Giriş

Orijinalini görmek için tıklayınız : KUTSAL ÜÇLEME



19.Şubat.2014, 18:03
KUTSAL ÜÇLEME (ŞUBAT 2014)

Çulluk dedin mi benim için akan sular duruyor.Bana bu kadar zevk veren bir başka av ile daha tanışmadım.Belki yürümeyi sevmemden,belki de avı köpek ile beraber yapmaktandır bilinmez.Ama bildiğim bir şey varsa çulluk peşinde bunca sene gezmeme rağmen,hala her kalkan kara gözlüm aklımı başımdan alabiliyor. Aslına bakarsanız karanlık,derin ve sık ormanlarda insanı içine çekecek bir sır yoktur.Sadece avcı,köpeği ve avının birbirleri ile bütünleşmesi vardır.Bu güzelliklerin devamı için bizlere miras bırakılan doğayı koruyup ona ve avcılığa saygı duymalıyız.


Yeni yıla birkaç gün kala kara gözlüm için Ali ağabey ile beraber yola çıkıyoruz.Beni hava şartları,yorgunluk,susuzluk… yıkmaz yıldırmaz ama açlık ile ilgili büyük bir sorunum var.Acıktım mı dünyam kararıyor,konuşamıyorum,kısacası sinirim bozuluyor.İşte bu yüzden yolda markete uğrayıp oluşacak krizi önlemek için yiyecek ve içeceğimizi alıyoruz.Bu kısa moladan sonra artık huzurlu bir şekilde yola devam edebiliyoruz.Sohbet ile geçen güzel bir yolculuktan sonra av yapacağımız mevkiye geliyoruz.Üstümüzü değiştirip ilk av günü için meraya giriyoruz.Büyük bir heves ile başladığımız av çok gezmemize rağmen fazla verimli geçmiyordu.Yerler kuru,hava sıcak ne o?Aralık bitiyor ama kıştan eser yok.Böyle olunca da işin aslı avdan fazla bir şey beklememek lazımdı.Ama içimizdeki av tutkusu bizleri yine meşeliklere çekmişti.Biz ağır adım yolaklarda gezerken Şiba yakın uzak demeden tüm çulluğun olabileceği yerleri arşınlıyordu.Havanın kararmasına yarım saat kalmıştı.Daha tek kuş bile görmemiştik.Bu kadar yeter dönelim derken küçük dostumuz tekrar girdi içi çigra dolu meşeliklere.Bizim içeri girme şansımız olmadığından sıklığın kenarında durup,sohbet ediyorduk.Şehirden uzak olmanın dayanılmaz güzelliği ile ormanın temiz havasını içimize çekerken Ali ağabey ileri doğru bir adım atınca arkamızdan bir çulluk sessizce havaya doğru yükseldi.Kuşu ben gördüm ve dönerek yaptığım atış sonucu güzelim kara gözlüm on metre ilerimize düşüverdi.Fermasız kalkan kuşa tüfek atmak pek zevk vermese de atışımı yapmıştım.Avımın düştüğü yere doğru yürüyünce önüme çıkan geniş dikenlik biraz canımı sıksa da,hemen cebimde taşıdığım bahçe makasını çıkarıp başladım saç örgüsü gibi olmuş dikenleri kesmeye.Kısmen yol açabilsem de daha kesecek çok dal ve diken vardı.Her yerim çizikten kan oldu ama sonuç alamadım.Bu temizlik makas ile olacak iş değildi.Bu sefer de sıklığa arkadan yanaşmak için önümüzdeki tepeye yandan tırmanıp arkadan dolaşmaya karar verdim.O kadar çabalamama rağmen bir türlü avıma ulaşamıyordum.Köpek bile içeriye giremiyordu.Ne yapsam nafile.Aslında bayağı yaklaştığımı biliyordum ama bir türlü daha içerilere giremedim.Kan ter içerisinde tekrardan aynı yolu dönüp ilk girdiğim yere geri geldim.


Ali ağabey ile birbirimize umutsuzca baktık.Yarım saatlik mücadelemiz boşa gitmişti.İçim burulsa da hava kararmaya başladığı için çulluğu “Doğadan geldi doğa da kaldı” diyerek bırakıp eve döndük.Doğal olarak canım sıkılmıştı.Bunca yıllık av hayatımda merada bıraktığım av sayısı ya ikidir ya üç.Vurduğuma en küçük bir şüphem yoksa avımı her zaman sonuna kadar arar ve bulurum.Avcılıkta amaç sadece vurmak değil aynı zamanda avı yeleğe yerleştirmektir de.Bazı arkadaşlar bu işe gereken önemi vermiyorlar.Köpek bulamadı mı veya sıka düştü mü başka ava bakıyorlar.Bu bana hiç uymuyor.Hele domuz avında vurdukları avın yanına gidip bir fotoğraf bile çektirmeden dönenler oluyor.Ne vurdun,nasıl bir hayvan avladın pek önemi olmuyor onlar için.Avcılık etiğinde av,avın ele geçirilmesi ile son bulmalıdır.Etini yemek istemeyebilirsin,elini sürmekte istemeyebilirsin.Ama biraz yürü de ne avladığına bir bak kardeşim.Avına ve avcılığa biraz saygın olsun.


Akşam evde güzelce yemeğimizi yedik ama aklım hep dikenler arasında bıraktığım çullukta kaldı.Duşumu alırken el ve ayaklarımdaki çizikler sıcak sudan yansa da bana daha çok koyan yeleğin boş kalmasıydı.Avladım,ele geçiremedim işte bu can sıkıcı bir durumdu.Ertesi sabah kalktığımızda sisten göz gözü görmüyordu.Zaman bol olduğundan rahatça kahvaltı edip bugünkü av güzergahımızı seçtik.”Dünkü meralara bakalım” deyince tabii ki amacım ortaya çıktı:Dolaşarak dünkü yere gidip çulluğumu tekrardan aramak.Ama bu sefer şartlar değişmişti.Çünkü arabadan inerken Ali ağabey beni iyi tanıdığı için alet çantasından küçük bir pala çıkardı verdi.Birden gözlerim parladı.Ben bununla orayı dağıtırım diye düşündüm.


Yol ağzına arabayı bırakıp girdik içeriye.İstikamet belli olsa da sağı solu aramaya devam ettik.Köpek sıklığa girip kayboluyor ama ferma yok.Neyse yarım saat sonra dün kan revan içinde kaldığım çigralığa geldik.Aldım elime palayı başladım sallamaya.Beş dakika kadar sonra yerde yatan kara gözlümü görüyordum.Hemen daha hızlı bir şekilde palayı sallayıp çulluğuma ulaştım.Kuşu ele geçirince ikimiz de çok seviniyoruz.Şimdi dünkü av av olmuştu.Bu şevk ile yol kenarından yürüyüp başka bir meraya doğru gidiyoruz.Biz açıkta yoldan yürürken Şiba yolun sağındaki sazlıklara koku yapıyordu.Biraz yüksekte olduğumuz için köpeği rahat görebiliyorduk.Sohbet edip kuşu bulmanın hazını yaşarken birden zil sesi sustu.Hemen kısa sazlıklara doğru yöneldim.Ali ağabeyde yolda pozisyon aldı.Etrafıma bakındım ama köpeği göremedim.Biraz ilerledikten sonra önüme küçük bir su birikintisi çıktı.Suyun başında durup Şiba’ya seslendim.Bir hareket etse zil sesinden yerini bulacağımı düşünüyordum.Ben bağırınca karşımdaki sazlıktan su şapırtıları ile kalkan yeşil başı gördüm.Biz çulluk beklerken sazların arasından kalkan ördeğe dokuz numara dispersant fişeğimi yolladım.Suyun kenarına düşen ördek avımıza renk katmıştı.Ben sevinçten yeşil diye bağırınca partnerimde avımızın çulluk değil ördek olduğunu anladı.


Avcılıkta rastgele demek bu olsa gerek.Önümüze ne çıkacağı ne ile karşılaşacağımız hiç belli olmuyor.Köpeğine inanıyorsan ve ayağına üşenmiyorsan bunun semeresini genelde görüyorsun.Bu güzel avdan sonra keyfimiz bir kat daha arttı.”Kısmetimizde yeleğe bir de yeşil baş koymak varmış” deyip ava devam ediyoruz.Yol kenarından yürürken sıklıkları karıştıran Şiba yine içerilere girip kayboluyor.İkimizde yol üzeride pozisyon alıp bekliyoruz.Mera o kadar sık ki yukarı çıkmamıza imkan yok.Kısa bir bekleyişten sonra kalkan kuşu bir ara ağaçların arasında görüp tek el atış yapabilsem de mankeliyorum.Durmak yok yürümeye devam ediyoruz.Önümüzdeki düzlük bitince yarım saat kadar tepeye doğru tırmanıyoruz.Her yer o kadar sık ve dikenlik ki ancak yoldan yürüyebiliyoruz.Tam tepeye geldiğimizde içeri doğru bir yolak görüyorum.Ben köpek ile içeri girip şansımızı arttırmak istiyorum.Sıklıkta ilerlerken bu sefer benim ayak sesimden bir çulluk kalkıp yola doğru uçmuş.Ben kuşu görmedim ama patlayan bir el tüfek sesi ile irkiliyorum.Bu seferde Ali ağabey avını yapıyor ama kara gözlüm sanki kendini bize yedirmemek için düşüyor çigralığın içine.Orada mı burada mı derken tekrar çıkarıyorum palayı.Yarım saat dal ve diken kesmekten ikimiz de tekrardan kan revan içinde kalıyoruz.Çizilmeyen yerimiz kalmasa da sonunda o kuşu da yeleğe yerleştiriyoruz.Av avlandı ve ele geçirildi.Ama bizde de fazla hal kalmadı.


Çok yorulduk ellimiz,kolumuz,bacaklarımız kan çanağına dönse de bu zahmete değmişti.Yorgun olduğumuz için aranarak arabaya doğru yürüdük.Eve döndüğümüzde mutfakta yeni gelen Sani’yi görüyoruz.Biz olanları anlatırken o da bize öğle yemeğini hazırlıyordu.Keyifle yenen yemekten sonra kahvelerimizi yudumlayıp tavla partisine geçiyoruz.Biraz dinlenip güç toplayıp öğleden sonraki ava hazırlanıyoruz.Dostluk ve muhabbet ile geçen zamanda iyice dinlenip kendimizi topluyoruz.Saat üçe doğru kısa bir tur için tekrardan yola çıkıyoruz.


Sabah avında nasibimizi aldığımız için neşemiz yerinde.Üçümüz beraberce gezmeye başlıyoruz. Bir saat kadar dolaşsak da hiçbir şey yok.Böyle olunca da biraz birbirimizden açılıyoruz.Dostumuz Şiba da kafasına göre geziyor zaten.Ben ilerideki küçük bir gölete doğru gidiyorum.Ne de olsa sabah çulluk ararken yeşili vurdum ya belki şansım yine tutar diye oraya gidiyorum.Suyun yarısının çekildiği gölette birilerinin bıraktığı üç adet mühreyi görüyorum.Hemen kafamdan senaryoyu yazıyorum:Bir ördek daha fena olmaz diye.Tabii ki olmadı öyle bir şey.Biraz sonra Şiba göletin kıyısına geldi.Benim gördüğümü o da görmüş olacak ki aynı niyet ile yavaşça suya yakın mühreye yaklaştı.Ama durumu anlayınca bir dokunup gölden çıkıp gezmeye devam etti.Artık güneş yavaşça ışıklarını üzerimizden çekiyordu.Ben yine de bir umut ile göletin çevresinde dolaşıyordum.Birden ilerideki dikenliklerde dolaşan köpeğimiz geldi ve bana iki kere havladı.Bir anlam veremedim ve ”hayırdır” dedim.Hayatında ilk defa bana havlamıştı.Sonra tekrardan geldiği tarafa doğru gitti ve çalılığın içinde kayboldu.Hafiften gelen çıngırak sesi kesilince dikkatim o tarafa kaydı.“Acaba günün son kısmeti o çalılığın içinden kalkacak bir çulluk mu?” diyerek hızlıca o tarafa gittim.İki ağacın arasındaki dikenliğin önünde durup köpeğe bakınırken,o sıklığın içinden bir sülün horozu kalkmaz mı? İnanılır gibi değildi.Gözlerimin önünde şahane bir görüntü vardı.Günün son ışıkları altında yerden üç metre kadar naralar atarak kalkan kuş bakışlarım arasında karşı sık ve karanlık dikenliğe doğru uçtu gitti.Ne yapalım avı yasak olmasa elimde ki tüfek daha bir işe yarardı ama kısmette bu güzel kuşu görmek varmış.Bu gün çulluk,yeşil ve horozu seyretme şansına erişmiştim.Bence bu gün avın kutsal üçlemesini yapmıştım.


Akşam Sani’nin hazırladığı nefis yemekleri yerken rakının da tadına bakmamak olmazdı.Bu güzel günün sonunda her halde sofrada en çok ben konuştum.Gerçekten harika bir av günü yaşamıştım.Her zaman böyle çeşitli av avcıya nasip olmuyor.Ne yapalım kısmette ne varsa o oluyor.Yemek sonrası klasik tavla partisinden sonra odalarımıza çekildik.Sabah ki kral kahvaltısından sonra yine çulluk peşine düştük.Ama yine bereket yok.O kadar dolaşmaya çalılardan kalkan bir kara gözlümü ancak görüyorum.Attığım duble ile tarlanın kenarına düşüyor.Çok sevindim,çünkü bu sefer vurduğum kuşu almak için fazla bir çaba harcamaya gerek yoktu! Yerden aldığım kuşu bir güzel sevip yeleğime yerleştirdim.Biraz daha dolaşsak da başka bir çulluğa rastlamadık.


Bu güzel hafta sonu da böyle geçmişti.Daha nicelerine deyip evlerimize doğru sürdük arabayı.Kısmet ne ise o oluyor.Tabii ki çabalamakta insanın şansını arttırıyor.Herkese bol avlı,kazasız,belasız bir avcılık hayatı dilerim.Rastgele.


http://i.hizliresim.com/w179ND.jpg


http://i.hizliresim.com/xJW5ao.jpg


http://i.hizliresim.com/KZnrOa.jpg


http://i.hizliresim.com/xBGVLg.jpg

Yıldıray İNCE
19.Şubat.2014, 18:10
Bülent Abi eline emeğine sağlık muhabbetiniz bol dostluklarınız Daim olsun .........

ibrahim uysal
19.Şubat.2014, 18:13
Bülent abi,sizinle beraber dikenlerle mücadele ettim..:) Avlarınızı özlemişiz abi...Yine bir solukta okuduğum ve okurken sizinle avlandığımı hissettiğim harika bir avınız...Doğada yabani sülün olduğunu bilmekte ayrı bir keyif verdi bana...Elinize,emeğinize sağlık abi...Saygılarımla,daima rastgele... ;D ;D ;D

ismail aksu
19.Şubat.2014, 19:36
ellerine yüreğine sağlık abi çok güzel anılarınız bizim buralarda pek fazla görülmezdi ama busene epey tüfek atma şansı bulduk karagözlüye selamlar abim

Burhan KESKİN
20.Şubat.2014, 10:34
Abi eline yüreğine sağlık paylaşım için teşekkürler..

İBRAHİM AKKAYA
20.Şubat.2014, 14:32
Avcılık Tedavisi olmayan bir Hastalık Yapmak ayrı zevk Anlatmak başka.
Daha güzel Avlara Rastgele Üstadım ;D ;D ;D ;D

Burak SEZER
20.Şubat.2014, 14:39
Ağzınıza sağlık Bülent bey..

Osman KARATEPE
20.Şubat.2014, 19:12
Elinize yüreğinize sağlık abi ...

21.Şubat.2014, 08:15
ağzınıza sağlık...gerçekten sürükleyici bir av gününü sayenizde hepberaber yaşadık....
özellikle vurulan avın bırakılmaması ve ele geçirmenin ne kadar önemli olduğunu...
bir bıldırcını dahi yarım saat aradığımız olmuştur...gerçekten güzel ve yorgunlukla geçen bir av günü olmuş...

21.Şubat.2014, 10:04
Bülent bey güzel bir anı olmuş okudum güzel bir av zamanı gecirmişsiniz

21.Şubat.2014, 16:35
Güzel dileklerinize teşekkür ederim.

samet bereket
22.Şubat.2014, 13:28
Avınız bereketli muhabbetiniz daim olsun bülent bey elinize sağlık güzel bir anı olmuş..