PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 23. Nisan U.E.Ç.B ve 26 Nisan 2010 Çernobil faciasının 24.Yıldönümü



23.Nisan.2010, 11:44
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk BayramıKabulü23 Nisan 1921[1]Ülkehttp://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/b4/Flag_of_Turkey.svg/22px-Flag_of_Turkey.svg.png (http://www.avkolik.net/wiki/Dosya:Flag_of_Turkey.svg) Türkiye Cumhuriyeti (http://www.avkolik.net/wiki/T%C3%BCrkiye_Cumhuriyeti)
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/1e/Flag_of_the_Turkish_Republic_of_Northern_Cyprus.sv g/22px-Flag_of_the_Turkish_Republic_of_Northern_Cyprus.sv g.png (http://www.avkolik.net/wiki/Dosya:Flag_of_the_Turkish_Republic_of_Northern_Cyp rus.svg) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (http://www.avkolik.net/wiki/Kuzey_K%C4%B1br%C4%B1s_T%C3%BCrk_Cumhuriyeti)Tarih 23 Nisan (http://www.avkolik.net/wiki/23_Nisan)[2]AnlamıAtatürk tarafından çocuklara armağan edilen, her yıl kutlanan uluslararası Türk ulusal bayramı[2][3][4]İlk23 Nisan Millî Bayramı - 1921[1]
Hâkimiyet-i Milliye Bayramı - 1935[1]
Çocuk Bayramı - 1927[5]
(Resmî) Çocuk Bayramı - 1982[6]Bu kutu:
gör
(http://www.avkolik.net/wiki/%C5%9Eablon:23_Nisan_Ulusal_Egemenlik_ve_%C3%87ocu k_Bayram%C4%B1) •
tartışma
(http://www.avkolik.net/w/index.php?title=%C5%9Eablon_tart%C4%B1%C5%9Fma:23_ Nisan_Ulusal_Egemenlik_ve_%C3%87ocuk_Bayram%C4%B1& action=edit&redlink=1) •

değiştir
(http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=%C5%9Eablon:23_Nisan_Ulusal_Egemen lik_ve_%C3%87ocuk_Bayram%C4%B1&action=edit)

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti (http://www.avkolik.net/wiki/T%C3%BCrkiye_Cumhuriyeti)'nin resmî tatil günlerinden ve ulusal bayramlarından (http://www.avkolik.net/wiki/Ulusal_bayram) biridir.[2] Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk (http://www.avkolik.net/wiki/Mustafa_Kemal_Atat%C3%BCrk) tarafından çocuklara armağan edilmiştir.[3] Aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (http://www.avkolik.net/wiki/Kuzey_K%C4%B1br%C4%B1s_T%C3%BCrk_Cumhuriyeti)'nin de resmî tatil günü ve ulusal bayramıdır.[7]
Bu bayram, TBMM (http://www.avkolik.net/wiki/TBMM)'nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Millî Bayramı ve 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla (http://www.avkolik.net/wiki/Saltanat%C4%B1n_kald%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1), önce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935'te 23 Nisan Millî Bayramı'yla birleştirilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti (http://www.avkolik.net/wiki/T.C._Ba%C5%9Fbakanl%C4%B1k_Sosyal_Hizmetler_ve_%C3 %87ocuk_Esirgeme_Kurumu)'nin 1927'de ilan ettiği ve ilki Atatürk'ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı'nın kendiliğinden birleşmesiyle oluştu.[1]
En son 1980 darbesi (http://www.avkolik.net/wiki/1980_darbesi) döneminde Milli Güvenlik Konseyi (http://www.avkolik.net/wiki/Milli_G%C3%BCvenlik_Konseyi), bu bayrama resmî olarak "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" adını verdi.[8]
Hakimiyet-i Milliye Bayramı (önceleri 1 Kasım, sonra 23 Nisan), saltanatın kaldırılışının ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM'nin açılışının egemenliği padişahtan (http://www.avkolik.net/wiki/Padi%C5%9Fah) alıp halka (http://www.avkolik.net/wiki/Halk) vermesini kutlamak amacını taşırken, Çocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımaktaydı. Günümüzde bayramda, yabancı ülkelerden çocuklar getirilmekte, çeşitli gösteriler hazırlanmakta, okullarda törenler ve çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.[4] Ayrıca 1933'te Atatürk'le başlayan çocukları makama kabul etme geleneği[6] günümüzde çocukların kısa süreliğine devlet kurumlarının başındaki memurların (http://www.avkolik.net/wiki/Memur) yerine geçmesi şeklinde devam etmektedir.[9]
Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (http://www.avkolik.net/wiki/T%C3%BCrkiye_Radyo_Televizyon_Kurumu), UNESCO (http://www.avkolik.net/wiki/UNESCO)'nun 1979 (http://www.avkolik.net/wiki/1979)'u Çocuk Yılı olarak duyurmasının ardından, TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği (http://www.avkolik.net/wiki/TRT_Uluslararas%C4%B1_23_Nisan_%C3%87ocuk_%C5%9Een li%C4%9Fi)'ni başlatarak, bayramı uluslararası düzeye taşımıştır.[4]



M. Kemal ATATÜRK bu günü bu milletin ve dünyanın tüm çocuklarına armağan ederken sanırım 26 Nisan 1986 yılında doğan ve bugünlerde o gün doğmanın acısını yaşayan insanların acısı unutulsun diye armağan etmedi.

Sırf birilerine şirin görünmek adına hataları untmamak ve yinelememek için geçmişimize sahip çıkalım. Bu dünya hepimizin ama en çok çocuklarımızın. Unutmayalım.


Çernobil faciasının 24. yılı

26 Nisan 1986 yüzyılın en kara günü
26 Nisan 1986′da Çernobil santralinin dördüncü ünitesinde yapılan bir deney sırasında meydana gelen kaza, yüzyılın en büyük nükleer faciası olarak tarihe geçti.
Kazadan sonra kuzey yarımküredeki hemen her ülkede radyoaktif kirlilik görüldü. Ancak rüzgarın yönü ve yağışlar nedeniyle bazı ülkeler radyoaktif maddelerden daha fazla etkilendi.

Çernobil’den kaynaklanan radyoaktif serpinti 160 bin kilometrekare toprağı kirletti.

Çernobil faciası sonrası radyoaktif madde taşıyan bulutlar Avrupa ülkelerinin yanı sıra Türkiye’ye de ulaştı.

Çernobil faciasının sonuçları, olayın üzerinden 21 yıl geçtikten sonra bile etkisini sürdürüyor.

Çernobil Nükleer reaktöründeki patlamanın sonucunda çevre ülkelere yayılan radyoaktif parçacıkların büyüklüğü ve etkileri üzerine kazanın üzerinden geçen yıllarda ciddi bilimsel araştırmalar ne yazık ki yapılmamış ve radyasyon seviyesini gösteren sayısal değerler açıklanmamış olduğundan patlamanın hemen sonrasında Türkiye üzerindeki etkilerle ilgili yeterli veriye ulaşmayı imkansızlaştırmıştır.

Türk Tabipler Birliği nin ilk baskısı Nisan 2006′da yapılan “Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye’de Kanser” başlıklı raporunda Çernobil ile Karadeniz bölgesindeki Kanser vakaları arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. Raporda Çernobil’deki patlama sonrasında oluşan radyoaktif bulutların 3 Mayıs 1986 Cumartesi günü Trakya’ya, 4-5 Mayıs günleri Batı Karadeniz’e, 6 Mayıs günü Çankırı üzerinden Sivas’a, 7-9 Mayıs tarihlerin Trabzon-Hopa’ya ulaştığı 10 gün sonra da tüm Türkiye’ye radyoaktif parçacıkların yayıldığı belirtilmektedir. Yine raporda hatırlatıldığı üzere dönemin yetkililerin Çernobil’in Türkiye’de üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı şeklindeki açıklamalarına karşılık radyoaktif değeri 600 Bq/kg’ın altında olduğu belirtilen ve İngiltere’ye ihraç edilen fındık İngiltere tarafından geri gönderilmiştir
Kanser Karadenizlilerin psikolojisini bozdu.

Karadeniz’de kanser vakalarında patlama yaşanıyor. Halk bunalımda. Karadenizliler bunu 24 yıl önce yaşanan ve halktan gizlenen Çernobil faciasına bağlıyor

Karadeniz, boydan boya ‘hastalıktan olma’ ölüm kokuyor. Karadeniz’in dağlara bir mısır tanesi gibi serpilmiş evlerinden oluşan küçük kasaba camilerinden her gün ‘ölüm nedeni aynı cenazeler’ kalkıyor. Kara yemişlerin, fındıklıkların ve çay bahçelerinin aralarında belli belirsiz kalmış mezarlıklar, artık yeni sakinlerini kabul etmekte zorlanıyor. Karadeniz’de hiç kimse, kendilerine ölüm taşıyan bu hastalığı bilinen adıyla anmıyor. Kanser, bu bölgede ‘kötü hastalık’ ‘mek çeşit’ ya da ‘Megal Hivonditun’ olarak adlandırılıyor. Karadenizli, ‘kanser’ kelimesini kullanmamaya çalışarak, çaresizliğinin orta yerine geleneksel bir tedbir koymaya çalışıyor. “Kötülükler dilden uzak olursa, bedenden de uzak olur” diye konuşuluyor.

“Çayları imha edin” denilen rapor görmezden gelindi
TAEK, 1987 yılından itibaren ölçüm sonuçlarının hızla düşerek doğal düzeylere indiğini, Karadeniz’deki radyoaktivite seviyelerinin insan sağlığı, ekosistem ve çevre güvenliği açısından bir risk oluşturmadığını savundu.
Ancak aynı dönemde Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) bilim adamlarının yaptığı bir araştırmada ‘çayların imha edilmesi gerektiği’ uyarısı yapıldı. Zira bilim adamları çayda kilogram başına 10 bin ton bekörel oranında radyasyon tespit etmişti.
Bu rapor dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral başkanlığında kurulan Türkiye Radyasyon Güvenliği Komitesi’ne (TRGK) sunuldu. Ancak Komite’de yer alan TAEK Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre ‘ölçümlerin hatalı, çayların temiz’ olduğunu savundu.

Bunun üzerine Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, 14 ağustos 1986’da YÖK’e yolladığı bir mektupla TRGK’nın bilgisi dışında radyasyonla ilgili yapılacak tüm yayınlara yasak getirdi. Mektup 28 ağustosta tüm üniversitelere gönderildi.
Bakan Aral: “Biraz radyasyon iyidir”
Radyasyonun etkileriyle ilgili yayınlara yasak getirilirken, halkı ‘rahatlatma’ kampanyası başlatıldı. Bakan Aral TV’ye çıkarak canlı yayında çay içti. Aral’ın akıllara kazınan bu görüntülerine “biraz radyasyon iyidir” sözleri eşlik etti.
Aral gazetelere verdiği demeçlerde de, ”dininize, imanınıza inandığınız gibi biliniz ki, Türkiye’de kesinlikle böyle bir tehlike mevcut değildir” diyordu.

Özal: “Radyoaktif çay daha lezzetli”
Dönemin Başbakanı Turgut Özal “radyoaktif çay daha lezzetlidir” diyerek basına poz verirken, Cumhurbaşkanı Kenan Evren “radyasyon kemiklere yararlıdır” diyordu.
Bakan’dan yıllar sonra gelen itiraf: “Gizledik”
Bakan Aral, 1992′de özel bir söyleşi sırasında şöyle dedi: “Hükümet gerçekten de Çernobil’in Türkiye üzerindeki etkileri konusundaki gerçekleri ve rakamları gizlemiştir.”
Çernobili unutmayalım unutturmayalım
Dünya tarihinde bugüne kadar yaşanan en büyük nükleer kazası “Çernobil faciası”nın 24.yıl dönümü
Unutmayalım unutturmayalım
http://img250.imageshack.us/img250/5694/adszer8qj9.jpg
http://forum.vatan.tc/26-nisan-2007-cernobil-faciasinin-21yildonumu-t7348.0.html Alıntıdır.

cemalreis
23.Nisan.2010, 13:16
(Özal: “Radyoaktif çay daha lezzetli”
Dönemin Başbakanı Turgut Özal “radyoaktif çay daha lezzetlidir” diyerek basına poz verirken, Cumhurbaşkanı Kenan Evren “radyasyon kemiklere yararlıdır”) diyordu.

Evet saygıdeğer Avkolikçi dostlar Türk olmayanların Türk milletine
gelecek musibetlerden nasıl zevk aldıklarının ıspatı.
Atasoy kardeş bu önemli hatırlatma için teşekkürler.

çetin ekren
24.Nisan.2010, 18:30
Ulaş kardeşim işlerden dolayı siteye şu ara pek aktif değilim konuyu yeni gördüm kusura bakma...
gerçektende bu içler acısı olaya facia diyoruz ama inan o bile yeterli gelmiyor dilime...fotoğraflara bakıpta içi parçalanmayan varmıdır...elbette vardır oda buna sebep olanlardır...bu insanların günahlarını nasıl ödeyecekler....
kendi adıma eğer bende cehennemliksem onlarla aynı cehennemde yanmak bana daha çok acı verir...