PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Mayonez Kavanozu ve 2 fincan kahve



14.Mayıs.2009, 08:11
Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 Fincan Kahveyi hatırlayınız!
http://i0905.hizliresim.com/2009/5/13/665.jpg
Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu ile derse gelir.
Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler,
Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.
Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur.
Öğrenciler gülerler!
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' diyerek;
Ben 'bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım 'der.

Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.
O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs.
Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.
'Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız...' diye, anlatmaya devam eder, 'çakıl taşlarına Ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir.
Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. .

Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin.
Sağlığınıza dikkat edin.
Sevgilinizle yemeğe çıkın.
Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın.
Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.
Gerisi hep kumdur.
Bu ara Bir öğrenci sorar;
'Peki, o iki fincan kahve nedir?'
Profesör gülerek:

'Bu soruyu bekliyordum, hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır !!!

14.Mayıs.2009, 08:19
Ders Çıkarılacak Bir Hikaye...

Bir gün Avrupa'nin ünlü sanat merkezi kentlerinden birinde gezen çocugun biri bir vitrinde çok hos bir tablo görür. Tablo bedeli oldukça pahalıdır.
Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin dogum gününe
almayi ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdigi tüm para ile magazaya gider.Sanslıdir tablo hala satılmamıstır. İçeri girer ve tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve...
"Abimin dogum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm paramda bukadar" der.
Ressam bir süre düsündükten sonra. Resmi paketler ve resmi satar. Çocuk paketini alır ve tesekkür ederek çıkar.
Magazada adamın arkadasları da vardır ve saskın saskın
sorarlar: "Sen ne yaptın o resmin degeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar cüzi bir rakama sattın?"
Adam cevap verir:
"Evet
Ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak
tüm servetini bu resme verecek kaç kisi bulabilirdim?..."
"Günümüzde insanlar her seyin fiyatini iyi biliyor; fakat hiçbir
seyin degerini bilmiyorlar." malesef...

Recep DÖNMEZ
14.Mayıs.2009, 08:23
Serkan kardeş!!!! teşekkürler....
Gerçekten çok anlamlı,çok düşündürücü ve de çok önemsenmesi
gereken bir paylaşım.....
Paylaşımlarının devamını bekliyoruz....
Saygılar......

14.Mayıs.2009, 08:28
Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: 'Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?' Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. 'O zaman' der öğretmen. 'Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin' öğrenciler bunu da yaparlar.
Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!Öğrenciler, bu işten pek bir şey anlamamışlardır.
Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen: 'Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.' Bazı öğrenciler torbalarına üçer beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine 'Peki şimdi ne olacak?' der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar: 'Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde, hep yanınızda olacaklar.'
Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar: 'Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.' 'Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk?'
Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir: 'Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.

14.Mayıs.2009, 08:37
Okyanusun dibinde yatan bir istiridye, su üzerinden
Akıp geçsin diye,
Kabuğunu açmış. Su içinden geçerken, solungaçları
Yiyecek toplayıp
Midesine gönderiyormuş. Aniden, yakınındaki bir balık,
Bir kuyruk darbesiyle
Kum ve çamur fırtınası yaratmış. İstiridye de kumdan
Nefret edermiş;
Zira kum öylesine pürüzlüymüş ki kabuğunun içine
Kaçarsa son derece
Rahatsız olurmuş. İstiridye derhal kabuğunu kapamış
Ama çok geç kalmış;
Sert ve pürüzlü bir kum taneciği içeri girip, iç
Derisi ile kabuğun arasına
Yerleşmiş.
Kum tanesi istiridyeyi ne çok rahatsız ediyormuş.
Ama, kabuğunun içini kaplaması için kendine verilmiş
Olan salgı hücresini
Hemen çalıştırarak, minik kum tanesinin üstünü
Kaplamaya başlamış;
Ta ki, nefis, parlak ve düzgün bir örtü oluşana
Kadar...

İstiridye, yıllar yılı, minik kum taneciğinin üstüne
Katlar eklemeye devam
Etmiş
Ve sonunda müthiş güzel, parlak ve son derece değerli
Bir inci oluşmuş. Karsı karsıya olduğumuz problemler
Bu kum taneciğine benzer,
Bizi rahatsız ederler ve niye bize bu derece eziyet
Çektirip
Asabileştirdiklerine şaşarız;
Fakat ; ... Azmin getirdiği cesaret ve kuvvetle,
Sorunlarımızın ve zayıflıklarımızın
Üstesinden geliriz. ...daha alçakgönüllü,
İsteklerimizde daha ısrarlı, çevremizdekilere daha
Yakin,
Daha akilli ve sorunlarımıza karsı daha dayanıklı hale
Geliriz. ...gizli gücümüzle, yaşamımızdaki pürüzlü kum
Taneciklerini,
Bize kuvvet veren ümit ve ilham kaynağı olan değerli
İncilere
Dönüştürürüz....

Ümitsiz olmayın
Ümit siz olun....

14.Mayıs.2009, 09:16
Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. - 'Tadı nasıl?' diye soran yaşlı adama öfkeyle: - 'Acı' diye cevap verdi. Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu: - 'Tadı nasıl?' 'Ferahlatıcı' diye cevap verdi genç çırak. - 'Tuzun tadını aldın mı?' diye sordu yaşlı adam, 'Hayır' diye cevapladı çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi: - 'Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.'

çetin ekren
14.Mayıs.2009, 09:27
http://www.avkolik.net/forum/richedit/smileys/YahooIM/57.gif http://www.avkolik.net/forum/richedit/smileys/YahooIM/41.gif http://www.avkolik.net/forum/richedit/smileys/YahooIM/41.gif

Mehmet Ardilli
14.Mayıs.2009, 09:42
Ağzına sağlık canım kardeşim, bu güzel paylaşımların için:))

14.Mayıs.2009, 12:13
http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gif