PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kudüs'teki-Mübarek-Taş



Yusuf
08.Mayıs.2009, 19:03
http://photos-c.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs028.snc1/4286_76713884329_54480819329_1633538_2970654_n.jpg

Peygamber Efendimizin (s.a.v) Miraca çıktığı gece ona yardımcı olan ve Peygamberimizin (s.a.v) "dur" buyurması üzere görüldüğü gibi kalan İbretlik ve Mübarek taş..

fevzi dursun
08.Mayıs.2009, 19:13
allah razı olsun yusuf kardeşim. çok güzel bir paylaşım olmuş, hayretler içinde izledim.

08.Mayıs.2009, 19:31
varlığını duymuştum ama görmek bu güne nasipmiş. sağolasın yusuf abi. ben yahudilerin , havada kalmasını örtbas etmek için altını başka taşlarla doldurup altına bir kaide yaptıklarını duymuştum ama ne kadar doğru bilmiyorum.

08.Mayıs.2009, 19:47
ALLAHU EKBER

Mehmet Ardilli
09.Mayıs.2009, 07:49
Bilim adamları kafayı yiyodur bunu görünce http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/cheesy.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/cheesy.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/cheesy.gif

Hala neyi tartışıyolar, cahil olmak çok fena be, ALLAH affetsin.

unforgiven
09.Mayıs.2009, 09:05
Allahu Ekber ve lillahil hamd... Yusuf abi eline emeğine sağlık...

Saygılarımla...

Mesut BÜLBÜL
09.Mayıs.2009, 13:34
yusuf kardeşim ellerine sağlık diyorum bunu duymuştumda görmemiştim hayran kaldım ellerine vede emeklerine sağlıok

cemalreis
09.Mayıs.2009, 20:06
YUSUFUM ALLAHRAZI OLSUN.

http://www.artislamic.com/3dd/f-21.jpg

4x4cemal
10.Mayıs.2009, 10:41
Arkadaşlar yukardaki fotoğrafın gerçekle alakası yok, foto montaj la yapılmıştır, olay doğrudur muallak taşı Kudüste bulunan kubbet_üs sahra nın içerisinde, yani kapalı bi alan içerisinde bulunmaktadır, muallakta yani boşta durduğunuda görülmemesi için altının beslendiğini duyduk, Mirac mucizesinin delili o taştan ziyade Peygamber Efendimizin anlattıkları ve namazdır, Yusuf kardeşin halis niyetini tebrik etmek gerekir.
Hacer_i Muallak
Kubbet-üs Sahra'nın içinde "Asılı Duran Taş" anlamına gelen Hacer-i Muallâk taşı bulunmaktadır. Hz. Peygamber (sav)'in Miraç'a çıktığı kabul edilen kaya işte burasıdır. Bu kayanın en geniş yeri 18 metre, en dar yeri ise 13.5 metredir. Bu kayanın içine on bir basamak merdivenle inilebilmektedir. Kayanın iç kısmı yaklaşık 1.5 metre yüksekliğinde ve 4.5 metre x 4.5 metre boyutlarında boş bir mekandır. İçeriden tavana bakıldığında havada asılı izlenimi verir, bundan dolayı Hacer-i Muallâk olarak anılmaktadır.
.

30.Mayıs.2010, 13:32
http://www.harunyahya.net/img/ed.gif
http://www.harunyahya.net/images/Article/mescid-i_aksa_ve_kubbet-us_sahra_tr.jpgHarem-i Şerif; Mescid-i Aksa, Kubbet-üs Sahra, Ruhlar Kuyusu, türbe, sebil gibi dini amaçla yapılmış yapıları içine alan, yaklaşık 150 dönüm büyüklüğünde bir arazi üzerine dağılmış binalardan oluşan kutsal bir mekandır. Günümüzde birçok kişi tarafından Mescid-i Aksa olduğu sanılan yapı ise, aslında gerçek Mescid-i Aksa'nın hemen yakınında yer alan Kubbet-üs Sahra'dır.

Mescid-i Aksa

Aksa kelimesi "en uzak" anlamındadır. Mescid-i Aksa da Mekke'ye olan uzaklığından dolayı böyle adlandırılmıştır. Yani, "en uzak mescid" demektir. Harem-i Şerif yapılarının içerisinde Hz. Süleyman mabedinden kalan batı duvarına bitişik olan dörtgen şeklindeki bu cami, M.S. 638 yılında Hz. Ömer (r.a) döneminde Kudüs fethedildikten sonra inşa edilmiştir. Mescid-i Aksa daha sonra Emevi halifelerinden Abdülmelik bin Mervan zamanında genişletilmiştir.

Kubbet-üs Sahra

Bugün pek çok kimse tarafından Mescid-i Aksa zannedilen üstü altın kaplı, sekiz köşeli yer aslında Kubbet-üs Sahra adlı yapıdır. Bir dönem Kubbet-üs Sahra'yı ele geçiren Haçlılar, burayı kiliseye çevirmişlerdir. Daha sonra Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü fethettikten sonra burayı kilise olmaktan çıkararak, cami olarak ziyarete açmıştır. Bugünkü görünümüne ise Osmanlı padişahları tarafından birçok kez yapılan tamirat ve eklemelerle kavuşturulmuştur.

Ayrıca Kudüs'te Hz. Ömer Camii ismiyle bilinen bir mescit vardır ve Kubbet-üs Sahra da genellikle bu mescid ile karıştırılır. Oysaki bu mescit, Harem-i Şerif'in dışında, 500 metre daha batıda yer almaktadır.

Hacer-i Muallak

Kubbet-üs Sahra'nın içinde "Asılı Duran Taş" anlamına gelen Hacer-i Muallak taşı bulunmaktadır. Hz. Peygamber (sav)'in Miraç'a çıktığı kabul edilen kaya işte burasıdır. Bu kayanın en geniş yeri 18 metre, en dar yeri ise 13.5 metredir. Bu kayanın içine on bir basamak merdivenle inilebilmektedir. Kayanın iç kısmı yaklaşık 1.5 metre yüksekliğinde ve 4.5 metre x 4.5 metre boyutlarında boş bir mekandır. İçeriden tavana bakıldığında havada asılı izlenimi verir, bundan dolayı Hacer-i Muallak olarak anılmaktadır.

Üç İlahi Dinin Merkezi

Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah Yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir. (İsra Suresi,1)

Yukarıdaki ayette bildirildiği üzere Yüce Rabbimiz, Hz. Muhammed (sav)'i Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa`ya getirmiştir. Tarihi kaynaklara ve İslam alimlerinin yorumlarına göre hicretten yaklaşık bir yıl önce Recep ayının 27. gecesi gerçekleşen bu olay, İslam tarihinin en önemli olaylarından biridir. Tarihi kaynaklarda Hz. Muhammed (sav)'in, Mescid-i Aksa'ya geldikten sonra Kubbet-üs Sahra'nın içindeki Hacer-i Muallak isimli yerin üzerinden Miraç'a yükseldiği bildirilmektedir.

Yahudilerce, bu bölgede bir zamanlar Hz. Süleyman'ın mabedinin bulunduğu varsayıldığından, bu bölge onlar için de kutsal kabul edilmektedir. Hatta bu mabet Kubbet-üs Sahra'nın altındaki Hacer-i Muallak isimli kayanın üzerine kurulu olduğu için, bu kaya ve onun bulunduğu yer Yahudiler için yeryüzündeki en kutsal mekan kabul edilmektedir.

Ayrıca bu bölge, Hıristiyanlar tarafından da kutsal olarak kabul edilir. Çünkü Hz. İsa (a.s) Allah'ın kutlu bir peygamberi olarak bu bölgede tebliğ vazifesini yerine getirmiştir. Hıristiyanlara ait birçok kilise ve dini yapı da yine bu bölgede bulunmaktadır.

Kudüs'te Osmanlı Hoşgörüsü

Osmanlı İmparatorluğu'nun, hakimiyeti boyunca ırk, dil, din ayrımı gözetmeksizin hoşgörülü ve adaletli bir politika izlediği herkes tarafından bilinmektedir. Kudüs'ün Osmanlı idaresine alınmasından sonra, Osmanlı'nın adalet ve hoşgörüsü bu bölgede de yayılmaya başlamıştır. Bu mekanların üç İlahi dine göre kutsal olduğunu göz önünde bulunduran padişahlar, hakimiyetleri altında bulunan insanlara saygı ve şefkatlerinin bir göstergesi olarak, Kudüs'ün Şam kapısındaki kale duvarındaki kitabeye "Allah'tan başka İlah yoktur ve Hz. İbrahim de O'nun dostudur" ifadesini yazdırmışlardır. Üç dinin ortak peygamberinin ismi yazan ve Osmanlı'nın hoşgörüsünü gösteren bu durum, her dönem olduğu gibi o dönemde de dinlerin birbirlerine olan sevgisi ve ortak noktalarını vurgulaması açısından önemlidir. Bugün de Osmanlı'nın bu adaleti ve hoşgörüsü devam ettirilmeli ve mevcut sorunlara ortak bir kelime etrafında çözüm aranmalıdır.

Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 03. sayı (http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Publish&Journal=İlmi) (Eylül 2004) 16. sayfada yayınlanmıştır.

harunyahya.net'ten alıntıdır.Merak edenler bakabilir...
http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/3360

30.Mayıs.2010, 13:42
Çok güzel bir paylaşım allahın varlığına birliğine inanmamak elde değil

Birol YAY
30.Mayıs.2010, 14:13
Güzel Paylaşım İçin Sağol Araştırıp Doğru Bilgilendiren Arkadaşlarada TEŞEKKÜR Ederim.