çetin ekren
25.Aralık.2010, 09:02
Negüzel cahildik;
Televizyon yoktu.
Gazete de her zaman olmazdı. Öylegüzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç! Dışarıda kar... Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki. Kuzinenin üzerinde demir maşa... kuzinenin üzerinde de ekmek dilimleri. Aydınlık bir kış sabahı...
ve kızarmış ekmek kokusu...
Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli. Ekmek herzaman ekmek gibi...
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kezolsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışverişmerkezlerinin restoran katlarında boğucu bir gürültü ve havasızlıkiçinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben nekadar yaşlıyım...
Dışarıda kar... İçeride kanaat... İçeride huzur...
televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki,keyfimiz bozulmazdı hiç! Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer,kokusuna râm olurduk.
Kestane közlemek büsbütün bir gecenin akıllaraseza mutluluğuydu. Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler,hatıralar...
Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici birmasal dünyası...
Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı,lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
Çay da kokardı... Domates de...
Bütünbu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.Dışarıda kar... İçeride huzur...
Zam endişesi, doğal gazın kesilmekorkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi... Kimin umurunda... Negüzel cahildik. Mutluluğun resmini çiziyorduk..
Televizyon yoktu.
Gazete de her zaman olmazdı. Öylegüzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç! Dışarıda kar... Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki. Kuzinenin üzerinde demir maşa... kuzinenin üzerinde de ekmek dilimleri. Aydınlık bir kış sabahı...
ve kızarmış ekmek kokusu...
Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli. Ekmek herzaman ekmek gibi...
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kezolsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışverişmerkezlerinin restoran katlarında boğucu bir gürültü ve havasızlıkiçinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben nekadar yaşlıyım...
Dışarıda kar... İçeride kanaat... İçeride huzur...
televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki,keyfimiz bozulmazdı hiç! Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer,kokusuna râm olurduk.
Kestane közlemek büsbütün bir gecenin akıllaraseza mutluluğuydu. Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler,hatıralar...
Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici birmasal dünyası...
Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı,lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
Çay da kokardı... Domates de...
Bütünbu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.Dışarıda kar... İçeride huzur...
Zam endişesi, doğal gazın kesilmekorkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi... Kimin umurunda... Negüzel cahildik. Mutluluğun resmini çiziyorduk..