07.Ekim.2008, 14:13
ALPER İLE SON AVIMIZ
23 Ağustos 2008 Cumartesi günü sabah saat 05,00’ de , Oğlum Alper ve beraberimizde lastikçi Mesut BÜLBÜL ile Bıldırcın avına gitmek için yola çıktık. 26 Ağustos 2008 akşamı askere uğurlayacağım oğlum Alper ile askerliği bitirinceye kadar son ava gidişimiz. Milas’a bağlı Karapınar köyüne vardığımızda av arkadaşımız İlhan SARIKAYA ‘yı köpeği ile bizi beklerken bulduk.
Köpeğim Lusi’yi yanıma almamıştım. Nedeni ise Setter cinsi , dolayısıyla tüylü oluşundan arazide ne kadar diken varsa tüylerine yapışıyor ,sonrası onu temizlemek için saatlerce uğraşmak bana zor geldiğinden evde bırakmıştım.
Gün doğarken avcı kolu dizildik, ilerlemeye başladık Bu arada İlhan’ın köpeği Kont ilerlerken birden elektrikler kesilmiş gibi kaskatı fermada kaldı. Komutla birlikte kalkan iki bıldırcından birisini Alper diğerini İlhan indirdi.
Avcı kolunda ilerlemeye devam ettik. Bu sefer benim önümden o meşhur nazik kanat sesi ile bir bıldırcın kalktı, o da tüfeğimden çıkan saçmalara hedef oldu. Ben bıldırcını çantama koymakla meşgulken Alper bir bıldırcın daha düşürdü, fakat kanat kırığı düştü, düştüğü yer sık ot ve dikenlikti tabi köpekte fazla uğraşmadı bıraktık.
Aynı istikamette ilerlemeye devam ettik ,baktık karşımızdan birisi geliyor ,bekledik yaklaşınca Kuzyaka köyünden dernek üyemiz Osman Kök olduğunu anladık, o da bize katıldı ve hep beraber avlanmaya başladık, ilerlerken köpeğin önünden mesafeli bir bıldırcın kalktı takip edip konduğu yeri gördük, vardık başına kalkmadı, bu sefer Osman konduğunu tahmin ettiğimiz çıtır çalının üzerine çıkıp adeta çiğnedi gene kalkmadı sekmiş diye bıraktık iki adım atmadık arkamızdan üzenine çıkıp çiğnenen çalıdan tırladı, o da çantaya girince yola devam ettik. Bir Hayıt çalısının başında durduk sağımda Osman vardı , köpek çalıya hamle yapıyor içine girmeye çekiniyordu, baktık olmuyor taş attık, çalıyı salladık , bir şey olmuş olsa kalkardı diye bıraktık, gene iki adım atmadık arkamızdan tırladı onu da çantaya koyduktan sonra geri dönmeye karar verdik.
Arabaya yaklaşınca Karapınar ’lı arkadaşım İlhan’ın kayın pederini tarlasında Pazar için karpuz ve kavun topladığını gördük “ kolay gelsin” diye seslendik, selam verdik. O da bizi görünce bostanın içinden bir bıldırcın kaldırdığını ve konduğu yeri tarif etti. Bıldırcının konduğu yere varınca kuş kendiliğinden kalktı önce İlhan sonra ben attım bıldırcın istifini bozmadan uçmaya devam etti yüz metre kadar gitti sonra yere çakıldı , belli ki hava ısınınca saçma az gelmişti.
Karpuz toplayan İlhan’ın kayın pederinin yanına yaklaştık baktım bostanın içi hallaç pamuğu gibi yaban Domuzlarınca darma dağın, karpuz ve kavunlar delik deşik...
Vay dedim içimden köylü vatandaşın haline ,tek geçim kaynağı ürettiği para etmediği gibi yaban domuzlarının verdiği zarar cabası... Biz bostan tarlasında muhabbet ederken Alper bizden ayrılıp zeytinliklerin içine doğru avlanmaya gitti ve bir süre sonra elinde bir üveyikle geri döndü.
Av bitmiş sıra karnımızı doyurmaya gelmişti , bir ağacın gölgesine oturduk İlhan irice bir karpuz kopardı geldi , hararetin üzerine serince taze karpuz ilaç gibi gelmişti.
Neticede Oğlum Alper’i iki gün sonra Askerlik görevini yerine getirmesi için Ankara’ya uğurladık, Alper’i A.Ş.T. İ . de dergimiz AV&DOĞA ‘nın sahibi sevgili dostum Kamil ÜÇBAŞ karşıladı, kendisiyle ilgilendi ve yerine teslim etti , kendisine buradan teşekkür ediyorum.
Sevgili oğlum vatani görevinde başarılar dilerim, Allah’a emanet ol.
m.ozkanmilas@hotmail.com
23 Ağustos 2008 Cumartesi günü sabah saat 05,00’ de , Oğlum Alper ve beraberimizde lastikçi Mesut BÜLBÜL ile Bıldırcın avına gitmek için yola çıktık. 26 Ağustos 2008 akşamı askere uğurlayacağım oğlum Alper ile askerliği bitirinceye kadar son ava gidişimiz. Milas’a bağlı Karapınar köyüne vardığımızda av arkadaşımız İlhan SARIKAYA ‘yı köpeği ile bizi beklerken bulduk.
Köpeğim Lusi’yi yanıma almamıştım. Nedeni ise Setter cinsi , dolayısıyla tüylü oluşundan arazide ne kadar diken varsa tüylerine yapışıyor ,sonrası onu temizlemek için saatlerce uğraşmak bana zor geldiğinden evde bırakmıştım.
Gün doğarken avcı kolu dizildik, ilerlemeye başladık Bu arada İlhan’ın köpeği Kont ilerlerken birden elektrikler kesilmiş gibi kaskatı fermada kaldı. Komutla birlikte kalkan iki bıldırcından birisini Alper diğerini İlhan indirdi.
Avcı kolunda ilerlemeye devam ettik. Bu sefer benim önümden o meşhur nazik kanat sesi ile bir bıldırcın kalktı, o da tüfeğimden çıkan saçmalara hedef oldu. Ben bıldırcını çantama koymakla meşgulken Alper bir bıldırcın daha düşürdü, fakat kanat kırığı düştü, düştüğü yer sık ot ve dikenlikti tabi köpekte fazla uğraşmadı bıraktık.
Aynı istikamette ilerlemeye devam ettik ,baktık karşımızdan birisi geliyor ,bekledik yaklaşınca Kuzyaka köyünden dernek üyemiz Osman Kök olduğunu anladık, o da bize katıldı ve hep beraber avlanmaya başladık, ilerlerken köpeğin önünden mesafeli bir bıldırcın kalktı takip edip konduğu yeri gördük, vardık başına kalkmadı, bu sefer Osman konduğunu tahmin ettiğimiz çıtır çalının üzerine çıkıp adeta çiğnedi gene kalkmadı sekmiş diye bıraktık iki adım atmadık arkamızdan üzenine çıkıp çiğnenen çalıdan tırladı, o da çantaya girince yola devam ettik. Bir Hayıt çalısının başında durduk sağımda Osman vardı , köpek çalıya hamle yapıyor içine girmeye çekiniyordu, baktık olmuyor taş attık, çalıyı salladık , bir şey olmuş olsa kalkardı diye bıraktık, gene iki adım atmadık arkamızdan tırladı onu da çantaya koyduktan sonra geri dönmeye karar verdik.
Arabaya yaklaşınca Karapınar ’lı arkadaşım İlhan’ın kayın pederini tarlasında Pazar için karpuz ve kavun topladığını gördük “ kolay gelsin” diye seslendik, selam verdik. O da bizi görünce bostanın içinden bir bıldırcın kaldırdığını ve konduğu yeri tarif etti. Bıldırcının konduğu yere varınca kuş kendiliğinden kalktı önce İlhan sonra ben attım bıldırcın istifini bozmadan uçmaya devam etti yüz metre kadar gitti sonra yere çakıldı , belli ki hava ısınınca saçma az gelmişti.
Karpuz toplayan İlhan’ın kayın pederinin yanına yaklaştık baktım bostanın içi hallaç pamuğu gibi yaban Domuzlarınca darma dağın, karpuz ve kavunlar delik deşik...
Vay dedim içimden köylü vatandaşın haline ,tek geçim kaynağı ürettiği para etmediği gibi yaban domuzlarının verdiği zarar cabası... Biz bostan tarlasında muhabbet ederken Alper bizden ayrılıp zeytinliklerin içine doğru avlanmaya gitti ve bir süre sonra elinde bir üveyikle geri döndü.
Av bitmiş sıra karnımızı doyurmaya gelmişti , bir ağacın gölgesine oturduk İlhan irice bir karpuz kopardı geldi , hararetin üzerine serince taze karpuz ilaç gibi gelmişti.
Neticede Oğlum Alper’i iki gün sonra Askerlik görevini yerine getirmesi için Ankara’ya uğurladık, Alper’i A.Ş.T. İ . de dergimiz AV&DOĞA ‘nın sahibi sevgili dostum Kamil ÜÇBAŞ karşıladı, kendisiyle ilgilendi ve yerine teslim etti , kendisine buradan teşekkür ediyorum.
Sevgili oğlum vatani görevinde başarılar dilerim, Allah’a emanet ol.
m.ozkanmilas@hotmail.com