PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : DİLİMİZİ KORUMAYA BURADAN BAŞLASAK



16.Şubat.2009, 16:59
"Trend, dejenerasyon, dijital, şov,backraund,market,fastfood,spiker,printer…” Bu kelimeler bizlerin farkında olmadan günlük konuşmalarımıza sıkıştırdığımız yabancı kelimelerden sadece birkaçı. Kulağımız o kadar alışmış ki bu sözcüklere nerdeyse yakında bu kelimelerin Türkçe olduğunu düşünmeye başlayacağız. Hepsinin Türkçe karşılıkları olmasına rağmen bunlardan hiçbiri tam olarak dilimize yerleşmemiş.
Yabancı sözcüklerin Türkçenin içinde kullanılması ve giderek bu sözcüklerin kalıplaşması dilimizin yozlaşmasındaki önemli etkenlerden biri. Ayrıca dile yeteri kadar özen gösterilmemesi, yabancı dile olan merak ve yabancı dilde yapılan eğitim de Türkçenin yozlaşmasına ve kirlenmesine sebep olan diğer faktörler. Tüm bu etkilerin altında aslında bizlerin toplum olarak anadilimize yeteri kadar sahip çıkmadığımız gerçeği yatıyor.

Güzel Türkçemiz yani dilimiz yabancı kelimelerin istilası sonucu yozlaşmaya başlamıştır.Bu teşhiste herkes hemfikir.Siyaset adamları,televizyonlardaki konuşmacılar ve kendine aydın ünvanı verenler konuşmalarıyla olumlu yada olumsuz yönde topluma örnek oluyorlar.
Hele hele şu yabancı kelimeler... Önüne gelen sanki müstemlekeymişiz gibi devamlı kamufleden tutun spekülasyon’a,asimilasyon’a,ajitasyon’a daha bu listeyi sayfalarca uzatmak mümkündür, bu tür yabancı kelimeleri kullanarak,sözümona saygıdeğerlik kazanmak için kullanıyor ve kabulleniyor.
Diğer bir tespitte cumhuriyetin başlarından bu yana dil ile oynanmak suretiyle,sürekli nesiller arasında kopukluklar getirilmiş olmasıydı.Önce tasfiye,sonra uydurma modası daha sonra da yabancılaşma...yozlaşma...Düşünün tasfiyecilikte kısırlaşan dil öyle bir hale geldi ki,kelime,hayat ,cümle,gönül,avare,seher idrak,tasviye gibi kelimelerin ilköğretim ve lise ders kitaplarından çıkarılmasıyla öğrenciler tarafından bu tür kelimelerin artık anlaşılamadığını görüyoruz...Bu demektir ki gençler,kültür kaynaklarımızla bundan böyle kolayca bağ kuramıyacak, cumhuriyet öncesi ve sonrası yazılan ve klasik hale gelen roman ve hikayelerimizi anlamıyacaklardır.Cumhuriyet dönemi yazarlarının kitaplarını sadeleştiren zihniyetin dile vurduğu darbeler geçmişteki dünyamızla olan bağı koparma hevesine yönelik değilde nedir?
Böylece az kelime ile düşünen ve konuşan insanlarımız şimdi de yabancı kelimelerle konuşuyor ve yazıyorlar.Bu tür kelimeler iş yeri,dükkan isimleri oldu. Sokaklarımıza ve evlerimize girdi,önleyemedik...Bir millet dilini kaybediyorsa düşünce yeteneğinide kaybediyor demektir.Eskiden bir yabancı terime hemen karşılıkları bulunurdu.Mesela aspiratör yerine havalandırma,kompüter yerine bilgisayar,tenzilat ve iskonto yerine indirim, e-mail yerine ileti gibi daha bir çok sayabileceğimiz anlamlı güzel kulağa hoş gelen
Türkçe karşılıklar bulunuyordu.Fakat yabancı kelimeler teknik araç ve gereçlerle çok büyük bir hızla geliyor ki karşılıklarına kavuşmadan dilimize yerleşiyor.
Dilimize sahip çıkma sadece görevlilerin değil bütün Türk milletinin olmalıdır.Bunu sadece Türk Dil Kurumu,Türk Dili Dergisi,basın yayın organları,yazar ve şairlerimiz ve öğretmenlerimizin de dışında herkesimden kişilerinde görevi olduğunu düşünüyorum.Türk dilini nesiller arasında bütünleştirmeye yönelik çalışmaların yapılması ve herkesimin birbirini anlaması, güzel Türkçemizi doğru kullanması ve Türk yurdunda hakir değil, hakim dil olması için işe en küçük çaba olarak yeni aldığımız köpeklerize Türkçe isimler koymaya davet ediyorum.

fevzi dursun
16.Şubat.2009, 17:50
teşekkür ederim yağız. aslında dil bilmek güzel bir olayda asıl yanlışı bizim has türkçemize yabancı kelimeleri katma çabalarıdır.

16.Şubat.2009, 19:01
Tabiiki Fevzi abi dil bilmek gerçekten çok güzel.Ama dilimizin ürünü olmayan kelimeleri kullanmak yerine bu kelimelerin Türkçelerini kullanmak dilimizi korumak adına yapılabilecek bir çalışmadır.Dil bir millleti millet yapan unsurlardan en önemlisidir.Dilini korumasını bilmeyen milletler elbet birgün yok olacaklardır.

Mustafa ÇİL
16.Şubat.2009, 19:33
teşekkürler gardaşım
dilini bilmeyen milletler elbet bir gün yok olacaklardır

16.Şubat.2009, 22:28
Çok değerli bir konu sürdürülmeli diye düşünüyorum.


Dil demek kültür demektir. Kültürün en önemli öğesidir dil. bütün maddi ve manevi değerlerimiz hep onunla kazınır beynimize.

Eksikliğinde neler mi olur?

1.) Kültür yoklur veya gelişmesi ve kendini yenilemesi çok güçleşir.

2.) Başka baskın dillerin egomanyasına girilir ve millideğerler hızla yok olmaya başlar.

3.)Geçmişimizde kazandığımız ve bizi biz yapan o mirasımız diğer kültürlerin altında ezilmeye mahkum kalır.

4.)Kendi dili olmayan milletler gibi önce kültürsüz sonrada coğrafyasız, topraksız kalırız. Allah korusun

Sami KARATAY
16.Şubat.2009, 23:20
Yağız kardeşim sana katılıyorum,dilimiz ,örf adetlerimiz kısacası benliğimiz....eskiden mahallelimizi bilirdik ya şimdi kapı komşumuzu bilmiyoruz

cemalreis
17.Şubat.2009, 09:20
YAĞIZ KARDEŞ DİLİMİZİ KORUMANIN YOLU TABİKİ MİLİ EĞİTİMDEN GEÇER . BUNUN İÇİDE OMAKAMLARDA TÜRKÇE DÜŞÜNEN TÜRKÇE KONUŞAN VE TÜRKÇE YAŞAYAN BÜYÜKLERİMİZİN OLMASI GEREK DİYE DÜŞÜNÜYORUM.

Mehmet Ardilli
17.Şubat.2009, 09:53
Bu konu gerçekten önemli. Dünya da yıllardır saman altından yürütülen, endişe verici bir savaştır aslın da dil hakimiyeti kurmak. Sömürgeci devletlerin en büyük ayak oyunlarından biridir. Bu konuda sayın Oktay Sinanoğlunun kitaplarını okumanızı öneririm. Özellikle Bay Bay Türkçe kitabın da bukonunun vehamet verici boyutları tüm gerçekliği ile ortaya koyuluyor. Saygılar.

Yusuf
17.Şubat.2009, 17:21
Arkadaşlar ben bır örnek vermek istiyorum
İngiliz bir aktör var Sir Lawrance Olivier, Sir(Sör) ünvanı almış bir aktör İngiltere de Sir ünvanı
almak için birkaç nesil öncesi araştırılır eğer bir asilzade ise bu ünvan verilir Lawrence Olivier in
babası ise bir bina görevlisidir bizdeki karşılığı Kapıcı (küçümsemek için söylemiyorum) Lawrence
Olivier in Sir ünvanı almasının sebebi filmlerinde İngilizce yi çok düzgün kullanmasıdır ya biz
Öztürk Serengil i filmlerinde Türkçe yi katlederek kullandığı için zengin ettik.

17.Şubat.2009, 20:28
Aslında dilimiz o kadar zengin ki.çoğumuz bunun farkında bile değiliz.günlük kullandığımız kelime sayısı yüzü geçmiyor.bunu altında da kitap okumamak yatıyor

hamza ercan
24.Şubat.2009, 15:09
Yağız kardeşim bende bu konu nezaman açılacak diye bekliyordum.İşlerimin yoğunluğu nedeniyle uzun zamandır aranızda olamadım.Bu konu çok önemli lütfen köpeklerimize türkçe isimler koyalım.Yağız kardeşim bu konuyu açtığın için teşekkür ederim.Antalyadan selamlar.

24.Şubat.2009, 15:18
yerinde birkonu eline sağlık

24.Şubat.2009, 15:22
Kudret Bey ve Mehmet Bey, rica ederim.

cemalreis
24.Şubat.2009, 15:36
SAYIN AVKOLİKCİLER BUGÜN MECLİSTE OLANLARI DUYDUNUZ HER HALDE BÖLÜCÜLERİ NEFRETLE KINIYOR TÜRKÇEMİZE SAHİP ÇIKALIM DİYORUM.

erguntank
24.Şubat.2009, 15:38
Bu konuya uygun olacağını düşündüm bir şiir


Karamanoğullarının üçüncü hükümdarı Karamanoğlu Mehmet Bey, milletolarak yaşamanın ilk şartı olarak, dil birliğinin sağlanmasıgerektiğine inanıyordu. Kendi dilini ve kültürünü hor görüp başkakültürlere özenenlere karşıydı. 1277 yılında yayınladığı fermanlaTürkçe den başka bir dil konuşulmasını yasakladı.
Yediasır önce Türkçe ye verilen değeri günümüzde görememek aşağıdaokuyacağınız şiirdeki gibi sizlerinde yüreğini sızlatıyorsa artıkdilimize sahip çıkmanın zamanı gelmiş demektir.


ARIYORUM

Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

Bir ferman yayımlamıştı;
Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste, meydanda
Türkçeden başka dil konuşulmaya diye,
Hatırlayanınız var mı?

Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı köyü, şehri
Fermana uyanınız var mı?

Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey,
Hanımağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?

Dükkânın store, bakkalın market, torbasının poşet,
Mağazanın süper, hiper, gros market,
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?


İlân tahtasının billboard, sayı tabelâsının skorboard,
Bilgi alışının birifing, bildirgenin deklârasyon,
Merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde wellcome,
Çıkışında, good-bye okuyanınız var mı?

Korumanın, muhafızın body-guard,
Sanat ve meslek pirlerinin, duayen,
İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?

Seki�nin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?

İş hanımızı plâza, bedestenimizi galleria,
Sergi yerlerimizi center room, show room,
Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?

Yol üstü lokantamızın fast-food,
Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde,
Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?


İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı?


Mesireyi, kır gezintisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag,
Pekâlayı, oluru okey diye söyleyeniniz var mı?


Çarpıcı, önemli haberler flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?


Vırvırık dağının tepesindeki köyde,
Cafe-show levhasının altında,
Acının da acısı, nes-kaaave içeniniz var mı?


Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı?


Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik.
Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?

Karamanoğlu Mehmet Bey i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı....
Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?

Yusuf YANÇ