Mehmet Ardilli
22.Nisan.2009, 14:57
BİR GARİPLİK VAR
Bir garip hikâyeydi, bir garibin hikâyesi
Neresiydi, kimdi, kiminleydi, bilinmeliydi
Ne coğrafya, ne matematik, değildi
Ama dersti benim için, yaşam dersiydi
Yaşam adında keçiboynuzu tadında
Bazen ballı çoğunlukla samanlı bir tat
Martılardan umut dikenlerden yol tutup
Günlerden bir gün şans dönmeliydi
Kocaman dağlar aşmış memleketten kaçmış
Gurbete sarılmış gıybete itibar etmemişti
Yaşlıydı şimdi, oysa çocukluk ilmek ilmekti
Uzaktı, uzaklardaydı gözleri kimi beklemekteydi
Amansızdı insanlar, umursamazdı, dönüp bakmazlardı
O bilse de bunları çaresizdi muhtaçtı ve açtı
Neydi küsmeden dertlendiren ve sürükleyen
Kimdi terk edilmişliğin altında onu ezen
Sokulsam söylermiydi, anlatırmıydı derdini
Tek başına yaşlı adam, hüzün dolu gözleri
Uzaklardan gelmiş belli, bir garip hali
Ben küçük çocuk, sevmiştim yaşlı adamı
Kaymaklı püsküvüt uzattım almadı, gülümsedi
Onunda varmış torunları, bakmamış evlatları
Sanatkârmış genç iken kunduracı ustası
Nineyi kaybetmiş, sevdasını gömmemiş
Ve doğruyu savunmuş hep, haram yememiş
Ha bugün, ha yarın bakmış ölmemiş
Bir umut kalkmış buralara gelmiş
Eskiden varlıklıymış, evlatları yemiş
Küçük yüreğim dayanmaz, yaşlarım durmaz
Bu iş yaşa başa bakmaz, bumudur insanlık
Hürmet, kadir kıymet, değer bilmek
Bumudur gönül fukaralığı ve vicdansızlık
Dede baba olmak ve böyle ödül almak
Buruşuk yüzü boncuk gözlerinde tebessüm
Cahillik işte serzenişleri ve affedişiymiş
Mükâfatı varmış çalışmanın, alırmış
Boyacılık yapar doyururmuş karnını
Çekmezmiş kimsenin kahrını
Yalnızmış olsun, gurbetmiş olsun
Bu garip hikâyeler varmış hayatta
Ya da gariplerin hikâyeleri varmış
Ben küçük çocuk, bir de BÜYÜKLER varmış.
Mehmet ARDİLLİ
Bir garip hikâyeydi, bir garibin hikâyesi
Neresiydi, kimdi, kiminleydi, bilinmeliydi
Ne coğrafya, ne matematik, değildi
Ama dersti benim için, yaşam dersiydi
Yaşam adında keçiboynuzu tadında
Bazen ballı çoğunlukla samanlı bir tat
Martılardan umut dikenlerden yol tutup
Günlerden bir gün şans dönmeliydi
Kocaman dağlar aşmış memleketten kaçmış
Gurbete sarılmış gıybete itibar etmemişti
Yaşlıydı şimdi, oysa çocukluk ilmek ilmekti
Uzaktı, uzaklardaydı gözleri kimi beklemekteydi
Amansızdı insanlar, umursamazdı, dönüp bakmazlardı
O bilse de bunları çaresizdi muhtaçtı ve açtı
Neydi küsmeden dertlendiren ve sürükleyen
Kimdi terk edilmişliğin altında onu ezen
Sokulsam söylermiydi, anlatırmıydı derdini
Tek başına yaşlı adam, hüzün dolu gözleri
Uzaklardan gelmiş belli, bir garip hali
Ben küçük çocuk, sevmiştim yaşlı adamı
Kaymaklı püsküvüt uzattım almadı, gülümsedi
Onunda varmış torunları, bakmamış evlatları
Sanatkârmış genç iken kunduracı ustası
Nineyi kaybetmiş, sevdasını gömmemiş
Ve doğruyu savunmuş hep, haram yememiş
Ha bugün, ha yarın bakmış ölmemiş
Bir umut kalkmış buralara gelmiş
Eskiden varlıklıymış, evlatları yemiş
Küçük yüreğim dayanmaz, yaşlarım durmaz
Bu iş yaşa başa bakmaz, bumudur insanlık
Hürmet, kadir kıymet, değer bilmek
Bumudur gönül fukaralığı ve vicdansızlık
Dede baba olmak ve böyle ödül almak
Buruşuk yüzü boncuk gözlerinde tebessüm
Cahillik işte serzenişleri ve affedişiymiş
Mükâfatı varmış çalışmanın, alırmış
Boyacılık yapar doyururmuş karnını
Çekmezmiş kimsenin kahrını
Yalnızmış olsun, gurbetmiş olsun
Bu garip hikâyeler varmış hayatta
Ya da gariplerin hikâyeleri varmış
Ben küçük çocuk, bir de BÜYÜKLER varmış.
Mehmet ARDİLLİ