PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : UNUTULMUŞ TARİHİMİZDEN BİR ESİNTİ '' YATAĞAN PALASI''



03.Ekim.2009, 22:14
Yatağan döneminde yaygın olarak 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar kullanılmış meşhur ve etkili bir tür kılıçtır. Yabancılar arasında Türk Kılıcı, halk arasında Kulaklı olarak da bilinir. Kılıcın ağırlık merkezi, uç tarafındadır. Kılıç yapımında Türk eğrisi olarak bilinen açısı ve ideal vuruş şekli diğer kılıçlardan farklı olduğu için kullanımı zordur. Ama iyi kullanan birinin elinde bu pala tahrip ve keski gücü, çağdaşı kılıçlardan çok yüksektir.
Yatağanlar, herhangi bir kılıcın savunma ve saldırı görevini yapmakla beraber biçim, yapı ve ölçü yönünden birçok farklılık taşır. Beyaz veya siyah kemik, fildişi, ahşap ya da boynuzdan yapılan kabzanın baş kısmı iki geniş kulak şeklinde sağa ve sola ayrılır. Bunlar yatağanın hamle sırasında elden çıkmasını önledikleri gibi silaha ayrı bir estetik görünüm verir. Bu görünüm nedeniyle halk arasında Kulaklı diye adlandırılır.
Osmanlı’da yeniçerilerin, leventlerin ve efelerin kullandığı bir silah olan yatağan palası, kını içerisinde belde, kuşağa veya silahlığa sokulmuş olarak taşınırdı. Boyları 60-80 cm arasındadır. Yatağanlar ve yatağan kınları üzerinde de kılıçlarda olduğu gibi çeşitli bitkisel geometrik motifli süslemeler yapılmış, kartuşlar içerisinde kitabelere yer verilmiştir. Yatağan'da motifler ve yazılar bazen bir şiir bazen bir özlü söz olmakla beraber çoğunlukla ayetler, pala sahibinin ismi, dualar ve kılıcı yapan ustanın mührü ile yapım tarihi görülmektedir. Üzerlerinde çoğunlukla kan oluğu da bulunurdu. Yatağanın ağzının çok keskin olmasından dolayı zamanla bir kullanım kültürü gelişmiştir. Örneğin yatağan sahibi, karşısındaki kişi zayıf ise yatağanın keskin ağzı ile değil de palanın kesmeyen sırtı ile müdahale ederdi.
Yatağan’ın namlu motifleri kılıcın üzerine işlenirken genellikle iki yöntem kullanılırdı: İlk yöntemde, kakma sanatıyla motifler yapıldıktan sonra oluşan boşluklar erimiş altın veya gümüşle doldurulur, son olarak yüzey taşlanarak düzgünleştirilirdi. Ancak bu yönteme az rastlanılır, motifler genellikle gümüş olduğundan ikinci yöntem uygulanırdı. Bu yöntemde istenilen motifin şekli ince bir gümüş tele verildikten sonra kılıcın üzerine işlenirdi.






http://img8.imageshack.us/img8/9673/olg472721.jpg http://img203.imageshack.us/img203/2047/yataganoal.jpg http://img3.imageshack.us/img3/6412/picture1kr.jpg http://img10.imageshack.us/img10/999/suc244.jpg http://img202.imageshack.us/img202/8338/yatagan4.jpg
http://img202.imageshack.us/img202/1536/yatagan80cm.gif

04.Ekim.2009, 00:28
Gürkan bey; Yatağan palası ile ilgili bilgi paylaşımı tarihimizden alıntıları görmek çok güzel hele birde sizin gibi genç bir kardeşimizin tarihle içiçe olması çok güzel lezzet katıyor,emeğinize yüreğinize sağlık,her zaman enstantaneler görmek isteriz,sevgi ve saygılarımla,esen kalın

Osman KARATEPE
04.Ekim.2009, 15:08
Ellerine sağlık kardeşim çok güzel bi paylaşım...

Recep DÖNMEZ
05.Ekim.2009, 08:21
Gürkan kardeş! paylaşım için teşekkürler...
Bizlere şanlı tarihimizden kalan değerli emanetlerden
biri olan "YATAĞAN PALASI" nı tanıttığın için birkez daha
teşekkürler...
Özellikle Ecdadımızın örnek davranışı;

"Yatağanın ağzının çok keskin olmasından dolayı zamanla bir kullanım kültürü gelişmiştir. Örneğin yatağan sahibi, karşısındaki kişi zayıf ise yatağanın keskin ağzı ile değil de palanın kesmeyen sırtı ile müdahale ederdi. "

hususu çok önemli!!!!!
Saygılar....