafif sağ yaptı,açığa çıktı. Ben tam çalının ortasında 8 tane domuzun arasına girmişim. Ortalık bir karıştı, domuzlar bir kaçıştı. İşin kötüsü köpek havlamalarıyla karışık yüksek çalıların arasından çatır çutur kalkıyorlar ama hangisi köpek hangisi domuz hiçbiri şey görünmüyor.
Bir tanesinin sırtını gördüm DAN! tek sıkı patlattım nafile. Benden fırlayan domuzlardan dördü soluma, dördü sağıma gitti. Derken yaylım ateşi başladı. DAN,DAN, DAN! Üç sıkı sağımdaki Bedri Abi’den domuzun birini kıvırmış. Derken DAN, DUN, DAN! Ekürim domuzun birini kıvırmış. Yerde yatan domuzu, başındaki avcıları bırakmış bana doğru koşuyor sevincinden… Bir yandan da bağırıyor. “Hocaaa, Hoca! Gel gel, koş koş Ekürin kıvırdı domuzu.” :) :) :) Adam süper ya…! :) :) :) “Çak!” Tebrik ettim ekürimi.
Kaptık domuzları, attık traktörün arkasına, doğru yola. Vahdet ağabeyle Ethem ağabeyin domuz görmemesi bizi üzmüştü ama av işte bu. Nasipten ötesi hikaye…
http://img198.imageshack.us/img198/530/avcisayfamizdscf2150.jpg
(Sağdan sola Ekürim Ahmet, Ben, Bedri Abi, Ethem Abi, Ayaktaki Halil Abi)
http://img824.imageshack.us/img824/3132/avcisayfamizdscf2152.jpg
(Cumartesi ekibi toplu halde…)
http://img32.imageshack.us/img32/9485/avcisayfamizdscf2155.jpg
(Misafirlerimizle birlikte)
Av bitti, önce yemek zamanı,
Güzel bir salata yapıldı. Anzorot ikmali halledildi. Özenle hazırlanmış kuzu tandır sofraya getirildi.
Gördüğünüz gibi a dostlar, bu kahır hiç çekilir mi? Gurbet el çok zor, çoook!
http://img26.imageshack.us/img26/642/avcisayfamizdscf2164.jpg
http://img854.imageshack.us/img854/9933/avcisayfamizdscf2165.jpg
http://img685.imageshack.us/img685/6568/avcisayfamizdscf2166.jpg
Sonra aldık sazı elimize. Abim trafik kazasından ötürü mapushaneye düşünce art arda hapishane türküleri dökülüverdi tellerden.
“Metris’in önünde durdum
Hasretim yerlere vurdum”
“Mahpushane içinde yanıyor gazlar
Bayramdan bayrama a canım aman çalınır sazlar…”
“Yaylalar içinde Erzurum yayla
Şehirler içinde Konya’dır Konya
Vuruldu Osman’ım şen olsun dünya
Yandım mahpushane senin elinden”
Deyince Vahdet Abi dedi ki “Hoca Hoca, hep mahpushane türküleri. Bize kastın mı var? Bak şimdi vuracam kendimi…”
İnadına
“Mahpushane çeşmesi yandan akıyor yandan
Mahpusluk bir şey değil ayrılık var bir yandan
Ben verem oldum yar yoluna….” :) :) :)
Neyse millet birbirini görmemiş. Az saz muhabbeti, çok ağız muhabbeti yaptık. Eteklerde ne var ne yoksa döktük.
Ne demiştik, gurbet el çok zor çok…!
Gece yarısı eve geldim. Yelek biraz çamur olmuştu. Kaloriferin üstüne attım kurusun diye. Zaten yıkayacak mecal yok. Islanmasın diye cebindeki fotoğraf makinesini aldım, montun cebine koydum…
Sabah sabah Bayram Başkanın dükkanı açtık. İki kutu patlayıcı ile bol miktarda fişenk aldık. Misafirimiz biraz gecikse de erkenden ulaştık yeni meramıza. Bu sefer kalabalığız. Güzel av olacak diye düşünüyoruz. Baya yürüdük manzara güzel ama elimi bir attım. Fotoğraf makinesi montun cebinde kaldı. “Tüh Allah müstehakını vermesin!” Neyse artık Vahdet Bubamın çektiklerinden araklarız, dedik. Yola devam ettik. :) :) :)
Dereleri torpilledik baya cayırtı kopardık ama son ana kadar bir şey yoktu tam arabaların yanına varacaz. DAN,DUN,DAN,DUN! Sağımdaki Hasan Abi’den yaylım ateşi başladı. Domuz aşağı indi yaralı yaralı. Herkes sıkıyor. Derken domuz kim vurduya gitti ve devrildi. Devirmek kolay da kardeşim taşımak zor. Çeke çeke yolun kenarına kadar getirdik.
http://img39.imageshack.us/img39/1888/53539410151444791267072.jpg
(Pazar günü postasında vurulan ilk domuz)
Derken arka vadi karıştı. DAN, DUN, DAN, DUN! Bayram başkan iki domuzu yatırmış. Birini de yaralı göndermiş. Domuzlar çok pis yerde kalmış, alınacak gibi değil…
Eh sıkı bir yürüyüşten sonra bir öğlen yemeğini hakkettik. Cahit’in mermer mangal kuruldu. Önüne de iki torba et yığıldı. İki çuval ekmek getirildi. Herkes de etrafında toplandı.
Ne de olsa gurbet el çok zor çooook!
http://img5.imageshack.us/img5/8910/52810910151444797887072.jpg
http://img69.imageshack.us/img69/6083/48240510151444799822072.jpg
(Pazar günü ekibi toplu halde)
Öte yandan işin kötü yanı, misafirimiz hala av yüzü görmemişti.İkinci posta süreğe çıkılacak, düşünüyoruz av ne güzel olacak! Ama o da ne! 50 kişi arasından süreğe gidecek 6 kişi çıkmaz mı? Neyse ki sabahtan patlayıcıları fazla harcamamıştık. Canımızı dişimize taktık. Domuzları ürkütmeye kararlıydık. Tekrar yazıldım süreğe. Ekürim Ahmet, Mehmet Emin, Hüseyin Abi, ben ve de iki kişi, 20 adama bedel bir sürek başlattık. Vadilerin içine veriyoruz torpili. Bir sırtın önce 200 metre sağına inip 2 tane patlatıyorum. 15 dakika sonra aşağısı hareketleniyor. DAN,DUN, DAN, DUN! Sonra çık sırta 200 metre soluna yürü 2 torpil daha… Bakıyorum aradan 10 dakika geçmiyor bu sefer bu vadinin ucu şenleniyor… :) :) :)
Zorlu araziyi çapraz taraya taraya aşağı kadar geldik. Baya tüfek atıldı. Sürekçi sayısı araziye göre çok komik olmasına rağmen iyi iş çıkartmışız. Hele Şakir Dayının yanından 5 tane tavşan geçmiş. Bir tanesine bile atmamış ama helal olsun…
Bekçiler yerlerini terk etmişler, terk ettikleri yerlerden 3 sürü domuz geçmiş atan yok tabi… :) :) :)
İnşallah bizimkiler de atmıştır diye düşünürken, sağımdaki arkadaşlar iri bir tane kıvırmışlar yukarıdaki derenin içinde. Hemen arkasından solumda tüfekler patladı ardı arkası kesilmedi. Ekürim devirmiş yine bir tane. Ama arazi çok pis. Nereye indiriyorsun domuzu?
Bek yerine vardık. Bayram Başkan Şadi Ağabeyle yine bir domuzu kıvırmış. Ta tepede kalmış. Bu iri domuz karanlıkta alınıp indirilebildi.
Ethem ağabeylerin yanına geldim var mı bir icraat diye. İri bir domuz 5 metre yanlarından geçmiş. Vahdet ağabeyyle ikisi patlatmışlar. Domuz delik deşik olmuş, çizgi gibi kesintisiz kan var ama o halde gitmiş işte domuz oğlu domuz. Sonuç olarak 5 domuz ve pek çok yaralıyla günü kapattık.
Sonra da misafirlerimize domuz gösterebilmenin huzuru içindeydik. Artık bir an önce evlerine, sevdiklerine kavuşmaları lazımdı, selametle uğurladık onları…
Derken Dedem Korkut geldi boy boyladı, soy soyladı. Misafirlerimizin gelişi ile ilgili şu destanı düzdü.
Vahdet Buban eksik olmaz mutfaktan
Ondaki marifet yaradılıştan
Çorbayı öyle güzel yapmış cavır
On parmağınızı yersiniz tadından
Misafirlerimizi sanmayın ki aç olsun
Misafirden bir şey saklamayız ki iç olsun
Misafirler şikayet ederler aç kaldık diye
Misafir dedi ki bir daha gelirsem üç olsun
Yıllarca unutulmaz görüntüsü o etlerin
Tadına doyulmaz av dönüşü muhabbetlerin
Kimi der avcının işi yalan dolan palavra
Söylenene inanmıyorsanız buyrun izleyin
Ethem geldi kimsede hüzün yok
Onu aç bırakırsan işin olur mok
Kaderde bulaşık yıkamak da var
Ne de olsa gurbet el çok zor çok!
:) :) :)
http://img39.imageshack.us/img39/2197/avcisayfamizdscf2160.JPG
Bir başka hikayede görüşmek dileğiyle şimdilik, kalın sağlıcakla… ;)
Müsaade ,isteyip telefona bakmak üzere dışarı çıktım. Baktım Cahit aramış.
- Alo, hayırdır Cahit?
- Bayram’ın ordayız, hemen gel Hocam!
- Valla toplantıdayım, ayrılmam mümkün değil.
- Vahdet ağabeyler geliyor, hazırlık yapıyoruz.
- Tamam siz ne gerekiyorsa yapın, gerisi hallederiz ok…
Toplantı bitti, doğru Bayram Başkanın yanına. Amanın Vahdet Bubam’ın yanında Antalya’dan Ethem Abi de geliyormuş… Ne sevinç ne sevinç…!
Cuma günü akşamı onları görmek için koşa koşa Bayram Başkanın av bayiine gittim. Baktım yoklar. E nerde bunlar?
Bizde öyle boş durmak pek yoktur. Bayram, adamlar gurbet ele gelmişler, misafirin eli boş durmasın, çalışsınlar diye hemen onları Cahit’in av köşküne göndermiş. Onlar da boş durmayıp hali hazırdaki kuzuya girişmişler…
Şartlar namüsait mahiyette tezahür etmekte. Kar yağışı bir yandan, sular donmuş öte yandan. Tahareti bile karla yapıyorlar düşünün artık! :) :) :)
http://img407.imageshack.us/img407/6937/2013021617023.jpg
Biz de eksik bir takım zerzevat ve de atadan kalma Anzorot (rakı) tedarikiyle köşke intikal eyledik.
Bir de geçen sefer bizi aç bıraktılar, bari bu sefer aç kalmayalım diye yanlarında da balık getirmişler.
O kadar kar kış kıyamette sıcacık yandı soba. Her ne kadar biraz tıkalıysa da bol bol tütse de fark etmez. Üzerine balık tavasını koyup pişmesini beklemeye başladık. Bu arada aldığımız Anzorot zıkkımından birer kadeh, ucun ucun demlenmeye başladık Vahdet Bubamla ve dahi Ethem Ağabeyyle.
Malum gurbet el çok zor çoook!
http://img21.imageshack.us/img21/415/avcisayfamizdscf2124.jpg
http://img109.imageshack.us/img109/492/2013021617029.jpg
Ethem Ağabeyin getirdiği balıklar güzelce pişti, adamlar memleketlerinden ayrı düşmüşler; dile kolay. Biri 160 km, diğeri 800 küsür kilometre öteden gurbet ele gelmişlerdi.
http://img341.imageshack.us/img341/4066/avcisayfamizdscf2159.jpg
Vahdet Bubamın yaptığı tarhana mükemmeldi. Bir de acı yemediğimi bildiği için önce içine acı atmamış. Bana biraz çorba ayırdıktan sonra acıyı kattı çorbanın içine. Alkışlanacak bir davranış… ^-^
Bilen bilir şekerim, gurbet el çok zor, çok!
http://img20.imageshack.us/img20/8425/avcisayfamizdscf2126.jpg
Gece yarısına kadar av muhabbetleri, komiklik , eğlence şakalar…
Domuz avını pek sevmeme rağmen misafirlere bir av yaptırmamak olmaz. Domuz köpeği de yok aksi gibi. Hepsi hepsi 3 tane. Dedim “Pointer iti Megi’yi alayım bari, yanımda gezse fayda faydadır.”
Cumartesi sabahı erkenden kahvede buluştuk. Evden sürek için bir kutu trap fişeği, Bayram başkandan da bol miktarda patlayıcı madde tedarik ettikten sonra doğru meraya.
Traktörün kasasında gitmek bin bela. Binen çamurdan adama dönüyor. Av için olmasa katlanılmaz.
http://img14.imageshack.us/img14/9139/avcisayfamizdscf2157.jpg
İndik meraya ekürimle birlikte süreğe başlayarak yeri göğü inletmeye başladık. Ancak cumartesi olduğu için pek az kişiyiz. Sürekçi de az, bekçi de… Canımızı dişimize taktık ama nafile tek domuz püskürtemedik, misafirin üstüne.
Avın en güzel yönlerinden bir tanesi de son ana kadar ne olacağının bilinmemesidir. O gün av yapmadan geri döneceğiz diye düşünürken, Ahmet’in Ramazan Dayısı maküs talihimizi tersine çevirdi.
Ramazan Dayı iki büyük domuzu sık meşelerle dolu bir tepeye girerken görmüş ve tam girdiği yere bir su şişesiyle işaret koymuş. Eski kurt bizi çok güzel organize ederek tepeyi çembere aldırdı. Ardından iki kişi, sık meşeliğe dalar dalmaz köpekler deli gibi havlamaya başladı. Derken içeriden tüfek sesleri gelmeye başladı. Sol tarafımdaki yolda Ahmet, sağ tarafımdaki derenin bitimindeki yolda Bedri Abi var… Köpeklerin sesi iyice yaklaşıyor ve de domuzun dere içindeki sık çalıların içerisinde çıkardığı çatırtılar daha net duyulmaya başlamıştı. Kalpler güp güp atıyor, çünkü domuz geliyor.
http://img339.imageshack.us/img339/8271/avcisayfamizdscf2139.jpg
Domuz Bedri ağabeyin 15 metre üstünde açığa çıkmak üzereydi. Bedri Abi her nedense yere çöküverdi. Domuz açığa çıktı. Maşallah bahçe duvarı gibi heybetli bir domuz. Bekliyorum atsın. Göze aldım, tam atacam ama centilmenliğe aykırı bir hareket. Çünkü ilk atış hakkı Bedri ağabeyye ait. Kapı gibi gidiyor domuz ama Bedri Abi her nedense atmıyor. Çıldıracam… Ben namluda gezdiriyorum. Domuzu iyice geçirdi ama domuz sık çalılıklara girdi. Ben de o da bir anda görüşü kaybettik. Derken Dan! Bir tüfek patladı Bedri Abiden “Yaralı gitti Hoca!” dedi. “Sen domuz bahçe duvarı gibi yanından geçerken atma da uzaklaşınca at, ondan sonra da yaralı gitti, de Mundar ettin hayvanı.” dedim.
Yoldan hızla domuzun gittiği yere doğru yürüdük. Köpekler bulunduğumuz yolun sağ aşağısından yine kıyametleri koparıyorlar. Domuz yaralıydı ama gözümüz kara, daldık arkasına. Bedri Abi hafif sağ yaptı,açığa çıktı. Ben tam çalının ortasında 8 tane domuzun arasına girmişim. Ortalık bir karıştı, domuzlar bir kaçıştı. İşin kötüsü köpek havlamalarıyla karışık yüksek çalıların arasından çatır çutur kalkıyorlar ama hangisi köpek hangisi domuz hiçbiri şey görünmüyor.
Bir tanesinin sırtını gördüm DAN! tek sıkı patlattım nafile. Benden fırlayan domuzlardan dördü soluma, dördü sağıma gitti. Derken yaylım ateşi başladı. DAN,DAN, DAN! Üç sıkı sağımdaki Bedri Abi’den domuzun birini kıvırmış. Derken DAN, DUN, DAN! Ekürim domuzun birini kıvırmış. Yerde yatan domuzu, başındaki avcıları bırakmış bana doğru koşuyor sevincinden… Bir yandan da bağırıyor. “Hocaaa, Hoca! Gel gel, koş koş Ekürin kıvırdı domuzu.” :) :) :) Adam süper ya…! :) :) :) “Çak!” Tebrik ettim ekürimi.
Kaptık domuzları, attık traktörün arkasına, doğru yola. Vahdet ağabeyle Ethem ağabeyin domuz görmemesi bizi üzmüştü ama av işte bu. Nasipten ötesi hikaye…
http://img198.imageshack.us/img198/530/avcisayfamizdscf2150.jpg
(Sağdan sola Ekürim Ahmet, Ben, Bedri Abi, Ethem Abi, Ayaktaki Halil Abi)
http://img824.imageshack.us/img824/3132/avcisayfamizdscf2152.jpg
(Cumartesi ekibi toplu halde…)
http://img32.imageshack.us/img32/9485/avcisayfamizdscf2155.jpg
(Misafirlerimizle birlikte)
Av bitti, önce yemek zamanı,
Güzel bir salata yapıldı. Anzorot ikmali halledildi. Özenle hazırlanmış kuzu tandır sofraya getirildi.
Gördüğünüz gibi a dostlar, bu kahır hiç çekilir mi? Gurbet el çok zor, çoook!
http://img26.imageshack.us/img26/642/avcisayfamizdscf2164.jpg
http://img854.imageshack.us/img854/9933/avcisayfamizdscf2165.jpg
http://img685.imageshack.us/img685/6568/avcisayfamizdscf2166.jpg
Sonra aldık sazı elimize. Abim trafik kazasından ötürü mapushaneye düşünce art arda hapishane türküleri dökülüverdi tellerden.
“Metris’in önünde durdum
Hasretim yerlere vurdum”
“Mahpushane içinde yanıyor gazlar
Bayramdan bayrama a canım aman çalınır sazlar…”
“Yaylalar içinde Erzurum yayla
Şehirler içinde Konya’dır Konya
Vuruldu Osman’ım şen olsun dünya
Yandım mahpushane senin elinden”
Deyince Vahdet Abi dedi ki “Hoca Hoca, hep mahpushane türküleri. Bize kastın mı var? Bak şimdi vuracam kendimi…”
İnadına
“Mahpushane çeşmesi yandan akıyor yandan
Mahpusluk bir şey değil ayrılık var bir yandan
Ben verem oldum yar yoluna….” :) :) :)
Neyse millet birbirini görmemiş. Az saz muhabbeti, çok ağız muhabbeti yaptık. Eteklerde ne var ne yoksa döktük.
Ne demiştik, gurbet el çok zor çok…!
Gece yarısı eve geldim. Yelek biraz çamur olmuştu. Kaloriferin üstüne attım kurusun diye. Zaten yıkayacak mecal yok. Islanmasın diye cebindeki fotoğraf makinesini aldım, montun cebine koydum…
Sabah sabah Bayram Başkanın dükkanı açtık. İki kutu patlayıcı ile bol miktarda fişenk aldık. Misafirimiz biraz gecikse de erkenden ulaştık yeni meramıza. Bu sefer kalabalığız. Güzel av olacak diye düşünüyoruz. Baya yürüdük manzara güzel ama elimi bir attım. Fotoğraf makinesi montun cebinde kaldı. “Tüh Allah müstehakını vermesin!” Neyse artık Vahdet Bubamın çektiklerinden araklarız, dedik. Yola devam ettik. :) :) :)
Dereleri torpilledik baya cayırtı kopardık ama son ana kadar bir şey yoktu tam arabaların yanına varacaz. DAN,DUN,DAN,DUN! Sağımdaki Hasan Abi’den yaylım ateşi başladı. Domuz aşağı indi yaralı yaralı. Herkes sıkıyor. Derken domuz kim vurduya gitti ve devrildi. Devirmek kolay da kardeşim taşımak zor. Çeke çeke yolun kenarına kadar getirdik.
http://img39.imageshack.us/img39/1888/53539410151444791267072.jpg
(Pazar günü postasında vurulan ilk domuz)
Derken arka vadi karıştı. DAN, DUN, DAN, DUN! Bayram başkan iki domuzu yatırmış. Birini de yaralı göndermiş. Domuzlar çok pis yerde kalmış, alınacak gibi değil…
Eh sıkı bir yürüyüşten sonra bir öğlen yemeğini hakkettik. Cahit’in mermer mangal kuruldu. Önüne de iki torba et yığıldı. İki çuval ekmek getirildi. Herkes de etrafında toplandı.
Ne de olsa gurbet el çok zor çooook!
http://img5.imageshack.us/img5/8910/52810910151444797887072.jpg
http://img69.imageshack.us/img69/6083/48240510151444799822072.jpg
(Pazar günü ekibi toplu halde)
Öte yandan işin kötü yanı, misafirimiz hala av yüzü görmemişti.İkinci posta süreğe çıkılacak, düşünüyoruz av ne güzel olacak! Ama o da ne! 50 kişi arasından süreğe gidecek 6 kişi çıkmaz mı? Neyse ki sabahtan patlayıcıları fazla harcamamıştık. Canımızı dişimize taktık. Domuzları ürkütmeye kararlıydık. Tekrar yazıldım süreğe. Ekürim Ahmet, Mehmet Emin, Hüseyin Abi, ben ve de iki kişi, 20 adama bedel bir sürek başlattık. Vadilerin içine veriyoruz torpili. Bir sırtın önce 200 metre sağına inip 2 tane patlatıyorum. 15 dakika sonra aşağısı hareketleniyor. DAN,DUN, DAN, DUN! Sonra çık sırta 200 metre soluna yürü 2 torpil daha… Bakıyorum aradan 10 dakika geçmiyor bu sefer bu vadinin ucu şenleniyor… :) :) :)
Zorlu araziyi çapraz taraya taraya aşağı kadar geldik. Baya tüfek atıldı. Sürekçi sayısı araziye göre çok komik olmasına rağmen iyi iş çıkartmışız. Hele Şakir Dayının yanından 5 tane tavşan geçmiş. Bir tanesine bile atmamış ama helal olsun…
Bekçiler yerlerini terk etmişler, terk ettikleri yerlerden 3 sürü domuz geçmiş atan yok tabi… :) :) :)
İnşallah bizimkiler de atmıştır diye düşünürken, sağımdaki arkadaşlar iri bir tane kıvırmışlar yukarıdaki derenin içinde. Hemen arkasından solumda tüfekler patladı ardı arkası kesilmedi. Ekürim devirmiş yine bir tane. Ama arazi çok pis. Nereye indiriyorsun domuzu?
Bek yerine vardık. Bayram Başkan Şadi Ağabeyle yine bir domuzu kıvırmış. Ta tepede kalmış. Bu iri domuz karanlıkta alınıp indirilebildi.
Ethem ağabeylerin yanına geldim var mı bir icraat diye. İri bir domuz 5 metre yanlarından geçmiş. Vahdet ağabeyyle ikisi patlatmışlar. Domuz delik deşik olmuş, çizgi gibi kesintisiz kan var ama o halde gitmiş işte domuz oğlu domuz. Sonuç olarak 5 domuz ve pek çok yaralıyla günü kapattık.
Sonra da misafirlerimize domuz gösterebilmenin huzuru içindeydik. Artık bir an önce evlerine, sevdiklerine kavuşmaları lazımdı, selametle uğurladık onları…
Derken Dedem Korkut geldi boy boyladı, soy soyladı. Misafirlerimizin gelişi ile ilgili şu destanı düzdü.
Vahdet Buban eksik olmaz mutfaktan
Ondaki marifet yaradılıştan
Çorbayı öyle güzel yapmış cavır
On parmağınızı yersiniz tadından
Misafirlerimizi sanmayın ki aç olsun
Misafirden bir şey saklamayız ki iç olsun
Misafirler şikayet ederler aç kaldık diye
Misafir dedi ki bir daha gelirsem üç olsun
Yıllarca unutulmaz görüntüsü o etlerin
Tadına doyulmaz av dönüşü muhabbetlerin
Kimi der avcının işi yalan dolan palavra
Söylenene inanmıyorsanız buyrun izleyin
Ethem geldi kimsede hüzün yok
Onu aç bırakırsan işin olur mok
Kaderde bulaşık yıkamak da var
Ne de olsa gurbet el çok zor çok!
:) :) :)
http://img39.imageshack.us/img39/2197/avcisayfamizdscf2160.JPG
Bir başka hikayede görüşmek dileğiyle şimdilik, kalın sağlıcakla… ;)