16.Aralık.2010, 09:34
CEP TELEFONU ÇIKTI, MERTLİK BOZULDU…
Bu Av Dönemini 14 Ağustos 2010 tarihinde 1. Grup kuşların avı ile açtık ve o tarihten itibaren keklik ve tavşan katliamı da başladı…
2010-2011 Av Dönemi İl Av Komisyonu toplantısında 1. Grup kuşların açılış tarihini 28 Ağustos 2010 olarak, 2. Grup kuşların bitiş tarihini MAK ‘ta alınan kararlardan bir hafta önce yani 16.01.2011 olarak belirlemiştik. Ama iş böyle olunca 14 Ağustos 2010 tarihiyle birlikte eli tüfekli caniler tüm gruplarda ava başladılar, yasalara uyan avcılar tabiî ki 2 Ekim 2010 beklediler ve ava çıktıklarında birçoğu tek bir fişek atmadan geri döndüler.
Avcı devletin koymuş olduğu kanun ve kurallara harfiyen uyan, zamansız ve hileli avcılık yapmayan bir korumacıdır. Oysa eli tüfekli şimdiki deyimle ”BOHÇACI” ise zamanlı zamansız yıl boyu avlanan, kalleşçe ve hileli avın her türlüsünü yapan, vuran öldüren bir katledicidir…
Gün be gün artan eli tüfekli baskısı, işin garibi her eli tüfeklinin adı “AVCI” olmuş, vur öldür, yok et, kökünü kazı.
Avcı mert’tir. Avcı dürüst’tür. Dürüst ve mert insan da hileye sapmaz. Bu gün av hayvanlarımızı bilinçsizce zamanız ve hile yoluyla katledersek bunun en büyük zararını kendimiz görürüz. Avcı olmayan başka biri eli tüfekli birilerini gördü mü “avcı” der çıkar işin içinden. Sonra da ülkemizdeki av hayvanlarının azalmasının doğal dengenin bozulup meraların sessiz soluksuz kalmasının suçunu gerçek avcılara yüklerler. Oysa avcı ve eli tüfekli arasında dağlar kadar fark vardır. Garipsediğim bir başka konu her eli tüfekliyi avcı zanneden halk ozanlarımız bile türkülerinde dahi hep “ ZALİM AVCI” içeriğini işlemiş…
Zamansız, sınırsız ve hileli avlanma sonucu doğanın süsü olan av hayvanlarımızın tükeneceği hiç birinin aklına gelmiyor. Dağlarında Kınalı kekliği ötmeyen bir yurda yurt denir mi?
Şimdiye dek avın azalmasında ki sebepler zehirli tohumlar, gübreler, atıklar, yumurta toplama, subaşı bekleme, yemleme, kafes avı ve far avıydı. Şimdi başımıza bir de teknoloji çıktı…
Teknolojinin nimetlerinden faydalanmak biz insanlar için güzel bir şey.
Bir örnek:Cep telefonu.
Hele, hele cep telefonu, gerekli yerlerde kullanıldığı takdirde harika bir alet.
Ancak bu gidişle cep telefonları yüzünden dağlarımızda keklik kalmayacak! Çünkü sabah ötümünde cebine kaydettiği keklik sesini öttürüp de avlanan eli tüfekli sayısı hiçte az değil.
Onlar yüzünden kekliklerimiz her geçen gün azalmakta…
Yani cep telefonu çıktı, avcılıkta da mertlik bozuldu!
Yarına mı? Ben den sonrası tufan.
Teknoloji denilen bu canavar bir gün gelecek, tabiat ve içindeki güzelim canlıları toptan yok edecek…
Bu işler düzelir mi? Hiç sanmam.
Çünkü doğru dürüst bir denetim yok, bu benim yöremde de başka bölgelerde de aynı. Yani her yerde aynı dert, kiminle konuşsam yeterli derecede denetim olmadığından yakınıyor.
Şimdiye kadar bir bölgeye bakmak için Doğa Koruma Milli Parklar Mühendisliklerine verilen bir araba iki memurla bu işler yürümedi, bundan sonrada yürümez de düzelmez de.
Bu işler bilgiden ve gözlemden yoksun masa başında ahkâm kesmekle hiç olmaz…
-Son sözüm: Her yıl Ocak ayında alınan AVCILIK BELGESİ HARÇLARI.
Yani biz avcıların kanayan yarası açıkçası avcıları kaçak ava iten bir uygulama!
Avcılık belgelerinin vize harçları beş yılda bir alınması yönünde alt kurulda karar alınmıştı…
Hani ne oldu?
Bu habere avcılarımız sevinmişti, ama oda unutuldu, unutturuldu!
Bu “Vatandaş nasıl yolunur” uygulamasından vazgeçilmezse benim derneğimdeki üyelerim gibi ülkemizdeki diğer avcı derneklerindeki AVCILIK BELGESİ iptalleri gün be gün çoğalacak! Zaten av yok avlak yok! Bir tane sulak alan göründü mü o saatte Önemli Sulak Alan yapılmakta…
Tüm dünya ülkeleri arasında göçmen kuşları korumada bizden başka GÜVENLİK GÖREVLİSİ yok mu?
Yıllardan beri tüm güney ege avcıları olarak yakınıyoruz BAFA GÖLÜ ava açılsın diye! Kimsenin umurunda değil, defalarca sorumlu bakanlıklara imzalı dilekçeler gönderdim çıktığım televizyon programlarında dile getirdim, dört yıl üst, üste katıldığım Merkez Av Komisyonu toplantılarında çalmadığım kapı kalmadı ama çare yok! Neymiş efendim tabiat parkıymış…
Peki bu nasıl TABİAT PARKI?
Bildiğim kadarıyla tabiat parkı olan yerde balıkçılık yapılmaz, kaçak av yapılmaz, göle sıfır karayolu geçmez, Zeytinyağı fabrikalarının atık suları göle akmaz, etrafını çevreleyen arazi hazinenin olur ama Bafa Gölünde ki bunun tam tersi…
Bafa gölünün ava açılması demek dağdaki keklik ve tavşanın artması demek, Bafa gölünün ava açılması demek can çekişen av sektörünün nefes alması demek, Bafa gölünün ava açılması demek tüm ege bölgesi avcılarının ortaklaşa yakarışları demek…
Rasgele.
m.ozkanmilas@hotmail.com
Bu Av Dönemini 14 Ağustos 2010 tarihinde 1. Grup kuşların avı ile açtık ve o tarihten itibaren keklik ve tavşan katliamı da başladı…
2010-2011 Av Dönemi İl Av Komisyonu toplantısında 1. Grup kuşların açılış tarihini 28 Ağustos 2010 olarak, 2. Grup kuşların bitiş tarihini MAK ‘ta alınan kararlardan bir hafta önce yani 16.01.2011 olarak belirlemiştik. Ama iş böyle olunca 14 Ağustos 2010 tarihiyle birlikte eli tüfekli caniler tüm gruplarda ava başladılar, yasalara uyan avcılar tabiî ki 2 Ekim 2010 beklediler ve ava çıktıklarında birçoğu tek bir fişek atmadan geri döndüler.
Avcı devletin koymuş olduğu kanun ve kurallara harfiyen uyan, zamansız ve hileli avcılık yapmayan bir korumacıdır. Oysa eli tüfekli şimdiki deyimle ”BOHÇACI” ise zamanlı zamansız yıl boyu avlanan, kalleşçe ve hileli avın her türlüsünü yapan, vuran öldüren bir katledicidir…
Gün be gün artan eli tüfekli baskısı, işin garibi her eli tüfeklinin adı “AVCI” olmuş, vur öldür, yok et, kökünü kazı.
Avcı mert’tir. Avcı dürüst’tür. Dürüst ve mert insan da hileye sapmaz. Bu gün av hayvanlarımızı bilinçsizce zamanız ve hile yoluyla katledersek bunun en büyük zararını kendimiz görürüz. Avcı olmayan başka biri eli tüfekli birilerini gördü mü “avcı” der çıkar işin içinden. Sonra da ülkemizdeki av hayvanlarının azalmasının doğal dengenin bozulup meraların sessiz soluksuz kalmasının suçunu gerçek avcılara yüklerler. Oysa avcı ve eli tüfekli arasında dağlar kadar fark vardır. Garipsediğim bir başka konu her eli tüfekliyi avcı zanneden halk ozanlarımız bile türkülerinde dahi hep “ ZALİM AVCI” içeriğini işlemiş…
Zamansız, sınırsız ve hileli avlanma sonucu doğanın süsü olan av hayvanlarımızın tükeneceği hiç birinin aklına gelmiyor. Dağlarında Kınalı kekliği ötmeyen bir yurda yurt denir mi?
Şimdiye dek avın azalmasında ki sebepler zehirli tohumlar, gübreler, atıklar, yumurta toplama, subaşı bekleme, yemleme, kafes avı ve far avıydı. Şimdi başımıza bir de teknoloji çıktı…
Teknolojinin nimetlerinden faydalanmak biz insanlar için güzel bir şey.
Bir örnek:Cep telefonu.
Hele, hele cep telefonu, gerekli yerlerde kullanıldığı takdirde harika bir alet.
Ancak bu gidişle cep telefonları yüzünden dağlarımızda keklik kalmayacak! Çünkü sabah ötümünde cebine kaydettiği keklik sesini öttürüp de avlanan eli tüfekli sayısı hiçte az değil.
Onlar yüzünden kekliklerimiz her geçen gün azalmakta…
Yani cep telefonu çıktı, avcılıkta da mertlik bozuldu!
Yarına mı? Ben den sonrası tufan.
Teknoloji denilen bu canavar bir gün gelecek, tabiat ve içindeki güzelim canlıları toptan yok edecek…
Bu işler düzelir mi? Hiç sanmam.
Çünkü doğru dürüst bir denetim yok, bu benim yöremde de başka bölgelerde de aynı. Yani her yerde aynı dert, kiminle konuşsam yeterli derecede denetim olmadığından yakınıyor.
Şimdiye kadar bir bölgeye bakmak için Doğa Koruma Milli Parklar Mühendisliklerine verilen bir araba iki memurla bu işler yürümedi, bundan sonrada yürümez de düzelmez de.
Bu işler bilgiden ve gözlemden yoksun masa başında ahkâm kesmekle hiç olmaz…
-Son sözüm: Her yıl Ocak ayında alınan AVCILIK BELGESİ HARÇLARI.
Yani biz avcıların kanayan yarası açıkçası avcıları kaçak ava iten bir uygulama!
Avcılık belgelerinin vize harçları beş yılda bir alınması yönünde alt kurulda karar alınmıştı…
Hani ne oldu?
Bu habere avcılarımız sevinmişti, ama oda unutuldu, unutturuldu!
Bu “Vatandaş nasıl yolunur” uygulamasından vazgeçilmezse benim derneğimdeki üyelerim gibi ülkemizdeki diğer avcı derneklerindeki AVCILIK BELGESİ iptalleri gün be gün çoğalacak! Zaten av yok avlak yok! Bir tane sulak alan göründü mü o saatte Önemli Sulak Alan yapılmakta…
Tüm dünya ülkeleri arasında göçmen kuşları korumada bizden başka GÜVENLİK GÖREVLİSİ yok mu?
Yıllardan beri tüm güney ege avcıları olarak yakınıyoruz BAFA GÖLÜ ava açılsın diye! Kimsenin umurunda değil, defalarca sorumlu bakanlıklara imzalı dilekçeler gönderdim çıktığım televizyon programlarında dile getirdim, dört yıl üst, üste katıldığım Merkez Av Komisyonu toplantılarında çalmadığım kapı kalmadı ama çare yok! Neymiş efendim tabiat parkıymış…
Peki bu nasıl TABİAT PARKI?
Bildiğim kadarıyla tabiat parkı olan yerde balıkçılık yapılmaz, kaçak av yapılmaz, göle sıfır karayolu geçmez, Zeytinyağı fabrikalarının atık suları göle akmaz, etrafını çevreleyen arazi hazinenin olur ama Bafa Gölünde ki bunun tam tersi…
Bafa gölünün ava açılması demek dağdaki keklik ve tavşanın artması demek, Bafa gölünün ava açılması demek can çekişen av sektörünün nefes alması demek, Bafa gölünün ava açılması demek tüm ege bölgesi avcılarının ortaklaşa yakarışları demek…
Rasgele.
m.ozkanmilas@hotmail.com