PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ILGAZ'DA KIZIL GEYİK (M.Bülent KAHYAOĞLU)



ibrahim uysal
28.Ekim.2013, 06:03
ILGAZ'DA KIZIL GEYİK (KASIM 2010)

Pazartesi Süleyman aradı ve perşembe günü Kastamonu Ilgaz'da kızıl geyik kotasının olduğunu ve ona yoldaş olup olamayacağımı sordu.Ben de işleri düşündüğüm için önce net bir cevap veremesem de sonradan güzel bir av ve macera olur diyerek olumlu cevap verdim.Çarşamba akşamdan hazırlanıp sabah dostumu beklemeye başladım.İki gündür İstanbul'da deli gibi yağan yağmur ve sert rüzgar aslında canımı sıkıyordu.Neyse perşembe sabahı saat dokuz gibi yağmur azalmaya başlamıştı.Ben hava Ilgaz'da nasıl idi diye düşünüp internetten araştırma yaparken telefonum çaldı.Tabii ki arayan Süleyman'dı ve dağda havanın kötü olmasından dolayı yolculuğa pazar sabahı çıkacağımızı söyledi.Ben de "Her iş de bir hayır var" deyip aceleyle üstümü değişip işe gittim.
Cumartesi sabahı hem köpeklere idman olsun hem de belki bir iki çulluk görürüm hevesiyle meşelikleri gezdim.Ne de olsa kara gözlümle uzun bir süredir görüşmemiştik.Belki büyük bir kıyak yaparda büyük av öncesi bana o güzel yüzünü gösterir,belki de aceleyle kalkarken ki kanat sesiyle yine aklımı başımdan alırdı.Fakat ıslak ormanda iki saat gezmemize rağmen tek bir kuş göremedik.Sadece boş bir ferma heyecanı yaşayıp,sonra da kısmet yarına deyip arabaya döndüm.Bu kısa dolaşmada benim iki yaşındaki köpeğim Efe'nin ilk patronesini görmek beni çok mutlu etmişti.Çünkü ilgisizliği beni çok üzüyor ve hevesimi kırıyordu.Ama bu avdaki hareketliliği ve ferması ben de yeni sezon için güzel beklentiler doğurdu.

http://img819.imageshack.us/img819/2888/46570016.jpg

Pazar sabahı erkenden kalkıp kahvaltımı yapıp hazırlanıp Süleyman'ı beklemeye başladım.Saat on bire doğru evin önünden arabamız hareket ederken eşim camdan el sallayıp rastgele temennisinde bulunuyordu.Çok güzel bir hava ve yol şartlarında beş saatten biraz fazla bir zamanda Ilgaz milli parkının kapısına geldik.Bizleri orada orman koruma memuru Muzaffer ve rehberimiz Fikri karşıladı.Onlarla bu ilk karşılaşmamızdı ama görür görmez ikimizin de içi ısınmıştı,yani pozitif elektriği hemen almıştık.Daha sonra iyice tanıdığımız bu güler yüzlü,hoş sohbet ve görevlerini iyi yapan iki av arkadaşımız avın başında bizde güven duygusu yarattı. Kısa bir tanışma faslından sonra hep beraber kalacağımız otele gidip kayıtlarımızı yaptırdık.Bu esnada rehberimiz Fikri yakın bir tepede beş altı dişili bir sürüde bir birine denk iki tane boğa olduğunu ve yorgun değilsek hemen gidip bakabileceğimizi söyledi.Biz de kısmet ayağa geldi mi onu geri çevirmemek gerekir mantığı ile hemen odamıza gidip üstümüzü değişip,ava hazırlandık.On dakika sonra arabanın başında hazırdık.

http://img694.imageshack.us/img694/936/38067783.jpg

Çocukluk yıllarımdan sonra ilk defa bir ava tüfeksiz sadece bir dürbün ve fotoğraf makinesi ile gidiyordum.Bu gerçekten değişik bir duyguydu.Yani ava,avlanacak bir avcı olarak değil sadece o anı yaşayacak av tutkusuyla dolu bir avcı olarak katılıyordum. Ama yaşadığım heyecan ve aldığım zevk Süleyman'dan az olmadı.Bu nasıl mı oldu? Hadi size bu doyumsuz anları anlatayım da bu güzellikleri siz de yaşayın.
Saat beşe geliyordu.Dört kişi arabaya atlayıp otelden ayrıldık.Kısa bir zaman sonra Fikri'nin dürbünle gördüğü sürünün olması gereken tepelere geldik.Arabadan indikten sonra rehberimiz gerekli ön bilgiyi verdi.Biz de onu can kulağıyla dinleyip tüm inisiyatifin on da olduğunun bilinciyle düştük Fikri'nin arkasına.Yüksek ve sık çam ormanında sessizce ilerlerken bir yandan da etrafı dinliyorduk.Avlanacağımız olası yere geldiğimizde hepimiz durduk ve daha dikkatli bir şekilde ormanın gizemine doğru kulak kabarttık.Biz bir çıtırtı,boynuz sesi veya bir böğürtü duymak için dikkat kesilmişken,Fikri sol üstümüzdeki tepede yayılmış sürüyü gösterince heyecanımız en son noktaya çıktı.Kalbim zevk,tutku ve heyecanla karışık bir ışıldamayla gözlerimi parlatıyordu.Gerçekten muazzam bir manzara önündeydik.Fikri'nin sessiz komutları rüyaya dalmış beni uyandırdı.Bana el işaretiyle "Sen burada kal biz yaklaşacağız,geyik vurulduktan sonra seni ararız gelirsin" diyordu.Bense bu olağanüstü manzara karşısında hala rüyada olduğum için ona tamam dercesine kafamı sallasam da,hem telefonumu kapatıp arabada bıraktığım için haberleşemeyeceğimizden,hem de bu müthiş anları kaçırmak istemediğimden dolayı pek orada kalmaya niyetim yoktu.

http://img254.imageshack.us/img254/9128/74308470.jpg

Avcı ve rehber benden ayrılıp önümdeki ağacın arkasına geçince ben de gayet yavaş bir şeklide yerimi değiştirip bir yirmi metre kadar ilerledim.Aramızda koca bir ağaç ve otuz kırk metre kadar bir mesafe vardı.Olduğum yerden tepedeki hayvanları özelliklede boğayı gayet iyi görüyordum.Koca geyik yavaş adımlarla en tepedeki ağacın solunda yemleniyordu.Onun solunda ve on metre ötesinde bir dişi de sanki kımıldamadan otlanıyordu.Diğer hayvanları olduğum yerden göremesem de ava zarar vermemek ve istediğim boğayı da rahat gördüğüm için olduğum yere çakıldım.Öndeki ikili bana göre daha alçakta olduğundan eminim ki aynı görüntüleri göremiyorduk.Ama bulundukları yerle hedef arasında da artık bir engel yoktu.
Bir saate yakın bir süre vurmak için seçtiğimiz kızıl geyik tepedeki ağacın sağında yarısı görünür şekilde yemlendi sonra ağacın tam arkasına geçti ve bana sadece boynuzlarını gösterdi.Bunlar benim gördüklerimdi ama bizim ekip benden epeyce altta olduğundan ne görüyorlardı bilemiyordum.Bu bekleyiş sürerken dişi geyik sağa doğru sanki ürkerek hızla gitti ve görüntümden çıktı.Tamam dedim dişi bizi gördü uzadı gitti,boğa da huylandı ağacın arkasından kaçacak.Bir saattir iki yüz elli üç yüz metre mesafedeki geyikleri kımıldamadan izledim ama hayvanlar ürktü ve kaçtı diye düşünüp yorulan koluma yenik düştüm ve dürbünü gözümden indirdim.Bir dakika sonra kendime "Ne yapıyorsun izlemeye devam etsene" deyip tekrardan dürbünü gözüme tuttuğumda boğayı otlandığı ağacın önünde bize tam yan vermiş bir şekilde dururken gördüm.Emin olun nefesim tıkandı.Sıkmaktan dürbünü neredeyse gözüme sokacaktım.Bir yandan içimden Süleyman'a atsana derken,bir yandan da elimde tüfek varmış gibi hayvanın koltuk altını gözlüyordum.

http://img337.imageshack.us/img337/1614/95180328.jpg

Gün ışığı iyice azalmıştı.Dürbün sayesinde o mesafeyi ancak görebiliyordum.Ilgaz'ın o güçlü kızıl geyiği kendisini sevgili dostum Süleyman'a sunuyordu.Ben bu güzellikleri onlardan yukarıda olduğumdan çok daha iyi görüyordum.Hatta boğa dört beş kere böğürdüğünde tüylerim diken diken oldu.Ama altta olan ekip böğürtüyü duymamıştı bile.Bu esnada bir iki adım atıp onlara da tam görüntü veren boğa Süleyman'ın tüfeğinden çıkan kurşun karşısında son bir kez böğürüp arkasına devrildi.Bir kaç ayak çektikten sonra ağacın altındaki çalılıkta yarısı görünür vaziyette yattı kaldı.Tüm o anları dürbünden izlemiş ve heyecandan neredeyse daha iyi görmek için dürbünün içine girmiştim.
Artık sessiz kalmanın bir anlamı yoktu.Hemen dik tepeye doğru yollanan arkadaşlarıma yetiştim.El fenerlerinin yardımıyla tepeye tırmanmaya başladık.Biraz zorlansak da boylu boyunca yatmış,hayallerimizi süsleyen muhteşem geyiğe ulaştık.İlk önce havanın kararmasına az kala,tam iki yüz otuz beş metreden tek atışla koca boğayı deviren dostum Süleyman'ı kutladık.Daha sonra bize bu avı yaptıran dostlarımıza teşekkür ettik.Ilgaz'a geldiğimiz ilk günde istediğimizi elde etmiştik.Artık iş bu güzel günü ölümsüzleştirmeye gelmişti.Havanın kararmasına ve yerin de çok dik olmasına rağmen birkaç güzel foto çektik.

http://img823.imageshack.us/img823/9184/96269271.jpg

Bu fotoğraflama esnasında başka hayret veren bir olaya şahit olduk.Bizim vurduğumuz boğa ile gözlediğimiz boğa aynı değildi.Dürbünü gözümden indirdiğim esnada sağa doğru kaçan dişinin yönünden sürüdeki diğer geyik yukarı çıkmış ve bize o hedef olmuş.Bu esnada Fikri ile Süleyman da "Bu geyik birazdan çıkmazsa hava kararacağı için yarın geliriz" diye konuştuklarından onlar da olayın farkına varmamışlar.Bizim vurduğumuz boğa ile gözetlediğimiz arasında rehberimize göre bir çatal fark varmış.Bu bizim için çok önemli bir ayrıntı değildi.Biz amacımıza ulaşmıştık.Her zaman derim "Fazla zorlamaya gerek yok.Herkes kısmetini yer". Süleyman'ın muhteşem bir atış sonucu vurduğu bu kuvvetli ve gösterişli boğa bizim kısmetimizmiş.Bunu bize sunan yüce tanrıma sonsuz şükranlarımı sunuyorum.
Harika anlarla dolu geçen bu avı akşam otelde güzel bir yemekle kutladık.Bol sohbetli geçen bu yemek sonrasında büyük bir huzurla yataklarımıza doğru yollandık.Sabah yapılan güzel bir kahvaltıdan sonra gerekli evraklarımızı alıp yeni tanıştığımız ama gerçekten çok sevdiğimiz Muzaffer ve Fikri'ye tekrardan teşekkür edip İstanbul'a doğru büyük bir huzurla yola çıktık.
İşte böyle sevgili dostlarım.Harika bir av daha bitti.Biz yine yeni avların hesabıyla evin yolunu tuttuk.Bu avda tüfek taşımamama rağmen en az avcı dostum kadar zevk aldım.Gerçekten çok güzel bir doğada, işinin erbabı kişilerle av yaptık.Elimizle koymuş gibi hayvanları bulduk ve avcı uygun bir ortamda atışını yapabildi.Kazasız belasız güzel bir av oldu.Bu avdan sonrada inandığım bir şey vardır ki "İnsan ayağına gelen kısmetini tepmemeli ki diğer kısmetleri de açık olsun ".
Tüm dostlarıma böyle güzel avlar diliyorum.Yeni bir avda buluşmak dileğiyle,herkese rastgele.

ibrahim uysal
28.Ekim.2013, 06:04
Avı bizlere de yaşattığınız için çok teşekkürler Ustam...İnanın aynı heyecanı, okurken ben de yaşadım...O ne muhteşem bir avdır,o ne muhteşem bir heyecandır?...O anda tetiğe basan parmakların,tüfeği tutan ellerin ve hatta insanın ayaklarının titrememesi olanaksız sanırım...
İnşallah birgün bu güzel avı yapmak bizlere de nasip olur...
Elinize,emeğinize sağlık... ;D ;D ;D Saygılar,selamlar....

gsahiner
28.Ekim.2013, 06:26
Avı bizlere de yaşattığınız için çok teşekkürler Ustam...İnanın aynı heyecanı, okurken ben de yaşadım...O ne muhteşem bir avdır,o ne muhteşem bir heyecandır?...O anda tetiğe basan parmakların,tüfeği tutan ellerin ve hatta insanın ayaklarının titrememesi olanaksız sanırım...
İnşallah birgün bu güzel avı yapmak bizlere de nasip olur...
Elinize,emeğinize sağlık... ;D ;D ;D Saygılar,selamlar....

Yıldıray İNCE
28.Ekim.2013, 06:33
Harika bir anlatım olmuş bir heyacanla okudum inşallah birgün bu denli heyacan verici bir Av yapmak bizlerede nasip olur teşekürler Ustam..........

ibrahim ozel
28.Ekim.2013, 08:17
O anı sanki yaşar gibi oldum harika bir anlatım mükemmel bir sunum teşekürler üstadım...

Burhan KESKİN
28.Ekim.2013, 14:57
Ağzına sağlık Bülent Hocam..

Mustafa ÇİL
29.Ekim.2013, 09:22
teşekkürler üstadd