25.Eylül.2014, 20:21
Edirne’deki Vahdet Bubam cumartesi pazar günü göçün geçip gittiğini haber veriyor ve biz Egelilerin uyanık olması konusunda bizi uyarıyordu. Salı günü malum, buranın pazarı olduğu için hiçbir yere kıpırdamak imkansızdı.
Ben Çarşamba günü sabah derslerini boşalttırmıştım. Ava gitmek için bir engelim yoktu. Lakin ekürim Ahmet’in Salı Pazarı işleri ve Halil Abi’nin misafiri derken ava gidebilmek mümkün olmadı.
Öte yandan Çarşamba günü için de hava raporları pek iç açıcı değildi. Her taraf lodos, Çanakkale’de gemi seferleri iptal, Marmara Kuzey Ege yağışlı… vs
Ahmet gitmeye çok hevesli. Akşam telefonda “Abisi bu havada değil göç, tek bıldırcın bile gelmez. Yatın aşağı bakın keyfinize…” deyip telefonu kapattım. Ben ne bileyim gece yarısı havanın değişeceğini. Sen lodostan bir poyraza dön, bizim çayıra göç in. Olacak şey değil. Sabah telefona baktım 3 cevapsız arama ardı ardına… Bana ne deseler beğenirsiniz. “Hoca senin bıldırcınlar lodosu atlatıp meraya inmişler. Biz limitleri doldurduk geri dönüyoruz.”
Olacak iş değil. Zaten bu göç işi beni hiç sevmez. Ben ne zaman gitsem gelmez, ne zaman gitmesem ordadır.
Akşam üstü tekrar gidelim dedik. Yalnız Halil ağabeynin pek keyfi yerinde değildi. Köpeği Ateş iki gün önce ölmüş. Bir üzüldüm bir üzüldüm. Değme gitsin. Tam da fermalarında kuş vurmaya başlamıştık. Neyse ki Bayram Başkanın enik imdada yetişmiş ve Halil ağabeynin kanayan yarasına merhem olmuştu. Bu Şam Şeytanı eniğin de adını koymak gerekiyordu. Dedem Korkut geldi boy boyladı soy soyladı ve yaradan rabbimin yüzü suyu hürmetine şu maniyi düzdü.
Sabahleyin meralara erken doğar güneş
Köpeğini kaybetmek bin derde eş
Halil Bey zaten bu ismi çok sever
Bu Şam Şeytanının adı da olsun Ateş
Adını ben koydum, yaşını Allah versin, meralarda fırtına gibi essin. Allah tüyü kadar avını nasibetsin diye dualar etti ve ardından çekip gitti.
http://sv102.piclect.com/404d7013a/o/14/09/25/sam-seytani.jpg
(Şam Şeytanı Ateş)
Dikenlere girmemizle ilk prinkler fırladı. Benden bir sıkı hadi aşağı. Bir tanesi ileriye tarla kenarına kondu. Bir baktım Kurzhaar iti Tarçın ileriden kuşu kaldırdı ama bir hayli uzak geçiyor. Tüfeği iyice gözleyip DAN! Bir sıkı, o da aşağı. Birini Tarçın ötekisini Cesi buldu. Bol bol küpecikleri sevdik. Şam şeytanı Ateş’e de gösterdik. O da başladı aramaya. Tarla kenarına gittik. Köpekler koku yapmaya başladı. İki köpek de delirdi, kuşlar kalkmaz. Yürüdük. Tam tarlanın kenarından fırlayan bıldırcını indirdim. Aldık yürüdük gittik. Köpek aynı yerden bir tane daha kaldırmasın mı? Vah vaaaah! Gitti… Tarçın yanımıza geldi ama Cesi kokuda ısrar ediyor. Biz eski kokudur diye diye önemsemedik. Aynı yerden bir tane daha fırlamaz mı? Atamadık, ardından bir tane daha. YUUUUH! Gitti bıldırcınlar yazık ettik. Düşünsenize tarla kenarına dikilsek 3 tane daha vurmamız işten bile değildi.
http://sv102.piclect.com/d009784d4/o/14/09/25/cesi2.jpg
(Pointer iti Cesi)
Dönüşte Kurzahhar iti Tarçın bir kokuya girdi.
http://sv102.piclect.com/03f852c91/o/14/09/25/tarcin.jpg
(Kurzhaar iti Tarçın)
Güneşe doğru gidiyor ben de o kısımda insan çoban var mı diye bakıyorum. Allah’tan yok. Israrlı takip sonucu bir tane fırladı ,Dan! fırlamasıyla birlikte havada patladı. 4. kuşu da kıvırdım.
http://sv102.piclect.com/29af93505/o/14/09/25/bild.jpg
Akşam oldu, arabaya döndük. Halil Abi güzel bir kavun bulmuş. Akşam serinliğinde bir güzel yedik.
http://sv102.piclect.com/ca24b8598/o/14/09/25/kavun.jpg
(Tarla kenarında kavun keyfi)
Böylece av sona erdi. Yani sizin anlayacağınız, bize curnatanın döküntüleri kalmıştı.
Dedem korkut gelip tatilin hızını alamayıp günün anlam ve önemini belirten ikinci maniyi düzdü.
Hava raporu verse de olumsuz haberi
Her ne kadar haberin gelse de alayı
Başka şeye benzemez, göç işi takip işi
Sen sakın ha boş bırakmayasın merayı
Haftaya bir başka hikayede görüşmek ümidiyle şimdilik kalın sağlıcakla… ;)
http://sv102.piclect.com/1e2c55210/o/14/09/25/oguz-kapak.jpg
Ben Çarşamba günü sabah derslerini boşalttırmıştım. Ava gitmek için bir engelim yoktu. Lakin ekürim Ahmet’in Salı Pazarı işleri ve Halil Abi’nin misafiri derken ava gidebilmek mümkün olmadı.
Öte yandan Çarşamba günü için de hava raporları pek iç açıcı değildi. Her taraf lodos, Çanakkale’de gemi seferleri iptal, Marmara Kuzey Ege yağışlı… vs
Ahmet gitmeye çok hevesli. Akşam telefonda “Abisi bu havada değil göç, tek bıldırcın bile gelmez. Yatın aşağı bakın keyfinize…” deyip telefonu kapattım. Ben ne bileyim gece yarısı havanın değişeceğini. Sen lodostan bir poyraza dön, bizim çayıra göç in. Olacak şey değil. Sabah telefona baktım 3 cevapsız arama ardı ardına… Bana ne deseler beğenirsiniz. “Hoca senin bıldırcınlar lodosu atlatıp meraya inmişler. Biz limitleri doldurduk geri dönüyoruz.”
Olacak iş değil. Zaten bu göç işi beni hiç sevmez. Ben ne zaman gitsem gelmez, ne zaman gitmesem ordadır.
Akşam üstü tekrar gidelim dedik. Yalnız Halil ağabeynin pek keyfi yerinde değildi. Köpeği Ateş iki gün önce ölmüş. Bir üzüldüm bir üzüldüm. Değme gitsin. Tam da fermalarında kuş vurmaya başlamıştık. Neyse ki Bayram Başkanın enik imdada yetişmiş ve Halil ağabeynin kanayan yarasına merhem olmuştu. Bu Şam Şeytanı eniğin de adını koymak gerekiyordu. Dedem Korkut geldi boy boyladı soy soyladı ve yaradan rabbimin yüzü suyu hürmetine şu maniyi düzdü.
Sabahleyin meralara erken doğar güneş
Köpeğini kaybetmek bin derde eş
Halil Bey zaten bu ismi çok sever
Bu Şam Şeytanının adı da olsun Ateş
Adını ben koydum, yaşını Allah versin, meralarda fırtına gibi essin. Allah tüyü kadar avını nasibetsin diye dualar etti ve ardından çekip gitti.
http://sv102.piclect.com/404d7013a/o/14/09/25/sam-seytani.jpg
(Şam Şeytanı Ateş)
Dikenlere girmemizle ilk prinkler fırladı. Benden bir sıkı hadi aşağı. Bir tanesi ileriye tarla kenarına kondu. Bir baktım Kurzhaar iti Tarçın ileriden kuşu kaldırdı ama bir hayli uzak geçiyor. Tüfeği iyice gözleyip DAN! Bir sıkı, o da aşağı. Birini Tarçın ötekisini Cesi buldu. Bol bol küpecikleri sevdik. Şam şeytanı Ateş’e de gösterdik. O da başladı aramaya. Tarla kenarına gittik. Köpekler koku yapmaya başladı. İki köpek de delirdi, kuşlar kalkmaz. Yürüdük. Tam tarlanın kenarından fırlayan bıldırcını indirdim. Aldık yürüdük gittik. Köpek aynı yerden bir tane daha kaldırmasın mı? Vah vaaaah! Gitti… Tarçın yanımıza geldi ama Cesi kokuda ısrar ediyor. Biz eski kokudur diye diye önemsemedik. Aynı yerden bir tane daha fırlamaz mı? Atamadık, ardından bir tane daha. YUUUUH! Gitti bıldırcınlar yazık ettik. Düşünsenize tarla kenarına dikilsek 3 tane daha vurmamız işten bile değildi.
http://sv102.piclect.com/d009784d4/o/14/09/25/cesi2.jpg
(Pointer iti Cesi)
Dönüşte Kurzahhar iti Tarçın bir kokuya girdi.
http://sv102.piclect.com/03f852c91/o/14/09/25/tarcin.jpg
(Kurzhaar iti Tarçın)
Güneşe doğru gidiyor ben de o kısımda insan çoban var mı diye bakıyorum. Allah’tan yok. Israrlı takip sonucu bir tane fırladı ,Dan! fırlamasıyla birlikte havada patladı. 4. kuşu da kıvırdım.
http://sv102.piclect.com/29af93505/o/14/09/25/bild.jpg
Akşam oldu, arabaya döndük. Halil Abi güzel bir kavun bulmuş. Akşam serinliğinde bir güzel yedik.
http://sv102.piclect.com/ca24b8598/o/14/09/25/kavun.jpg
(Tarla kenarında kavun keyfi)
Böylece av sona erdi. Yani sizin anlayacağınız, bize curnatanın döküntüleri kalmıştı.
Dedem korkut gelip tatilin hızını alamayıp günün anlam ve önemini belirten ikinci maniyi düzdü.
Hava raporu verse de olumsuz haberi
Her ne kadar haberin gelse de alayı
Başka şeye benzemez, göç işi takip işi
Sen sakın ha boş bırakmayasın merayı
Haftaya bir başka hikayede görüşmek ümidiyle şimdilik kalın sağlıcakla… ;)
http://sv102.piclect.com/1e2c55210/o/14/09/25/oguz-kapak.jpg