ibrahim uysal
27.Ekim.2013, 07:53
SİLAHA SAHİP OLMAK (MAYIS 2008)
Sevgili dostlarım sizce bir silaha gerçekten sahip olmak için bulundurma veya taşıma ruhsatı yeterli mi? Bana sorarsanız değil.Çünkü bu belgelerle sadece silaha legal olarak sahip oluyorsunuz.Ama ona gerçekten sahip olmak için hem iyi kullanmasını hem de emniyet kurallarına göre taşımasını öğrenmek gerekir diye düşünüyorum.Eğer bunlar yoksa siz silahınıza sahip değilsiniz demektir.Şimdi saymaya kalksak bir sürü yapılması ve yapılmaması gereken kuralları hepimiz sıralayabiliriz. Ama kaçımız kaç tanesini uyguluyoruz bilemem.Bence önemli olan karşımızdaki kişiyi elimizdeki silahla tedirgin etmemek.Mesela yolakta yürürken önde isen tüfeği sırtına koyup ta arkadan gelenin burnunun önünde namluyu gezdirirsen veya avda karşılaştığın dostunla kısa bir sohbet yaparken kolunda ki tüfek onun göbeğini işaret ediyorsa……Şimdi böyle yapılır mı demeyin.Çünkü hepimiz fazlasıyla yaşamışızdır.
Her sene maalesef hoş olmayan kaza haberlerini gazetelerde okuyor yahut ta av sohbetlerinde duyuyoruz.Avda mola esnasında ağaca dayalı tüfek patladı,arabada köpek silahı ateşledi,evde duvarda asılı tüfek küçük çocuğu yaraladı…… Biliyorum bu kazalar bitmeyecek ama örnek olsun diye size başımdan geçmiş ve çok az kimseyle paylaştığım bir olayı anlatacağım.İnşallah kimse böyle bir şeyi yaşamaz.
Herhalde on seneden fazla oldu.Çok sevdiğim,aile dostum ama avcılıkla fazla ilişkisi olmayan bir arkadaşımla beraber ailecek hafta sonunu geçirmeye onların orman kenarındaki evlerine gittik.Hava çok güzeldi,hem dinlenecek,hem çocuklarla keyif yapacak,hem de o hafta aldığım iki tüfeği de denemiş olacaktım.
Cumartesi sabah erkenden yola çıktık.Güle oynaya cennet ormanların içinde ilerleyip ne kadar çok eğleneceğiz diye düşünürken başımıza geleceklerden kimsenin haberi yoktu.Öğlene doğru eve gelmiştik.Bahçe kapısını açıp arabaları soktuktan sonra çantaları indirip odalarımıza yerleştirdik.Eşlerimiz yemeği hazırlarken ben arkadaşımla beraber çocuklarla bahçede oynamaya başlamıştık bile.
http://img148.imageshack.us/img148/1817/37123564.jpg
O gün çok güzel geçti.Akşam yemeği ve sonrasındaki sıcak sohbetlerle beraber yatağın yolunu zor bulduk.Sabah erkenden kalkıp göl kenarına avlanmaya gittik.İki saat kadar dolaştık ama hiçbir şey bulamadık.Bende denemek için tüfeğimi bir hedefe dubleledim o kadar.Daha fazla boşa gezmeyelim ve kahvaltıyı kaçırmayalım diye tüfekleri jeepin arkasına koyup bastık gaza.Eve gelince sıcak ekmek almak için fırına gidecektik ki çocuklar “Bizde gelelim” diye direttiler.Ben de “Atlayın çabuk arkaya sizi bacaksızlar.” deyip direksiyona geçtim.Hemencecik gidip alış veriş yapıp geri döndük.Hoş bir sohbetle kahvaltımızı yapıp sonrasında da keyif kahvelerimizi yudumladık.Bu kadar evde zaman geçirmek yeterdi,ne de olsa akşam üstü dönecektik.
Biz tekrardan arabaya binip bu sefer başka bir yere avlanmaya gittik.Müsait bir yerde arabayı park ettik.Hava şahaneydi,ben de güzel bir av temennisiyle jeepten inip içime derin bir temiz hava soluyup sonra da arka kapıyı açtım.Önce yeleğimi giydim sonra arkadaşımın tüfeğini vermek için uzandım.Ama arkadaşın yarı otomatiğini elime almamla birlikte arabanın içinde gümmmmmmm diye bir patlama oldu.Meğerse bizim avcı tüfeği dolu olarak arabaya koymamış mı? Emniyeti kapalı olmasına rağmen (Ben bu emniyete hiç güvenmem zaten) tüfeği el kundağından tutmamla beraber patladı.Bütün saçmalar arka koltuktan girip yan kapı döşemesine saplandı.O anda emin olun yıkıldım.Çünkü bir saat evvel üç çocuk orada oturuyordu.Faciaya bakın.Bu patlama daha öncede olabilirdi.Dondum ne diyeceğimi,ne yapacağımı bilmiyordum.Bir saat farkla ulu Tanrım bizlere çocuklarımızı bağışlamıştı.
Önce biraz durdum sonra “Nasıl dolu tüfeği arabaya koyabilirsin?” diyebildim.Zaten arkadaşımda şokta olduğu için fazla konuşmaya da gerek yoktu.Kendimize gelince “Hadi biraz dolaşalım da şoku atalım” dedik.Başladık gezmeye ama zevk kalmamıştı.Bir saat kadar boş ve dalgın bir vaziyette yürüdük.Artık arabaya dönüyorduk ki bari ikinci tüfeğimi de deneyeyim diye düşündüm.Arkadaşımdan biraz uzaklaştım ve ileride yerde duran sigara kağıdına iki el tüfek attım.Benim ateş etmemle beraber arkamdan böğürmeyle karışık havlama sesleri duydum.İrkilerek döndüğümde o ana kadar fark etmediğim sürüsünü otlatan çobanın üç dev kangalı bana doğru koşuyorlardı.Hemen tüfeği kırdım ama dolduracak kadar vaktim kalmamıştı.
http://img39.imageshack.us/img39/2263/96251562.jpg
Köpekler üç metre önümde yavaşladılar ve hırlayarak yavaş yavaş bana yaklaşmaya başladılar.Baktım işim bitik.Tüfek kırık bir vaziyette kolumda ve daha boş fişekleri bile çıkaramamışım.Hayvanlar iki metrede salyaları akarak hırlıyorlar.Çoban ise yüz metre uzakta keyifle seyrediyor.Emin olun en ufak bir müdahale bile yok.Ben de son çare belimde ki tabancayı çekip mermiyi ağzına verip ortada ki köpeğin başına nişan aldım.Ama köpek tabancadan ne anlar hala hırlıyorlar ve benim bir geri adım atmamla saldırmayı bekliyorlar.Ben kafamda planı yaptım.Önce ortadaki atak olanı vuracak sonrada ikinciyi devirecektim.Üçüncüye yetiştiremezsem onu da Allaha havale edecektim.Bu esnada son bir atakla çobana seslenmeyi ihmal etmedim ve “Köpeklerini çek yoksa vuracağım diye” haykırdım.Tabancadan korkan ve yeterince eğlenen çoban bir ıslıkla o azgın hayvanları kuzu yaptı.Üçü de hiçbir şey olmamış gibi çekip gittiler.Bense hala soğuk soğuk terliyordum.
Hiç bir zaman avda tabanca taşımam ama bu sefer hanımlarda var kırda kalacağız diye yanıma almıştım.Meğerse ne iyi etmişim.Şimdi aklıma geldi,bütün bunlar olurken benim sevgili dostum ne yapıyordu biliyor musunuz? Anlatayım:Yüz metre ileride kımıldamadan her şeyi bir film gibi seyrediyormuş.Helal olsun vallahi ne diyeyim ki? Neyse köpekler gidince usulca yanıma geldi.Canım çok sıkkındı ama yine de sakinliğimi koruyup sordum.”Niye yardım etmedin”.O da cevap verdi: “Sen sanki bir kovboy gibiydin,nasıl çektin tabancayı vallahi helal olsun.” demez mi? Tamam dedim bu kadar yeter daha fazla konuşmaya gerek yok.Çocuklar şans eseri vurulmadı.Ben şans eseri tabancayı yanıma almamdan ötürü canımı kurtardım.Düşündüm ki daha fazla şansımı zorlamamalıyım.
Bu dostumla son av maceram oldu.Hala görüşürüz,ailecek yer,içer,gezeriz ama avcılığımız bitti.O gün son oldu.Bazen beni ava götür diyor ama şakadan mı söylüyor,esastan mı bilemiyorum.Ama benim cevap vermememden hala o patlamanın izlerini taşıdığımı anlıyordur sanırım.
Gelen zarar mala gelmiş ve ben hayat boyu unutamayacağım bir ders almıştım.Evet dostlarım hepimiz dikkatli davranalım,silahın şakası yok.Tüfeğin emniyeti kapalı falan gibi bahane yok.Birisini gördün mü, oturup dinleniyor musun,bir yerden atlıyor musun,arabada veya kapalı yerde misin………. tüfeği kırda taşı.Boşalttım deme “Şeytan doldurur” derler.Hepinize yeni sezonda kazasız,belasız avlar dilerim.Rastgele.
Not:O günden kalan resim yok.Bu resimdeki bizim Sani’nin de o olayla alakası yok.Sadece silah taşımaya örnek olsun diye koydum.Hani yanlış anlama olmasın diye açıklıyorum.
Sevgili dostlarım sizce bir silaha gerçekten sahip olmak için bulundurma veya taşıma ruhsatı yeterli mi? Bana sorarsanız değil.Çünkü bu belgelerle sadece silaha legal olarak sahip oluyorsunuz.Ama ona gerçekten sahip olmak için hem iyi kullanmasını hem de emniyet kurallarına göre taşımasını öğrenmek gerekir diye düşünüyorum.Eğer bunlar yoksa siz silahınıza sahip değilsiniz demektir.Şimdi saymaya kalksak bir sürü yapılması ve yapılmaması gereken kuralları hepimiz sıralayabiliriz. Ama kaçımız kaç tanesini uyguluyoruz bilemem.Bence önemli olan karşımızdaki kişiyi elimizdeki silahla tedirgin etmemek.Mesela yolakta yürürken önde isen tüfeği sırtına koyup ta arkadan gelenin burnunun önünde namluyu gezdirirsen veya avda karşılaştığın dostunla kısa bir sohbet yaparken kolunda ki tüfek onun göbeğini işaret ediyorsa……Şimdi böyle yapılır mı demeyin.Çünkü hepimiz fazlasıyla yaşamışızdır.
Her sene maalesef hoş olmayan kaza haberlerini gazetelerde okuyor yahut ta av sohbetlerinde duyuyoruz.Avda mola esnasında ağaca dayalı tüfek patladı,arabada köpek silahı ateşledi,evde duvarda asılı tüfek küçük çocuğu yaraladı…… Biliyorum bu kazalar bitmeyecek ama örnek olsun diye size başımdan geçmiş ve çok az kimseyle paylaştığım bir olayı anlatacağım.İnşallah kimse böyle bir şeyi yaşamaz.
Herhalde on seneden fazla oldu.Çok sevdiğim,aile dostum ama avcılıkla fazla ilişkisi olmayan bir arkadaşımla beraber ailecek hafta sonunu geçirmeye onların orman kenarındaki evlerine gittik.Hava çok güzeldi,hem dinlenecek,hem çocuklarla keyif yapacak,hem de o hafta aldığım iki tüfeği de denemiş olacaktım.
Cumartesi sabah erkenden yola çıktık.Güle oynaya cennet ormanların içinde ilerleyip ne kadar çok eğleneceğiz diye düşünürken başımıza geleceklerden kimsenin haberi yoktu.Öğlene doğru eve gelmiştik.Bahçe kapısını açıp arabaları soktuktan sonra çantaları indirip odalarımıza yerleştirdik.Eşlerimiz yemeği hazırlarken ben arkadaşımla beraber çocuklarla bahçede oynamaya başlamıştık bile.
http://img148.imageshack.us/img148/1817/37123564.jpg
O gün çok güzel geçti.Akşam yemeği ve sonrasındaki sıcak sohbetlerle beraber yatağın yolunu zor bulduk.Sabah erkenden kalkıp göl kenarına avlanmaya gittik.İki saat kadar dolaştık ama hiçbir şey bulamadık.Bende denemek için tüfeğimi bir hedefe dubleledim o kadar.Daha fazla boşa gezmeyelim ve kahvaltıyı kaçırmayalım diye tüfekleri jeepin arkasına koyup bastık gaza.Eve gelince sıcak ekmek almak için fırına gidecektik ki çocuklar “Bizde gelelim” diye direttiler.Ben de “Atlayın çabuk arkaya sizi bacaksızlar.” deyip direksiyona geçtim.Hemencecik gidip alış veriş yapıp geri döndük.Hoş bir sohbetle kahvaltımızı yapıp sonrasında da keyif kahvelerimizi yudumladık.Bu kadar evde zaman geçirmek yeterdi,ne de olsa akşam üstü dönecektik.
Biz tekrardan arabaya binip bu sefer başka bir yere avlanmaya gittik.Müsait bir yerde arabayı park ettik.Hava şahaneydi,ben de güzel bir av temennisiyle jeepten inip içime derin bir temiz hava soluyup sonra da arka kapıyı açtım.Önce yeleğimi giydim sonra arkadaşımın tüfeğini vermek için uzandım.Ama arkadaşın yarı otomatiğini elime almamla birlikte arabanın içinde gümmmmmmm diye bir patlama oldu.Meğerse bizim avcı tüfeği dolu olarak arabaya koymamış mı? Emniyeti kapalı olmasına rağmen (Ben bu emniyete hiç güvenmem zaten) tüfeği el kundağından tutmamla beraber patladı.Bütün saçmalar arka koltuktan girip yan kapı döşemesine saplandı.O anda emin olun yıkıldım.Çünkü bir saat evvel üç çocuk orada oturuyordu.Faciaya bakın.Bu patlama daha öncede olabilirdi.Dondum ne diyeceğimi,ne yapacağımı bilmiyordum.Bir saat farkla ulu Tanrım bizlere çocuklarımızı bağışlamıştı.
Önce biraz durdum sonra “Nasıl dolu tüfeği arabaya koyabilirsin?” diyebildim.Zaten arkadaşımda şokta olduğu için fazla konuşmaya da gerek yoktu.Kendimize gelince “Hadi biraz dolaşalım da şoku atalım” dedik.Başladık gezmeye ama zevk kalmamıştı.Bir saat kadar boş ve dalgın bir vaziyette yürüdük.Artık arabaya dönüyorduk ki bari ikinci tüfeğimi de deneyeyim diye düşündüm.Arkadaşımdan biraz uzaklaştım ve ileride yerde duran sigara kağıdına iki el tüfek attım.Benim ateş etmemle beraber arkamdan böğürmeyle karışık havlama sesleri duydum.İrkilerek döndüğümde o ana kadar fark etmediğim sürüsünü otlatan çobanın üç dev kangalı bana doğru koşuyorlardı.Hemen tüfeği kırdım ama dolduracak kadar vaktim kalmamıştı.
http://img39.imageshack.us/img39/2263/96251562.jpg
Köpekler üç metre önümde yavaşladılar ve hırlayarak yavaş yavaş bana yaklaşmaya başladılar.Baktım işim bitik.Tüfek kırık bir vaziyette kolumda ve daha boş fişekleri bile çıkaramamışım.Hayvanlar iki metrede salyaları akarak hırlıyorlar.Çoban ise yüz metre uzakta keyifle seyrediyor.Emin olun en ufak bir müdahale bile yok.Ben de son çare belimde ki tabancayı çekip mermiyi ağzına verip ortada ki köpeğin başına nişan aldım.Ama köpek tabancadan ne anlar hala hırlıyorlar ve benim bir geri adım atmamla saldırmayı bekliyorlar.Ben kafamda planı yaptım.Önce ortadaki atak olanı vuracak sonrada ikinciyi devirecektim.Üçüncüye yetiştiremezsem onu da Allaha havale edecektim.Bu esnada son bir atakla çobana seslenmeyi ihmal etmedim ve “Köpeklerini çek yoksa vuracağım diye” haykırdım.Tabancadan korkan ve yeterince eğlenen çoban bir ıslıkla o azgın hayvanları kuzu yaptı.Üçü de hiçbir şey olmamış gibi çekip gittiler.Bense hala soğuk soğuk terliyordum.
Hiç bir zaman avda tabanca taşımam ama bu sefer hanımlarda var kırda kalacağız diye yanıma almıştım.Meğerse ne iyi etmişim.Şimdi aklıma geldi,bütün bunlar olurken benim sevgili dostum ne yapıyordu biliyor musunuz? Anlatayım:Yüz metre ileride kımıldamadan her şeyi bir film gibi seyrediyormuş.Helal olsun vallahi ne diyeyim ki? Neyse köpekler gidince usulca yanıma geldi.Canım çok sıkkındı ama yine de sakinliğimi koruyup sordum.”Niye yardım etmedin”.O da cevap verdi: “Sen sanki bir kovboy gibiydin,nasıl çektin tabancayı vallahi helal olsun.” demez mi? Tamam dedim bu kadar yeter daha fazla konuşmaya gerek yok.Çocuklar şans eseri vurulmadı.Ben şans eseri tabancayı yanıma almamdan ötürü canımı kurtardım.Düşündüm ki daha fazla şansımı zorlamamalıyım.
Bu dostumla son av maceram oldu.Hala görüşürüz,ailecek yer,içer,gezeriz ama avcılığımız bitti.O gün son oldu.Bazen beni ava götür diyor ama şakadan mı söylüyor,esastan mı bilemiyorum.Ama benim cevap vermememden hala o patlamanın izlerini taşıdığımı anlıyordur sanırım.
Gelen zarar mala gelmiş ve ben hayat boyu unutamayacağım bir ders almıştım.Evet dostlarım hepimiz dikkatli davranalım,silahın şakası yok.Tüfeğin emniyeti kapalı falan gibi bahane yok.Birisini gördün mü, oturup dinleniyor musun,bir yerden atlıyor musun,arabada veya kapalı yerde misin………. tüfeği kırda taşı.Boşalttım deme “Şeytan doldurur” derler.Hepinize yeni sezonda kazasız,belasız avlar dilerim.Rastgele.
Not:O günden kalan resim yok.Bu resimdeki bizim Sani’nin de o olayla alakası yok.Sadece silah taşımaya örnek olsun diye koydum.Hani yanlış anlama olmasın diye açıklıyorum.