PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : SÖMESTR TATİLİNDE HEM DENİZDE HEM KARADA (O. BABAÇOĞLU)



12.Şubat.2014, 21:02
Günlerden 5 Ocak 2014. Av kapanışı. Ne yazık ki tüm aramalarımıza rağmen 7-8 kekliğin uzaktan uçuşunu görmek dışında hiçbir şey yapamamıştık. Kuşlar iyice ustalaşmış. Eti bırakın, tüy bile koparmak mümkün olmamıştı.


Geri dönüyorduk, dönerken de Mehmet Emin Abiyle konuşuyorduk. Laf arasında dedi ki “Hoca, ben bu sene hiç keklik vuramadım.” Tavşan vurmuştu ama her nedense keklik vuramadığı hiç dikkatimi çekmemişti. Bayram Başkan, Sinan Hoca, Ben ve Ekürim Ahmet pek çok av avlamış, kuş kuşlamış idik ama Mehmet Abinin sezonu böyle boynu bükük tamamlaması, doğrusu içime oturmuştu. “Sen hiç avlağa gittin mi?” diye sordum. Gitmemişti. “Sömestr tatilinde avlağa gidelim, av nasıl kapanıyormuş. Orada görürsün.” dedim. Hem köpeklerimiz de çok kuş görememişti. Onlar için de pek güzel olacaktı.


Derken sömestr tatili geldi. Lakin Çandarlı’ya gitmek zorunda kalmıştım. Benim yazlığın inşaat işleri vardı. Velhasıl tatilin bir haftasını orada eda ettik. Yağmur, çamur lodos inşaat işlerinden fırsat yok ki… Dinleme kimseyi al oltanı salla denize. Nasip bu belli mi olur? Belki bir şeyler gelir. Salladık rapalaları ama vuran muran yok. Yağmur yağıyor çisil çisil. Derken olta takıldı. Çek babam gelmez. Ana! Geliyor. Takılmamış ki balık var ucunda balık…! Sağ sol yapıyor. Levrek yapar bunu. Çek… Siyah kafası göründü. Aldık kenara. Maşallah , maşallah nazar değmez inşallah. 10 dakika sonra kalmadı mı bunlardan acaba derken oltanın tekrar gerilmesiyle bir tane daha… Yağmur yağıyor çisil çisil.Yarım saatte 2 tane, yeter… Islandım zaten hastalık aramaya gerek yok. Dön geri… Allah’ın hakkı 3 taneymiş. Nasipte 2 tane varmış, öyle oldu…
http://imageshack.com/a/img841/8053/wd0d.jpg
(Biri 1,5 diğeri 2,5 kg civarı…)


Denizli’ye dönünce avlaktaki keklikler hep aklımda olduğu için kurtlar kaynamakta tabi. İşi gücü hala yola koyduk ve Mehmet Abi’nin oğlu Serdar da bize katıldı, perşembe günü avlağa gitmekte karar kıldık. Kameraman olarak da oğlum Altan’ı götürecektim. Az yakması münasebetiyle av aracı olarak benim yaylıyı tercih ettik, kılavuz olarak da Osman Abiyi…


Duyduk ki kekliklerin kafesleri naylonla sarıldığı için iyice vahşileşmişler. Doğal kekliği aratmıyorlarmış. Bir heyecan bir heves…
Kuşları iki partiye böldük.8’i keklik, 2’si sülün olmak üzere 10 tanesini sabah salacaktık. Kalan 7 taneyi öğleden sonraya sakladık.Mehmet Abi oğlu Serdar’ın çok övdüğü Beretta otomatiği aldı.
Derken kuşlar salındı. Benim köpeğim acemi olduğu için 4 kekliğin konduğu yere, acizane beni gönderdiler. Kekliklerin içine dalar dalmaz FARRR, FARRR! Kalktılar. Sağ çapraza doğru fırlayan birine ilk sıkıyı yapıştırmamla birlikte keklik taklayı attı, ardından sola doğrı fırlayan keklik de gürleyen borudan nasibini almıştı. 3. Keklik kalkınca Mehmet Abi heyecanlanarak “At, at ,at!” demesiye tüfeği gösterdim. Çünkü süperpozeler 3.yü atmıyordu… :) :) :) Keklikleri torbaya attık.
http://imageshack.com/a/img203/1365/ip16.jpg


Köpeklerin, özellikle Serdar’ın yeni aldığı Drahtarı Linda’nın, ard arda kaldırdığı kekliklere Mehmet Abi de Serdar da Mankeleri geçiyorlardı. Ben buna ilk avlak heyecanı diyorum. Kolay vurulur sanıyorsunuz ama bu rahatlıktan ötürü kuşlar da kolay kaçıyor. Kekliğin biri ilerdeki dereye doğru uçtu. Onun peşine gitmeye karar verdik. Derken Yavlum Cesi tarla sınırında sabahtan beri beklediğim ilk fermaya çakılıverdi. Mehmet Abi ve Serdar’a ilk atışı onların yapmasını söylemiştim. Çünkü onlar daha kuş vurmamışlardı. Köpeği beklettim beklettim. Sonra köpeğin dalmasıyla keklik FARRR! DAN DUN DAN!Üç sıkı atıldı, baktım keklik gidiyor. Uzak uzak son iki sıkıyı ben yapıştırdım. Sonuç: Beş yıldızlı bir manke… Köpeğin ilk fermasıydı. Tek söylediğim şey “Etmeyin, etmeyin, etmeyin…” oldu. Çantada kekliği kaçırmıştık…:) :) :)
http://imageshack.com/a/img801/7643/qyt3.jpg
http://imageshack.com/a/img811/9453/98ns.jpg
(Bu fotoların konumuzla uzaktan yakından alakası yok. Şaban Başkan vurmuş, göndermiş. Bize afiyetle yemesi kaldı sadece. Sağolasın Başkanım… Sizin işiniz indirim, bizim işimiz sindirim… :D :D :D :D :D


Çok heyecan yapıyorlardı. Sakin olmaları, heyecanlanmamaları ve gözleyerek atmaları konusunda uyardım. Mehmet Abi tüfekle uyum sağlayamamıştı.
Tüm aramalarımıza rağmen sanki keklik yer yarılmış içine girmişti. Bulamayınca geri döndük. Bayır aşağı bir yerde Cesi’nin kulaklarını dikmiş aşağı doğru bakıyordu. Köpeğin aşağı doğru koşmasıyla birlikte FARRRR! Keklik bir fırladı. Kim demiş avlak kekliği yavaş kalkar diye aşağı doğru giden kekliğe Mehmet Abi’nin sıkıyı yapıştırmasıyla birlikte keklik taklayı attı: Mehmet Abi sonunda kekliğini vurmuştu.
Ardından özellikle Linda ve Kont’un verdiği sayısız ferma, atışlar, vuruşlar… Hele ki Kont’un çalıya ferması ve bodoslama dalışıyla çalıdan sürpriz bir sülünün fırlaması, Mehmet Abi’nin iki sıkıda kuşu devirmesi bonustan çıkan bu sülünü Serdar’ın Drahtar’ının aportlaması günün önemli bir sürpriziydi.
http://imageshack.com/a/img545/5370/z4us.jpg
http://imageshack.com/a/img837/1896/hbh8.jpg
Lakin büyük köpeklerin güzel çalıştığı bir günde acemilere pek fırsat kalmıyor. Bu kadar kuşun içinde bu köpeğin arkasından bir ferma daha göremeyecek miydim…?
Dere içinden düze çıkmamla birlikte Cesi burnunu yukarı yukarı kaldırmaya başladı. Bu koklama biçmini sadece kekliğe yaptığını biliyordum. Peşine takılıp takılmayacağımı kontrol eder gibi geri baktı. İki adım atınca devam etti. Köpek bir şeylerin kokusuyla heyecanlı heyecanlı ilerliyordu. Yaklaşık 100 metre kadar gittim arkasından, sanki kokuyu kaybetmiş gibi sağ sol yapmaya başladı. Dedim “Bunu çıkartamayacak, belki de tavşandır.” Diye geri dönmeye karar verdim. Sağımda bir tarla sınırı vardı. O sınır boyunca yürürken köpek sağa doğru çakılıverdi. Sanki aradığını bulmuştu. Önüne baktım, Merdiven basamağı gibi iki kademe vardı. Ama oldukça genişti. Bir şey göremedim. Köpeğin kedilemesi ve bir kademe inmesiyle 4 metre önünde iyi pustuğu için zor seçilen kekliği gördüm. Beklettim, beklettim… Bas, TUT! Bunu kaçırmamam lazımdı. İyice gözleyip DAN! Tek sıkıda keklik taklayı attı. “Al kızım, getir kızım!” Sev babam, sev… Sonunda net bir fermasında ilk kekliği vurmuştum… :)
Sonuç olarak denizde iki levrek, karada 12 keklik 3 sülün olmak üzere hayli güzel bir sömestr tatili sona ermiş,tüm sezonun yorgunluğu gitmişti.
Dedem Korkut geldi boy boyladı soy soyladı. Günün anlam ve önemine ilişkin şu maniyi düzdü.

Ne güzeldir ilk fermayı görmesi
İlk avladığı kuşu getirmesi
İnsanın içi içine sığmıyor
Yavlum Cesi’nin ilk tecrübesi
http://imageshack.com/a/img607/9352/kyiv.jpg
http://imageshack.com/a/img842/9889/ezlf.jpg


Bir başka hikayede görüşmek dileğiyle şimdilik kalın sağlıcakla… ;)

Burhan KESKİN
12.Şubat.2014, 22:05
Hocam her zamanki gibi ağzına, emeğine,kalemine sağlık ;D ;D ;D ;D

ibrahim uysal
13.Şubat.2014, 04:51
Hocam tatili çok güzel geçirmişsiniz...Karada ve denizde harika avlar... ;D ;D ;D ;D Daha nicelerine inşallah,rastgele...

İBRAHİM AKKAYA
13.Şubat.2014, 08:51
Ah Hocam Sarp Dağlardan Ovaya Ver Parayı Vur Ava Kaldık. :D :D :D :D
Hani Kekliği Düz Ovada Avlarlar Diyen Türküde Bu Günleri Tarif etmişler Demekki. :D :D :D
Ama Yapaçak Birşey Bir kaç seneye kadar Ördek bıldırçında Aynı olaçak .
Muhabetiniz Neşeniz Bol olsun Nice Güzel avlara Rastgele Selamalar Hocam. ;D ;D ;D

ibrahim ozel
13.Şubat.2014, 10:15
Ya abi ilk fermada nasıl kuşu vuramazlar diye bağırmışım konuyu okurken müşteri varmış içerde anlamadım abi ne PERMA sı demez mi? :D :D Sanki o anı ben yaşadım inan. Eline emeğine ağzına sağlık....

Yıldıray İNCE
13.Şubat.2014, 11:39
Oğuz hocam eline diline sağlık her zamanki gibi harikasın.......... ;D

Mesut BÜLBÜL
13.Şubat.2014, 16:44
Of maşşallah bu ne güzellik böyle ellerinize emekllerinize sağlık arkadaşlar avınız bol olsun

13.Şubat.2014, 19:34
Ah Hocam Sarp Dağlardan Ovaya Ver Parayı Vur Ava Kaldık. :D :D :D :D
Hani Kekliği Düz Ovada Avlarlar Diyen Türküde Bu Günleri Tarif etmişler Demekki. :D :D :D
Ama Yapaçak Birşey Bir kaç seneye kadar Ördek bıldırçında Aynı olaçak .
Muhabetiniz Neşeniz Bol olsun Nice Güzel avlara Rastgele Selamalar Hocam. ;D ;D ;D

İbrahim Abi düz ova benzetmesine aynen katılıyorum. Bizim Denizli'de keçinin çıkmadığı yerde önce tüfeği koyup sonra çıktığımız kayalar geliyor aklıma bir de Uşak'taki bu av. Onun yanında bırak düz ovayı asfalt desen fazla gelmez... :) :) :) Ama 100 yıl önce de av üç aşağı beş yukarı böyle yapılıyormuş. Mesela bizim Çandarlı'da yeni yapılan trap sahasını biliyorsun. Müdürüm Muharrem Abi anlatırdı rahmetli. Orada alay alay keklikler varmış. Babasıyla her gittiklerinde tavşansız dönmezlermiş. Düşünsene orada avlandığını... Dünyaya geç gelmişiz be abi. :( :( :( Ama yine de o tepede tavşan vurmak nasiboldu bana... :) :) :)



Ya abi ilk fermada nasıl kuşu vuramazlar diye bağırmışım konuyu okurken müşteri varmış içerde anlamadım abi ne PERMA sı demez mi? :D :D Sanki o anı ben yaşadım inan. Eline emeğine ağzına sağlık....


Ya hiç sorma ben önceden iki keklik vurmuştum zaten onlar vuramamıştı. Hadi onlar da atsın diye ben namlu bile kaldırmadım önce. Bir de iki kişiler, biri biri mutlaka vurur dedim. Ne bileyim manke geçeceklerini. Bilsem bırakır mıyım? Kabak gibi kalktı kuş. Ancak ikinci fermayı affetmedim. ;)



Hocam tatili çok güzel geçirmişsiniz...Karada ve denizde harika avlar... ;D ;D ;D ;D Daha nicelerine inşallah,rastgele...


Ah bir de oğlanı videocu diye götürdük, o videolar da güzel çıksaydı ya. Döndük, izlerken tam bir hayal kırıklığı... :( :( :( Neyse sonuç: Hiçbir şey dört başı mamur olmuyor...