kapadokyali_1981
26.Eylül.2008, 10:51
Arkadaşlar günlerdir hep dilimizde bu kelime var GÖÇ. Ha geldi ha gelecek ha gidiyo peki ama bıldırcının göç etmesinde etkenler nelerdir. Yağmur yağsın gelir diyoruz bıldırcın göçünün yağmurla ne alakası var. Bıldırcının başka yerden bulunduğumuz bölgeye göç etmesi için hava şartlarının nasıl olması lazım. Bu konuda ilmi bilgisi olan abilerimiz ve kardeşlerimiz eğer yardımcı olursa çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler.
fevzi dursun
26.Eylül.2008, 16:36
ömer kardeşim okuyabildiğin kadar oku
Kuş göçleri, her dönemde insanların ilgisini çekmiştir. Yaban hayatı araştırmacıları kuş göçlerinin gizemini çözmek için göçmen kuşları markalamaktadırlar.
Avcılar en azından bir bölümü bıldırcınlar göç edecekleri zaman yüksek yerlerde toplandıklarını ve arkalarından esecek bir rüzgar beklediklerini yani rüzgarı arkalarına alarak göç ettiklerini düşünürler. Bu bilgi veya inanış doğru değildir. Kuşlar, ya kanat çırparak, ya da süzülerek (planör uçuşu) göç etmektedir.Yapılan araştırmalar, kuşların, gidiş istikametine göre karşıdan veya yanlardan en fazla 30 derecelik açılarlarla esen rüzgara karşı göç edebildiklerini ortaya koymuştur. Bıldırcınlar da buna dahildir. Kuşların, arkadan gelen rüzgarda, “kuyruk dönmesi” nedeniyle göç edemedikleri belirlenmiştir. Ayrıca, karşıdan gelen rüzgarla rahatlıkla yükseklik kazanabilmektedirler.
Şimdi bazı avcılar, Trakya’ya veya Anadolu kıyılarına bıldırcınların kuzey rüzgarları ile geldiklerini ileri süreceklerdir. Gerçekten de sert poyraz havalarda bıldırcınlar kıyılara “düşer” veya gelir. Aslında gelir demek pek doğru değil, Arkadan gelen rüzgarda göçü sürdüremedikleri için, gecenin bir saatinde fark edebildikleri ilk kara parçasına inmeye mecbur olurlar. Eğer uygun hava koşulları varsa sabahın ilk saatlerine kadar göçe devam ederler.
Bıldırcınlar da çulluklar gibi gece göç ederler. Göç hızları, saatte ortalama 35 Km.dir. Bıldırcınların, kısa kuyrukları nedeniyle, diğer kuşlara nazaran arkadan esen rüzgarlara daha dayanıklı olduklarını tahmin ediyorum. Herhalde evrim sürecinde, iki büyük denizi (Karadeniz-Akdeniz) aşan bu kuşların kuyruk uzunlukları azalmış olmalı. (Evrim sürecinde doğal koşullara uyum sağlayamayan bireyler yok olur, diğerleri genetik özelliklerini yavrularına aktarırlar. Örneğin, uzun kuyruklu olan bıldırcınlar zaman içinde yok olup, kısa kuyruklu olanlar bu özelliklerini yavrularına aktarmış olabilirler )
İstanbul’lu avcılar arasında eskiden bir deyiş vardı. Hala var mı bilmiyorum. Bıldırcınlar için, “Poyrazda gelir, lodos’ta gider” derlerdi. Bunun açıklaması şudur: Poyrazda inmeye mecbur olurlar, lodosda da göçe devam ederler. Karşıdan gelen rüzgara karşı göç ettiklerinin kanıtı da bu deyimde saklıdır.
Kuşların bu özellikleri havacılığın temel kurallarından birisine yol açmıştır. Uçaklar daima önden ve belli açılarla yandan gelen rüzgara karşı kalkar ve inerler. Bir pilotun çaresiz kalmadıkça yapmayacağı tek şey, arkadan gelen rüzgarla kalkmak veya inmektir.
Bıldırcın curnataları, sert poyraz havalarda olur. Hele bir de yağmur varsa, kanatları da ıslandığı için göçe devam etmeleri olanaksız hale gelir.
Bildiğim kadarıyla ülkemizde, bıldırcın göçleri üzerine herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Sadece, Karadeniz Teknik Üniversitesinde bir araştırmacının, Doğu Karadeniz bölgesindeki bıldırcın göçleri üzerine gözleme dayalı bir tez çalışmasını bir tarihte okumuştum.
Bıldırcınların dünyada 8 alt türü bulunmaktadır. Ülkemizde kuluçka yapan ve kuzeyde, genelde Ukrayna’da kuluçkaya yatıp, ülkemiz üzerinden göç eden bıldırcınlar, Avrupa’da bulunanlarla aynı alt türdür. Bu tür, İskandinav ülkeleri ile Kuzey İngiltere hariç Avrupa’nın her tarafında ve batı Asya’da (Rusya, Ukrayna) kuluçkaya yatmaktadır. (Avrupa’nın bir çok ülkesinde bıldırcın ya tükendi ya da tükenmek üzeredir. Bu nedenle de bir çok Avrupa ülkesinde bıldırcın koruma altındadır ve avı yasaktır)
Bıldırcınların Batı Avrupa populasyonu, İber yarımadası üzerinden; orta Avrupa populasyonu, Sicilya ve Malta adası üzerinden; Doğu Avrupa populasyonu ise Yunanistan ve Girit adası üzerinden, Eylül ve Ekim aylarında Afrika’ya göç eder.
Türkiye üzerinden göçlerinde: Trakya’ya gelen bıldırcınlar, Batı Anadolu’yu takip ederek Girit üzerinden; Batı ve Orta Karadeniz’i geçip gelen bıldırcınlar, Kıbrıs adası üzerinden göç ederken, Doğu Karadeniz’den Anadolu’ya giren bıldırcınların bir kısmı ve doğu Anadolu’da kuluçkaya yatan bıldırcınlar ise Suriye ve İsrail üzerinden (Rif vadisini takip ederek) Afrika’ya ulaşırlar.
Bu bıldırcınlar kışı, Kuzey Afrika’nın kıyılardan uzak iç kısımlarında geçirmektedirler. Literatürde, Adana-Çukurova’da, Antalya’da ve Çoruh nehrinin deltasında da (Gürcistan) bazı küçük populasyonların kışladıkları yer almaktadır. Bu kuşların, göç edemeyecek kadar zayıf bıldırcınların olması da muhtemeldir. Zira yapılan araştırmalar, bıldırcınların göç edebilmesi için belli bir ağırlığın üzerinde olması gerektiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, literatürde yer almamasına rağmen Harran ovasında da küçük bir populasyonun kışladığı bilinmektedir.
Neyse biz yine konumuza dönelim. Göç sırasında Trakya’ya inen bıldırcınlar, yeniden göç için uygun hava koşullarını beklerler. Bu, güneyden esen rüzgardır. Bu rüzgarı, Trakya’nın, Marmara kıyılarında beklerler. Tabii, bu bekleme, martıların ve karabatakların Haydarpaşa mendireğindeki gibi tek sıra dizilip beklemeleri şeklinde olmaz. Beslenme ve gizlenme olanağı olan, kıyıya yakın meralarda beklerler. Ve o dönemlerde böyle avlaklarda bıldırcın yığılmaları olur. Eski Ambarlı’nın, Angurya çiftliğinin çok bıldırcın tutmasının nedeni budur.
Demek ki, lodos esen günlerde bıldırcın avına gitmenin anlamı yok.
Burada eski bir rekorlara değinmeden geçemeyeceğim. Angurya çiftliğinde Abbas Celaloğlu’nun bir günde 440 bıldırcın vurması, dünya rekorudur. Daha önce aynı yerde Veliyettin bey 396 bıldırcın, Keçeci Fuat Paşa 386 bıldırcın, Prens Abbas Halim Paşa 294 bıldırcın vurmuş. Daha sonraki avcılardan ise Sami İsmail Beyin 454 bıldırcın, Fuat Bezmen’in ise 473 bıldırcın vurduğu ileri sürülmektedir. Angurya çiftliğindeki bu bıldırcın avlarında, fişeklerin at arabalarıyla taşındığı da anlatılan öykülerden bilinmektedir. Adamların av hırsı bir yana, hepsinde iyi omuz varmış! Tabii bu avlarda tüfekleri dolduran yardımcılar da bulunuyormuş. O günlerin av-avcı orantısı ve diğer koşulları düşünüldüğünde bile bu sayıların katliam olduğu, öğünülecek değil utanılacak davranışlar olarak anılması gerektiği muhakkaktır.
Bıldırcınların gece göç ettiklerini söylemiştim. Uygun hava koşullarında bu göç sabaha kadar sürer ve sabahın ilk ışıklarında, dinlenmek ve olabildiğince beslenmek için uygun gördükleri yerlere inerler. Marmara üzerinden geçen bıldırcınlar, Marmara denizinin kuzeyinde bulunan Karacabey, Mustafa Kemal Paşa, Uluabat gölü çevrelerindeki uygun arazilerde dinlenir ve beslenirler. Daha sonra Anadolu’nun güney kıyılarına kadar inip, karşıdan esecek uygun rüzgarları beklerler.
Karadeniz kıyılarında ise Anadolu’yu geçiş için akarsu vadilerini kullanırlar. Belli başlı vadiler kuzeyde Kızılırmak ve Yeşilırmak vadileri ile güneyde Göksu vadisi ve Çakıt vadisidir. Sonbahardaki bu göçlerde, Kızılırmak vadisinde yer alan Kızılırmak ilçesinde ve Tokat–Erbağa vb. yerlerde bıldırcın görülmesinin nedeni budur. Yazımın başında söylediğim gibi bu konuda yapılmış bir araştırma, benim bildiğim kadarıyla yoktur. Bu vadileri kullanan kuşların, kıyıya inen kuşlar mı, yoksa doğrudan Karadeniz’i geçtikten sonra kıyıyı atlayıp gelen kuşlar mı olduğu bilinmemektedir. Bazı bıldırcın sürülerinin de dağların ve yaylaların üzerinden de göç etmeleri muhtemeldir. Çünkü, sisli havalarda Ilgaz dağı oteller bölgesine bıldırcın düşmektedir. Oteller bölgesinin yüksekliği 2000 metredir.
Sonbahar göçünde orta Anadolu’da genelde bıldırcın görülmemesine bakarak, Anadolu’yu bir gecede geçtiklerini tahmin ediyorum.
Orta Anadolu’yu geçen bu bıldırcınların “genel” toplanma yeri Göksu deltasıdır. Buradan Kıbrıs adası üzerinden göçlerini sürdürürler. Kıbrıs önemli bir konaklama bölgesidir. Yeri gelmişken Av ve Yaban Hayatı Vakfının bir hizmetini daha burada belirteyim.
Kıbrıs’da bıldırcının da içinde bulunduğu küçük kuşların avı, “ince av” olarak bilinmektedir. Sonbaharda yapılan “1 inci ince av”, ilkbaharda, Nisan-Mayıs aylarında yapılan ise, “2 nci ince av olarak adlandırılır. Yani bizde eskiden köpek alıştırma bahanesiyle yasalara aykırı olmasına karşın, Orta Anadolu’da, Doğu Karadeniz’de, Trakya’da, -halen kısmen- Hatay’da yapılan “Mayıs bıldırcını” avı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde yasal olarak yapılıyordu.
Kışı geçirebilen, sayıları en aza inmiş, yeni nesilleri yetiştirecek bu kuşların avı, avcılık etiğine de aykırıdır. Esasen avcılığın felsefesi “Doğal olaylar nedeniyle kışın azalacak veya telef olacak populasyonun, kış gelmeden önce avcılar tarafından avlanmasıdır.” Bir avlakta, üreme nedeniyle taşıma kapasitesinin üzerine çıkan sayı, kış gelmeden önce avlandırılarak normal populasyona indirilir. İlkbaharda, kuzeye doğru göçe başlayan bıldırcınlar ise, üremeyi ve yaşamayı sonuna kadar hak etmişlerdir. Geçtikleri her ülkede namlunun ucundan kurtulan; yırtıcıları atlatan; fırtınalar, rüzgarlar, yağmurlarla boğuşan; gidişte iki büyük denizi, dönüşte de yine Akdenizi aşabilen kuşlar, türünün genetik açıdan en sağlıklı ve kuvvetli bireyleridir. Sayıları da ancak üremeye yetecek sayıdadır. Yani ilkbaharda bunlarda populasyon fazlası kesinlikle yoktur.
Yeniden Kıbrıs’a dönersek, Vakfın 1990 lı yılların sonlarına doğru, (tam tarihi şu an hatırlayamadım) dönemin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş nezdinde yaptığı girişimler sonucu, KKTC de 2. ince av yasaklanmıştır. Bu girişim ile ilgili yazışmalar Vakıf arşivinde bulunmaktadır. Bu konuyu hiç kimse bilmez. İlk defa burada açıklıyorum. Alt tarafı bir yumurta yapıp ortalığı vaveylaya veren tavuk gibi olmadığımız için bugüne kadar anlatma gereğini duymadık ve reklam peşinde de olmadık. Bu yasaklamanın bıldırcınlara olduğu kadar KKTC ve Türk avcısına da yarar sağladığı tartışılmaz. Bilmeyenler için, Sayın Rauf Denktaş’ın da avcı olduğunu belirteyim.
Avrupa’da halen bildiğim kadarıyla ilkbaharda av yapılan bir tek Malta kaldı. Bu konuda Malta’nın üzerine de baskı yapıldığını biliyorum. Henüz yasaklanmadıysa, yakın bir gelecekte orada da bu av yasaklanacaktır.
alıntıdır
unforgiven
26.Eylül.2008, 19:19
Fevzi abim tek kelimeyle mükemmelsin.Cevap uzun ama anlamlı olmuş :)
Saygılarımla...
Sebahattin AVCI
26.Eylül.2008, 23:27
fevzi
abim uzun uzun güzel bir şekilde anlatmış biz karadenize yakın olduğumuzdan rusya moskova nın hava durumunu takip ederiz bıldırcın güneşli açık havada kendini hazır hissedip kalkış yapar karadenizi tek çırpıda aşıp soluk soluğa bitkin birhalde kuma kendini bırakır ve oradan araziye yayılır yağmurlu havada göç pek olmaz rusyada hava açık oldumu göç zamanı çok bol oluyor türkiyedede hava kapalı ise hayvan burada kalıyor yıldızlara göre kalkış yapıp göçünü mısıra kadar sürdürüp orada ticaret amaçlı ağlar gerip konserve fabrikanında son buluyor ben yıllardır bunu biliyorum saygılar
Halil KÜÇÜK
27.Eylül.2008, 00:18
Fevzi abi
Tek kelime ile harika olmuş
Emeğine sağlık abi
Saygılar
kapadokyali_1981
27.Eylül.2008, 11:16
Fevzi abi eline emeğine sağlık bundan daha güzel bi cevap olamazdı sanırım. EE bütün koşullar olgunlaşmış bizim bıldırcınlar nerde o zaman. Penguen gibi uçmayımı unuttular yoksa :(:(
mustafa aydoğmuş
27.Eylül.2008, 13:18
fevzi abim benim sen number one sın
fevzi dursun
27.Eylül.2008, 13:33
sevgili dostlar teşekkür ederim. ömer kardeşimizin sorduğu soruya istinaden baktım cevap veren olmuyor. bende kendimce bir araştırdım. bunlar kendi düşüncelerim değil. sadece araştırmam sonucu bir arkadaşımzıın açıklamaları bu ömer kardeşimizin açmış olduğu konuya cevaben uygun gördüm.
ömer kardeşimizin sorusuna güzel bir cevap olur düşüncesiyle konuyu bu bölüme aktardım.
ama arkadaşımız çokta güzel anlatmış. tebrik ederim..
KEMAL KAZANASMAZ
22.Eylül.2009, 07:36
valla abi denecek söz yok bende google bakıyodum bu konuya süper olmuş çok merak ediyiyodum ben samsun bafrada ikamet ediyorum bu ufacık kuş nasıl karadenizi geçiyo diyo bilgi için teşekkürler bayramın mübarek olsun ayrıca
ömer göç ederken bıldırcınlar bizim buralarda konaklamadan bir gecede üstümüzden geçiyorlarmış baksana yazıyı iyi oku bidaha.selam bile vermiyolar bize ...http://www.avkolik.net/forum/richedit/smileys/YahooIM/103.gifhttp://www.avkolik.net/forum/richedit/smileys/YahooIM/103.gifhttp://www.avkolik.net/forum/richedit/smileys/YahooIM/103.gifdiyolar gece yukarıdan geçerken her halde.
vBulletin v4.2.5, Copyright ©2000-, Jelsoft Enterprises Ltd.