imported_avkolik
23.Ağustos.2008, 12:32
400 SENE SONRASINA MEKTUP
Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Camii'nin 1990'lı yıllarda
yenilemesini yapan firma yetkilisi inşaat mühendisinin, yenileme
sırasında yaşadıkları;
'Bahçeyi çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki
kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler yer alıyordu. Biz
inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşa edildiğini
öğrenmiştik, fakat taş kemer inşası ile ilgili pratiğimiz yoktu.
Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı
yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık.
Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar
alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.
Kalıbı yaptık. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden
çıkardığımızda iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir
boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık. Şişenin içinde
dürülmüş beyaz bir kağıt vardı. Şişeyi açıp kağıda baktık. Osmanlıca
bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup ve
Mimar Sinan tarafından yazılmıştı.' Mektup;
'Ben ki, Mimar Sinan, bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık
dörtyüz senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz
bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı
teknikleri de değişeceğinden bu kemeri yeniden nasıl inşa edeceğinizi
bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa
edeceğinizi anlatmak için yazıyorum.'
Mimar Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa
ettikleri taşları Anadolu'nun neresinden getirdiklerini söyleyerek,
açıklamalarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşasını
anlatıyordu.
Bu mektup bir insanın, yaptığı işin kalıcı olması için
gösterebileceği çabanın insanüstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı;
modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı
tekniğinin değişeceğini bilmesi, dörtyüz sene dayanacak kağıt ve
mürekkep kullanması gibi ileri bilgi seviyesinden gelmektedir. Bu
ileri bilgiler de o koca mimarın erişilmez özellilerindedir.
Ancak erişilmesi gerçekten zor olan ve bu bilgilerden çok daha
muhteşem olanı dörtyüz sene sonraya çözüm üreten sorumluluk
duygusudur. İşte bu muhteşem insanlar bunları düşünecek kadar ince
fikirli ve uzak görüşlüdür.
Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Camii'nin 1990'lı yıllarda
yenilemesini yapan firma yetkilisi inşaat mühendisinin, yenileme
sırasında yaşadıkları;
'Bahçeyi çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki
kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler yer alıyordu. Biz
inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşa edildiğini
öğrenmiştik, fakat taş kemer inşası ile ilgili pratiğimiz yoktu.
Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı
yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık.
Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar
alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.
Kalıbı yaptık. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden
çıkardığımızda iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir
boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık. Şişenin içinde
dürülmüş beyaz bir kağıt vardı. Şişeyi açıp kağıda baktık. Osmanlıca
bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup ve
Mimar Sinan tarafından yazılmıştı.' Mektup;
'Ben ki, Mimar Sinan, bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık
dörtyüz senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz
bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı
teknikleri de değişeceğinden bu kemeri yeniden nasıl inşa edeceğinizi
bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa
edeceğinizi anlatmak için yazıyorum.'
Mimar Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa
ettikleri taşları Anadolu'nun neresinden getirdiklerini söyleyerek,
açıklamalarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşasını
anlatıyordu.
Bu mektup bir insanın, yaptığı işin kalıcı olması için
gösterebileceği çabanın insanüstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı;
modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı
tekniğinin değişeceğini bilmesi, dörtyüz sene dayanacak kağıt ve
mürekkep kullanması gibi ileri bilgi seviyesinden gelmektedir. Bu
ileri bilgiler de o koca mimarın erişilmez özellilerindedir.
Ancak erişilmesi gerçekten zor olan ve bu bilgilerden çok daha
muhteşem olanı dörtyüz sene sonraya çözüm üreten sorumluluk
duygusudur. İşte bu muhteşem insanlar bunları düşünecek kadar ince
fikirli ve uzak görüşlüdür.