bülent erdem
20.Ağustos.2008, 23:04
Keklikler Sustu
Keklikler sustu! erkek keklik yıllarca yavrularına annelik etmiş olan eşine son bir kez baktı.gagasını eşine bir şey söyleyecekmiş gibi bir kaç kez açıp kapadı!sesi çıkmadı!dağlar kavruluyordu!erkek kınalı keklik sabah erkenden uyanmış,eşiyle birlikte,koca dağda kurumayan son pınardan su içmeye gidiyordu.Bu yıl her şey ne kadarda kötü gitmişti,susuzluk ortalığı kırıp geçirmiş,eşinin yuvaya bıraktığı 16 yumurtan sadece altı yavru çıkmıştı.Havada yeterli nem olmadığı için diğer yumurtalar küçük keklik yavrularına dönüşmemiş,çoğu cılk çıkmıştı.Yinede çok sevinmişlerdi benekli altı yavru görünce!Onları büyütüp bir kez daha kuluçkaya yatabilirdi dişi keklik.
Hem belki o zaman yağmurlarda yağar,dağlar suya kavuşurdu.Ama felaket sürmüştü!Yağmur yağmayan arazide kekliklerin kokusu kaybolmuyordu.yavrul
arını daha tüylerini düzemeden tilkiye sansara kaptırmışlardı.Yinede şanslı sayılırlardı.diğer çiftlerde yasa dışı kafes avı yapanlara yakalanmışlardı.KOCA yoz kınalı keklikle dişisi bu dağdaki son kekliklerdi!ve son kekliklerde dağdaki son su kaynağına doğru yürüyorlardı!DOğup büyüdükleri bu dağlar yinede çok güzeldi şafakta! ama nasıl bir tehilikeye gittiklerinin farkındaydılar. avcılar onların suya gitmek zorunda olduklarını,suyunda nerede olduğunu biliyorlardı...öldürmeye programlanmıştı!!
Avcı 11 ağustos tarihini iple çekmişti.o gün av mevsimi açılıyordu. keklik avı henüz yasaktı! ama onun beklemeye niyeti yoktu! Günlerdir hazırlık yapıyordu, yasaların yasaklamasına karşın sekiz atar yarı otomatik tüfeğini,onlarca fişeği haftalar öncesinden hazırlamıştı. tüfeğini,fişeğini,botlarını,vuracağı keklikleri beline asarak CAKA satacağı kıtkasını geçirdi. Keklikleri nerede bulacağını biliyordu. Son günlerde canını sıkan bazı haberler çıkmıştı basında. Gazeteler,sanki başka işleri yokmuş gibi,bazı kişilerin,kuraklık nedeniyle yaban hayatın ciddi sıkıntı olduğu savıyla avcılığın yasaklanmasını isteyen kişilerin görüşlerine geniş yer vermişlerdi. Bunlara çok kızıyordu! onları dağda görse tüfeğini üzerine boşaltacağını söylüyordu,avcı sohbetlerinde! SUSUZLUK, kekliklerin neslinin tükenmesi umrunda değildi....
o öldürmeye programlamıştı kendisini! Orman bakanlığı,doğadan olanların tüm uyarılarına karşın bu yıl avı erken açıyordu üstelik."keklik palazları daha kendilerini korumayı öğrenemeden onunla karşılaşacaklardı!" bu düşünce onu iyice keyiflendirdi! sabahı daha heycanlı beklemeye başladı. Güneş yükseliyordu. S on keklik çifti artık suya iyice yakındı. Doğrusu dilleri damaklarına yapışmıştı..yinede ihtiyatı elden bırakmıyorlardı..
Erkek, kurumuş dağda bulabildiği her ot parçasını siper alarak dikatle ilerliyor,dişisi onu izliyordu.Saçmaları hisseti su başında pusu kurmuş avcıları önce, önce dişi keklik gördü! önde giden erkeğini uyarmak için TİZ bir sesle cak..cak...cak! diye bağırdı. ikisi aynı anda havalandılar! Avcılar yarı otomatik tüfeklerini durmaksızın ateşliyorlardı! Erkek keklik dişinin vurulup düştüğünü gördü. Aynı anda tüylerini yakan saçmaları hissetti. Kanatlarını çırpmaya,eşinin düştüğü yere yetişmeye çalıştı.Sonunda oda yere çakıldı! eşi sadece bir-iki adım ilerde hareketsiz yatıyordu. Gözleri açık! Erkek keklik yıllarca yavrularına annelik etmiş eşine son bir kez baktı. Bütün gecenin susuzluğunu giderecek pınara ne kadar da yakındılar. Gagasını eşine bir şey söyleyecekmiş gibi bir kaç kez açıp kapadı,sesi çıkmadı!! Avcılar geldiler.dAĞIN SON KEKLİKLERİNİ HOYRATÇA KITKALARINA TAKTILAR. mataralarını çıkardılar!kana kana su içtiler!! O DAĞDA BİR DAHA KEKLİK SESİ DUYULMAYACAĞINI BİR AN BİLE DÜŞÜNMEDEN...!!!
suha.umar@işbank.net.tr
ALINTIDIR....
okurken gözlerimin dolduğu,yazarken ellerimin titrediği ve etkisinden uzun süre kurtulamadığm bu hikayeyi sizlerlede paylaşmak istedim.....
Keklikler sustu! erkek keklik yıllarca yavrularına annelik etmiş olan eşine son bir kez baktı.gagasını eşine bir şey söyleyecekmiş gibi bir kaç kez açıp kapadı!sesi çıkmadı!dağlar kavruluyordu!erkek kınalı keklik sabah erkenden uyanmış,eşiyle birlikte,koca dağda kurumayan son pınardan su içmeye gidiyordu.Bu yıl her şey ne kadarda kötü gitmişti,susuzluk ortalığı kırıp geçirmiş,eşinin yuvaya bıraktığı 16 yumurtan sadece altı yavru çıkmıştı.Havada yeterli nem olmadığı için diğer yumurtalar küçük keklik yavrularına dönüşmemiş,çoğu cılk çıkmıştı.Yinede çok sevinmişlerdi benekli altı yavru görünce!Onları büyütüp bir kez daha kuluçkaya yatabilirdi dişi keklik.
Hem belki o zaman yağmurlarda yağar,dağlar suya kavuşurdu.Ama felaket sürmüştü!Yağmur yağmayan arazide kekliklerin kokusu kaybolmuyordu.yavrul
arını daha tüylerini düzemeden tilkiye sansara kaptırmışlardı.Yinede şanslı sayılırlardı.diğer çiftlerde yasa dışı kafes avı yapanlara yakalanmışlardı.KOCA yoz kınalı keklikle dişisi bu dağdaki son kekliklerdi!ve son kekliklerde dağdaki son su kaynağına doğru yürüyorlardı!DOğup büyüdükleri bu dağlar yinede çok güzeldi şafakta! ama nasıl bir tehilikeye gittiklerinin farkındaydılar. avcılar onların suya gitmek zorunda olduklarını,suyunda nerede olduğunu biliyorlardı...öldürmeye programlanmıştı!!
Avcı 11 ağustos tarihini iple çekmişti.o gün av mevsimi açılıyordu. keklik avı henüz yasaktı! ama onun beklemeye niyeti yoktu! Günlerdir hazırlık yapıyordu, yasaların yasaklamasına karşın sekiz atar yarı otomatik tüfeğini,onlarca fişeği haftalar öncesinden hazırlamıştı. tüfeğini,fişeğini,botlarını,vuracağı keklikleri beline asarak CAKA satacağı kıtkasını geçirdi. Keklikleri nerede bulacağını biliyordu. Son günlerde canını sıkan bazı haberler çıkmıştı basında. Gazeteler,sanki başka işleri yokmuş gibi,bazı kişilerin,kuraklık nedeniyle yaban hayatın ciddi sıkıntı olduğu savıyla avcılığın yasaklanmasını isteyen kişilerin görüşlerine geniş yer vermişlerdi. Bunlara çok kızıyordu! onları dağda görse tüfeğini üzerine boşaltacağını söylüyordu,avcı sohbetlerinde! SUSUZLUK, kekliklerin neslinin tükenmesi umrunda değildi....
o öldürmeye programlamıştı kendisini! Orman bakanlığı,doğadan olanların tüm uyarılarına karşın bu yıl avı erken açıyordu üstelik."keklik palazları daha kendilerini korumayı öğrenemeden onunla karşılaşacaklardı!" bu düşünce onu iyice keyiflendirdi! sabahı daha heycanlı beklemeye başladı. Güneş yükseliyordu. S on keklik çifti artık suya iyice yakındı. Doğrusu dilleri damaklarına yapışmıştı..yinede ihtiyatı elden bırakmıyorlardı..
Erkek, kurumuş dağda bulabildiği her ot parçasını siper alarak dikatle ilerliyor,dişisi onu izliyordu.Saçmaları hisseti su başında pusu kurmuş avcıları önce, önce dişi keklik gördü! önde giden erkeğini uyarmak için TİZ bir sesle cak..cak...cak! diye bağırdı. ikisi aynı anda havalandılar! Avcılar yarı otomatik tüfeklerini durmaksızın ateşliyorlardı! Erkek keklik dişinin vurulup düştüğünü gördü. Aynı anda tüylerini yakan saçmaları hissetti. Kanatlarını çırpmaya,eşinin düştüğü yere yetişmeye çalıştı.Sonunda oda yere çakıldı! eşi sadece bir-iki adım ilerde hareketsiz yatıyordu. Gözleri açık! Erkek keklik yıllarca yavrularına annelik etmiş eşine son bir kez baktı. Bütün gecenin susuzluğunu giderecek pınara ne kadar da yakındılar. Gagasını eşine bir şey söyleyecekmiş gibi bir kaç kez açıp kapadı,sesi çıkmadı!! Avcılar geldiler.dAĞIN SON KEKLİKLERİNİ HOYRATÇA KITKALARINA TAKTILAR. mataralarını çıkardılar!kana kana su içtiler!! O DAĞDA BİR DAHA KEKLİK SESİ DUYULMAYACAĞINI BİR AN BİLE DÜŞÜNMEDEN...!!!
suha.umar@işbank.net.tr
ALINTIDIR....
okurken gözlerimin dolduğu,yazarken ellerimin titrediği ve etkisinden uzun süre kurtulamadığm bu hikayeyi sizlerlede paylaşmak istedim.....