15.Mart.2009, 20:27
Avcılar yıllardır bu düstur ile haraket ettiler.
RASTGELE..
İçgüdüsel bir davranış biçimi olan avcılık, insanın var oldugu günden itibaren günümüze kadar gelmiştir.
Bu sürec, insan var oldugu sürece devam edecektir.
Avcı, doga ile dogrudan ilişki kuran, yaban hayatından dogrudan faydalanan tarihteki ilk çevreci ve korumacıdır.
Avcı, bu değerlerin farkına varan, çevre ve yaban hayatını olumsuz etkileyen faktörlerin sancısını anlayan ve en derinden hisseden kimliktir.
Avcılık, insanın var olduğu günden bugüne kadar süregelen en köklü yaşam biçimlerinin başında yer almaktadır.
Sanatın insan hayatında ilk oluşumu ve yansıması avcılık ile olmuştur. Mağara duvarlarına kazınan ilk av figürlerinden günümüze kadar gelen sanat değeri taşıyan bütün çalışmalara ışık tutmuştur.
Bu bağlamda ortaya çıkan başka bir gerçekte, insanın ilk sosyal ilişkilerini ortaya koyan oluşumdur avcılık. İnsanoğlu avlanma esnasında sosyal ilişkide bulunmuş ve planlamalar yaparkende zekasını geliştirmek için çabalarını ortaya koymuştur.
Bilimsel çalışmalar yapılarak, anti-sosyal insanlar avcılık ile rehabilite edilmişlerdir.
Çünkü avcılık, insanın doğada kendi başına zekası, duyguları ve fiziği ile mücadele ederek sonuca ulaşmasıdır.
İnsanın, en eski yaşamsal uğraşısının yaratmış olduğu kendine ait degerleri vardır.
Etiktir, sosyaldir, planlamacıdır ve kendine ait bir kültürü vardır.
Avlanma temel içgüdüsü ruhumuzla birleşerek bir sevdaya dönüşür ve buradan geri dönüş yoktur.
Av, bizim doğaya nasıl aşık olduğumuzun simgesidir.
Avlanmak ise yaşamın anlamı ve ruhsal bir tecrübedir.
Artık günümüzde avcılık kamuda farklı görüşlerle değerlendirilmekte ve avcılığın kabul edilebilirliği çeşitli şekillerde nitelenmekte ve sorgulanmaktadır.
Biz avcılar bu karşı duruşlara saygı duyuyor ve özveri ile karşılıyoruz.
Ekosistemin ayrılmaz bir parçası olan avcılar kendi kültürel, sosyal oluşumlarını ortaya koyarak planlayıcı, üretici ve koruyucu olmalıdırlar.
Sürdürülebilir bir yaban hayatı için bu gereklidir.
Sevelim veya sevmeyelim, kendi duygu ve düşüncelerimizi iyice araştırmalı ve dataylı bir şekilde irdelemeliyiz, geleceğimiz için bunu yapmak durumundayız.
Biz bu degerlerimizi ortaya koyarken toplumun diger kesimleri de, çevre ve doğaya olan saygınlığını yitirmeden, popilist yaklaşımlardan uzak, daha köklü ve bilimsel çalışmalar yaparak reel pozitif degerler üretip pozitif sonuclara ulaşmak zorundadırlar.
Avcılık, doğru zamanda doğru yerde yapılan bir hasat işlemidir.
Avcılık, bir sevdadır, tutkudur ve yaşam biçimidir vazgeçilemez.
RASTGELE..
RASTGELE..
İçgüdüsel bir davranış biçimi olan avcılık, insanın var oldugu günden itibaren günümüze kadar gelmiştir.
Bu sürec, insan var oldugu sürece devam edecektir.
Avcı, doga ile dogrudan ilişki kuran, yaban hayatından dogrudan faydalanan tarihteki ilk çevreci ve korumacıdır.
Avcı, bu değerlerin farkına varan, çevre ve yaban hayatını olumsuz etkileyen faktörlerin sancısını anlayan ve en derinden hisseden kimliktir.
Avcılık, insanın var olduğu günden bugüne kadar süregelen en köklü yaşam biçimlerinin başında yer almaktadır.
Sanatın insan hayatında ilk oluşumu ve yansıması avcılık ile olmuştur. Mağara duvarlarına kazınan ilk av figürlerinden günümüze kadar gelen sanat değeri taşıyan bütün çalışmalara ışık tutmuştur.
Bu bağlamda ortaya çıkan başka bir gerçekte, insanın ilk sosyal ilişkilerini ortaya koyan oluşumdur avcılık. İnsanoğlu avlanma esnasında sosyal ilişkide bulunmuş ve planlamalar yaparkende zekasını geliştirmek için çabalarını ortaya koymuştur.
Bilimsel çalışmalar yapılarak, anti-sosyal insanlar avcılık ile rehabilite edilmişlerdir.
Çünkü avcılık, insanın doğada kendi başına zekası, duyguları ve fiziği ile mücadele ederek sonuca ulaşmasıdır.
İnsanın, en eski yaşamsal uğraşısının yaratmış olduğu kendine ait degerleri vardır.
Etiktir, sosyaldir, planlamacıdır ve kendine ait bir kültürü vardır.
Avlanma temel içgüdüsü ruhumuzla birleşerek bir sevdaya dönüşür ve buradan geri dönüş yoktur.
Av, bizim doğaya nasıl aşık olduğumuzun simgesidir.
Avlanmak ise yaşamın anlamı ve ruhsal bir tecrübedir.
Artık günümüzde avcılık kamuda farklı görüşlerle değerlendirilmekte ve avcılığın kabul edilebilirliği çeşitli şekillerde nitelenmekte ve sorgulanmaktadır.
Biz avcılar bu karşı duruşlara saygı duyuyor ve özveri ile karşılıyoruz.
Ekosistemin ayrılmaz bir parçası olan avcılar kendi kültürel, sosyal oluşumlarını ortaya koyarak planlayıcı, üretici ve koruyucu olmalıdırlar.
Sürdürülebilir bir yaban hayatı için bu gereklidir.
Sevelim veya sevmeyelim, kendi duygu ve düşüncelerimizi iyice araştırmalı ve dataylı bir şekilde irdelemeliyiz, geleceğimiz için bunu yapmak durumundayız.
Biz bu degerlerimizi ortaya koyarken toplumun diger kesimleri de, çevre ve doğaya olan saygınlığını yitirmeden, popilist yaklaşımlardan uzak, daha köklü ve bilimsel çalışmalar yaparak reel pozitif degerler üretip pozitif sonuclara ulaşmak zorundadırlar.
Avcılık, doğru zamanda doğru yerde yapılan bir hasat işlemidir.
Avcılık, bir sevdadır, tutkudur ve yaşam biçimidir vazgeçilemez.
RASTGELE..