PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : AVCILIK AŞKI(Mustafa Özkan)



01.Ekim.2010, 13:45
AVCILIK AŞKI
Çevremdeki büyüklerimin birçoğunun avcı olmasından olsa gerek, bende çok küçük yaşlarda avcılığa merak sarmaya başladım. İlk av silahım sapandı. Ava giderken biri elimde diğeri boynumda olmak üzere çift sapan taşırdım, birinin lastiği kopar ise diğerini kullanmak için.
Uçar avını sapanla öğrendim desem yalan olmaz. 16 yaşıma geldiğimde, haftada 10 lira taksitle, 75 liraya ilk tüfeğim olan Huğlu marka, 16 tek kırmayı aldım. Ondan sonra günlerce gece yatağımın yanı başında bu tek kırma tüfeğim ile yattım.
Hayatının büyük bir bölümünü avlaklarda, özellikle ördek gümelerinde geçirmiş olan sevgili babacığım, önceleri tüfek almama çok kızmışsa da
Zaman geçtikçe arada bir beni de yanında ava götürmeye başlamıştı. Ateş bacayı sarmış, bundan sonra o önüne geçilmez tutku başlamıştı çok kısa bir süre sonra, fişekleri kendim doldurmaya başladım. O yıllarda av malzemesi sıkıntısı vardı. 50 gram dumansız barut almak için, av bayisin-den barutun yanında saçma ve tapa gibi bir sürü malzeme almak zorunda kalırdık, tüfek kapsülü zaten yoktu, Babam oyuncak tabanca mantarından kapsül yapmayı öğretti, bazen dolma tüfek kapsüllerini bile kullanıyorduk, hiç unutmam 1977 yılı Eylül ayında kapsülü patlamayan dolu fişeğin kapsülünü değiştirirken fişek elimde patlamış parmaklarım yanmıştı barut yanığının o günkü verdiği dayanılmaz acıyı dindirmek için elimi saatlerce derede akan serin suyun içinde tutmak zorunda kalmıştım. Hatta bir ara boru kurşunlarından saçma döktük, döktüğümüz saçmalar genelde kuyruklu çıkar kuyruklarını makasla keserdik, semercilerden aldığımız çıkıntı keçelerden tapa kestik, bunları yapmak bana çok eğlenceli gelirdi. Tüfekle ilk defa ava çıktığım yıllarımda, gençliğimin ve acemiliğimin verdiği hırs ve doyumsuzlukla benimde hatalarım elbette oldu, fakat bu bilmeden ve hilesiz bir şekilde cereyan etti, büyüklerimden duyduğum kadarı ile bilmeden yapılan yanlış hatadır, doğal karşılanıp affedilebilir, ancak bile, bile bu yanlışlara devam ettik mi, işte o affedilmez...
Ben bu yanlışları bırakalı uzun yıllar oldu, o zaman yaptıklarımı ise bir türlü kendime yediremedim ve bunları tecrübe eksikliği ve cahilliğime bağlıyorum, ama belirli bir olgunluğa erişince avcılığın kurallarına uymaya gayret göstermeye başladım ve geçen yıllar içinde gördüklerim ve yaşadıklarım beni yasalara saygılı, yasaklara duyarlı, yeri geldiğinde avcı, yeri geldiğinde korumacı yaptı. İnanın av yaşamı bambaşka bir yaşam, bundan kopmak bence mümkün değil, tabiata ve içindeki yaban hayatına aşık birisi olarak satırlarıma büyüklerimden duyduğum bir fıkrayla ve noktalamak geldi içimden.

Yaşı hayli ilerlemiş bir avcıya sormuşlar ; Avcılığı ne zaman bırakacaksın?
Artık yaşını başını aldın.
O da; Avcılığı ne zaman bırakacağımı bana sormayın, çünkü ne zaman öleceğimi bende bilmiyorum demiş..
Hoşçakalın, sağlıcakla kalın.
m.ozkanmilas@hotmail.com

01.Ekim.2010, 14:27
abi eline sağlık çok güzel anlatmışsın zevkle okudum dedelerimin anlattıkları aklıma geldi birden o da bize her zaman der sizin yaptınız avcılık şimdi kolay öncden gititiğimiz yerlere yol gitmezdi fişşek dersen hiç olmazdı herşeyi kendimiz yapardık köpek desen şimdikiler gibi değil devşirme köpeklerle avlanırdık siz şimdi sefa içinde avcılık yapıyorsunuz kıymetini bilin der...

Hüseyin ORHAN
01.Ekim.2010, 16:56
vay be dedim kendimce eskiden avlanmak meğer ne kadar zormuş şimdiki avcılar haylazlar desene :)

Mustafa abi gerçekten zevkle sonuna kadar okudum seninde dediğin gibi önceden doğru bildiğimiz ama öğrendikçe yanlış yaptığımızı artık kendimizi düzeltmemiz varsa çevremizdekileri uyarmamız gerekir. Bu harika paylaşım için teşekkürler....

çetin ekren
01.Ekim.2010, 17:18
ustan ağzına sağlık yazınızda kendimi buldum desem yeridir...bahsettiğiniz çoğu şeylere bende şahit olmuşumdur...
özelliklede el yapımı kapsüllere...limon kağıtlarından tapalar,nişadıra eritilip dökülen her ebattan saçmalar,atılmış boş kovanları toparlayıp tekrar kullanmalar vb.
ama belki inanmazsınız bana o günler daha zevkli geliyordu...atacağamız fişekleri kendimiz doldurur,bazan yanlışlıkla 2 ölçek barut koyar ya cin çarpmışa dönerdik yada barut koymayı unutur atıştan sonra tapayı namludan çıkarmaya çalışırdık...
ustam bizlere o günleri yad ettirdiğin için teşekkürler....

İbrahim ÖZEL
01.Ekim.2010, 19:45
Harika bir anlatım. Ders almamız gereken yönlerini görmek çok önemli. Ben saçmaları hiç kendim yapmadım. Ama çok fişek doldurdum ve hala bazı uçar avlarımda eski makinalarımla fişek doldurmaya devam ederim ve zevkle yaparım bu işi. Paylaşım için teşekürler abi.

veyselll
02.Ekim.2010, 17:57
abi agzına sağlık. gerçekten harika bir anlatım olmuş
hele helede biz gibi bayiden fişek seçerken 2 saat karşılaştırma yapan bizler için...

02.Ekim.2010, 20:05
Av ozaman harikaydı şimdi herşey var av yok.http://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gifhttp://www.avkolik.net/forum/Smileys/classic/grin.gif

Recep DÖNMEZ
03.Ekim.2010, 08:54
Ah be Mustafa Abim!!!
Aldın götürdün bizi mazilere,
aldın götürdün bizi eskilere,
aldın götürdün bizi yokluk günlerine,
aldın götürdün bizi garibanlık günlerine,
aldın götürdün bizi büyüğe saygı,küçüğe sevgi dolu günlere,
aldın götürdün bizi uçtan dolma yada en kıralı tek kırma,daha lüksü bir köyde belki
bir-iki çiftenin olduğu günlere...
aldın götürdün bizi kurşundan saçma döktüğümüz,gazeteden tapa yaptığımız,
kağıt fişekleri bantla yapıştırtığımız,kapsülleri maytaptan yaptığımız,yanyana iki-üç av
görmeden tetik kesmediğimiz,barut bulmak için av bayilerin kapısında beklediğiz günlere....
Öyle alıp götürdünki şimdi uyanınca koli koli fabrikasyon fişekleri,en son model otomatik ve
pozeleri,kutuplarda bile insanı üşütmeyecek giysileri görünce belkide geçmişi bir tebessüm
ile anımsayacağız. Ama inanıyorumki;
O eskilerin saygısını,sevgisini,tadını,tuzunu,heyecanını asla ve asla bulamayacağız...
Saygılar ve selamlar...

05.Ekim.2010, 11:05
Bende sizlere teşekkür ederim sevgili kardeşlerim, önemli olan zamanında bizlerin yaşayarak aldığımız dersleri yeni neslin ciddiye alarak doğamız ve içindeki yaban hayatının değerini bilmesi ve ona göre hareket etmesi.
Milas'tan selamlar