18.Nisan.2014, 16:13
SESSİZLİK (NİSAN 2014)
Av da sessiz olmanın önemini tüm avcılar iyi bilir ama çok azı uygular.Gerçekten sessiz olup ava konsantre olarak dolaşmak avcıya her zaman avantaj sağlar.Hem bereketli bir av yapmak için,hem de emniyet kuralları açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir husustur.Eskiden çulluğa gittiğimiz meralar o kadar sıktı ki,dallar ile boğuşarak köpeğin fermasına yetişmek zaman alıyor ve bayağı efor gerektiriyordu.Bir de bol kuş olduğundan fazlaca koşmaktan konuşacak bir zaman kalmıyordu.Bir o tepeye koş bir bu yamaya koş zaten nefesin kesiliyordu.Son senelerde fazla kuş olmadığından bir saat ferma görmeden çullukta dolaştınmı avcının çenesi düşüyor ve başlıyor sohbete.Sanki tüm hafta içi konuşmamışlar da hafta sonu çenelerine vurmuş gibi.Doğal olarak bu da bazı avların kaçmasına sebep oluyor.
Artık insanlar çok değişti.Kimsede sosyal yaşamdan ve hayat şartlarının zorluğundan dolayı sabır kalmadı.Adam hafta sonu büyük ümitlerle para harcayarak ve zaman ayırarak domuz avına onca yola gidiyor sonra bekte yarım saat bekledi mi sıkıntıdan başlıyor sağa sola telefon edip konuşmaya.Sırf beklemeye tahammülsüzlükten dolayı avı bozacağını bilerek sohbet ediyor.Çoğu kimsenin telefonun zili açık.Sessize alan yok.Gerekli gereksiz bir sürü konuşma yapılıyor.Sonunda da dibimizdeki avı bile kaçırıyoruz.Geçenlerde bir pazar domuz avındayız.Misafir olduğumuz köye başka misafirlerde gelmiş.Böyle olunca da kalabalık bir gurup ava çıktık.İlk postada kendime sakin bir yer bulduysam da kısmetim yokmuş bana domuz çıkmadı.İkinci postada ise tüm çabalarıma rağmen fazla avcı olduğundan sakin bir yerde kalamadım.Önce yalnız bir yeri beklesem de sonradan tanımadığım üç kişi geldi elli metre yanıma,çöküp oturdular.Daha nefes almadan başladılar sohbete.O da yetmiyormuş gibi birinin telefonu çaldı,açtı eşi ile konuşuyor.O sessizlikte tüm konuşmalar kulağımın içinde.Tanıdığım birileri olsa ikaz edeceğim ama hem tanıyorum,hem de onlarda misafir.Yirmi dakika kadar bekledim,baktım susmaya hiç niyetleri yok.Böyle olunca da taktım tüfeği omzuma tuttum arabanın yolunu.Doğal olarak o postada kimseye bir tane bile domuz çıkmadı.Muhakkak boş bir yerden sessizce kaçıp gitmişlerdir.Yani bu postada av sessiz,avcı ise gürültü makinası idi!
Sezon sonuna doğru kapanış için yine domuz avındayız.Sabah kahvede yapılan kuvvetli bir kahvaltıdan sonra atlayıp ciplere yola çıkıyoruz.Avı yapacağımız yerde kısa bir konuşmadan sonra bek yapacağımız yerlere araba ile gidiyoruz.Bence bu da hata.Çünkü büyük bir gürültü ile duracağımız yere giderken sanki yakında yatan domuzlara “Biz buradayız” diyoruz.Eskiden böyle orman yollarımı vardı? Arabaları bırakır yavaşça hiç konuşmadan yolaktan,orman içinden sessizce yürüyerek bek yapacağımız yerlere giderdik.Böyle olunca da av görme şansımız daha fazla oluyordu.Kaç defa durduğum yere yakın yatan veya postaya tersten giren domuza tüfek attım.Neyse araba ile geldik duracağımız yerlere.Sıra bana gelince indim arabadan.Şöyle bir etrafıma bakınca en iyi yerin karşı tepeler olduğuna karar verdim.Avlayacağımız yerin karşındaki çayırlığın biraz üst tarafına gitmek için yolun altındaki dereyi geçip biraz yükseldim.Şimdi tüm karşımı çok net görebiliyordum.Bir kaç noktaya nişan alıp bana göre iyi bir yerde pozisyon aldım.Aldım da o esnada alt tarafımda duran bizim Okan’a birisi “Buraya gel Okan,burası daha iyi” diye bağırmaz mı! Gerçekten anlamıyorum.Ne bağırması,ne konuşması nefes alırken bile sesin çıkmamalı.Bu hayvan kokuyu da sesi de insandan çok daha iyi alıyor.Peki sen ne demeye bağırıyorsun arkadaşım?
Bu kadar sesli başlayan av da sonunda kopayların seslerini duyuyorum.Hemen doğrulup tüfeğimi daha bir sıkı kavrıyorum.Karşı tepe ile aramda yüz metre var yok.Eğer domuz aşağıya inerse elli metreye tüfek atacağım.Avın başlaması ile keyfim yerine gelse de köpekler karşımda biraz duraksayıp sağıma doğru ilerlediler.Beş dakika geçmeden kıyamet koptu.Köpekler nasıl havlıyorlar anlatamam.Fakat bu bağırtıda fazla sürmedi.Kısa bir zaman geçmişti ki kopaylar ileriden dönüp önüme kadar geldiler.Biraz duraklayıp tekrardan geriye dönüp postanın içine girdiler.Sonradan öğreniyorum ki o havlamalar bir çakal içinmiş.Ben hala yerimde kıpırdamadan duruyorum.Geçen on dakikadan sonra tam karşımda bir kaç havlama oldu.O tarafa dikkat kesilince sanki domuz köpeklere hırlıyor gibi geldi.Fakat sesler kesilince yanlış duydum diye düşündüm.Meğerse azılı oraların kralı olduğu için bizimkilere postayı koymuş.
Bir on dakika daha geçmişti ki kopaylar yine aynı noktaya geldiler.Bu sefer domuzun onları korkutmak için çıkardığı sesleri hatta nefesini duydum.Korkan köpekler kuyruklarını sıkıştırıp oradan yine uzaklaştılar.Ama bu durum fazla sürmedi.Tekrardan cesaretlenen ekip daldılar karşımdaki sık çalılığa.Birden yüksek bitki örtüsü dalgalanmaya başladı.Tüfeği kaldırdım ve bir boşlukta domuzu görebilirsem diye atış pozisyonumu aldım.Ama azılı benim orada olduğumu daha ben gelirken bildiği için aşağıya doğru değil de önce yana sonrada geriye doğru döndü.Bir saniyeliğine sırtını görsem de atış yapmam imkansızdı.
] Yazık olmuştu eğer sessiz olunsaydı belkide bu koca domuza tüfek atabilecektim.Ben hayıflanırken patlayan tüfek sesi ile irkildim.Azılı kendini göstermeden tüm arkadaşların önünden sıklığın içinden geçip postayı tersten yararken Nadi ağabeyin kaçarsa diye durduğu yerde canını teslim etmiş.Hepimiz toplanıp avın vurulduğu yere gittik.Neyse ki av avlanmıştı ama geldiğimden beri karşımda duran domuz bir arkadaşın gürültüsünden dolayı bana çıkmadığı gibi neredeyse kaçıyordu.İşte avcılık böyle bir şey.Eğer sessizliği ihlal edersen avını bulamazsın.Avımız bu sefer kaçamadı ise sadece gürültüsüzce bekleyen bir avcı sayesinde oldu.Helal olsun Nadi ağabey sana.Sabırla ve sessizce beklemenin meyvasını topladın.Her daim rastgele.
http://i.hizliresim.com/O2RYP5.jpg
http://i.hizliresim.com/XWBVQR.jpg
Av da sessiz olmanın önemini tüm avcılar iyi bilir ama çok azı uygular.Gerçekten sessiz olup ava konsantre olarak dolaşmak avcıya her zaman avantaj sağlar.Hem bereketli bir av yapmak için,hem de emniyet kuralları açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir husustur.Eskiden çulluğa gittiğimiz meralar o kadar sıktı ki,dallar ile boğuşarak köpeğin fermasına yetişmek zaman alıyor ve bayağı efor gerektiriyordu.Bir de bol kuş olduğundan fazlaca koşmaktan konuşacak bir zaman kalmıyordu.Bir o tepeye koş bir bu yamaya koş zaten nefesin kesiliyordu.Son senelerde fazla kuş olmadığından bir saat ferma görmeden çullukta dolaştınmı avcının çenesi düşüyor ve başlıyor sohbete.Sanki tüm hafta içi konuşmamışlar da hafta sonu çenelerine vurmuş gibi.Doğal olarak bu da bazı avların kaçmasına sebep oluyor.
Artık insanlar çok değişti.Kimsede sosyal yaşamdan ve hayat şartlarının zorluğundan dolayı sabır kalmadı.Adam hafta sonu büyük ümitlerle para harcayarak ve zaman ayırarak domuz avına onca yola gidiyor sonra bekte yarım saat bekledi mi sıkıntıdan başlıyor sağa sola telefon edip konuşmaya.Sırf beklemeye tahammülsüzlükten dolayı avı bozacağını bilerek sohbet ediyor.Çoğu kimsenin telefonun zili açık.Sessize alan yok.Gerekli gereksiz bir sürü konuşma yapılıyor.Sonunda da dibimizdeki avı bile kaçırıyoruz.Geçenlerde bir pazar domuz avındayız.Misafir olduğumuz köye başka misafirlerde gelmiş.Böyle olunca da kalabalık bir gurup ava çıktık.İlk postada kendime sakin bir yer bulduysam da kısmetim yokmuş bana domuz çıkmadı.İkinci postada ise tüm çabalarıma rağmen fazla avcı olduğundan sakin bir yerde kalamadım.Önce yalnız bir yeri beklesem de sonradan tanımadığım üç kişi geldi elli metre yanıma,çöküp oturdular.Daha nefes almadan başladılar sohbete.O da yetmiyormuş gibi birinin telefonu çaldı,açtı eşi ile konuşuyor.O sessizlikte tüm konuşmalar kulağımın içinde.Tanıdığım birileri olsa ikaz edeceğim ama hem tanıyorum,hem de onlarda misafir.Yirmi dakika kadar bekledim,baktım susmaya hiç niyetleri yok.Böyle olunca da taktım tüfeği omzuma tuttum arabanın yolunu.Doğal olarak o postada kimseye bir tane bile domuz çıkmadı.Muhakkak boş bir yerden sessizce kaçıp gitmişlerdir.Yani bu postada av sessiz,avcı ise gürültü makinası idi!
Sezon sonuna doğru kapanış için yine domuz avındayız.Sabah kahvede yapılan kuvvetli bir kahvaltıdan sonra atlayıp ciplere yola çıkıyoruz.Avı yapacağımız yerde kısa bir konuşmadan sonra bek yapacağımız yerlere araba ile gidiyoruz.Bence bu da hata.Çünkü büyük bir gürültü ile duracağımız yere giderken sanki yakında yatan domuzlara “Biz buradayız” diyoruz.Eskiden böyle orman yollarımı vardı? Arabaları bırakır yavaşça hiç konuşmadan yolaktan,orman içinden sessizce yürüyerek bek yapacağımız yerlere giderdik.Böyle olunca da av görme şansımız daha fazla oluyordu.Kaç defa durduğum yere yakın yatan veya postaya tersten giren domuza tüfek attım.Neyse araba ile geldik duracağımız yerlere.Sıra bana gelince indim arabadan.Şöyle bir etrafıma bakınca en iyi yerin karşı tepeler olduğuna karar verdim.Avlayacağımız yerin karşındaki çayırlığın biraz üst tarafına gitmek için yolun altındaki dereyi geçip biraz yükseldim.Şimdi tüm karşımı çok net görebiliyordum.Bir kaç noktaya nişan alıp bana göre iyi bir yerde pozisyon aldım.Aldım da o esnada alt tarafımda duran bizim Okan’a birisi “Buraya gel Okan,burası daha iyi” diye bağırmaz mı! Gerçekten anlamıyorum.Ne bağırması,ne konuşması nefes alırken bile sesin çıkmamalı.Bu hayvan kokuyu da sesi de insandan çok daha iyi alıyor.Peki sen ne demeye bağırıyorsun arkadaşım?
Bu kadar sesli başlayan av da sonunda kopayların seslerini duyuyorum.Hemen doğrulup tüfeğimi daha bir sıkı kavrıyorum.Karşı tepe ile aramda yüz metre var yok.Eğer domuz aşağıya inerse elli metreye tüfek atacağım.Avın başlaması ile keyfim yerine gelse de köpekler karşımda biraz duraksayıp sağıma doğru ilerlediler.Beş dakika geçmeden kıyamet koptu.Köpekler nasıl havlıyorlar anlatamam.Fakat bu bağırtıda fazla sürmedi.Kısa bir zaman geçmişti ki kopaylar ileriden dönüp önüme kadar geldiler.Biraz duraklayıp tekrardan geriye dönüp postanın içine girdiler.Sonradan öğreniyorum ki o havlamalar bir çakal içinmiş.Ben hala yerimde kıpırdamadan duruyorum.Geçen on dakikadan sonra tam karşımda bir kaç havlama oldu.O tarafa dikkat kesilince sanki domuz köpeklere hırlıyor gibi geldi.Fakat sesler kesilince yanlış duydum diye düşündüm.Meğerse azılı oraların kralı olduğu için bizimkilere postayı koymuş.
Bir on dakika daha geçmişti ki kopaylar yine aynı noktaya geldiler.Bu sefer domuzun onları korkutmak için çıkardığı sesleri hatta nefesini duydum.Korkan köpekler kuyruklarını sıkıştırıp oradan yine uzaklaştılar.Ama bu durum fazla sürmedi.Tekrardan cesaretlenen ekip daldılar karşımdaki sık çalılığa.Birden yüksek bitki örtüsü dalgalanmaya başladı.Tüfeği kaldırdım ve bir boşlukta domuzu görebilirsem diye atış pozisyonumu aldım.Ama azılı benim orada olduğumu daha ben gelirken bildiği için aşağıya doğru değil de önce yana sonrada geriye doğru döndü.Bir saniyeliğine sırtını görsem de atış yapmam imkansızdı.
] Yazık olmuştu eğer sessiz olunsaydı belkide bu koca domuza tüfek atabilecektim.Ben hayıflanırken patlayan tüfek sesi ile irkildim.Azılı kendini göstermeden tüm arkadaşların önünden sıklığın içinden geçip postayı tersten yararken Nadi ağabeyin kaçarsa diye durduğu yerde canını teslim etmiş.Hepimiz toplanıp avın vurulduğu yere gittik.Neyse ki av avlanmıştı ama geldiğimden beri karşımda duran domuz bir arkadaşın gürültüsünden dolayı bana çıkmadığı gibi neredeyse kaçıyordu.İşte avcılık böyle bir şey.Eğer sessizliği ihlal edersen avını bulamazsın.Avımız bu sefer kaçamadı ise sadece gürültüsüzce bekleyen bir avcı sayesinde oldu.Helal olsun Nadi ağabey sana.Sabırla ve sessizce beklemenin meyvasını topladın.Her daim rastgele.
http://i.hizliresim.com/O2RYP5.jpg
http://i.hizliresim.com/XWBVQR.jpg