PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : USTA İLE ÇULLUK AVI (M.Bülent KAHYAOĞLU)



ibrahim uysal
27.Ekim.2013, 07:49
USTA İLE ÇULLUK AVI ŞUBAT 2012

Bizim ekip hafta sonu domuz avı için Aydın’a program yapınca çok sevinmiştim.Ama işi bırakıp cumadan yola çıkamayacağımı anlayınca bu sevdadan hemen vazgeçtim.Perşembe günü kulüpteki yemekte benim gibi İstanbul’da kalacak ve çulluğa gitmeye niyetli olan değerli büyüğümüz Ercüment Belül Ağabey ile beraber ava gitmeye karar verdik.Camiamızda tanıyan herkesin çok sevdiği ve saygı duyduğu kulübümüzün on altı yıl başkanlığını yapmış Ercüment Ağabey kelimenin tam anlamıyla dört dörtlük bir insandır.Böyle bir kişiden hem avcılık,hem de insanlık adına eminim hepimizin öğreneceği bir şeyler vardır.O ve onun gibi kişilerin her daim aramızda olması dileklerimle bu güzel geçen av gününü tüm dostlarımla paylaşıyorum.

Sözleştiğimiz gibi cumartesi sabahtan buluşup tek araba yola çıktık.Esen sert lodos biraz canımızı sıksa da avlakta olup köpeklerimizle dolaşmak bile yeterdi avcı adama.Saat sekiz gibi avlanacağımız yere geldik.Çizmelerimizi giyip,köpeklerin beeperlarını takarken bir yandan da poğaçalarımızı yiyip,çayımızı yudumladık.Artık tüm hazırlıklarımız tamamdı.Birbirimize rastgele diyerek ustayla beraber girdik meşe ormanına.
http://s11.postimage.org/sa6luer0j/133036323376.jpg

Arabayı bıraktığımız yerin yanındaki yolaktan içeri girdik.Önümüzdeki dik yokuştan yukarı çıkarken köpekler iki yanımızı da karıştırmaya başlamışlardı bile.Hem onlar hevesli,hem de biz istekliydik o gün.Biraz yürüdükten sonra tam tepeye çıkmıştık ki Ercüment ağabeyin köpeği Tomi yolun sağına girip bastı fermayı.Yolun hemen kenarında yaklaşık iki metrelik bir tümsek vardı.Etrafı meşelik içi cigralık olan bu küçük tepenin tam ucunda köpeği görebiliyordum.Ben biraz daha ileri gidip arkadan dolaşırken partnerimde yandan yaşanıp yerini almıştı bile.Daha kap oğlum demeden çulluk önü açık olduğu için yükselmeden kanatlandı kalktı.Birer tane fişeği arkasından ancak yollayabildik.Kuş gözden kaybolduğu için ikinciyi atamadım bile.İkimizde kuşun vurulup vurulmadığından emin olamadığımız için birbirimize tamam mı diye sorsak ta net bir cevap veremedik.Çulluk sanki sağına yatar gibi yaptıysa da gözden kayboldu işte.Yani düştüğünü görmedik.Önce vurduk mu sonra ise kaçırdık mı diye konuşurken tepe üstüne doğru çıktım.İki köpekte deli gibi aranıyordu ama etraf açık olduğu için kuşu da bulamadığımızdan ümidim gittikçe azalıyordu.Sonra,Tomi yüksekten inip iki metre uzağa kısa bir ferma yapıp bıraktı.İşte o an yukarıdan çulluğu yerde gördüm.Canı içinde olduğu için biraz yürüyüp sonrada pusmuş kalmıştı.Ben tamam vurulmuş derken Tomi kuşu aportlayıp sahibine götürdü bile.Ercüment ağabeyde nazikçe kuşu uzatıp “Sen vurdun yeleğine koy” deyince bana söyleyecek bir şey kalmadı.Halbuki ikimiz birden atış yapmıştık.Çulluğu alıp tüylerini düzeltip yeleğe yerleştirdikten sonra içimizi kaplayan büyük bir sevinçle tekrardan yola düştük.

http://s16.postimage.org/x9h4t80k5/1330362807816.jpg

Tepe üstünde yoldan yürümeye devam ettik.Elli metre gittikten sonra sağımızda yüksek ağaçlı ve eğimli bir pafta vardı.Oraya girip arayacaktık ama Tomi biraz ileri gidip sola girdi.Bir iki kısa beeper sesinden sonra derinlerden Efe’nin zayıf çalan beeperını duydum.Mesafe bayağı uzaktı,biraz daha sesi dinleyip emin olduktan sonra o yöne doğru hareketlendim.Ercüment ağabey kendi köpeğinin fermasına,ben de benimkine koştum.Arazi hafif eğimli gidiyor sonrada aniden bayağı sarplaşıyordu.Köpeğe yaklaştıkça beeperın sesi daha iyi geliyordu.Epey zaman geçtiği için biraz daha hızlandım.Artık Efe’yi görebiliyordum.Tam arazinin eğiminin arttığı yerde çakılmış beni bekliyordu.Son bir nefes daha hızlandım ve yanına geldim.Önümüzde üç büyük parçadan oluşmuş aşağıya doğru uzanan yüksek bir süpürgelik vardı.Ben yanına gelince köpeğim birkaç adım atıp kokuyu takibe başladı.Yavaşça aşağıya doğru inerken ben köpeğin bakışına göre süpürgeliğin bir sağına bir soluna geçip pozisyon alıyordum.Bu koşturmaca esnasında bayağı yorulmuş nefes nefese kalmıştım.Artık heyecan doruktaydı.Atış için sona yaklaşıyordum.Ben dikkatlice ilerliyordum ki çulluk süpürgeliğin öbür tarafından kalktı.Sesini duydum ama kendisini ilk önce göremedim.Sonra uzaktan ağaçların arasından geçerken gördüğüm kuşa bir atış yapabildim ama geç kalmıştım.Koca kuş beni bir güzel ekip ormanın karanlığının içinde kayboldu.Avımı vuramadığım her zamanki gibi yine kendime kızdım.Bu esnada içim sıkıldı ve soğuk bedenimi kapsadı.Bunca yıldır avlanmama rağmen bu hissi bir türlü içimden atamadım.Halbuki avımı vuramasam da orada olmak tüfek atabilmek bile insana yetmeliydi.Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim.Bu sene Efe’nin gelişimi beni çok sevindiriyor.Artık babası Şanslı’nın kanından olduğunun teyidini vermeye başladı.Geçen sene köpekten ümidimi keserken bana Efe de iş var sabret diyen de sağ olsun Ercüment ağabeydi.

Bu kötü atıştan sonra kuşun uçtuğu yöne doğru yönelip yürüdüm.O kadar aramama rağmen tekrardan bir koku bulamayınca Ercüment ağabeyin yanına gittim.Ben aşağıda mücadele ederken yukarıda da çulluk Tomi’yi birkaç fermadan sonra ekip arkadan usulca havalanıp kaçmış.Neyse dedik vuramadık ama merada kuş olması ve köpeklerin de bulması sevindirici bir şeydi.Biraz soluklanıp bir iki yere daha baktık.O esnada bir çulluk daha fermaya yaklaşamadan bizi ekti.Ne yapalım her kuşa tüfek atabilecek değildik ya.Tekrardan orman yoluna düze çıktık.Biraz yürüdükten sonra sağımıza girip tepe üstünden yürümeye başladık.Önümüzde yol ikiye ayrıldığı için önce sağ tarafı yapalım dedik.Biz yolaktan ilerlerken Tomi sol yolda fermayı verdi.Ben koşup yola çıkıp köpeğe doğru yaklaşırken Ercüment ağabeyde aşağıdan gelip yandan pozisyon aldı.Köpek yolun üç metre içinde tam resimlik bir ferma veriyordu.Tüm gücüyle öten beeper bana savaş tamtamları gibi geliyordu.Biraz daha köpeğe yaklaşınca bir de baktım ki içerisi bayağı sıklık.Durduğum yerin üç dört metre ötesi ise açıklıktı.Kuş ya aşağıya uçacak ya da kendini açığa atacaktı.Aşağıya giderse fazla bir şansımız yoktu.Biraz yürüyüp kesilmiş paftanın başında durup iki tarafı da görecek gibi pozisyon aldım.Heyecanla karışık tatlı bir haz içimi kaplamıştı yine.Kendime ustanın yanında avlanıyorsun doğru tüfek at diye talimat verirken çulluk büyük bir gürültüyle kalkıp önümdeki açıklığı geçmeye çalışırken tetiği çektim.Artık yelekte iki kuşumuz vardı.

http://s15.postimage.org/qdf0y25zf/1330363114769.jpg

Şimdi neşemiz daha da artmıştı.Bu gün çulluk bulabilir miyiz derken iki kuş avlamıştık bile.Hava güzel,av güzel,sohbette güzel olunca insanın aklına yorulduğu da gelmiyordu.Ama yorulmadık desem de yalan olur doğrusu.Önümüzde güzel bir çamlık vardı.Çam ormanı da başka bir güzel oluyor deyip oraya gittik.Kısa bir mola verip birer gofret yedik.Doğada olmanın avantajını kullanıp bolca temiz havayı içimize çektik.O çamların havası içimdeki işlerin sıkıntısını silip yok etmeye yetti.Bu güzel dinlenmeden sonra tekrardan ava devam ettik.Bir kaç meşelik daha gezdik ama oralarda bir şey bulamadık.Saat on bire geliyordu.O zamana kadar hafif esen lodos bir anda kuvvetlenmeye başladı.Bizde yavaştan avlanarak dönmeye karar verdik.Dönerken avlandığımız meranın altındaki geniş şantiye yolunu kullandık.Bu yolun iki tarafı da meşelik ve içi cigralıktı.Biz açıkta yürüyor köpeklerde içeri girip çıkıyordu.Biraz ilerledik ki Efe sağ tarafa daldı kayboldu.Kısa bir zaman sonra beeper tekrardan ötmeye başladı.Hemen bir yol bulup içeri daldım.Ercüment ağabey dışarıda açıkta bekliyordu.Fermadaki köpeğe yaklaşınca sıklıktan iyi bir atış şansımın olamayacağını düşündüm.Ben hızlı adımlarla tam Efe’nin arkasına geldiğimde çulluk sıklıktan dolayı ağacın arkasından hızla yükselmeye başladı.Ben de refleks olarak tüfeği kaldırıp tetiği çektim.Çulluk tam ağacın üzerindeyken vurulup düştü.Eğer yükselmeyip yatay uçsaydı atış şansım çok az olurdu.Ama öyle olmadı ve artık yelekte üç kuşumuz olmuştu.Evde de geçen haftadan kalan üç tane vardı.Demek ki bu akşam yemeğimiz belliydi.Bizde adettir,ilk çulluklar bulgur pilavına katılır ve ailecek yenir.

Her şeyin bir sonu olduğu gibi bu güzel avın da sonuna gelmiştik.Arabaya gelip önce köpekleri doyurup kulübelerine yerleştirdik.Sonra üstümüzü değiştirip arabaya bindik.Rüzgar almaz bir yer bulup önce bu güzel günün anısına birkaç resim çektik sonra da ateş yakıp kendimize sucuk ekmek ziyafeti çektik.Hangi avı yaparsan yap sonunda ateş yanmalı bir şeyler yiyip içmeli ve güzel sohbetlerle o gün süslenmelidir. Şunu da unutmamak gerekir ki resimler ve yazılan hatıralar hepimize ileriki yaşlarda daha çok şeyler ifade edecek ve bu güzel günleri bizlere tekrardan yaşatacaktır.

http://s14.postimage.org/dhyb36sw1/1330363177930.jpg

Allaha şükür ki kazasız belasız bereketli bir av yaptık.Güzel bir ortamda şehrin pis havasından uzakta bolca oksijen aldık.Bazen “Adamın aptalı avcı olur” derler ya,bence çok yanlış.Bu güzellikleri yaşamak bulunmaz bir nimet.İnşallah sağlığımız el verdiğince avlaklarda dolaşır dostluğumuzu ve içimizde yanan av tutkusunu yaşatırız.Herkese rastgele.

ibrahim uysal
27.Ekim.2013, 07:50
Bülent abi,hafızalardan çıkmayacak güzellikte bir anı yaşamışsınız...Daim olsun...Ustalara saygı ve selamlar.... :)

gsahiner
27.Ekim.2013, 09:27
Çok güzel bir anlatım bülent hocam tebrik ederim anılarınız mükemmel üstad teşekkürler

Yıldıray İNCE
27.Ekim.2013, 13:55
Bülent Ustam mükemmel bir anlatım teşekürler........

Burhan KESKİN
28.Ekim.2013, 15:03
İşte benim avım sanki kendimi orada hissetim teşekkürler hocam... eline emeğine sağlık admin kardeşim..

yucelmert
28.Ekim.2013, 17:32
bizlere yaşattığın bu güzel av anlatımı için teşekkürler ustam yüreğine kalemine sağlık, selamlar...