PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Avcılık nereye gidiyor! İlhan hocam Çok güzel dile getirmiş mutlaka okuyun!!



Burhan KESKİN
12.Nisan.2014, 10:40
Arkadaşlar uzun olduğuna bakmayın mutlaka okumanızı tavsiye ederim en fazla 5 dakikanızı alır!!!
TÜRKİYE’DE AVCI OLMAK
Türk Kültürünün en önemli parçalarından biri olan avcılık, binlerce yıldır genlerimize yansıyan önemli bir tarihi mirasımızdır. Bu miras sayesinde Türk Ulusu, Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanan serüveninde ayakta kalabilmiş, dünyanın en önemli imparatorluklarını kurarak adını şan ve şöhretle tarih sayfalarına yazdırmıştır. Avcılığın savaş sanatının temeli olarak algılandığı bu dönemlerde, özenginin icadı, küçük olmakla birlikte en etkili ve güçlü organik yayların Türk yayı olması, avcılık tekniklerinin savaşa uyarlanması yenilmez bir noktaya gelmemizi sağlamıştır.
Bu köklü mirasın en önemli temsilcisi olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bizlerin avcılığımızı tarihten aldığımız bu mirasla yasa dışılıktan uzak örf, adet ve ananelerimize bağlı olarak yasalar çerçevesinde sürdürmeliyiz.
Bununla birlikte avcılık hususunda bağlayıcı nitelikteki yasa ve yönetmelik ile talimatların da bu kültürü dikkate alması, yansıtması ve Türk Avcısını değerli kılması gerekmektedir.
Peki, Türkiye’de mevcut durum nedir?
Türkiye’de yasalara ve tarihi avcılık mirasına sahip çıkan gerçek avcının konumu nasıldır?
Konunun ve mevcut durumunun tahlili, anlaşılabilmesi için genel bir yaklaşımın yanında kıyaslamalar yaparak ta açıklamaya çalışalım;
4915 sayılı yasanın getirdiği avlak yönetimi olgusu Özel ve Örnek Avlaklarda “Avlak Yönetmeliği” kapsamında yürütülürken Devlet Avlaklarının ve Genel Avlakların nasıl bir sistemde olacağı hususu belirlenmemiştir. Bu gün, Kara Avcılığı Kanunundan alınan yetki ile Orman ve Su İşleri bakanlığı “Kotalı Avcılık Sistemi” ile bu düzenlenmeyi yapmaktadır.
Uygulamanın yasaya ters olmamasının yanında, kurulacak sistemin uygulanabilir olması, sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde “Türk Av Kültürünü” de yansıtması önem arz etmektedir.
Fakat gelinen noktada, mevcut uygulamaların yasadışı avcılığı arttırdığı, yasal avcıyı avlandırmama ve bohçacılığa itme noktasında sonuçlar doğurduğu görülmektedir. Kotalı Avcılık Uygulamalarında bölge müdürlüklerince yetersiz, bilinçsiz ve kasıtlı sınırlama gayretleri ile bilimsellikten uzak kotalar belirlenmekte, adeta avcıların meralara girmesi yasaklanmaktadır. Böylece, yapılan bu hatalar zinciri ile “Avbis” sisteminin ilk günden tıkanması ve yasa dışı avlanmanın artması sonucunu doğurmaktadır. Bu konuda, Av Yönetimi Dairesi Başkanlığının iyi niyetli kota arttırma çabaları, ilgili müdürlüklere rağmen yeterli olmamış ve sonuç olarak kaçak avcılık teşvik görmüş, yasal avcılar ise mağdur bırakılmıştır. Mevcut sistemler tüm yurttaki avcıları içine alamamış ve milyonlarca avcıdan sadece ortalama 126 bin avcı kayıt altına alınabilmiştir. Bu koşullar altında avcı temsilcisi konfederasyon ve bağlı bulunan federasyonlar gerçeğin görünmesini sağlamak için avcılık belgelerini iptal ettirme eylemine başvurarak çok sevdikleri avcılık sporunu yapmayı terk etmişlerdir. Tüm Türkiye’de ki bu duyarlılık ve şartlar altında yapılan toplantılarda alınan kararlar genel yaklaşımlar şekliyle belirlense de tespit edilen en önemli husus; sistemin bu haliyle uygulanamayacağıdır.
Bilindiği gibi Türkiye’de hali hazırda uygulanan avcılık sistemindeki “son derece sınırlı limitler” en önemli kotayı oluşturmaktadır. Oysa, Avrupa da ve diğer bir çok yabancı ülkede avcının kendi limitini kendi belirlediği sistemler uygulanmaktadır. Bu uygulamalarda avcı avlaklarındaki envanter çalışmalarını düzenli olarak, görerek yapmaktadır. Başta balkan ülkeleri olmak üzere, diğer dış ülkelerde göç hayvanlarında limitsiz, günsüz ve yeterli limitli uygulamalarının olduğu bir avlak sistemi yürütülmektedir. Türk Avcısına dayatılmaya çalışılan, mevcut limit kotaların üzerine konulan, avlak sınırlaması, tür sınırlaması, bölge sınırlaması, gün sınırlaması, limit sınırlaması, il sınırlaması, yerli ve göç hayvanı ayrımının gözetilmemesi ve kota sınırlaması orta çağ mantığı ile otokrat bir yönetme yaklaşımıdır. Türk Avcı Kültürünü hiçe sayan bu yaklaşım avcılığı zengin ve sınırlı bir zümrenin yapmasına olanak sağlamaya yönelik yanlış bir gidişattır.
Türkiye’de benimsenebilecek Avcılık Sistemi, temelde avcının tümünü kapsayabilecek ve içine alabilecek bir yaklaşım olmalıdır. Türk Av Kültürüne uygun, avcılık gelenek ve göreneklerini dikkate alan bir yaklaşım ancak kabul görecektir.
Memeli ve kanatlı türler açısından ülkemize göre daha az zengin olan Avrupa da dahi olmayan otokratik yaklaşım, Türkiye’de ancak avcılığın bohçacılığa dönüşmesini sağlayacaktır.
Bugün Yaban Tur’la hemen yanı başımızdaki komşu ülkelerimizde limitsiz göç hayvanı vurabilen ve böylece bunu gören, duyan, okuyan ve yaşayarak yerinde gören avcımıza dayatmacı sistemleri anlatmak ve uygulatmak ne derece başarıyı getirecektir?
Burada cümlelerimin yanlış yorumlanmaması açısında şunu ifade etmek isterim; Yukarıda vurgulamak istediğim hususta “sınırsız, limitsiz veya kotasız avlanma özgürlüğü” söylemi anlaşılmamalıdır.
Önemli olan doğru sistemi ortaya koyabilmektir. Örneğin bazı türlerde çok yetersiz olmakla birlikte limitli avcılık sistemi ülkemizde benimsenmiştir. Avlanma zamanları yanlış belirlense de, gerçek avcı bu sürelere uymaktadır. Çünkü kültürümüzde dinen fazla vurmak günahtır. Bu değerlerle avcı, bazı türlerde limitini dahi doldurmakta imtina edebilmektedir. Bazı türlerde ülkesel yaklaşım gereği alınan zamanlamalar nedeniyle avı açık olsa dahi o türe ait bireyleri avlamamaktadır. Üreme dönemleri, aşırı soğuk ve kar dönemleri avlanmaya çıkmamaktadır. Çünkü avcı büyüğünden aldığı öğreti bu yöndedir. Kaldı ki tüm yasa ve yönetmeliklerin temel dayanağı, örf adet, gelenek, din, kültür gibi temel toplumsal dayanaklardır. Kota ile avcıyı avlandırmamaya çalışmak onun özgürlüğünü sınırlandırma ve cezalandırma gayretidir. Sistemin toplumda kabul görmeme direncinin temel dayanağı budur. Kaldı ki avcı, kamuoyundaki gelişmeleri ve diğer ülkelerdeki uygulamaları görmekte ve yakinen takip edilmektedir.
Unutulmaması gereken bilimsel gerçek, “Avcılığın doğaya ancak katkı sağladığıdır.” Ayrıca avcılık, kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye’de milyonlarca avcı mevcuttur. Önemli olan bu avcılarımıza eğitim götürebilmek, onları sisteme dahil etmek, kabul edilebilir bir sistemle avı birlikte korumak, denetlemek, yönetmek ve avcılığı teşvik etmek sorumluluğumuz olmalıdır.
Avcılık öncesi doğaya duyarlılığın onlarca çevre direncinin olduğu ve hala yeterli önlemlerin alınamadığı bir durumda sadece buzdağının tepesini görmek başımızı kuma sokmakla eşdeğerdir.
Peki kabul edilebilir çözüm nedir? Türk kültürüne uygun sistem nasıl kurulabilir?
Konu aslında son derece basittir. Öncelikle sistemin içerisinde “Avcı Kuruluşları” birinci derecede karar verici ve yöneten konumda olmalıdır. Devlet ise eğitim, koordinasyon ve denetleme görevlerini üstlenmelidir. Avlaklarda kotalar, limitler ve avlanma zamanları avcıların gerçek gözleme dayalı tespitleri ve envanterleri ile belirlenmelidir. Göç hayvanlarında kota asla olmamalıdır. Devlet avlaklarında kotalı sistem, genel avlaklarda ise limitli sistem uygulaması devam ettirilmelidir. Avlakların tespiti avcı kuruluşları ile birlikte belirlenmelidir. Ülke geneli kararlardan çok, yerinde bölgesel kararlar alınmalıdır. Avcılık 7 gün açık bırakılarak bu yersiz karardan vazgeçilmeli ve bu sayede meralardaki avcı baskısı kesin olarak önlenmelidir.
Bu gün modern yönetim yaklaşımlarının aksine, ülkemizde avcılık sistemi mevcut yasaların ortaya koyduğu gerçekle tek elden, otoriter bir yaklaşımla yönetilmektedir. Oysa ki, avcının söz sahibi olmadığı bir sistemin sürdürülebilirliği bulunmamaktadır.
Bu önemli hususları somut olarak tespit ettikten sonra “Türkiye’de Avcı Olmak” deyimini kıyas yöntemi ile ortaya koymaya çalışalım;
Konfederasyonumuz ile Bakanlık arasında avcılık sorunlarının ele alındığı ve şahsımın da katıldığı son toplantıda ele alınan en önemli maddelerden birincisi; “Genel algı yerli avcının yabancı avcıdan farklı tutulduğu yönündedir. Bu algıyı giderici çalışma yapılmalıdır.” cümlesiydi. Bu cümle konunun ehemmiyeti açısından öncelikle birinci madde olarak tarafımızdan ele alınmıştır.
Bu madde, kotalı avcılık sisteminin dışında esasen genel bir sorunu ifade etmektedir; “Türkiye’de turist olan yabancı avcı ile yerli Türk avcısı arasında ayrım gözetilmektedir” Bu durum ortaya koyduğu sonuçlar itibarı ile yerli avcı aleyhine sorunlar doğurmakta ve uygulamasıyla çifte standart oluşturmaktadır. Bu anlamda yukarıda ifade edilerek tutanağa dahil edilen cümle konunun önemini vurgulamaktan uzaktır ve yeterli netliği kapsamamaktadır. Bununla birlikte, ilk kez konunun resmi makamlarca da onaylanması sorunun çözümüne yönelik önemli bir milat oluşturmaktadır.
Bilindiği gibi harç ve pul ücretlerinden maliyeye aktarılan avcı katkısı 23 milyon lirayı aşmaktadır. Resmi avlanan yaklaşık 126 bin Türk Avcısının ödediği bu tutarın yanında yabancı turist avcılardan elde edilen gelirin 2012-2013 yılında 2,5 milyon lira olması aradaki farkı yerli avcı lehine açıkça ortaya koymaktadır. Kaldı ki resmi avlanan avcı sayısını arttırarak gelirlerin bir trilyona yaklaşması mümkündür. Burada dikkate alınması gereken bir diğer hususta av turizmi kapsamında yapılan seyahat, konaklama ve yeme-içme gibi harcamaların varlığı ve bunların çarpan katsayısı ile ekonomide yarattığı katma değerdir.
Görüldüğü gibi yabancı avcılardan elde edilen gelirlerin yaklaşık 10 katı boyutunda ekonomiye katkı sağlayan Türk Avcısının ikinci planda değer görmesi, yabancı avcıya tanınan istisnaların tanınmaması kabul edilemez bir durumdur.
Bu konudaki temel farklılıkları resmi belgelere dayandırarak açıklamaya çalışalım;
1. Avlanma zamanı ve şekli
a) Yaban veya av hayvanlarının av organizasyonu, avlanma zamanı içinde yürütülür; yaban domuzu ve ayı bek avları popülasyon dengelemesi ve mücadele amaçlarına yönelik olmak üzere ay ışığında yapılabilir.
b) Yaban domuzu av organizasyonu bek, sürek ve yürüyüş avı şeklinde; diğer türlerin av organizasyonları bek ve yürüyüş avı şeklinde yapılır. Sürek avı yalnızca yaban domuzu, çakal ve tilki avlarında uygulanır.
Tablo.1 (Kaynak: 2014/2015 Av Turizmi Uygulama Talimatı)
Av Turizmi kapsamında yabancı avcıların a) bendi uyarınca bek avı yapmaları yasaldır. Bakınız aynı durum Türk avcısı için nasıldır;
gg) Avlanma zamanı: Gün doğumundan bir saat öncesi ile gün batımından bir saat sonrası arasında kalan zamanı,
j) Bek avı: Yolak adı verilen yaban hayvanlarının geçiş yollarında bekleyerek yapılan avlanma şeklini,
Tablo.2 (Kaynak: MAK kararları 2013/2014)
Bek avının tanımındaki yetersizlik ve avlanma zamanlarının ancak gündüz ve alacakaranlık ile sınırlandırılması, av kültürümüzün geleneksel en önemli avlanma yöntemlerinden biri olan “Bek Avı”nın yerli Türk avcısı için yasal olarak yapılamaması anlamına gelmektedir.
Konuyu tarlasını beklemekle zorunlu çiftçimiz veya avcımız için araştıracak olursak;
Bağ ve Bahçeleriyle Ürünlerini, Sürülerini, Kendilerini Korumak Durumunda Olanların Avlanma Amacı Dışında Silahlarını Taşıma ve Köpek Bulundurma Esasları
b) Sadece ürünlerine, arılarına veya kendilerine zarar veren veya vermek üzere tarlaya, kovanların bulunduğu alana giren veya kendilerine saldırma ihtimali olan av ve yaban hayvanlarını; ürünlerinden, bağ ve bahçelerinden, arılarından ve kendilerinden ürküterek uzak tutmak için tüfeklerini kullanabilirler. Bu kişiler tarla, bağ ve bahçelerine, arılarına, kendilerine zarar veren yaban domuzu veya diğer av ve yaban hayvanlarını ürkütmek ve uzak tutmak istemelerine rağmen öldürmek mecburiyetinde kalmaları halinde, derhal şube müdürlüğü veya orman işletme müdürlüklerine veya güvenlik güçlerine haber vermek ve olay tespit tutanağı tutturmak zorundadırlar.
Bu kişiler av ve yaban hayvanlarının zararlarından korunmak için bağ, bahçe ve tarlalarına veya civarına hiçbir surette yakalama tuzakları kuramazlar.
c) Tarla, bağ ve bahçelerine, arılarına, kendilerine zarar verme ihtimali olmadığı halde av ve yaban hayvanlarının avlanması durumunda Kanun gereğince haklarında yasal işlem yapılır.
Tablo.3 (Kaynak: MAK kararları 2013/2014)
Türkiye gerçekleri dikkate alındığında kırsalda yaşayan avcıların önemli yer tuttuğu görülür. Çoğunluğu avcı ve çiftçi kimliğe sahip bu kitle, mücadele amaçlı veya avcılık nedenleri ile bek avı yapmak istediklerinde yasal olarak avlanamamaktadırlar. İlgili c) maddesi gereği ise, tarlasını korumakla yükümlü çiftçi ya da avcı cezalandırılmaktadır.
Yabancı avcıların gece bek avı yapmalarının yasal olarak teşvik edilmesinin yanında, yasal olmamakla birlikte yemleme yöntemi ve gece görüş dürbünü ile avlanmalarına göz yumulması aynı koşulların Türk Avcısına yasak olması hangi avcılık yaklaşımı, hangi bakış açısı ve hangi hukuk kuralı ile açıklanabilir?
Çok önemli bir diğer çifte standart hususu ise; sürek avları konusudur. Tıpkı bek avlarında olduğu gibi Sürek Avlarında da Türk Avcısı adeta cezalandırılmaktadır. İlgili yönetmelik ve talimatlara bakarak konuyu açıklamaya çalışalım;
2. Avlanma zamanı ve şekli
b) Yaban domuzu av organizasyonu bek, sürek ve yürüyüş avı şeklinde; diğer türlerin av organizasyonları bek ve yürüyüş avı şeklinde yapılır. Sürek avı yalnızca yaban domuzu, çakal ve tilki avlarında uygulanır.
c) YHGS’lerdeki yaban domuzu av organizasyonunda sürek avlanma şekli uygulanmaz.
ç) Yaban domuzu sürek avı hariç diğer türlerin av organizasyonlarında köpek kesinlikle kullanılmaz.
Tablo.4 ( Kaynak: 2014/2015 Av Turizmi Uygulama Talimatı)
Tablo 4’te görüldüğü üzere Yabancı turistlerin sürek avı yapabilmeleri YHGS hariç mümkündür. Türk avcısına yasak olan YHGS’lerde avlanmanın Yabancı Turist avcılara serbest olması ise manidardır.
MAK Kararı Çerçevesinde Yapılan Avcılığın Yasak Olduğu Diğer Sahalar.
MADDE 8 – (1) Aşağıda sayılan yerlerde;
a) Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları,
b) Yaban Hayatı Koruma Sahaları,
c) Milli Parklar,
ç) Tabiat Parkları,
d) Tabiat Koruma Alanları,
e) Örnek Avlaklar,
f) Yaban Hayvanı Üretme Yerleri ve İstasyonları,
g) Yaban Hayvanı Yerleştirme Sahaları,
ğ) 6831 sayılı Orman Kanunun 23. ve 24. maddesi kapsamında muhafaza ormanı olarak ayrılan alanlarda,
h) MAK kararında belirlenen sahalar hariç olmak üzere EK LİSTE-VIII’de yer alan özel çevre koruma bölgelerinde,
ı) Bakanlıkça av dönemi içinde yeni tesis edilecek/ilan edilecek yukarıda belirtilen sahalarda,
avlanmak yasaktır.
Ancak bu sahalarda, mevzuat doğrultusunda izin verilen avcılık ve av turizmi faaliyetlerine ilişkin hükümler saklıdır.
Tablo.5 (Kaynak: MAK kararları 2013/2014)
Yapmış olduğumuz bu tespitten sonra MAK kararlarındaki “Sürek Avları” ile ilgili hükme bakalım;
Yaban Domuzu Sürek Avı Esas ve Usulleri
MADDE 11 – (1) Yaban hayvanlarının yaşam alanlarında yapılan plansız sürek avlarının, aynı habitatı paylaşan diğer memeli yaban hayvanları ve habitatlarına olumsuz etkiler yapması nedeniyle, yaban domuzu sürek avları genel ve devlet avlakları ile planlanması öngörülen genel ve devlet avlaklarında yapılabilecektir.
(2) Yaban domuzunun Tablo-1’de belirtilen avına izin verildiği sürelerde tescil edilmiş genel ve devlet avlaklarında avlağın belirlenen kotaları dahilinde, planlanması öngörülen genel ve devlet avlaklarında ise şube müdürlüğünce tespit edilecek kotalar dahilinde izin alınmak koşuluyla yapılabilir.
(3) Sürek avı talep eden avcılar, avcılık belgeleri ve avlanma izin kartlarının fotokopileriyle birlikte avın yapılacağı tarihten bir hafta önce şube müdürlüğüne başvurmak zorundadır. İldeki şube müdürlüğünce avın yapılacağı tarih ve sahanın uygun bulunması durumunda gerekli izni yazılı olarak verilir. Bu izin üzerine sürek avını düzenleyenlerin temsilcisi avın yapılacağı köy muhtarlığına giderek sürek avının yapılacağı mevkii ve tarihini en az 2 gün önceden can ve mal güvenliği açısından köy halkına duyurmak ve gerekli tedbirleri almak zorundadır.
(4) İzin verilen yer ve tarihlerde, 15 avcı ve 20 sürekçiden fazla avcıyla sürek avı yapılamaz. Sürekçiler avlanamaz, avlanma araç ve gerecini av sırasında üzerinde bulunduramaz.
Mücadele Maksatlı Yaban Domuzu Sürek Avı Esas ve Usulleri
MADDE 12 – (1) Yaban domuzunun tarıma zarar verdiğinin veya zarar verecek düzeyde popülasyonunun arttığının tespit edildiği sahalarda, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında mücadele çalışması şube müdürlüğünce verilecek izinle avcılık belgesi sahibi avcılarca, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca hazırlanan Bitki Sağlığı ve Karantina Uygulama Prensipleri doğrultusunda yapılır.
(2) Mücadele maksatlı yaban domuzu sürek avları bölgeler için belirlenmiş en son avın bitiş tarihinden sonraki gün ile 15 Mayıs tarihleri arası hariç av dönemi boyunca yapılabilir. Sürek avlarına katılacak avcılardan sürenciler haricindekilerin avcılık belgesi sahibi olmaları şarttır.
Tablo.6 (Kaynak: MAK kararları 2013/2014)
Görüldüğü gibi Devlet ve genel avlak olmayan bölgelerde sürek avı yapabilmek yasal olarak mümkün görülmemektedir. Devlet ve genel Avlak bulunan bölgelerde ise yetersiz kota engeli ile karşı karşıya kalınmakta ve yine sürek avı yapma imkanı bulunamamaktadır. Kırsalda tüm köylünün katıldığı ve 15 kişiyi geçen sürek avları ise yasal görülmemektedir.
Tüm bu sonuçlar değerlendirildiğinde…
Türk Av Kültürüne ve Türk Avcısına karşı yapılan bu zulüm nedendir?
Kendi ülkemizde bu denli dışlanmak ne ile açıklanabilir?
Avcıyı yasa dışılığa itmek ne yarar sağlayabilir?
Konu eğer doğal yaşamı ve hayvanları korumak olsaydı “Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları” yabancılara açık olmazdı. Orada av yapılmasına yasal olarak müsaade edilmezdi. Şüphesiz her şey para olmamalı… Eğer para olsaydı ülke ekonomisine en çok av geliri sağlayan Türk Avcısı esas alınmaz mıydı?
Cevabı siz değerli okuyucularıma bırakıyorum.
MAK kararlarında en çok sorun teşkil eden hususların başında avlanma zamanları yani avın açık ve kapalı olduğu tarihler gelir. Özellikle Mart ve Nisan aylarında avlanan ve bu dönemde üremeyen Kılkıyruk Ördek ve Çıkrıkçın Ördeğinin (Tıkırdak veya Mart Ördeği) avcılığını yapabilmek mümkün olmamaktadır. Bu konudaki talepler ise her seferinde geri çevrilmektedir. Oysa aşağıdaki tablo da yabancı turistler için avlanma zamanı bazı türler ve avlanma usulü olarak 12 ay yapılabilmektedir.
Avlanma tarihleri-dönemleri
TABLO 1: TÜRLERE GÖRE AVLANMA TARİHLERİ-DÖNEMLERİ
YABAN ve AV HAYVANLARI Başlama Tarihi Bitiş Tarihi Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Karaca 01.05.2014 31.10.2014 X X X X X X
Ceylan 01.09.2014 15.12.2014 X X X X
Kızıl geyik 01.09.2014 31.01.2015 X X X X X
Çengelboynuzlu dağ keçisi 01.08.2014 31.12.2014 X X X X X
Anadolu yaban koyunu 01.09.2014 31.01.2015 X X X X X
Yaban
keçisi Teke ve HB-Ş 01.08.2014 31.03.2015 X X X X X X X X
Melez 01.08.2014 31.03.2015 X X X X X X X X
Dişi Birey 15.05.2014 30.06.2014 X X
Yaban domuzu Sürek 01.09.2014 20.02.2015 X X X X X X
Bek 01.04.2014 31.03.2015 X X X X X X X X X X X X
YHGS 01.07.2014 31.12.2014 X X X X X X
Çakal 15.08.2014 31.01.2015 X X X X X X
Tilki 15.10.2014 15.01.2015 X X X X
Ayı 01.04.2014 31.05.2014 X X
15.10.2014 15.12.2014 X X X
Tablo.7 ( Kaynak: 2014/2015 Av Turizmi Uygulama Talimatı)
Bu çifte standardı anlayabilmek gerçekten çok güç. Burada Türk Avcısına karşı, bu ülkenin vatandaşlarına karşı, asıl değer üreten avcısına karşı bu tutuma anlam vermekte zorlanıyorum. İçimde kopan fırtınaları yazıma dökemiyor ve kahrediyorum.
Türk Avcısının gerçek anlamda değer gördüğü, yasal olarak haksızlıkların giderildiği ve örgütlü bir avcı toplumu olma yolunda, değerlerimizin yok edilmediği sürdürülebilir bir avcı ve av yönetimi temennim ile saygılar sunarım.
Öğr.Gör.İlhan DEVECİ

ibrahim uysal
12.Nisan.2014, 11:35
Daha ne denir ki?...İlhan Hocama saygılar..... ;D ;D ;D

Yıldıray İNCE
12.Nisan.2014, 11:40
Daha ne denir ki?...İlhan Hocama saygılar..... ;D ;D ;D

gsahiner
12.Nisan.2014, 11:41
Daha ne denir ki?...İlhan Hocama saygılar..... ;D ;D ;D


;D ;D ;D ;D ;D ;D

12.Nisan.2014, 12:01
Ya bunların amaçları zaten belli. Bu avbis saçmalığı zaten zırvada zirve yaptı. Bu avlaklar 2015 yılında özel avlağa dönüştürülmek üzere yandaşlara ya da çok parayı verene peşkeş çekilecek. Çünkü giden gitti bir kere, devlet aldığını bir daha geri vermez.
Benim sitemim kulüplere. Bu sahalar tahsis edilirken kulüplere para vaad edildi "Bize yer gösterin.Yoksa biz dilediğimiz yeri avlak yapacağız." denildi. Kulüpler de buna boyun eğdi veya sessiz kaldı. Biz bu tuzağı gördük ve sessiz kalmadık. İmza topladık ve karşı çıktık. Hatta avlak olarak tahsis edilmesi planlanmış yeri, tabiri caizse, söke söke geri aldık. Denizli'de bir yer dışında başka bir yer kapalı değildir.
Bütün bunlar olurken kulüpler neredeydi. Kulüp Başkanı seçilmek için iki yılda bir sizlere gülümseyen başkanlarınızı sıkıştırın, sorun. Hepsinin bunlardan haberi var. Resmi tebliğ yapıldı çünkü. Kulüp yönetiminde olmasam konuşmam. Bu işler olurken nerelerdeydiler? Hadi açmayayım yine bayramlık ağzımı. Olan oldu, hepimize geçmiş ola...

İBRAHİM AKKAYA
12.Nisan.2014, 12:48
Oğuz Hocaya Kayıtsız Şartsız Katılıyorum Giden Gitti Yandı Gülüm Keten Helva oldu Bekleyim Görelim.
İlhan Hocam ağına Sağlık . ;D ;D ;D ;D

ibrahim ozel
12.Nisan.2014, 12:56
Oğuz Hocaya Kayıtsız Şartsız Katılıyorum Giden Gitti Yandı Gülüm Keten Helva oldu Bekleyim Görelim.
İlhan Hocam ağına Sağlık . ;D ;D ;D ;D

vahdet kahraman
12.Nisan.2014, 21:16
hocam elline yüreğine sağlık

samet bereket
13.Nisan.2014, 07:25
İlhan hocamın eline yüreğine sağlık kendi halkına bu kadar kısıtlama ve dayatma getiren ve artık biz avrupa ülkesi olduk diyen başka bir ülke daha yoktur bence iş yabancılara geldimi herşey serbest neyse zaten türkiyeyi türkler yönetmiyor...