ibrahim uysal
29.Ekim.2013, 06:27
AVCILIK VE DEĞİŞEN BEKLENTİLER (ŞUBAT 2009)
Emin olun artık kahvaltıyı bile yolda değil merada aldığımız poğaça ve bir termos çayla yapıyoruz.Meşeliklerin havasını ne kadar fazla teneffüs etsek kardır zihniyetiyle tüm günü doğada yaşıyoruz.Artık “Hava kararmadan eve dönmek yok” diyerek tüm günü eşsiz doğada alabildiğimizin en fazlasını alarak geçirmeye çalışıyoruz.Son yıllarda ustalardan gördüğümüz ve hep yaptığımız av sonrası kurulan sofraları unutmuştuk.Av bitince yarının programını yapıp ayrılıyorduk meradan.Ama bu sene dostum Zafer’in sayesinde bir karar aldık:Hava durumu ve av ne olursa olsun ateş yakılacak,sofra kurulacak,en son da sıcak kahveyle beraber pipolar tüttürülecekti.Hay yaşayasın dostum,sayende hayatımın en güzel av sezonunu geçirdim.Vurmuşsun,vurmamışsın;kuşu bulmuşsun,bulamamışsın ne önemi var ki? Amaç doğada olmak ve en önemlisi bu güzellikleri dostlarla paylaşmak değil mi?
Sabah saat sekiz civarı bizim yerimiz dediğimiz yüksek meşeliklerin altında buluştuk.Aygün,Sani,Süleyman,Zafer ve ben.Önce selam faslı,sonra hazırlıklar ve kahvaltı derken köpeklere takılan beeperlarla beraber hepimiz hazırız.İkili ve üçlü iki grup olarak ayrıldık.Hafif yağan yağmurla yüzlerimiz tekrardan yıkanıyorken,sabahın serinliğini içimizde hissediyoruz.Bu dopingle hepimiz çakı gibi olup rastgele niyetleriyle meşeliklere adım atıyoruz.
http://img42.imageshack.us/img42/5982/62488514.jpg
Köpekler önde biz arkada ormanın o güzel havasını içimize çekerek yürüyorduk.Daha yüz metre kadar ilerlemiştik ki otuz,otuz beş metre önümden yüksekten uçan çulluğa tüfeği doğrulttum ama tüfek patlamadı (En son arabaya dönüp unuttuğum suyu alırken emniyeti kapatmış ve bunu unutmuşum).Neyse ki üst tarafımda yürüyen Zafer kuşu fark etmiş ve dubleyi arkasından yollamıştı.Ama kara gözlümün daha yaşayacak zamanı varmış ki hala uçuyordu.Biraz kendime kızsam da şahane bir uçuş seyretmiştim.Arkamdan gelen Sani’ye dönüp “Gördün mü kuşu ?” deyip “Yok” cevabını aldıktan sonra önüme dönmemle beraber aynı yerde uçan ikinci çulluğu görmem bir oldu.Hemen tüfeği omuzladım ve dubleyi yolladım ama onun da çantaya girmeye niyeti yokmuş.
Hadi bakalım yenisine kısmet diyerek ava devam ettik.Bir ara Şanslı kayboldu,kısa kısa çalan beepera geç yetiştiğimde kuş çoktan uzamıştı bile.Sani ile ben aşağıdan yukarıya çıkarken Kont yanımızdan ayrılıp Zafer’e doğru tüm yolu koştu ve dönemeçte gözden kayboldu.Ne oluyor derken Zafer’den bir duble daha geldi.İki dakika sonra yanına vardığımızda dostum tüylerini düzelttiği çulluğu yeleğine yerleştiriyordu.”Oh be “dedim demek ki biz de vurabiliyorduk! Bu lafla ilk kahkaha koptu. Şimdi karşımızda seyrekleştirilmiş bir tepe vardı.Herkes bir taraftan başladık tırmanmaya.Tam zirveyi bulurken Sani ayaktan kalkmış çulluğu son anda görüp bir tane fişeği arkasından yollamış ama manke.Yanına vardığımda “Hadi aşağıya inelim,kuş bence o tarafa uçtu” dedi.Sani böyle kuş kovalamazdı ama vardır bir bildiği dedik ve başladık öbür yüzden inmeye.Orada mı burada mı derken köpekler bir şey bulamadı.Tam hadi gidelim diyecekken Şanslı ferma.Bir iki adım atıyor,çakılıyor.Bu böyle yedi sekiz kez tekrarlandı.Sonunda kokuya girdiği yere tekrardan geldi ve süpürgeliğe çakıldı kaldı.Geldim hemen yanına durdum,heyecan dorukta.Sadece ben de değil kuş da çok heyecanlı ki aniden pisliğin içinden kalktı.Görüşüm net olmadığından hafif yana çekildim ve hızlıca tetiği çektim.Duble manke,şoktayım.Bu sefer kahkahalar benim üzerimde yoğunlaşmıştı.Sen de avcı mısın dan başlayıp,hadi gidip sofrayı kuralıma kadar bu iş aldı yürüdü.
http://img375.imageshack.us/img375/3274/38827759.jpg
Ben kuşun peşine tepeye doğru dostlarımsa karşı yamalara doğru ayrıldık.Şanslı’ya gel bak şuralara desem de o tepeye doğru kaptırdı gitti.Köpekten daha iyi bilecek halimiz yok ya ben de gittim peşinden.Tepeye vardığımda Şanslı yine ferma.Aynı aşağıdaki gibi,adım adım ilerliyor.Bu sefer tamam diyerek yapışıyorum arkasına.Dört beş adım derken çakıldı kaldı.O anda kalbim yerinden çıkacak sanki.Ama kuş fazla heyecanlanma diyerek alttan bir yerden fırlıyor.Karaltıya tek atış yapıyorum etraf sessiz.Acaba tamam mı diye düşünürken kırk metre ilerde bir kez daha görüyorum ağaçların arasında.Hayırdır inşallah,bu da hala uçuyor.Tepeden aşağıya inip bizim ekiple buluşuyorum.Durumu anlatmak istemiyorum ama gülecek malzemeyi boş bırakırlar mı? Haydi yine kahkahalar.Ben bunları yaşarken Zafer de Kontun fermasına yetişememiş.Tam yaklaşırken kuş uçmuş gitmiş.Sonradan gelen Sani’ye çulluğun kalktığı yeri gösterirken bir tane daha kalkmaz mı? Bu da benim gülmeme yetti de arttı bile.Bu gün kabul günümüz her halde.
Ava devam ediyoruz ama ana konu biz ne yapıyoruz? Herkes gülmekten kırılıyor.Bir tanesi hariç tüm kuşları korkuttuk.Bu işe daha fazla dayanamayan Sani “Ben arabaya dönüp bari ateşi yakayım.Nasıl olsa vuracağımız yok.Belki de bizim avcılığımız bitti.”dedi.Bir gülme krizi daha geçirdik.Tamam dedik “Sen git ne de olsa biz de birazdan döneceğiz”.Zafer ile beraber ayrılıp,son meramıza girdik.Bize hep av sunan çatağın ters tarafındaki çatağa bakalım sonra normal rotamıza geçeriz dedik.İyi ki de öyle yapmışız.Girer girmez Kont ferma.Geçtik arkasına durduk.Şanslı da alttan geldi ama patrone yapmayınca uyandım.Hemen karşı tepeye geçen köpeğimi takip ettim ve onu fermada buldum.Son derece dikkatli bir şekilde pozisyon aldım ve süpürgeliklerin arkasından kalkan çulluğa ancak bir el tüfek atabildim.Acaba düştü mü diye düşünürken Zafer’in tüfeği patladı.Vurduğum kuşa yerde de tüfek atılır mı espirisini yapmaya hazırlarken dostumun takılan ikinci fişeğe kızışını duydum.Demek ki yine mankeyiz.
http://img62.imageshack.us/img62/5228/64684822.jpg
Tamam artık ısrara gerek yoktu.Biz de gidip sofraya oturabilirdik.Diğer grupta altı adet çulluk kaldırmış ama yeleğe giren yoktu.Kısmet bu kadarmış diye düşünüp arabaya dönmeye başladık.Artık yanan ateşin dumanı görünüyordu.Karnımızda nasıl acıkmıştı.Izgara hamsi,lakerda,çiğ köfte,rokalı ve turplu salata ve sonrasındaki aşure.Bunları düşünürken karnımız daha da acıkmıştı.Kamp yerine iki yüz metre kala Zafer’e döndüm ve dedim ki ”Hadi gel şu ilk kalkan kuşlara bakalım.Bence şu aşağıdaki yol kenarında buluruz”.Zafer bana baktı ve kısaca ”Boş ver,millet bekliyor ayıp olmasın.” dedi.Ama benim niyetli olduğumu görünce takıldı peşime.Ağaçların arasından geçip açık bir alana çıktık.Önümüzde birkaç süpürgelik çalısından başka bir şey yok.Ben önde Zafer arkamda ilerlerken önümden bir kara gözlüm apaçık merada,sanki ben de senin kısmetin olayım der gibi fırladı.Kabak tarlası gibi bu açıklıkta tek atışla ben de yeleğe bir tane yerleştirmiş oldum.Demek ki insanın kısmeti nerede onu kimse önceden bilemezmiş! Bu son dakika kuşuna şaşıran Zafer kısmetinmiş yorumunu yaptı.
Artık hızlanmamız gerekiyordu.Biraz geç kalmıştık ama çok eğlenmiştik.Zaten amaç güzel bir gün geçirmek değil mi? Biz kampa geldiğimizde dostlarımız ateşi yakmış köz neredeyse hazır duruma gelmişti bile.Önce köpekleri kuruladık,sonra onları bir güzel doyurup kafeslerine koyduk.Üstümüzü değiştirip kuru bir şeyler giydikten sonra hep beraber hazırlıklara başladık.Zafer ile Aygün portatif masayı açtı,örtüsünü yaydı,sofrayı kurdu.Sani balıkları ızgaraya yerleştirdi,geçti ateşin başına.Ben salatayı yaptım,Süleyman da rakıları hazırladı.Hep beraber sofraya oturduk.Ateşin sıcaklığıyla hepimiz mayışmış,tüm yorgunluğumuzu atmıştık üzerimizden.Aslında rakının yanına mezeye gerek yoktu.Ne de olsa bu gün yaptığımız atışlar bizlere güzel bir malzeme olmuşlardı.
Çok güldük çok,evet biz o gün çok eğlendik.Ben böyle neşeli bir av yemeği az yemişimdir.Üç kilo hamsiyi beş kişi zorla bitirdik.Yanında yediklerimiz de cabası.Eminim akşam kimse yemek yiyememiştir.Tabii ki çatlamak istemiyorsa.Yanan ateş köze,köz küle dönene kadar oturduk sofra başında.Muhabbet su gibi aktı gitti.Emin olun gülmelerimizden etraftaki çulluklar bile yer değiştirmiştir.Bu güzel gün ateşin tükenip soğuğun tam olarak hissedildiği ana kadar devam etti.En son içilen kahveler içimizi biraz olsun ısıtsa da yarına tekrarı deyip günü sonlandırdık.
Peki sabah altı,akşamüstü dört;soğuk,yağmur,yorgunluk,çalılardan,dikenlerden çizilmiş eller,yüzler.Av desen yılların beş avcısı iki tane çulluğa talim etmiş.O zaman bu kadar mutlu olmanın sebebi neydi? Bana sorarsanız ben doğada olup bu güzellikleri yıllanmış gerçek dostlarımla beraber yaşamak derim.Herkese gerçek dostluklar dileğiyle,kazasız,belasız avlar dilerim.Sevgi ve muhabbetle kalın.Rastgele.
Emin olun artık kahvaltıyı bile yolda değil merada aldığımız poğaça ve bir termos çayla yapıyoruz.Meşeliklerin havasını ne kadar fazla teneffüs etsek kardır zihniyetiyle tüm günü doğada yaşıyoruz.Artık “Hava kararmadan eve dönmek yok” diyerek tüm günü eşsiz doğada alabildiğimizin en fazlasını alarak geçirmeye çalışıyoruz.Son yıllarda ustalardan gördüğümüz ve hep yaptığımız av sonrası kurulan sofraları unutmuştuk.Av bitince yarının programını yapıp ayrılıyorduk meradan.Ama bu sene dostum Zafer’in sayesinde bir karar aldık:Hava durumu ve av ne olursa olsun ateş yakılacak,sofra kurulacak,en son da sıcak kahveyle beraber pipolar tüttürülecekti.Hay yaşayasın dostum,sayende hayatımın en güzel av sezonunu geçirdim.Vurmuşsun,vurmamışsın;kuşu bulmuşsun,bulamamışsın ne önemi var ki? Amaç doğada olmak ve en önemlisi bu güzellikleri dostlarla paylaşmak değil mi?
Sabah saat sekiz civarı bizim yerimiz dediğimiz yüksek meşeliklerin altında buluştuk.Aygün,Sani,Süleyman,Zafer ve ben.Önce selam faslı,sonra hazırlıklar ve kahvaltı derken köpeklere takılan beeperlarla beraber hepimiz hazırız.İkili ve üçlü iki grup olarak ayrıldık.Hafif yağan yağmurla yüzlerimiz tekrardan yıkanıyorken,sabahın serinliğini içimizde hissediyoruz.Bu dopingle hepimiz çakı gibi olup rastgele niyetleriyle meşeliklere adım atıyoruz.
http://img42.imageshack.us/img42/5982/62488514.jpg
Köpekler önde biz arkada ormanın o güzel havasını içimize çekerek yürüyorduk.Daha yüz metre kadar ilerlemiştik ki otuz,otuz beş metre önümden yüksekten uçan çulluğa tüfeği doğrulttum ama tüfek patlamadı (En son arabaya dönüp unuttuğum suyu alırken emniyeti kapatmış ve bunu unutmuşum).Neyse ki üst tarafımda yürüyen Zafer kuşu fark etmiş ve dubleyi arkasından yollamıştı.Ama kara gözlümün daha yaşayacak zamanı varmış ki hala uçuyordu.Biraz kendime kızsam da şahane bir uçuş seyretmiştim.Arkamdan gelen Sani’ye dönüp “Gördün mü kuşu ?” deyip “Yok” cevabını aldıktan sonra önüme dönmemle beraber aynı yerde uçan ikinci çulluğu görmem bir oldu.Hemen tüfeği omuzladım ve dubleyi yolladım ama onun da çantaya girmeye niyeti yokmuş.
Hadi bakalım yenisine kısmet diyerek ava devam ettik.Bir ara Şanslı kayboldu,kısa kısa çalan beepera geç yetiştiğimde kuş çoktan uzamıştı bile.Sani ile ben aşağıdan yukarıya çıkarken Kont yanımızdan ayrılıp Zafer’e doğru tüm yolu koştu ve dönemeçte gözden kayboldu.Ne oluyor derken Zafer’den bir duble daha geldi.İki dakika sonra yanına vardığımızda dostum tüylerini düzelttiği çulluğu yeleğine yerleştiriyordu.”Oh be “dedim demek ki biz de vurabiliyorduk! Bu lafla ilk kahkaha koptu. Şimdi karşımızda seyrekleştirilmiş bir tepe vardı.Herkes bir taraftan başladık tırmanmaya.Tam zirveyi bulurken Sani ayaktan kalkmış çulluğu son anda görüp bir tane fişeği arkasından yollamış ama manke.Yanına vardığımda “Hadi aşağıya inelim,kuş bence o tarafa uçtu” dedi.Sani böyle kuş kovalamazdı ama vardır bir bildiği dedik ve başladık öbür yüzden inmeye.Orada mı burada mı derken köpekler bir şey bulamadı.Tam hadi gidelim diyecekken Şanslı ferma.Bir iki adım atıyor,çakılıyor.Bu böyle yedi sekiz kez tekrarlandı.Sonunda kokuya girdiği yere tekrardan geldi ve süpürgeliğe çakıldı kaldı.Geldim hemen yanına durdum,heyecan dorukta.Sadece ben de değil kuş da çok heyecanlı ki aniden pisliğin içinden kalktı.Görüşüm net olmadığından hafif yana çekildim ve hızlıca tetiği çektim.Duble manke,şoktayım.Bu sefer kahkahalar benim üzerimde yoğunlaşmıştı.Sen de avcı mısın dan başlayıp,hadi gidip sofrayı kuralıma kadar bu iş aldı yürüdü.
http://img375.imageshack.us/img375/3274/38827759.jpg
Ben kuşun peşine tepeye doğru dostlarımsa karşı yamalara doğru ayrıldık.Şanslı’ya gel bak şuralara desem de o tepeye doğru kaptırdı gitti.Köpekten daha iyi bilecek halimiz yok ya ben de gittim peşinden.Tepeye vardığımda Şanslı yine ferma.Aynı aşağıdaki gibi,adım adım ilerliyor.Bu sefer tamam diyerek yapışıyorum arkasına.Dört beş adım derken çakıldı kaldı.O anda kalbim yerinden çıkacak sanki.Ama kuş fazla heyecanlanma diyerek alttan bir yerden fırlıyor.Karaltıya tek atış yapıyorum etraf sessiz.Acaba tamam mı diye düşünürken kırk metre ilerde bir kez daha görüyorum ağaçların arasında.Hayırdır inşallah,bu da hala uçuyor.Tepeden aşağıya inip bizim ekiple buluşuyorum.Durumu anlatmak istemiyorum ama gülecek malzemeyi boş bırakırlar mı? Haydi yine kahkahalar.Ben bunları yaşarken Zafer de Kontun fermasına yetişememiş.Tam yaklaşırken kuş uçmuş gitmiş.Sonradan gelen Sani’ye çulluğun kalktığı yeri gösterirken bir tane daha kalkmaz mı? Bu da benim gülmeme yetti de arttı bile.Bu gün kabul günümüz her halde.
Ava devam ediyoruz ama ana konu biz ne yapıyoruz? Herkes gülmekten kırılıyor.Bir tanesi hariç tüm kuşları korkuttuk.Bu işe daha fazla dayanamayan Sani “Ben arabaya dönüp bari ateşi yakayım.Nasıl olsa vuracağımız yok.Belki de bizim avcılığımız bitti.”dedi.Bir gülme krizi daha geçirdik.Tamam dedik “Sen git ne de olsa biz de birazdan döneceğiz”.Zafer ile beraber ayrılıp,son meramıza girdik.Bize hep av sunan çatağın ters tarafındaki çatağa bakalım sonra normal rotamıza geçeriz dedik.İyi ki de öyle yapmışız.Girer girmez Kont ferma.Geçtik arkasına durduk.Şanslı da alttan geldi ama patrone yapmayınca uyandım.Hemen karşı tepeye geçen köpeğimi takip ettim ve onu fermada buldum.Son derece dikkatli bir şekilde pozisyon aldım ve süpürgeliklerin arkasından kalkan çulluğa ancak bir el tüfek atabildim.Acaba düştü mü diye düşünürken Zafer’in tüfeği patladı.Vurduğum kuşa yerde de tüfek atılır mı espirisini yapmaya hazırlarken dostumun takılan ikinci fişeğe kızışını duydum.Demek ki yine mankeyiz.
http://img62.imageshack.us/img62/5228/64684822.jpg
Tamam artık ısrara gerek yoktu.Biz de gidip sofraya oturabilirdik.Diğer grupta altı adet çulluk kaldırmış ama yeleğe giren yoktu.Kısmet bu kadarmış diye düşünüp arabaya dönmeye başladık.Artık yanan ateşin dumanı görünüyordu.Karnımızda nasıl acıkmıştı.Izgara hamsi,lakerda,çiğ köfte,rokalı ve turplu salata ve sonrasındaki aşure.Bunları düşünürken karnımız daha da acıkmıştı.Kamp yerine iki yüz metre kala Zafer’e döndüm ve dedim ki ”Hadi gel şu ilk kalkan kuşlara bakalım.Bence şu aşağıdaki yol kenarında buluruz”.Zafer bana baktı ve kısaca ”Boş ver,millet bekliyor ayıp olmasın.” dedi.Ama benim niyetli olduğumu görünce takıldı peşime.Ağaçların arasından geçip açık bir alana çıktık.Önümüzde birkaç süpürgelik çalısından başka bir şey yok.Ben önde Zafer arkamda ilerlerken önümden bir kara gözlüm apaçık merada,sanki ben de senin kısmetin olayım der gibi fırladı.Kabak tarlası gibi bu açıklıkta tek atışla ben de yeleğe bir tane yerleştirmiş oldum.Demek ki insanın kısmeti nerede onu kimse önceden bilemezmiş! Bu son dakika kuşuna şaşıran Zafer kısmetinmiş yorumunu yaptı.
Artık hızlanmamız gerekiyordu.Biraz geç kalmıştık ama çok eğlenmiştik.Zaten amaç güzel bir gün geçirmek değil mi? Biz kampa geldiğimizde dostlarımız ateşi yakmış köz neredeyse hazır duruma gelmişti bile.Önce köpekleri kuruladık,sonra onları bir güzel doyurup kafeslerine koyduk.Üstümüzü değiştirip kuru bir şeyler giydikten sonra hep beraber hazırlıklara başladık.Zafer ile Aygün portatif masayı açtı,örtüsünü yaydı,sofrayı kurdu.Sani balıkları ızgaraya yerleştirdi,geçti ateşin başına.Ben salatayı yaptım,Süleyman da rakıları hazırladı.Hep beraber sofraya oturduk.Ateşin sıcaklığıyla hepimiz mayışmış,tüm yorgunluğumuzu atmıştık üzerimizden.Aslında rakının yanına mezeye gerek yoktu.Ne de olsa bu gün yaptığımız atışlar bizlere güzel bir malzeme olmuşlardı.
Çok güldük çok,evet biz o gün çok eğlendik.Ben böyle neşeli bir av yemeği az yemişimdir.Üç kilo hamsiyi beş kişi zorla bitirdik.Yanında yediklerimiz de cabası.Eminim akşam kimse yemek yiyememiştir.Tabii ki çatlamak istemiyorsa.Yanan ateş köze,köz küle dönene kadar oturduk sofra başında.Muhabbet su gibi aktı gitti.Emin olun gülmelerimizden etraftaki çulluklar bile yer değiştirmiştir.Bu güzel gün ateşin tükenip soğuğun tam olarak hissedildiği ana kadar devam etti.En son içilen kahveler içimizi biraz olsun ısıtsa da yarına tekrarı deyip günü sonlandırdık.
Peki sabah altı,akşamüstü dört;soğuk,yağmur,yorgunluk,çalılardan,dikenlerden çizilmiş eller,yüzler.Av desen yılların beş avcısı iki tane çulluğa talim etmiş.O zaman bu kadar mutlu olmanın sebebi neydi? Bana sorarsanız ben doğada olup bu güzellikleri yıllanmış gerçek dostlarımla beraber yaşamak derim.Herkese gerçek dostluklar dileğiyle,kazasız,belasız avlar dilerim.Sevgi ve muhabbetle kalın.Rastgele.