Giriş

Orijinalini görmek için tıklayınız : HER YIL NEDEN KUŞLAR GÖÇ EDER!!!



çetin ekren
11.Haziran.2009, 08:37
Göçün nedeni

Kuşların bir kısmı, niçin ölüm pahasına uzun göçlere girişirler? Niçin diğer kuşlar gibi, göçmen kuşlar da yurtlarında kalıcı değildir? Bunları göçe zorlayan nedir? Soğuktan kaçmak ve besin bulmak için mi? Bu, ancak birçok sebebin bir kısmı sayılabilir. Çünkü birçoğu, gerekli besin ve elverişli iklim şartlarından çok daha fazla yolculuk yaparlar. Bazı türler de havaların soğuması ve besin azlığının baş göstermesinden önce güneye inerler. Her göçmen kuş türü göç vaktinin geldiğini nasıl anlar? Kuşlarda göç isteğini uyandıran ve onları direnmeksizin yola çıkmaya zorlayan biyolojik saat nasıl çalışır? Hareket saati ne zaman çalar? Gidecekleri yeri nasıl bilir ve vardıklarında nasıl tanırlar? Yanılmadan yollarını nasıl bulur, hedeflerinin yönüne doğru nasıl uçar veya yüzerler?
Kuşlar hava kirliliğinden,pil atıklarından,besin azlığından,iklim tiplerinden dolayı göç ederler.Bütün bu sorulara tatminkar cevap bulmak oldukça güçtür. Bilim adamları son yıllarda göçlerle ilgili kıymetli bilgiler elde ettiler. Bununla beraber halen çözüm bekleyen sayısız bilmece mevcuttur. Ancak aşikare olarak görülen şudur ki; göçmen kuşlar yerleşik olanlardan ayrı bir bünyeye sahiptir. Birçok yön bulma yetenekleri ile birlikte doğarlar. İlkbahar ve sonbaharda günlerin uzayıp kısalmasıyla gün ışığına bağlı olarak göçmen kuşların hipofiz ve epifiz bezlerinin hormon salgısı değişmeye başlar. Hormon uyarısıyla bünyelerinde, önüne geçilmez bir göç isteği belirir. Yapılan incelemeler neticesinde, gün aydınlığı süresinin değişmesine bağlı olarak kuşların eşeylik organlarının (erbezi ve yumurtalıkların) büyüyüp küçüldüğü tesbit edilmiştir.

William Rowan aynı türden iki kuş grubunu sert Kanada kışında ayrı kafeslere yerleştirerek farklı ışık periyotlarına tabi tuttu. Bu deneyle fotoperyodizmin (ışık sürelerinin) kuşlardaki etkisini gözledi. Normal gün ışığına maruz bırakılan birinci grubun vücutlarında görünür bir değişim olmadı. Işık periyodu arttırılan diğer kafes kuşlarının ise eşeylilik organları ve kanatları ilkbahar mevsiminde olduğu gibi büyüdü. Her iki grup da serbest bırakıldığında, ikinci grubun hazırlıksız bir göç girişimine kalkıştığı tesbit edildi.

Kuşların, göçü etkileyen fotoperyodizme paralel olarak vücutlarında yağ birikiminden başka, yön bulma yetenekleri, yerin manyetik alanına, havanın barometrik basıncına, polarize ve ultraviole ışınlarına, frekansı çok düşük seslere ve kokuya olan duyarlılıkları da onları son model cihazlarla donatılmış bir pilottan üstün kılar. Vakti geldiğinde bünyelerinde göç saati çalar. Programlanmış en modern kompütürlerden daha karmaşık olan bu varlıklar itirazsız göç emrine boyun eğerler. Eski yerlerine döndüklerinde, çoğu zaman ayrıldıkları ağaca, hatta uçuşa kalktıkları aynı dala konarlar.
Bütün göçmen türler, her yıl aynı zamanda göç etmezler. Bazan hava durumu sebebiyle hareketlerini değiştirebilirler. Fakat San Juan Capistrona kırlangıçları gibi bazıları da her yıl göçmen bir biçimde aynı günler içinde göç yerlerine gidip gelirler. Umumi olarak gece uçarlar. Gündüz yiyecek bulmak için avlanırlar.

Kuzey kutbundan kalkan bir kuşun, elinde bir harita ve pusulası varmış gibi yüzlerce kilometre ötede hedefine varması ve vakti gelince tekrar aynı noktaya dönüşünü izah etmek oldukça güçtür. Hele, yeni yumurtadan çıkan yavruların, uçmayı öğrendikten hemen sonra, hiç bilmedikleri ana ocağına tek başına dönmeleri son derece şaşırtıcı bir olaydır. Tek bir rota üzerinden uçmaları ve kendilerinden bir önceki neslin yaşadıkları topraklara konmaları fevkalade bir yön bulma tekniğinin varlığını gösterir.

Uzun zaman, göçmen kuşların yollarını, coğrafi işaretlere göre buldukları zannediliyordu. Gerçekten de gündüz uçan birçokları deniz kıyılarından, vadi yataklarından, dağ silsilelerinden ve kıyılardan giderler. Bunları yol bulma işareti olarak kullanırlar.
Ancak kuşlar yollarını yalnız bu tip coğrafi işaretlerle tayin etselerdi, gece yol alanlar hedeflerine varamazdı. Çok uzak yerlerden salıverilenler de şaşkına dönerdi. Birkaç yıl önce Pasifik'ten geçen uçaklar için tehlikeli olmaya başlayan albatrosların bir kısmı, yakalanarak Filipinler'e nakledildi. 2560 kilometre mesafeden bir ay içinde geri döndüler. Diğer bir kısmı ise, tam aksi istikamete doğru götürüldü. Bu kuşlar da, bir günde 200 kilometre mesafe uçarak 10 gün içinde hiç bilmedikleri yollardan geçerek asıl bölgelerine geri geldiler.

Belki de en esrarlı mesele kuşların şaşırmadan, binlerce kilometre, hiçbir nirengi (işaret) noktası, yön alacak yeri olmadan yönlerini nasıl bulduğudur.
Bunu nasıl yapıyorlar? Eskiden ornitologlar (kuş uzmanları) kuşların rüzgarlarla, dünyanın manyetik alanıyla veya koriolis tesiriyle (dünyanın ekseni etrafında dönmesinden kuzey yarımkürede hava akımlarının sağa, güneyde sola sapma göstermesi) yönlerini bulduklarını iddia ederlerdi. Yine eskiden genç kuşların yaşlıları takip ettiğini zannederlerdi. Ancak Frank Bellrose'nin yapmış olduğu araştırmaya göre, bu fikirler geçersiz kabul edildi. Mesela, güneye doğru göç etmekte olan mavi kanatlı ördek kuşlarından bir grubu yakalanarak işaretlendi. Yetişkinleri hemen salıverildi. Gençler, yaşlılar güneye iyice yaklaştıktan sonra bırakıldı. Güneye ve göç edilecek sahaya daha önce hiç uçmamış genç kuşlar, aynı yollardan geçerek aynı yere vardılar. Gittikleri istikametten o kadar emindiler ki, genç olduklarından yaşlılardan daha hızlı gittiler. Bu kuşlar, yaşlı kuşları değil, bünyelerinde doğuştan mevcut olan yön bulma sistemini takip ettiler.

Başka bir deneyde bir grup dalgıç kuşu İngiltere'deki Stokholm Adasından alınarak Venedik'ten salıverildi. Bu kuşlar karalardan geçmeyi sevmedikleri halde Alp Dağlarını aşarak Fransa üzerinden İngiltere'deki yuvalarına vardılar. Yapılan bu tip araştırmalar göçmen kuşların yollarını tayin ederken biyolojik pusulalarına destek olarak yeryüzü şekillerinden ve güneşten de istifade ettiklerini ortaya koydu.
Son senelerde Almanya'da yapılan araştırmalar, göçmen kuşların daha yumurtadan çıkar çıkmaz, ne zaman, nasıl ve hangi yol üzerinden göç edeceklerini, nerede durup dinleneceklerini ve nereye ineceklerini önceden bildiklerini ortaya çıkardı. Araştırma ekibinden Peter Berthold Almanya'dan Ekvator Afrikası'na göç eden kara başlı ötleğenleri (Sylvia atricapilla) ile yaptığı araştırmalar sırasında, iki ayrı soya mensup ötleğenden meydana gelen yavruların, göç yollarının ne analarının ne de babalarınınkine benzediğini, ikisinin arasında bir başka göç yolu bulduklarını belirledi.
Mesela, annenin göç yolu İspanya-Cebelitarık üzerinden Fas, babanınki Yugoslavya-Türkiye üzerinden Mısır ise, bunlardan meydana gelen yavruların Tunus üzerinden geçen ortalama yolu tercih ettikleri tesbit edildi. Böylece bu davranışların, kuşların genetik yapısına daha önceden yazılmış ve irsi olduğu ortaya kondu.

Bütün bunlara rağmen kuşların çoğu zaman göç yollarını değiştirdikleri ve bunda genetik unsurların yanısıra bazı çevre faktörlerinin de etkili olduğu bilinmektedir. Mesela, kuşların yemesi için pencerelerde kırıntıların bulundurulmasının adet olduğu Büyük Britanya, Almanya'dan sıcak bölgelere göç eden kuşları çekebilmektedir.
Çeşitli deneyler genç kuşların içgüdüsel bir yön duyusuna sahip olduklarını ve buna uyduklarını, yaşlı ve tecrübelilerin ise harikulade bir pusulaya ve yerlerinden uzaklaştırıldıklarında dahi rota değiştirip doğru yolu bulabilme yeteneğine sahip olduğunu göstermektedir.

arkadaşlar bunu bir yerde okudum ve benim hoşuma gitti sizlerle paylaşmak istedim...(ALINTIDIR)

feridun berin
11.Haziran.2009, 09:34
Çetin kardeşim paylaşım için teşekkürler ilgimi çekti bende okudum çok güzel . Sağlıcakla kal.

fevzi dursun
11.Haziran.2009, 09:38
yeryüzünde bulunan tüm canlı ve cansızlar bir Mucize gibi, kerameti de, yaratan Allahü teâlâdır.. rabbim bir canlıyı yaratmışsa rızkınıda önüne koymuştur. sen ne yaparsan yap o rızık bu dünyada seni bulur.. şükretmek lazım.

Sebahattin AVCI
11.Haziran.2009, 09:59
teşekürler Çetin usta

peki bende bişi sorayımmı size

erzurumlulara neden dadaş derler ? anlamı nedir http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/smiley.gif

çetin ekren
11.Haziran.2009, 10:04
bunun cevabını banamı soruyorsun sebo yoksa diğer arkadaşlaramı.....

çetin ekren
11.Haziran.2009, 10:17
Biraz uzun lâkin okurken Tebessüm edeceksiniz..

Gel dadaş sohbet edelim Gel dadaş seninle sohbet eyliyek
Ben söylim, sen dinle, yanlışsa düzelt
Eğri otursan da doğru (http://nedir.antoloji.com/dogru/) bir söz et
He dadaş, he gardaş, de hele bene,
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
Çengelköy, Bebek'te yalın mi vardi
Taksim, Osmanbey'de hanın mi vardi
Yohsa dadaş, Allah aklın mi aldi
He dadaş, he gardaş, de hele bene,
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
Boğaz sırtlarında arazin mi var
Hileli dartacah terazin mi var
Çoluh çoçuğuna garazın mi var
He dadaş, he gardaş, de hele bene,
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
Denize açılıp yatta mi yatdın
Sen bu İstanbul'un ne zevkin tattın
Ey gafil dadaşım, battıhca battın
He dadaş, he gardaş, de hele bene,
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
Kotran demirlemiş seni mi beyhler
Heç sene düşer mi yağma börekler
Bu goşuş, hay hengam, bu beyhlemeler
Çarşi, bazar, vitrinler, derden dert eyhler
He dadaş, he gardaş, de hele bene,
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
Zifir garanlıhda işen gidersen
Trenler bir mahşer, vapur cendere
Otobüsü, minibüsü gör hele
Bostanci neresi, Topgapi nere
Ey dadaş, ey gardaş de peki hele
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin

İlice'de* çadır gurmuş, yatirdin
Semavarın fokur fokur gaynardi
Bar dutardın, her bir zerren oynardi
Şanın itibarın, para (http://nedir.antoloji.com/para/)n da vardi
Ey dadaş, ey gardaş de peki hele
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
(*Ilıca, Erzurum'un ilçelerinden birisidir) (02.01

Recep DÖNMEZ
11.Haziran.2009, 10:41
Çetin Kardeşim ilgi ve bıkmadan okudum yazını..
Gerçekten ilginç ve faydalı bilgiler.....
Allah mutlaka yarattığı varlıklara birçok özellikler vermiştir.
Bu özelliklerin bazıları bilinir bazıları ise kuşların bu göç
olaylarında olduğu gibi milyonlarca yıl gizemini korur......
Saygılar.....

11.Haziran.2009, 12:06
abi eline emeğine sağlık...Allah tan göç ediyorlar abi yoksa biz avcılık yapamazdık :) bana kalırsada bilim ne kadar uğraşırsa uğraşsın kuşların o mükemmel sırrını çözemezler...

11.Haziran.2009, 13:07
güzel ve yararlı bir paylaşım olmuş ellerinize sağlık...

Sebahattin AVCI
11.Haziran.2009, 23:11
Dadaş ustam http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/cheesy.gif

bu güzel göç sunumundan sonra dadaşlara özel bu güzel şiiri dadaş dilinden biraz zor okudum ama güzeldi

bişi daha sorayım hele dadaş sen bırak istanbulu sen bu avkoliğe neden geldin http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/cheesy.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/cheesy.gif

saygı ve sevgiler .

feridun berin
12.Haziran.2009, 03:14
Sebahattinim o dadaşda bizim gibi kafayı yemiş yoksa avkolikte ne işi olurdu. Çetinim kuşlar neden göç eder bizleri heyecanlandırmak, delirtmek, tahrik etmek için herhalde hahahaha. Kalın sağlıcakla.

İBRAHİM AKKAYA
12.Haziran.2009, 13:42
İŞTE ELE…..
Seni ele seviremki, diyecehsinki niye? ne bilem işte ele..
Seni görende içim bir hoş oliiir, ölir, ölir, ölirem
Ahşam oliiir,davar gelir ahirler dolir, sayirem sayirem biri ehsik
Bir daha sayirem, birde bahiremki tamam.

Ama üzilirem diyecehsinki niye?
işte ele. Ahşam oliir, sekide ekmek yiyirem
civil lavaşi dürüm edir , tam başlirem
sen ahlıma gelirsen ,boğazımda

düğümleniğir, yiyemirem
gene diyeceksin ki

niye? iş de ele

Anam örtüleri serir, gendi gendimi yiyirem
o da gidir, külli bi çare galirem
gözlerim süzülür uyuyacağam uyuyamiğrem
gafam garışir, yüreğim sıkışır yatamirem
gene diyirsen niye? işte ele

Guşluğa doğri dalirem hayal hülya görürem
sanki yanımdasen sevinir sevinir bi hoş olirem
birde ayıliram ki yastığa sarilmişem
diyeceksan ki niye?, amaaaaan işte ele

Sabah oliiir, horozlar ötir gün doğir
gahirem tavuhlara, çuluhlara yem verirem
çuluhlari dutiiiir dutiir öpirem
onlari bile sana benzedirem sakgın deme niye?
Gün gibi gelir ay gibi gidirsin, beni yiye yiye bitirirsen
hep ömrümden götürürsen, seni sevdiğimi de çoh eyi bilirsen
diyirsenki niye? bilirsenki işte ele

Babam beni gapıya goymir diyirsen,

eyi helt yiyirsen
Gomşulara, emin, bibin, ezen gile gidirsen
medem ele çıh, gel dama! yüzün görim buda bene yeter, sakgın deme niye?
İşte eleee…

İBRAHİM AKKAYA
12.Haziran.2009, 16:21
Dadaş sözcüğü da (Farsça dert anlamına gelmektedir) + daş (Türkçe'de ortaklık,paylaşma anlamları veren yapım eki) tan türemiştir.Yani Dadaş 'derttaş,aynı derdi paylaşan' anlamlarına gelmektedir. ((Farsça dert anlamında bir da sözcüğü yoktur. Dadaş da Türkçe büyük kardeş demektir. Farsça da da Türkçeden alıntı olarak aynı anlamda kullanılır. Dadaş kelimesi Azerbaycan ve Türkmenistan Türkçelerinde de aynı şekilde kullanılır.)

bilmiyenler öğrensin yani kısaca zor iklim şartlarına birlilte göğüs geren derttaşlar.
Hele dadaş hoşmusun dolumusun boşmusun
Ayakların yan basyor
Yoksa sen sarhoşmusun Türkce sözlükten alıntıdır

feridun berin
13.Haziran.2009, 02:50
İbrahim kardeş şiirin ve dadaşın açıklamsı ile ilgili bilgilerin için çok sağol eline emeğine sağlık. Kal sağlıcakla.

çetin ekren
13.Haziran.2009, 07:50
ibrahim abi çok sağol....nede güzel açıklama yapmışsın abi eline koluna sağlık ve araştırmandan dolayıda ayrıca minnettarım abi....

sebo AVKOLİK te ne işim var açıklayayım gardaş sana....beni bu siteye Emre AVCI arkadaşımız,dostumuz üye yaptı....bu kadar kendinize bağlayacağınızı bilmiyordum ve ipin ucu buralara kadar geldi....ha şikayetim varmı tam aksine hoşnutluğum var sizlerle paylaşımda bulunmak bana mutluluk veriyor....iyiki varsınız iyiki hayatımdasınız.....

Yusuf
13.Haziran.2009, 09:47
yeryüzünde bulunan tüm canlı ve cansızlar bir Mucize gibi, kerameti de, yaratan Allahü teâlâdır.. rabbim bir canlıyı yaratmışsa rızkınıda önüne koymuştur. sen ne yaparsan yap o rızık bu dünyada seni bulur.. şükretmek lazım.



“Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiç bir kuş yoktur ki, onlar da sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz Kitabta hiç bir şeyi eksik bırakmamışızdır. Sonra onlar Rablerinin huzuruna toplanacaktır.” (el-En’âm / 38)