02.Ağustos.2013, 19:44
Denizli Sarayköy’de alev sıcağında yanan ben Çandarlı’ya gittiğim gün hem pişiklerim gitsin, hem de birikmiş kurtlarım dökülsün diye çarçabuk hazırlanıp evin önünden dalıyorum. Giderken bir kararsızlık içindeyim. Eski model ve de modifiye emektar Yılmaz zıpkınımı mı alsam yoksa oğlana aldığım gıcır gıcır şiş oluklu 90’lık Freesup zıpkını mı? En sonunda kararımı Freesubtan yan kullandım. Makarası yoktu ama ne de olsa çift lastikti, mekanizma sesi sıfırdı. Balığı illa ki zıpkının dibine sokmama gerek kalmayacaktı. Uzaktan şişe geçirebilecektim. Belki de o özlediğim atışları yapabilecektim.
Önce kıyıları dolaştım. Balıklar pek ufak tefekti. Ardından açığı denemeye karar verdim.İlk agaşonuma sağ arkamdan gelen iri bir kefal cevap vermişti. Pozisyon ters geldiği için atamadım. Biraz dinlenip 20-25 metre ileride ikinci agaşonu denedim. İri bir kefal sürüsü derhal cevap verdi ve sürü halinde geldiler. En irisine güzelce nişan alıp ilk atışı yaptım. Balık karından vuruldu ama makara olmadığı için şişte kaldı ve karnını yırtarak şişten kurtuldu. Avın yaralı gitmesi kadar üzüldüğüm başka bir şey yoktur. Nasip kısmet diye kendi kendime teselli verirken ikinci lastiği gerip zıpkını kurarken sen lastik çat diye bir kop. Olacak iş değil. Deniz balık kaynıyor, zıpkın her türlü numarayı yapıyor. Neyse kalan 16’lık lastiği 3. kademeye kuruyorum. Artık balığı yakına sokmak durumundayım uzak atış lüksüm yok.
Biraz ilerde ilk dalışıma afet bir kefal bindiriyor. Bu kefallere de ne oluyor? Sanki agaşonu unutmuşlar. Orada dalınmaya dalınmaya hem irileşmişler hem de yüzsüz yüzsüz geliyorlar. Mesafe de çok yakın vurulmaması mümkün değil. Atıyorum , Puf! Zıpkın adeta şişi tükürüp zayıf bir eğri çizerek balığın altından geçip gidiyor. Hay senin gibi zıpkına…!
Ev de çok uzak. Geri dönsem bayağı vakit geçecek ama böyle balık da her zaman bulunmaz. Bas palet tam gaz eve yarım saatlik bir uğraşıdan sonra evden emektar modifiyem, nice balıkların katili Yılmazımı alıp tekrar serin sulara dönüyorum.
İlk agaşon balık yok. İkinci agaşon yine balık yok. A be bunlar elimdeki zıpkının ne olduğunu biliyorlar da mı gelmiyorlar? Mübarek nerde demin yüzsüz yüzsüz zıpkının burnuna kadar sokulan kefaller?
Bir lidaki kıvrıla kıvrıla bana yaklaşıyor, gel beni al diyor. İlk atışta Yılmaz balığın hakkını veriyor. Balık şişte. Söndürüp ipe takıyorum. Ancak gözüm yarım saat önceki azgınlarda. Onlardan eser yok. Ard arda yaptığım agaşonlardan birine bir kefal sürüsü bindiriyor ama yine istediğim ölçülerde değil. Nerde o deminki balıklar? Yine de zıpkın atılmayacak kadar da değiller. Birini nişanlayıp tetiğe asılıyorum. Heyt be koçum emektarım benim. Affı yok, balık yine ipte. İnadım inat, o kefallerden bir tane vurmadan çıkmak yok.
5-6 metrelik güzel bir erişte otun üstüne yatıyorum. Sol tarafımdan o azgın ve yüzsüz kefallerden biri salına salına geliyor. Tetik düşürmemle birlikte balık makarayı Fırrrr diye boşaltıyor. İşte bu! Bu balık tüm yorgunluğumu alıyor ve daha da fazla zorlamaya gerek olmadığını düşünüp sudan çıkıyorum.
Sudan çıktıktan sonra minnetle bakıyorum emektar zıpkınıma. Belki yeni değil, hatta güzel de değil ama görevini yapıyor ve yine denizden balıkla çıkmamı sağlıyor.
Dedem Korkut nerde? Tatilde… :) :) :) Bu hikayenin sonuna mani düşürecek yok kimse, diye kara kara düşünürken. Telefonuma bir mesaj düşüyor.
Yaz sıcağında her yer har
Zıpkın çalışmayınca işin zor
Sen bırak yeniyi meniyi
Ne varsa emektarlarda var.
İmza : Deden Korkut
Bir başka hikayede görüşmek dileğiyle şimdilik kalın sağlıcakla… ;)
Yorgun argın denizden çıkış…
http://img560.imageshack.us/img560/668/0xex.jpg
Emektarın lastik kısmı
http://img706.imageshack.us/img706/7603/oo80.jpg
Emaktarımın sap kısmı
http://img854.imageshack.us/img854/2151/hce2.jpg
İşte Halep, İşte arşın… :) :) :)
http://img818.imageshack.us/img818/4066/efod.jpg
http://img687.imageshack.us/img687/8026/j3q9.jpg
Önce kıyıları dolaştım. Balıklar pek ufak tefekti. Ardından açığı denemeye karar verdim.İlk agaşonuma sağ arkamdan gelen iri bir kefal cevap vermişti. Pozisyon ters geldiği için atamadım. Biraz dinlenip 20-25 metre ileride ikinci agaşonu denedim. İri bir kefal sürüsü derhal cevap verdi ve sürü halinde geldiler. En irisine güzelce nişan alıp ilk atışı yaptım. Balık karından vuruldu ama makara olmadığı için şişte kaldı ve karnını yırtarak şişten kurtuldu. Avın yaralı gitmesi kadar üzüldüğüm başka bir şey yoktur. Nasip kısmet diye kendi kendime teselli verirken ikinci lastiği gerip zıpkını kurarken sen lastik çat diye bir kop. Olacak iş değil. Deniz balık kaynıyor, zıpkın her türlü numarayı yapıyor. Neyse kalan 16’lık lastiği 3. kademeye kuruyorum. Artık balığı yakına sokmak durumundayım uzak atış lüksüm yok.
Biraz ilerde ilk dalışıma afet bir kefal bindiriyor. Bu kefallere de ne oluyor? Sanki agaşonu unutmuşlar. Orada dalınmaya dalınmaya hem irileşmişler hem de yüzsüz yüzsüz geliyorlar. Mesafe de çok yakın vurulmaması mümkün değil. Atıyorum , Puf! Zıpkın adeta şişi tükürüp zayıf bir eğri çizerek balığın altından geçip gidiyor. Hay senin gibi zıpkına…!
Ev de çok uzak. Geri dönsem bayağı vakit geçecek ama böyle balık da her zaman bulunmaz. Bas palet tam gaz eve yarım saatlik bir uğraşıdan sonra evden emektar modifiyem, nice balıkların katili Yılmazımı alıp tekrar serin sulara dönüyorum.
İlk agaşon balık yok. İkinci agaşon yine balık yok. A be bunlar elimdeki zıpkının ne olduğunu biliyorlar da mı gelmiyorlar? Mübarek nerde demin yüzsüz yüzsüz zıpkının burnuna kadar sokulan kefaller?
Bir lidaki kıvrıla kıvrıla bana yaklaşıyor, gel beni al diyor. İlk atışta Yılmaz balığın hakkını veriyor. Balık şişte. Söndürüp ipe takıyorum. Ancak gözüm yarım saat önceki azgınlarda. Onlardan eser yok. Ard arda yaptığım agaşonlardan birine bir kefal sürüsü bindiriyor ama yine istediğim ölçülerde değil. Nerde o deminki balıklar? Yine de zıpkın atılmayacak kadar da değiller. Birini nişanlayıp tetiğe asılıyorum. Heyt be koçum emektarım benim. Affı yok, balık yine ipte. İnadım inat, o kefallerden bir tane vurmadan çıkmak yok.
5-6 metrelik güzel bir erişte otun üstüne yatıyorum. Sol tarafımdan o azgın ve yüzsüz kefallerden biri salına salına geliyor. Tetik düşürmemle birlikte balık makarayı Fırrrr diye boşaltıyor. İşte bu! Bu balık tüm yorgunluğumu alıyor ve daha da fazla zorlamaya gerek olmadığını düşünüp sudan çıkıyorum.
Sudan çıktıktan sonra minnetle bakıyorum emektar zıpkınıma. Belki yeni değil, hatta güzel de değil ama görevini yapıyor ve yine denizden balıkla çıkmamı sağlıyor.
Dedem Korkut nerde? Tatilde… :) :) :) Bu hikayenin sonuna mani düşürecek yok kimse, diye kara kara düşünürken. Telefonuma bir mesaj düşüyor.
Yaz sıcağında her yer har
Zıpkın çalışmayınca işin zor
Sen bırak yeniyi meniyi
Ne varsa emektarlarda var.
İmza : Deden Korkut
Bir başka hikayede görüşmek dileğiyle şimdilik kalın sağlıcakla… ;)
Yorgun argın denizden çıkış…
http://img560.imageshack.us/img560/668/0xex.jpg
Emektarın lastik kısmı
http://img706.imageshack.us/img706/7603/oo80.jpg
Emaktarımın sap kısmı
http://img854.imageshack.us/img854/2151/hce2.jpg
İşte Halep, İşte arşın… :) :) :)
http://img818.imageshack.us/img818/4066/efod.jpg
http://img687.imageshack.us/img687/8026/j3q9.jpg