ulasatasoy
04.Haziran.2008, 19:56
AYNA DEVRİ
Lisede bir arkadaş vardı. Bizim sınıfımızın öğrencisi idi. Sanırım Akhisar dışından geliyordu liseye. Çok zor şartlarda okuyan bir arkadaşımızdı. Lise birinci sınıfı beraber okuduk. Sonra O okulu bıraktı.
Lastikli bir kıravat bağlardı. Rengi de sarı. Özellikle bir kaç arkadaş, o arkadaşımızın konuşma şekli ve sarı kıravatıyla devamlı alay ederlerdi.
Ben bu duruma çok üzülür, neden böyle davrandıklarını anlayamazdım. Çok zaman sonra bu davranış şeklinin, ülkemize öz sosyal bir kanser olduğu fikri oluştu bende. Gerçekten de hayatın acımasız safhalarını çok keskin yaşarsın Ülkemde . Güçsüzsen çok haşin ezilirsin. Fakirsen hakirliğin son safhasını yaşarsın. Belki bu durum dünyanın heryerinde aşağı yukarı benzer şekillerde karşımıza çıkabilir.Ama özellikle herkesin birbirini tanıdığı küçük yerleşim merkezlerinin sakinleri, bu sosyal cehennemin acısını daha bir hisseder olur küçücük bünyelerinde.
Çocukluk ve gençlik dönemini bu tür davranışlara maruz kalarak geçiren bir kişinin, gelecekte nasıl bir insan olabileceği gerçeği, ürkütüyor insanı. Hele bu davranışlara göz yuman, çanak tutan zihniyetteki eğitimciler.
İnsanın insan olması desturundan yola çıkan hocalarımız da yok değildi. Çok az da olsa. :) Ama öğrenciyi, özellikle iyi gelirli aile çocuklarını, gelir kapısı görüp, farklı muameleye tabi tutanlar. Tarih onları yargılıyor şu anda. Ve de yargılayacak en azından benim devrim boyunca.
Ben bu devre ayna devri diyorum.
İçinde bu yükü taşıyamayan, acıma duygusu, vicdan, vefa, onur gibi terimleri yeşillere kırmızılara değişemeyen, asi kişilikler, işte onlar bu aynanın arka tarafındalar.
Varmı benden daha zengini, güzeli, günceli, komiği, ben seni sosoyal sıtatümle ezerim güzelim diye çılgıncasına haykıtanlar ise bol bol makyaj yapacaklar çirkinliklerini örtmek için yıllarca.
O dörtköşesi yaldızlı aynanın karşısında.
Ayna Devri boyunca.
Saygılar :)
Lisede bir arkadaş vardı. Bizim sınıfımızın öğrencisi idi. Sanırım Akhisar dışından geliyordu liseye. Çok zor şartlarda okuyan bir arkadaşımızdı. Lise birinci sınıfı beraber okuduk. Sonra O okulu bıraktı.
Lastikli bir kıravat bağlardı. Rengi de sarı. Özellikle bir kaç arkadaş, o arkadaşımızın konuşma şekli ve sarı kıravatıyla devamlı alay ederlerdi.
Ben bu duruma çok üzülür, neden böyle davrandıklarını anlayamazdım. Çok zaman sonra bu davranış şeklinin, ülkemize öz sosyal bir kanser olduğu fikri oluştu bende. Gerçekten de hayatın acımasız safhalarını çok keskin yaşarsın Ülkemde . Güçsüzsen çok haşin ezilirsin. Fakirsen hakirliğin son safhasını yaşarsın. Belki bu durum dünyanın heryerinde aşağı yukarı benzer şekillerde karşımıza çıkabilir.Ama özellikle herkesin birbirini tanıdığı küçük yerleşim merkezlerinin sakinleri, bu sosyal cehennemin acısını daha bir hisseder olur küçücük bünyelerinde.
Çocukluk ve gençlik dönemini bu tür davranışlara maruz kalarak geçiren bir kişinin, gelecekte nasıl bir insan olabileceği gerçeği, ürkütüyor insanı. Hele bu davranışlara göz yuman, çanak tutan zihniyetteki eğitimciler.
İnsanın insan olması desturundan yola çıkan hocalarımız da yok değildi. Çok az da olsa. :) Ama öğrenciyi, özellikle iyi gelirli aile çocuklarını, gelir kapısı görüp, farklı muameleye tabi tutanlar. Tarih onları yargılıyor şu anda. Ve de yargılayacak en azından benim devrim boyunca.
Ben bu devre ayna devri diyorum.
İçinde bu yükü taşıyamayan, acıma duygusu, vicdan, vefa, onur gibi terimleri yeşillere kırmızılara değişemeyen, asi kişilikler, işte onlar bu aynanın arka tarafındalar.
Varmı benden daha zengini, güzeli, günceli, komiği, ben seni sosoyal sıtatümle ezerim güzelim diye çılgıncasına haykıtanlar ise bol bol makyaj yapacaklar çirkinliklerini örtmek için yıllarca.
O dörtköşesi yaldızlı aynanın karşısında.
Ayna Devri boyunca.
Saygılar :)